Uzakdoğu'daki yakın dost: Malezya

  • Giriş : 05.12.2006 / 00:00:00

Malezya bugünkü huzuruna kavuşmak için epey bedel ödedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Güneşin batışını, Kuala Kedah’ın balıkçı köyündeki köprüden seyretmek bir başka güzel. Tarihte Malezyalı Müslümanlarla İngiliz sömürgecilerin ilk kez karşı karşıya geldikleri yer burası. Yerel Müslüman halk, İngiliz sömürgesine boyun eğmemek için savaşmış düşmanla burada; ama güçleri tükenince teslim olmuşlar. Savaştan sonra İngilizler yerleşmiş ülkeye, 1957’de Malezya’yı terk edinceye kadar da bu topraklarda kalmışlar. Bir dönemin savaş meydanında artık balıkçı tekneleri yüzüyor. Ağlar çoktan toplanmış ve denizden nasiplerini alanlar yavaş yavaş köşelerine doğru çekiliyorlar. Kuala, nehrin denizle birleştiği yere deniyor Malay dilinde. Kedah da nehrin ismi. Yani nehrin ağzı demek. Nehir, yüzlerce balıkçı teknesi için bir barınak. 500 balıkçı teknesi 5 bin kişinin karnını doyuruyor.

Malezya’da yeşil, farklı tonlara bürünerek çıkıyor karşımıza. Sürekli yağış alan bir bölge olduğu için ağaç yaprakları neredeyse hiç tozlanmıyor. Dolayısıyla parlayan ağaçlar, yeşili farklı farklı sunuyor. Malezya için Uzakdoğu’nun incisi diyebiliriz. Buranın halkına göre Asya’nın ta kendisi, gerçek Asya. 23 milyon nüfuslu ülkenin yüzde 55’ini Malaylar, yüzde 30’unu Çinliler ve yüzde 10’unu da Hintliler oluşturuyor. Nüfusun yüzde 55’i Müslüman. Budist, Hindu ve Hıristiyanların da yaşadığı ülkede yönetim Müslümanların elinde. Ülkedeki demokrasi anlayışı, hoşgörü ve diyalog üzerine kurulmuş. Malaycanın resmî dil olduğu ülkede İngilizce yaygın olarak kullanılıyor. Kişi başına düşen milli gelir, 9 bin dolar civarında. Ülkenin ekonomik durumu günden güne daha da iyiye gidiyor.

Malezya’da nereye bakarsanız bakın palmiye ağacı ve uçsuz bucaksız palmiye bahçeleri görürsünüz. Dünyanın palmiye yağı üretiminin yüzde 60’ının buradan karşılandığını düşünürsek, bu tropikal bitkinin Malezya ekonomisindeki yerini herhalde daha iyi anlarız. Zaten palmiyenin buradaki adı ‘altın meyve’. Malezya yılda 10 milyon tona yakın ham palmiye yağı üretiyor. Bunu iç piyasada tükettiği gibi önemli bir kısmını da Pakistan, Singapur ve Çin’e ihraç ediyor. Bizdeki ayçiçek ve zeytinyağının yerini burada palmiye yağı almış.

Federal Başkent Kuala Lumpur, modern ve yüksek binaları ile iş ve ticaret merkezi. 1992 yılında projesi başlayan ve 1996’da yapımı tamamlanan Petronas’ın ikiz kuleleri Malezya’nın gelişmişliğinin ve takdir edilecek başarısının sembolleri gibi yükseliyor. Her milletin bayrak sevgisi vardır. Malezya insanının bayrak sevgisi onlara dünyanın en yüksek bayrak direğini yaptırmış. Bayrak direği tam 100 metre yüksekliğinde.

Müslümanlar için ‘helal’ lokanta

Şehrin bazı bölgelerinde akşam yemeği hâlâ geleneksel usullerde devam ediyor. Tropikal iklimin gereği sıcak havada insanlar akşamları dışarıda karınlarını doyuruyorlar. Buna bir de yıllardır süregelen âdetler ve gelenekler eklenince insanlar akşam yemeği için kendilerini evden dışarı atıyor. Böylece sokaktaki seyyar lokantalar da dolup taşıyor. İlginçtir sokakta Müslümanlar için helal lokantalar bile belirlenmiş. Bu lokantalar için özel bir yer ayrılmış. Müslümanlar geldiklerinde hemen bu bölüme geçiyorlar. Çin yemeklerini arzu edenler de yan taraftaki küçük lokantalara doğru yöneliyorlar. Kuala Lumpur’da ülkeye has farklılıkları göreceğiniz mekânların sayısı bir hayli fazla. Örneğin, Seri Malayu isimli lokantada akşam yemeğinizi yerken bile ülke kültürüne dair gösteriler izleyebiliyorsunuz. Beş yıldızlı otellerin birinde sabah kahvaltısı sırasında pilav yemeyi tercih edenler bile var.

Türbanlı öğrenciler okullarda

Malezya’da camiler, Hindu, Budist tapınakları ve kiliseler, farklı din mensuplarının barış içinde aynı ülkede yaşayabildiklerini gösteriyor. Camiler, şehirlerin en güzel ve ilk etapta göze çarpan yerlerine inşa edilmiş. El-Buhari Camii Kuala Kedah’ta. Şehrin en büyük camii. Kimsesiz çocuklar için bakımevi ve aynı zamanda yakını olmayan yaşlılar için sağlı sollu özel kompleksler kurulmuş bu camide. Diyalog ve hoşgörünün hakim olduğu ülkede başörtüsü gibi problemlere hiç rastlanmıyor. Başı açıklar kadar başı kapalılar da ülkenin resmî kurumlarında çalışabiliyor. Türbanlı öğrenciler, liselerde, üniversitelerde özgürce okuyabiliyor. Diğer dinlere mensup insanlar da Müslümanların yaşadığı özgürlüklerin aynısına sahip.

Düğünde nikâh şekeri yerine yumurta

Başkentin hemen yakınındaki bir yerleşim bölgesinde yerel bir Malay düğünü var. Aslında günümüz dünyasında düğünler hep Batılı tarzda olduğu için dünyanın neresinde olursa olsun genelde bir değişiklik göremiyorsunuz. Fark ancak geleneklerini yaşatmak isteyen ailelerde ortaya çıkıyor. Zenginlerin oturduğu bir semt burası. Düğün olduğu daha o sokağa girer girmez anlaşılıyor. Gelin ve damat tamamen geleneksel giysiler içindeler. Damadın boynunda bir kolye ve belinde de bir kılıç var. Bu kılıç aynı zamanda erkekliğin de simgesi. Gelinin ellerine kınalar yakılmış. Geleneklerin yaşatılması, toplumların korunması adına güzel bir düğündeyiz. Çift, yavaş yavaş yerel sazlar eşliğinde evlerine doğru yürüyorlar. Evin kapısına yaklaşılınca yine âdetlere göre bir erkek çıkıyor ve bir gösteri yapıyor. Hareketlerle, erkeğin aileyi savunan kişi olduğu ve ömrü boyunca da eşini her türlü tehlikeden koruyacağı anlatılıyor. Damat ve gelin için özel olarak hazırlanmış sofrada, gelinin babası, annesi ve kardeşleri oturuyor. Düğün evi de çevreye “bu evde şenlik var, düğün var” diyebilmek için işaretler konuyor. İşaretlere “Bunca mangaru” diyorlar. Bu aynı zamanda “hoş geldiniz” anlamını taşıyor. Asıl düğün, kız evinde yaşanıyor. İlginçtir nikâh şekeri olarak düğünde yumurta dağıtılıyor. Bu ülkedeki âdetlere göre yumurta verimliliğin, doğurganlığın sembolü. Gelen misafirlerin hepsine yumurta veriliyor ve sepetler dolusu yumurta tükeniyor. Yumurtaları sardıkları tülün üzerindeki kâğıtta bir yazı var; “terima kesi”. Bir anlamda düğüne katılanlara teşekkür ediliyor.

Dikenler içinde bir meyve: Durian

Tropikal ülkelerde buraya özgü meyveleri tadamadan giderseniz bir şeyler eksik kalmış demektir. Malezya’da onlarca tropikal meyve var. Meyveler içinde en ünlüsü Durian. Kabuğu tamamen dikenler içinde. Bu meyveyi soymak ve parçalamak hiç de kolay değil. Keskin bir bıçakla yenilecek kısma ulaşılıyor. Durian’ı sevenler de var sevmeyenler de. Yolunuz Malezya’ya düşerse tropikal meyveleri deneyin, aralarında çok seveceğiniz birkaç tropikal meyve mutlaka çıkacaktır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious