Vatandaşını tehdit olarak gören devlet ilerleyemez

Vatandaşını tehdit olarak gören devlet ilerleyemez.9982
  • Giriş : 01.02.2008 / 08:08:00
  • Güncelleme : 01.09.2016 / 14:39:57

Erdoğan, başörtüsü yasağının kaldırılmasına karşı çıkan kesimlerin gerginlik politikalarına tepkili.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Başbakan Tayyip Erdoğan, başörtüsü yasağının kaldırılmasına karşı çıkan kesimlerin gerginlik politikalarına tepkili. Erdoğan, hafta başındaki grup toplantısından sonra Ulusa Sesleniş konuşmasında da birlik-beraberlik çağrısı yaptı.

Türkiye'nin, toplumsal huzur ve istikrarı demokrasiyle yakaladığına işaret ederken, bazı kesimlerin anayasal düzen içinde sorunların çözümünden rahatsız olduğunu vurguladı. "Kendi vatandaşlarını tehdit olarak gören bir devlet ilerleyemez." uyarısında bulunan Başbakan, 'korku senaryolarının yoğunlaştığı, demokrasinin kesintiye uğradığı, özgürlüklerin kısıtlandığı dönemlerin ardından büyük krizlerin geldiğini' hatırlattı. Erdoğan gerilim isteyen çevrelere ise şu mesajları gönderdi: "Hiç kimsenin bu ülkenin insanları arasına nifak tohumları ekmesine, vatandaşların kimini yüceltirken, kimini ötekileştirmesine izin vermeyeceğiz. Devletin, bütün vatandaşlarına aynı mesafede durmasına hassasiyet göstereceğiz."

Başbakan Erdoğan, televizyonlarda dün akşam yayınlanan ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasında, son gelişmeleri değerlendirdi. Başbakan, millet olarak, farklılıkların zenginleştirdiğinin iyi bilinmesi gerektiğini söyledi. ''Birbirimizle aynı olmak zorunda değiliz; ama bir ve beraber olmak zorundayız.'' diyen Erdoğan, doğusuyla batısıyla, genciyle yaşlısıyla, şehirlisiyle köylüsüyle herkesin Cumhuriyet çatısı altında aynı ideali gerçeğe dönüştürmek için çaba gösterdiğini vurguladı. Bu toprakların, Mevlânâ'nın, Yunus Emre'nin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin bilgeliğiyle bereketlendiğine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, özetle şu görüşleri dile getirdi:

Farklı hayat tarzları kardeşliğe engel değil

Bizim gönüllerimizde hoyratın da, deyişin de, uzun havanın da, gazelin de yankısı bir... Farklı inançlara, fikirlere, yaşam biçimlerine sahip olmamız bizim birbirimize kardeş olmamıza engel değil, hepimiz aynı aşkla ülkemize, vatanımıza, bayrağımıza bağlıyız. Varsa mesafeler ortadan kaldırmak, varsa uzaklıklar gidermek bizim görevimiz. Birbirimizi daha iyi anlamak, daha iyi bilmek için her vesileyi bir fırsat biliyoruz. Sevinçlerimizi, kederlerimizi, özel bildiğimiz zamanları paylaşmak durumundayız.

Türkiye vehimler ve korkular ülkesi olmasın

Ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamı bizim en büyük kazancımız, en değerli kazanımımızdır. Bugün yetmiş milyon insanımız ortak bir ideale inanmakta, bu ideali gerçeğe dönüştürmek için gayret göstermektedir. Birbirimizi dinleyerek, birbirimizi anlamaya çalışarak her zorluğun üstesinden gelebilir, her meselemize akılcı çözümler bulabiliriz. Türkiye'nin yıllar yılı tabu olarak görüldüğü için konuşulmamış meseleleri var. Bu meseleleri aklıselimle aşmak, toplumsal zeminde en geniş mutabakatı sağlayarak bu düğümleri çözmek, bu sorunları arkamızda bırakarak Türkiye'nin gündeminden düşürmek mümkün. Demokrasi ve hukuk düzenimiz içinde her problemin bir çözümü var, yeter ki bu çözümü önyargısız bir biçimde arayalım. Türkiye bir vehimler ve korkular ülkesi olmasın, bir özgürlükler ve idealler ülkesi olsun istiyoruz. Bütün insanlarımız anayasal meşruiyet sınırları içinde kendilerini, fikirlerini ifade etsinler, eğitim-öğretime, ekonomik ve sosyal hayata dahil olsunlar, bunu istiyoruz."

Kurumların yıpratılmasına izin vermeyiz

Başbakan Erdoğan, Ulusa Sesleniş'te bazı emekli subayların adının karıştığı Ergenekon örgütüne yönelik operasyona da üstü kapalı bir şekilde değindi. Devlet organlarının artan bir işbirliği içinde karanlık odakların üzerine gittiğini belirten Erdoğan, bu tür yanlış yollara sapanlar yüzünden kurumlara olan güvenin sarsılmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Erdoğan, ''Bu oluşumların varlığı, modern, çağdaş Türkiye'ye ve onun kurumlarına en büyük haksızlıktır, en büyük kötülüktür. Kurumlarımızın yıpratılmasına ve kirletilmesine hiçbir şekilde izin veremeyiz, vermemeliyiz. Bu mücadelede bütün kurumlarımızın; yargısı, polisi ve askeriyle, medyası ve sivil toplum kuruluşlarıyla üzerine düşeni yaptığına inanıyor, kurumlarımızın güven ve itibar kazanmasından memnuniyet duyuyorum. Huzurumuz arttıkça huzursuz olanlar var, biliyorlar ki, kardeşlik bağlarımız güçlendikçe onlar zayıflıyor. Milletimizin huzur ve refahını, can ve mal emniyetini tehdit eden organize suç örgütleriyle, hukuk dışı yapılanmalarla, menfaat şebekeleriyle, çetelerle mücadelemiz onun için büyük önem taşıyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious