Vatan yazarı Ataklı'dan bomba iddialar

Vatan yazarı Ataklı'dan bomba iddialar.9755
  • Giriş : 04.09.2008 / 17:30:00

Ataklı bazı emekli generallerin ve Ergenekon sanığı bir şahsın da bulunduğu ilişkiler ağını gözler önüne serdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Post modern darbe döneminde yaşananları itiraf ederek bir dönem adından sıkça söz ettiren Can Ataklı, Business Channel'ın perde arkasında yaşananları ifşa etti. Aralarında eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın bazı emekli generallerin ve Ergenekon sanığı derin bir kuyumcunun da bulunduğu akıl almaz ilişkiler ağını gözler önüne serdi... İşte Vatan Gazetesi Yazarı Can Ataklı'nın nefeslerinizi tutarak okuyacağınız yazısı...

Ne oldu da Business Channel bitti?

Bundan tam bir yıl önce bugünlerdi. Büyük bir şevk ve heyecanla sarıldığım Business Channel'dan sürpriz biçimde ayrılmıştım. O tarihlerde ayrılışımı sizlerle paylaşmış ve “Medya, sahiplik durumuna da mutlaka bakmalı, olmadık kişilerin medyaya girmesine izin verilmemeli” demiştim. Ondan sonra da bu konuya hiç değinmemiştim. En az bir yıl geçmesini bekledim. Şimdi olan biteni ana hatlarıyla yazmak istiyorum. Merak edenler için, bazı generaller ve Büyükanıt da bu olayın içinde.

Kanalın gizli sahibi

Business Channel'in başına geçmem için ilişki kuran kişi Hayrettin Ertekin adlı bir kuyumcuydu. Bu kişi kanalın “gizli sahibi” olduğunu ama Musevi asıllı iş adamı Semih Sadi'nin sahip görüneceğini söyledi.

Askerlerle iyi ilişki

Ertekin askerle arasının çok iyi olduğunu bu nedenle yönetim kurulunda bazı emekli generallerin ve Kenan Evren'in basın danışmanı Ali Baransel'in olacağını söyledi. Yönetim kurulunun bu şekilde oluşturulmasına, “asker televizyonu” görüntüsü vereceğini belirterek karşı çıktım. Ertekin kendisinin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın danışmanı olduğunu bunun da ötesinde “tek sırdaşı” konumunda bulunduğunu belirterek “Dolmabahçe görüşmesini sadece bana anlattı” dedi.

Semra Özal'ın kuyumcusu

Bu kişinin anlattıklarından şüphe duyarak internette bir araştırma yaptım. Karşıma çıkan tablo çok ilginçti. Çünkü “Semra Özal'ın kuyumcusu” olarak şöhret yapan Ertekin bir Yunan bankasını sanal ortamda dolandırmak isterken yakalanmış ve üç yıl hapis yatmıştı. Ertekin bu olayı “derin devlet” adına yaptığını ve kendisinin de MİT ajanı olduğunu söylüyordu. Ertekin ayrıca bir dönemin ünlü mali polisi Salih Güngör'le telefonlarını dinledikleri bir kadından şantajla para istemekten de yargılanmıştı.

Gizli sahibin hissesi bile yok

Bu durumu görünce kanaldan gelen teklifi kabul etmemeye karar vererek, sahip konumunda göründüğü söylenen Semih Sadi'ye durumu aktardım. Ancak Sadi “Ertekin'in bizde tek kuruşluk hissesi bile yok. Bir zamanlar babama iyilik yapmış, babam da kendisini kolluyor. Ayrıca Büyükanıt'ın en yakın adamı, bu nedenle de gönlünü hoş tutuyorum. Ama size söz, televizyon işine onu asla karıştırmayacağım, siz de yardım ederseniz ayağını tam olarak keseriz” dedi.

Kadro oluşuyor

Bu bilgiler ışığında rahatladım ve işe koyuldum. Birkaç takviye ile kadroyu oluşturdum, herkese “hatırı sayılır” zamlar yaptım. Stüdyo ve çalışma ortamlarını yeniledim. 25 Ağustos günü yeni yayın dönemini başlatmaya karar verdim.

Sürekli canlı yayın

Bu yayın Türkiye'de hatta belki dünyada bir ilkti. Gün boyu kanaldaki tüm faaliyetler canlı yayınla izleyiciye aktarılıyordu. Haber toplantı masasını canlı yayınlıyor haberlerin nasıl geldiğini, üzerinde neler konuşulduğunu, kısacası haberin nasıl hazırlandığını tüm ayrıntılarıyla izleyiciye sunuyorduk.

İzleyici ve reklam artışı

Bu format kısa sürede büyük ilgi gördü. İzleyici sayısında gözle görünür bir artış sağlandı. Bu, reklamlara da hemen yansıdı. 15 gün içinde bir aylık reklam gelirinin 6 kat üzerine çıkıldı. Diğer haber kanalları Business Channel'ı ilgiyle ve hatta biraz da endişe ile izliyordu artık.

Emekli generaller geliyor

Yayın başlayana kadar ortada görünmeyen Hayrettin Ertekin, benimle hiç görüşmeden yine kanala gidip gelmeye ve Semih Sadi ile toplantılar yapmaya başladı. Semih Sadi “Hayrettin Bey'in iki emekli generali var. Biri Yalçın Yakış, diğeri Rıza Küçükoğlu. Bu kişiler AKP ile temas kurmuş. Bizim adımıza işlerimizi görecekler. Ankara'dan da Ali Baransel AKP ile ilişkileri sağlayacak” dedi.

Şaibeli birine destek

Semih Sadi'ye bunların hepsinin yutturmaca olduğunu, askerleri kanala sokması halinde sonumuzun geleceğini anlatmaya çalıştım. Bir gün sonra Semih Sadi, Hayrettin Ertekin ve generallerle Ali Baransel'i getirdi. Aramızda çok şiddetli bir tartışma çıktı. Generallere ve Baransel'e “hakkında şaibeler olan birinin yanında olmaktan hiç mi utanç duymuyorsunuz?” dedim.

Kürtçe dublajlı film

Bir hafta kadar sonra gece yarısında yayınlanan bir yabancı filmin Kürtçe dublajlı olduğu yayın başladıktan sonra gelen bir telefon uyarısıyla anlaşıldı. Uyarıyı yapan kişi “Böyle bir rezalet olamayacağını, bunun hesabının verileceğini” sinkaflı küfürlerle bildirdikten sonra “Benim maaşlı adamlarım var gazetelerde bunları yazdıracağım” dedi.

Milliyet haber yapıyor

Hiç ciddiye bile almadım. Ama bir gün sonra Milliyet Gazetesi'nin TV eleştirileri köşesinde “Business Channel'da Kürtçe yayın skandalı” diye yazıldı. Yazarı bir TV eleştirmeni olmasına rağmen yeni yayına başlayan bir kanala başarı bile dilemeden yaptığı saldırı çok manidardı. Telefon eden kişi boşa konuşmuyormuş. (Daha sonra telefon eden kişinin de Hayrettin Ertekin olduğunu bir iş adamına yaptığı itiraftan öğrendim. Büyük ihtimalle film kaseti de bu kişi tarafından değiştirilmişti.)
(Editörün Notu: Milliyet'te TV eleştireleri yapan Sina Koloğlu konuya köşesinde yer vermişti. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz)

“Siz haklısınız ama...”

Bu yayına cevap bile vermedim. Ancak aradan bir hafta geçtikten sonra Semih Sadi “Benimle çalışmak istemediğini” söyledi. Kendisine “Ben farkındayım. Askerin adını kullanan kişi benden rahatsız. Ama bilin ki gözü sizin paranızda. Asla güvenmemeniz gereken Hayrettin Ertekin sizin başınızı yakacak” dedim. Semih Sadi bir gün sonra gönderdiği e-mail mesajında “Can Bey, sizin söylediğiniz her şey doğru, ama yapacak bir şeyim yok, baskı çok büyük” dedi

Büyükanıt'ı arıyorum

Oyun belliydi. Elimden bir şey gelmezdi artık. Sadece Genelkurmay Başkanlığı'nı aradım. Orgeneral Büyükanıt'ın adını kullananların beni işimden etmeye çalıştıklarını bilmesini istedim. Cevap alamadım. Daha sonra üç etkili isim daha Büyükanıt'a ulaşarak durumu aktardı. Yine hiç ses çıkmadı. O ana kadar Büyükanıt'a büyük saygım vardı. Hayrettin Ertekin'in “danışmanlık ve sırdaşlık” konusunda doğru söylemediğine inanıyordum. Ama sonradan aldığım bilgilere göre Ertekin gerçekten Büyükanıt'a çok yakındı. İstediği an telefon ediyor, istediği an Genelkurmay'a giriyor ve paşanın makamına çıkabiliyordu. Bu benim için gerçekte büyük hayal kırıklığı oldu.

İki general geliyor

Aradan bir ay geçti. Kanalın sahibi Semih Sadi'nin babası Metin Sadi şunları anlattı: “Kürtçe yayın olunca Hayrettin Ertekin geldi ve Genelkurmay Başkanı'nın çok rahatsız olduğunu söyledi. Paşa kanalın kapanmasını istemiş. Hayrettin kendisini yatıştırmış. Bir yol bulunacağını söylemiş. Bunun üzerine Yaşar Paşa'nın görevlendirdiği iki muvazzaf general bize geldi. Can Ataklı'yı işten atmazsak kanalı kapattıracaklarını söylediler. Bu durumda elimizden gelen bir şey yoktu.”

Büyükanıt işin içinde olamaz

İşte başımdan geçen bunlar. Hâlâ üzüntülü ve kırgınım. Eski Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın böyle bir oyunun içinde olduğuna asla inanmak istemiyorum. Ama Büyükanıt'ın konuyla ilgili çok çeşitli kanallardan bilgi sahibi olmasına rağmen hiçbir şey yapmaması “Büyükanıt'ın danışmanı ve sırdaşıyım” diyen Ertekin'e adeta sahip çıkılması insanı çok şaşırtıyor..

Ertekin Ergenekon'dan tutuklu

Ayrıca Hayrettin Ertekin şu anda Ergenekon davası nedeniyle tutuklu. Bu bile başlı başına çok garip bir durum. Büyükanıt için gerçekten çok üzülüyorum.

Bir yıl boyunca bu olayı yazmak istemedim. Çünkü makama saygım vardı. Şimdi o makamda çok saygın başka bir orgeneral oturduğuna göre Büyükanıt'la ilgili bu olayı yazmayı bir borç bildim.

Burada üzüldüğüm şu: Türkiye çok ilginç ve etkili bir formatla yepyeni bir TV yayıncılığı ile tanışmıştı. Arkadaşlarımla birlikte tıkanmaya doğru giden haber yayıncılığında bir yenilik kapısı açmıştık. Ne yazık ki, bu kapı kapatılmış oldu.

Can Ataklı / VATAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*