'Üzmez yüzünden dışarı çıkamıyoruz'

'Üzmez yüzünden dışarı çıkamıyoruz'.11798
  • Giriş : 11.11.2008 / 15:17:00

Hesiyn Üzmez’in cinsel tacizine maruz kaldığı ifade edilen 14 yaşındaki B.ǒnin babası Bekir Ç., yaşadıklarını ve kızının çektiklerini analttı...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Cezaevinden henüz çıkan 76 yaşındaki adam ilk iş olarak Mudanya sahilindeki çay bahçesine gitti. Saat 22.00 sularıydı. Kameralar kurulmuş, spotlar yanmış onu bekliyordu zaten. Canlı yayın ekibi, yaşlı adamın ceketine takılan kulaklık ve mikrofonu son bir kez kontrol etti ve yayın başladı. İstanbul'daki stüdyodan genç spiker soruyordu: “Efendim, 14 yaşındaki B.Ç ile ilişkinizi açıklar mısınız?” Kulağı duymayan ve sık sık “Ne diyor bu” diye etrafındakilere soran adam soruları anladıkça hep aynı şeyleri söylüyordu: “Kim oluyorsun da beni sorguluyorsun… Müslümanları birbirine düşüremezsiniz… 14 yaşında bir kız benim dinime göre reşittir ve evlenebilir… Ben kimseden korkmam… Gazeteci vurmuş adamım…”

Bu canlı yayının gerçekleştiği 28 Ekim akşamını takip eden günler ve geceler boyunca, B.Ç'ye cinsel istismarla suçlanan ve yedi aydan fazla Bursa E Tipi Cezaevi'nde tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez farklı televizyon kanallarını gezdi, B.Ç ve ailesiyle ilgili konuştu. İşte o yayınlar sırasında, küçük kızın kaldığı Bursa Çocuk Esirgeme Yurdu'nda şu sahneler yaşanıyordu: “Hey, B., gel bak yine seninki çıkmış televizyona.” Yalnız ve üzgün kız, yurttaki yatağının üzerinde de sık sık konuyla ilgili gazete haberlerinin kupürlerini buldu.

Korku filmini andıran bu sahneler gerçek. Newsweek Türkiye'nin Bursa İnegöl'de bulup konuştuğu B.Ç'nin babası Bekir Ç. (soyadını küçük kızı korumak için kısaltıyoruz), son 10 günde gidip görüştüğü yurttaki kızından dinledi bunları. Kızının hep ağladığını, arkadaşlarının dalga geçmesine dayanamadığını ve bir an önce yurttan çıkmak istediğini söyleyen baba, “Hüseyin Üzmez konuştukça kızımın psikolojisi daha da kötüleşiyor. Söyledikleri tecavüzden ağır” diyor. Anne Livaze Ç.'nin de “B.Ç'yi erkeklere pazarlamakla” suçlandığı, ifadelerin sürekli değiştiği, avukatların birbirine karıştığı, çelişkili raporların ortaya çıktığı bu çocuk istismarı davasının Newsweek Türkiye'nin ulaştığı dosyasında net olan tek şey, kimsenin olayın baş mağduru küçük B.Ç'yi düşünmediği.

Baba Bekir Ç., olayın ortaya çıktığı 25 Nisan'da Üzmez'den şikayetçi olmuş, yargılamanın sonraki aşamalarında ise şikâyetini geri çekmişti. Bunun nedenini açıklarken, “Kızım ve eşimle konuştuktan sonra, Adli Tıp Kurumu'ndan gelen raporlar da fiili livatanın olmadığını gösterince ikna oldum” diyor ve şimdi asıl sıkıntısının parçalanmış ailesi olduğunu vurguluyor: “Üzmez'in açıklamaları yüzünden insan içine çıkamıyoruz. İnegöl'de yaşayamayız ama gidecek yerimiz ve durumumuz yok. Kızımı yurttan almak istiyorum.” Anne Livaze Ç., iki küçük erkek çocuğuyla birlikte şu an annesinin İnegöl'deki evinde. Baba ise evine hırsız gibi gidip geliyor. Gece eve girip gün ışımadan evden çıkıyor.

Konuyla ilgili karanlık pek çok nokta var. Bunlardan biri, Üzmez'in iddiaları karşısında aileden kimsenin karşı suçlamada bulunmaması. Bunun nedeni olarak gösterilen tehdit veya para ile susturulma iddialarını Baba Ç. reddederken, Üzmez'in akrabalarının kendisine maddi destek verdiğini kabul ediyor. Üzmez'in teyzesinin oğlu Şerif Aykız'ın maddi destek sunduğunu ve birikmiş kiralarını ödediğini söylüyor. Aykız da aileye her zaman yardım ettiğini “Bekir'i harçlıksız bırakmadım” sözleriyle doğruluyor.

Bekir Ç.'nin anlattıkları Üzmez'in yardımının parayla sınırlı olmadığını gösteriyor. Bekir Ç., davanın ilk safhasında Üzmez'in anne Livaze Ç.'nin savunulması için kendilerine avukat tuttuğunu, “bunun için gerekli vekâletnameyi avukat Bülent Demir'e bizzat kendisinin verdiğini” söylüyor. Öyle ki, son 10 gün içinde aynı avukatı televizyonlarda Üzmez'in yanında gördüğünde çok şaşırmış. Newsweek Türkiye'nin görüştüğü avukat Demir ise babayı “yalancılıkla” suçluyor. Aileden vekâletname aldığını ancak hukuki savunma anlamında bir girişimde bulunmadığını belirten Demir, anne Livaze Ç.'nin değil Üzmez'in avukatı olduğunu belirtiyor. Demir, vekâletnamenin başka bir amaç için verildiğini söylerken bunun nedenini açıklamıyor. Baba ise Üzmez'in kendilerine avukat tuttuğu konusunda ısrarlı. “Güya Bülent bizim avukatımız olacaktı.” Şu anda Üzmez'i bu davada üç avukat savunuyor ama anne Livaze Ç.'nin avukatı yok. B.Ç.'yi ise Bursa Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından görevlendirilen Selma Akala savunuyor.

Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davayla ilgili diğer karanlık nokta ise bugüne kadar basına yansımayan, ama 2008/249 numaralı dava dosyasında bulunan bir belge. Bu, 14 yaşındaki B.Ç.'nin kendi el yazısıyla kaleme aldığı iddia edilen bir metin. B.Ç, kendisinin psikolojik durumuna ilişkin rapor hazırlamakla görevlendirilen Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yeşim Taneli ile görüşmesinde başından geçenleri kendi el yazısıyla kaleme almış. Demir'in müvekkili Üzmez'i haklı göstermek için gösterdiği “gizli” ibareli belgede B.Ç. polisteki tüm ifadelerini baskı ve tehdit sonucu korkudan verdiğini, daha önceki hiçbir ifadesinin doğru olmadığını savunuyor, “Yalan söylemek zorunda kaldım” diyor. Dava sürerken bu konuda hiçbir şey söylemeyen baba Bekir de, görüşmemiz sırasında kızının tehdit edildiğini belirterek Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi'ni suçluyor. B.Ç.'ye “Patolojik düzeyde anksiyete ve depresyon bulgusu mevcut” raporu veren Dr. Taneli, mağdureye neden böyle bir yazı yazdırdığı ve bunu raporuna niçin ek olarak mahkemeye gönderdiğine ilişkin bir açıklama yapmak istemiyor. Aynı şekilde B.Ç'nin avukatı Akala da bu metindeki ifadeler hakkında konuşmak istemiyor. Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü yetkilileri ise küçük kızın hiçbir şekilde tehdit edilmediğini, yine de konunun araştırılacağını” söylüyor. Emniyet yetkilileri, babanın şikâyetini geri almasını ve küçük kızın emniyeti suçlayan ifadelerini de hayretle karşıladıklarını belirtiyorlar.

Bursa Emniyet Müdürlüğü Ahlâk Masası'na Livaze Ç.'nin küçük çocukları işadamlarına pazarladığına ilişkin gelen bir ihbarla başlayan davada telefonların dinlenmesi sonucu Hüseyin Üzmez'e ulaşılmıştı. Yedi ay süren davada, bekâret kontrolü ve akabinde hazırlanan raporla Üzmez'in B. Ç.'ye tecavüz etmediği anlaşıldı. Suçlama çocuk istismarına dönüştü ve bu yüzden mahkeme Üzmez'in tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Bir sonraki duruşma 16 Aralık'ta gerçekleşecek. O güne kadar yurttaki B.Ç televizyondan ve arkadaşlarından mümkün olduğunca uzak duracak.

Newsweek Türkiye

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*