Vahşet anlarını anlattılar!

  • Giriş : 25.04.2007 / 00:00:00

Malatya’da Zirve Kitabevi’nde 2’si Türk, 1’i Alman 3 kişiyi öldürdükleri gerekçesiyle tutuklanan 4 zanlı, ifadelerinde dehşet anlarını detaylarıyla anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle, Alman Tilmann Geske ile Uğur Yüksel ve Necati Aydın’ı katleden zanlıların ifadelerini Milliyet ele geçirdi. Zanlılar, olay öncesini, olay anını ve amaçlarını şöyle anlattılar:

EMRE PSİKOPATTI

CUMA ÖZDEMİR: Emre (Günaydın), sert ve psikopattı. Arkadaş grubumuzda ciddi ağırlığı vardı. Zirve Yayıncılık’ı hiç duymamıştım. Emre, 3 ay önce dinimizi, namusumuzu misyonerler yüzünden kaybedeceğimizi söyledi. Olay öncesi silah, cevşen, bıçak, çamaşır ipi alındı. Ben ve Hamit, "Başımıza bir şey gelirse, sorumluları Emre, Salih ve Abuzer’dir" diye mektup yazdık. 18 Nisan’da Ağbaba İş Merkezi’nin karşısındaki çay ocağında kahvaltı yaptık. Sonra arabanın içerisinde silah ve bıçaklar dağıtıldı. 09.00’da kitabevine çıktık, ama kimse yoktu.

ELLERİNİ BAĞLADIK

Camiye gidip ihtiyaçlarımızı giderdik. Sonra da Emre’nin babasının spor salonunda namaz kıldık. Geride kalanlara not yazdık. Yeniden kitabevine gittik. Emre, Necati isimli şahsa sorular sordu.

Necati de (Hz.) Muhammed diye bir peygamber olmadığını söyledi. Emre’nin talimatıyla hepsinin ellerini arkadan bağladık. Emre, bir havluyu üçe bölerek, ağızlarına koydu. "Beni tanıyorlar, öldürmeden gitmem" dedi.

Necati’yi boğarak öldürmesini söylediği Salih bunu yapamayınca, Emre bıçağı kafa tarafına sapladı. Sesi kesilince yüzüstü yatan Alman şahsın üzerine çıktı ve Salih adamı tutarken, boyun kısmına bıçak sapladı. Onun da sesi kesildikten sonra Emre, Uğur’a "Seni öldürmeyeceğiz, yanımızda götüreceğiz" dedi.

Sonra Uğur’un yüzünü havluyla kapattı. Emre, Salih ve Abuzer şahsın üzerine çullandı.

ATIŞ TALİMİ YAPTIK

SALİH GÜRLER: 16 Nisan’da günlüğü 80 YTL’den iki günlüğüne araba kiraladık. Malatyaspor tesislerinin arkasında atış talimi yaptık. Dönerken polis bizi durdurdu ve torpido gözündeki tabanca (kurusıkı) için Emre’ye 58 YTL ceza kestiler. Olay günü Zirve Kitabevi’ne gittik. Necati bana bir kitap vererek kitaptan bir paragraf okutturdu. Emre, Uğur’un üzerine yürüyünce bıçakları çekip ellerini bağladık. Abuzer yüz üstü yatan Necati’ye vurarak, "İsa mesihmiş, tanrıymış, ne mesihi, ne tanrısı, Allah var" dedi. Uğur ise, "Bizleri öldürürseniz buradan çıkamazsınız" dedi. 11.00’de girdik, 13.15 sıralarında olay bitmiş oldu.

BİLGİLER POLAT’TAN

ABUZER YILDIRIM: Emre, misyonerlik ile ilgili bilgileri, Ruhi Polat adlı, babasının spor salonuna gidip gelen, devlete rapor yazan bir şahıstan aldığından bahsetti. Amacımız, kitabevini, misyonerliğin gizli ilişkilerine yönelik belge bulduktan sonra ateşe vermekti. Emre topladığı bilgilerle misyonerleri tehdit ederek para alabileceğini söylüyordu. Malatya Av Pazarı’ndan 160 YTL’ye 3 kurusıkı tabanca aldık. Çarşıdan, 5 çamaşır ipi, beş bıçak, beş çift plastik eldiven aldık. Benim isteğim üzerine cevşen de aldık.

EMRE HAREKETE GEÇTİ

Yayınevini yakmak için bidon aradık, ama bulamadık.

Emre, yerel gazetede çalışırken tanıştığı, sonradan misyonerlik, terörizm işlerine bulaştığı için işten uzaklaştırılan Mehmet adlı birinin evinde bu konularla ilgili Ankara Konseyi mühürlü bir belge gördüğünü söyledi.

Emre, misyoner Necati ile Wosfang’ın bacanak olduğunu da söylemişti. Olay günü hepimiz abdest alıp şükür namazı kıldık.

Kitabevinde Necati Hıristiyan olarak doğmayan çocukların beşte üçünün öldürüleceğini söyleyince Emre harekete geçti.

ALMAN ÇOK SAKİNDİ

Necati, "Hıristiyanlığa geçin, çocuklarınız ölmesin" deyince, Emre, "Yat yere, Kelime-i Şahadet getir. Ben seni Müslüman yapacağım" dedi. Alman ve Uğur çok sakinlerdi.

Olay olduğunda ağlıyor ve misyonerlerin bilgilerini gösteren evrak arıyordum.

Yan odaya geçerken, yerdekilerin tamamının cüzdanının açıkta durduğunu da fark ettim.

Polis geldiğinde balkondan aşağı sarkıp, 2 kat indim. Emre de inmeye başlamış ve düşmüş.

GANİMET ALACAKTIK

HAMİT ÇEKER: Emre, ocak ayında misyonerlik konusunu açmaya başladı. Sık sık misyonerlerin Malatya’da yaklaşık 40 tane kilise-ev açtıklarını, hızla örgütlendiklerini, bunların önünün kesilmesi gerektiğini söylüyordu. Bir gün "Bu gidişe dur demek istiyorum. Var mısınız, yok musunuz?" dedi. Olumsuz cevap verince konu kapandı. İki ay sonra Emre, Onur’u dövünce, yurttan atıldı. Ancak sık sık yurda ziyarete geliyordu, bizi doğum gününe davet etti.

EMRE BİZİ TEHDİT ETTİ

O günden sonra sık sık bir şeyler organize edip bizi çağırıyordu. "Artık bu işin içindesiniz, gerekirse kafanıza sıkarım. Bu yoldan dönemezsiniz. Hepinizin ailesini biliyorum. Size değilse onlara zarar veririm" diyordu.

Emre, misyonerlerin başında Wosfang’ın olduğunu, onu öldürmek için gereken parayı, Zirve Kitabevi’nden alacağımızı, büyük ganimet elde edeceğimizi söyledi...

İP VE ELDİVEN ALDIK

Cinayetten 1 gün önce çamaşır ipi, tanesi 1.5 YTL’den 5 tane bıçak, 5 tane çamaşır eldiveni ve 5 tane muska aldık. Emre parasını bana ödetti, 11 YTL verdim.

Wosfng’ın Ozan isimli yardımcısı, internetten bağlantı kurduğu Emre’nin "Pastör Necati" ile temas kurmasını sağlamış.

Hiç endişesi yoktu. Olay anında kapıya gelen bir kadın ve erkek, Uğur’u aradı. Uğur, Emre’nin talimatı üzerine, Altın Kayısı Oteli’nde toplantıda olduğunu, oraya gelmelerini söyledi.

POLİSLER GELDİ

Konuşmadan sonra Emre bıçakla Uğur’un üzerine yürüdü. Uğur bağırmaya başladı. Salih, Abuzer ve Cuma, Uğur’un üzerine çöktü. Emre baş bölgesinde, Cuma ayak, diğer ikisi gövde kısmında duruyordu. Kısa süre sonra polisler kapıyı çaldı.

Abuzer ve Emre balkona çıktı ve bize hiçbir şey söylemeden kaçmaya çalıştılar. Salih’in "Emre düştü" diye bağırdığını hatırlıyorum. Polis hâlâ çelik kapıyı yumrukluyordu. Gidip açtım. Hepimizi yere yatırıp kelepçelediler.

POLAT DA SORGULANDI

Zanlıların ifadelerinde ismi geçen Ruhi Polat’ın, MHP’den Malatya İl Genel Meclisi üyesi olduğu ve sorgulanıp serbest bırakıldığı öğrenildi. Polat’ın, babasıyla arkadaş olması nedeniyle tanıdığı Emre Günaydın’ın dershane ücretini düşürmek için aracı olduğunu, kendisiyle başka bir samimiyetinin bulunmadığını söylediği öğrenildi.

Yerel gazetede çalıştığı söylenen "Mehmet" adlı kişinin gerçek adının Varol Bülent Aral olduğu, şubattan bu yana cezaevinde bulunan Aral’ın "devletin adamıyım" diyerek dolandırıcılık yaptığı ve annesini bıçakladığı öğrenildi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious