Üzmez raporundaki bir 'imza' konuştu

Üzmez raporundaki bir 'imza' konuştu.13360
  • Giriş : 02.11.2008 / 22:02:00
  • Güncelleme : 02.11.2008 / 22:02:18

O rapor çok tartışıldı, rapora imza atan uzman ilk kez konuştu. 'Karım bile karara isyan etti' derken, bakın neler söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hüseyin Üzmez'i kurtaran tartışmalı Adli Tıp Kurumu raporunu hazırlayan uzmanların tehdit aldıkları ortaya çıktı. Rapora imza atan Prof. Dr. Seyfettin Uludağ, Üzmez raporuyla ilgili olarak karısından bile tepki aldığını söyledi. Prof. Uludağ, "kararımız doğru ancak bir baba olarak rahatsızım" dedi.

Bursa'nın Mudanya İlçesi'nde 14 yaşındaki B.Ç.'ye 'cinsel istismarda bulunduğu' suçlamasıyla tutuklanan ve hakkında Bursa 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde 25 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Vakit Gazetesi yazarı 76 yaşındaki Hüseyin Üzmez'in tahliyesini sağlayan Adli Tıp Kurumu raporu Habertürk'te tartışıldı.

Raporda imzası olan 6'ncı İhtisas Kurul üyesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Seyfettin Uludağ, Balçiçek Pamik'in sorularını yanıtlarken, rapordan sonra karısının bile kendisine tepki gösterdiğini söyledi. Prof. Uludağ, olaydan sonra bir çok kişi gibi kendisinin de ruh sağlığının bozulduğunu söyleyerek "Bir baba olarak yaşanan olaylardan rahatsızım; ancak hazırlanan raporla ilgili değil yaşanan olaylarla ilgili. Elinde çantasıyla kanal kanal geziyor. Peki medya, bu olaylarla ilgili raporu verenleri suçlarken, rahatsız olduklarını söylerken neden canlı yayına çıkarmak için koşturuyorlar. Evet tehdit altındayız, kamuoyunun tepkisi en büyük tehdit değil midir?" dedi.

İşte Uludağ'ın programdaki sözleri;

Rapor tacizi reddetmiyor: Burada verilen rapor, tacizi reddetmiyor. Bu çok önemli. İkincisi Uludağ Üniversitesi'nde verilen raporu da reddetmiyoruz. Orada veriler rapora da dikkat ederseniz şöyle bir ifade bulunuyor: Hastanın ağlaması, bu tür bir olaydan sonra beklenen bir olaydır. Kişinin bir aksiyete durumunun, daha şiddetli yaşadığını görüyoruz. Sonunda da (Uludağ Üniversitesi'nde hazırlarar rapor) bir cümle var ve "Mağdurenin bugünkü hali (anksiyete), yaşanan olayla doğrudan bağlanamaz diyor. Yani o durumun ortadan kalktığını mevcut anksiyete durumunun olmadığını söylüyor.

(Prof. Uludağ'ın bu sözlerine Pamir itiraz ediyor ve kendisinde bulunan raporda böyle bir cümlenin bulunmadığını söylüyor.)

Kurulda kimse karşı çıkmadı: Bu bulgular böyle olunca dolayısıyla kurul kararıyla, sonuçta şöyle düşünseydim. Suç işleyenin tarafını bilerek yani hislerime kapılsaydım, oraya şöyle bir gerekçe yazardım. Tıbbi bir gerekçe sunmam gerekiyor. Ben bunu sevmiyorum gibi bir gerekçe ortaya koyamayız. Böyle bir durumda tıbbi bir gerekçe ortaya koymamız mümkün değildir.

Üzmez'i o rapor kurtarmadı: Bu verilen karar sonrası, ilginin tahliyesini sağlamıştın deniliyor. Bu tamamen yanlış. Çünkü mahmece, mahkeme istediği kişiden bilirkişilik raporu isteyebilir. Veya farklı kişilerden farklı kurumlardan isteyebilir. Ve mahkeme bu istediği kişilerin herhangi birinin raporunu kabul edebilir yahut reddebilir. Mahkeme, Adli Tıp Kurumu'nun raporuyla ilgili kişiyi serbest bırakmıştır sözü yanlıştır. Çünkü mahkeme bir kanaat kullanmıştır. Mahkeme sadece kişinin tutukluluk halinin kaldırılmasına izin vermiştir, rapor bu karara dayanak teşkil etmemiş, mahkeme bir kanaat kullanmıştır.

B.Ç'ye ruhsal durumu iyi raporu veren Adli Tıp Kurulu üyesi Seyfettin Uludağ, Söz Sende özel yayınına katılarak şok açıklamalar yaptı. Balçiçek Pamir'in sorularını yanıtlayan Uludağ, Hüseyin Üzemez'e tahliye yolunu açan raporu değerlendirdi.

B.P : Kamuoyunu günlerdir meşgul eden bu rapor, hepimizi birazcık isyan ettiren bu rapor, altında sizin de imzanız var. Öncelikle şunu soracağım, rahatsızlık duyuyor musunuz bu rapora imza attığınız için?

S.U : Size çok teşekkür ediyorum. Böylesi çirkin bir olayla adımın anılmasından duyduğum rahatsızlığı dile getirmek için bana bu fırsatı verdiğiniz için, çok mutluyum.

B.P : Biz herkese söz sende diyoruz.

S.U : Ben, kamuoyu vicdanının ne kadar rahatsız olduğunu biliyorum. Ailemin ne kadar sıkıntı duyduğunu biliyorum, hep beraber. Yapılan olay çok çirkin olduğu için, karşı tarafın taciz olayı ile anıldığı için, bizim ismimiz de taciz olayı ile anıldığı için çok üzüldük. Konu ruh ve beden sağlığı, benim de ruh sağlığım bozulma noktasına geldi gerçekten. 

B.P : Kıza gerçi bozuk değildir diye rapor verdiniz ama sizinki bozuk anladığım kadarıyla.

S.U : Bir kere şu düşüncemi vurgulamak istiyorum; ben kadın hastalıkları ve doğum profesörüyüm. Kadın haklarına önem veren bir tarafım vardır, öyle olmalı, beni bir anne doğurdu. Benim bir karım var. Benim bir kızım var. Benim kardeşim var, çocuklarım var. Ülkemizin çocukları, kızları, kadınları var. Biz nasıl tacizden yana olabiliriz? Şunu vurgulamak istiyorum, bu tacizi yapanların en yüksek ceza ile cezalandırılmasını bende istiyorum. Türk Ceza Kanunu'nda yapılan son değişiklikle konuldu, beden ve ruh bozulduğu takdirde cezanın artırılması müeyyidesi. Ben bunu çok doğru buluyorum ama bu yasa konulurken tanımında bazı eksiklikler olduğunu düşünüyorum.   

B.P : Bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum. Sanki cinsel istismara veya tacize uğrayanların hiç etkilenmeme şıkkı varmış gibi, olabilir mi?

S.U : Olamaz. Ama yasa koyucu tanımlamayı net olarak yapmadığı için

B.P : Bu rapor hakikaten 3 günde mi hazırlandı?

S.U : Kesinlikle hayır. Olay gerçekleştikten hemen sonra Bursa'da muayenesi yapılıyor. Altı ay geçtikten sonra kalıcı bir sıkıntı varsa ruh sağlığı etkilenmiştir diyoruz. Nitekim bu kızımıza da olaydan yaklaşık 6 ay sonra bir muayene yapılmış. Bizim kurumumuza geliş tarihi 19 Eylül, raporun kurumumuzdan çıkış tarihi de 23 ya da 25 Eylül.

B.P : Bu iş nasıl yürür? Hepiniz görür müsünüz bu kız çocuğunu? Yoksa konuşur musunuz, yoksa önünüze gelen raporlara göre mi rapor düzenlersiniz?

S.U : Bir kere verilen raporda taciz olmamıştır diye bir şey yoktur. Zaten mahkeme tacizin olduğunu kabul etmiştir ve bize göndermiştir. Sorulan soru şudur; bu taciz eyleminden dolayı bu kızımızın ruh sağlığı ve beden sağlığı bozulmuş mudur? Bunun ötesinde başka hiçbir talepte bulunulmamıştır. Sadece mahkemenin sorduğu soruya cevap vermişizdir. Bu da 6. Kurul'un yetkisindedir, mahkemenin sorusuna cevap vermek.

B.P : Bunun cevabına göre tutuksuz yargılanmak üzere salı verildi.

S.U : Hayır, öyle olmadı. 6.Kurul'da bir başkanı vardır, psikiyatri uzmanı. Adli tıp uzmanı, çocuk cerrahi uzmanı vardır, profesör arkadaşımız. Üroloji uzmanı vardır, profesör. Bir doçent arkadışımız vardır. Ben kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyım. Bu bölümde başka uzmanlar, asistanlar birlikte çalışmakta. Dolayısıyla böyle bir vaka geldiğinde herkes kendi dalındaki bulguları toplarlar. Bu bilgiler toplanır, heyet toplandığında gerekirse muayene yapılır. Kişi sıkılgansa onu rahatlatacak ortamlar düzenlenir.

B.P : O kadar canımız sıkıldı ki...

S.U : Hepimizin, yaşanan olay çok çirkin bir olay. Kişinin tavırları çok olumsuz yaklaşımı var, hem olay öncesi hem olay sonrası. Hepimizi derinden yaraladı.

B.P : Siz mesela televizyonda gördüğünüz zaman seyrediyor musunuz?

S.U : Kapatıyorum. Görmeye dayanamıyorum. Fakat kurul kararı verilirken biz bunun tarafının kim olduğuna bakamıyoruz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*