Vekillere 'Nükleer' kıyak!

Vekillere 'Nükleer' kıyak!.13334
  • Giriş : 26.09.2008 / 17:57:00
  • Güncelleme : 26.09.2008 / 18:13:59

“Türkiye’de Nükleer santral kurulmasını isteyen lobiler bazı vekillere ücretsiz yurtdışı gezileri düzenliyor”

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kamuoyunda çevreye karşı duyarlı çalışmalarıyla tanınan Doğa Savaşçıları Çevre Örgütü Başkanı Zafer Murat Çetintaş, Türkiye'de kurulması gündeme gelen nükleer santrallerin bazı güçler tarafından Türkiye'ye dayatılmak istendiğini söyledi.

Moral FM'de Sırrı Er'le Basında Bugün programına konuşan Dernek Başkanı Çetintaş, sıkı tedbirler alındığı takdirde bu tip santrallerin kansere yol açmayacağını savunarak “Türkiye'de ekonomik kayıplara yol açan elektrik kaçaklarının maliyeti nükleer santrallerden çok daha fazla. Özellikle Doğu bölgelerimizde elektrik kaçağının engellenmesiyle nükleer santrale pek ihtiyaç kalmayacaktır.” diye konuştu.

“Türkiye'deki yerli firmalar maliyetinden dolayı nükleer santral yapım işlerine giremez, meydanda ABD'li şirketlere kalır” şeklinde konuşarak büyük bir tehlikeye dikkat çeken Çetintaş şöyle devam etti:

“Nükleer santrallerin gelecekte işi bitince sökümü de çok maliyetli oluyor. Bu nedenle ABD'liler oradan söktükleri santralleri Türkiye'ye getirip bundan kurtulmak istiyorlar. Ayrıca biz 10 milyar dolar verirsek santrallerin 20 yıl sonra işi bittiğinde tekrar aynı parayı vermek durumunda kalacağız. Bu astarı yüzünden pahalı gelecek bir iş. Amerikalılar bu işe girse dahi taahhütlerini yerine getirecek fırsatı yakalayamazlar. Ancak tahkim yasasından faydalanarak yapmadıkları işler için bizden parasını çatır çatır alacaklardır. Nükleer santralin yapılması mümkün olmadığı halde yabancılar para kazanacaklar. Türkiye'nin kaynakları uzun vadede heba olacak. Bu nedenle yetkilileri uyarıyorum.”

Programda nükleer enerji konusunda önemli saptamalar yapan Doğa Savaçıları Çevre Örgütü Başkanı Zafer Murat Çetintaş, nükleer enerjiyi destekleyen yabancı lobilerin bazı milletvekillerini ikna etmek için Kanada'ya ücretsiz geziler tertip ettiğini iddia etti.

Çetintaş, “Bu lobiler çok iyi çalışıyor. Burada birçok insanı Kanada'yı götürerek kendi saflarına çekmeye çalışıyorlar. Bunların isimlerini de biz biliyoruz. Bunların içinde her partiden milletvekili var. Bunların açıklanması gerekiyor. Milletvekilleri Kanada'ya ve ABD'ye götürülerek misafir edildi, aynı zamanda bunun paralarını da nükleer lobi verdi.“ diyerek Türkiye'nin maliyeti daha az olan rüzgar enerjisine yönelmesi gerektiğini vurguladı.


NÜKLEER ENERJİ İŞİ BİZİM İÇİN ASTARI YÜZÜNDEN DAHA PAHALI BİR İŞ

—Türkiye'de nükleer enerji santralini yapılmasını arzu eden ve etmeyen gruplar var. Kimi bilim adamları nükleer enerji kurulsun derken çevrecilerse buna karşı çıkıyor. İki farklı görüş olması konusunda neler düşünüyorsunuz?

Öncelikle bu santraller kansere sebep olmuş olsaydı bütün insanlar bu hastalıktan ölürdü. Çünkü dünyada dört yüze yakın santral var. Böyle düşünmemek lazım. Çernobil'deki gibi sızıntı söz konusu olduğunda tabi ki zararları vardır. Bu tür bir tehlike olmazsa kansere yol açmaz. Ancak şu bir gerçek ki Türkiye'de büyük zararlara yol açan elektrik kaçaklarının maliyeti nükleer santrallerden çok daha fazla. Ülkede % 30'lara varan kaçak oranı var. Özellikle Doğu'da elektrik kaçağının önüne geçilmesiyle nükleer santrale ihtiyaç kalmayacaktır. Çünkü bu santrallerin elektrik üretimine katkısı yüzde iki oranında…

Nükleer santralin kurulması ayrıca bize 10 milyar dolarlık bir yük getiriyor. Yerli firmalar yüksek maliyetten dolayı bu işin içine giremez. ABD'lilerin durumuysa şu anda şüpheli… Dolayısıyla Amerika bu santralleri kurmaktan vazgeçiyor. Ayrıca nükleer santrallerin gelecekte işi bitince sökümü de çok maliyetli oluyor. Bu nedenle oradan söktükleri santralleri Türkiye'ye getirip bundan kurtulmak istiyorlar. Ayrıca biz 10 milyar dolar verirsek santrallerin 20 yıl sonra işi bittiğinde tekrar aynı parayı vermek durumunda kalacağız. Bu astarı yüzünden pahalı gelecek bir iş.

Diğer taraftan nükleer santrallerde kullanılan uranyum çubuklarını hala işleyip zenginleştiremiyoruz. Bu madenden ülkemizde bol miktarda var. Biz, ABD'ye bunu işlettirmeye yolluyoruz. Bunların ne kadar zenginleştirileceği de ayrı bir soru işareti. Çünkü bu çubukların ömrü 25 yıl sürüyorsa 15 yılda da bitebilir. Yani böyle bir yığın masraf var.


—Nükleer enerji üretiminin çevreye zararları nelerdir acaba?

Nükleer enerjinin doğaya en büyük zararı deniz suyunadır. Çünkü santrallerde oradan alınan su kullanılıyor. Enerji üretimi sırasında soğutma işlemi yapılırken alınan su iki derece ısıtılarak geri yollanıyor. Zaten küresel ısınma nedeniyle zaten deniz suyu 2 derece ısınıyor. Bu yüzden buzullar eriyor. Böylece tropikal zararlı balıklar ülkemizi saracaktır. Yararlı balıkların yok olmasına neden olacaktır. Böylece Türk balıkçılığına büyük bir darbe vurulacaktır. Karasal kökenli tahılların üretiminde iklim değişikliği nedeniyle bir azalma olduğu için dünyanın yüzü denizlere ve balıkçılığa dönüyor. Bizdeyse Karadeniz Havzası gibi kapalı havzalarda denize ve canlılara zarar verecektir. Bunun zararı sınırsız olacaktır. Nükleer enerjinin getireceği zarar faydadan büyük olacaktır.


YABANCI FİRMALAR İŞ YAPMASALARDA PARALARINI ÇATIR ÇATIR ALIR

Burada başka bir tehlike daha var. Bu tür maliyetli işleri Türk firmaları asla kazanamaz. Çünkü ülkede ekonomik dalgalanma yaşanıyor. Meydan yabancılara kalacaktır. Onlar da girseler bile taahhütlerini yerine getirecek fırsatı yakalayamazlar. Ancak Tahkim Yasası'ndan faydalanarak yapmadıkları işler için bizden parasını çatır çatır alacaklardır. Nükleer santralin şuan için yapılması mümkün olmadığı halde yabancılar para kazanacaklar. Türkiye'nin kaynakları uzun vadede heba olacaktır. Bu nedenle yetkilileri uyarıyorum. Buradaki enerji açığı ihtiyacı rüzgâr ve hidroelektrik santralleri kurarak kapatılabilir. Kurulacak ufak çaplı rüzgâr santrali bir köyün ihtiyacını karşılayacak miktarda elektrik üretebiliyor.


NÜKLEER SANTRALCİ LOBİLER BAZI VEKİLLERİ ÜCRETSİZ OLARAK GEZİYE GÖTÜRÜYOR

—Nükleer santrallerden çıkan ve insan sağlığını tehdit edebilen yakıtların depolanması ülkemizde çok tartışılan bir konu... Sizce Türkiye bunu sağlayacak teknolojik tesisi ve altyapıyı oluşturabilir mi?

Türkiye daha çöp sorununu çözemiyor. Toplanan evsel atıklar hala denizlere ve ırmaklara dökülüyor. Biliyorsunuz belediyelere ceza kanunu çıktı. Buna rağmen atık depolama işlemini yapamıyorlar. Bunu yapamayan bir ülkede nükleer atıkların sağlığı tehdit etmeyecek şekilde depolanabileceğini nasıl düşünebilirsiniz? Bu tip açıklamalar nükleer santral isteyen güçlerin lobi faaliyetleridir. Bu lobiler çok iyi çalışıyor. Burada birçok yetkiliyi Kanada'yı götürerek kendi saflarına çekmek istiyorlar. Bunların isimlerini de biliyoruz. Bunların içinde her partiden milletvekili var. Bunların açıklanması gerekiyor. Milletvekillerini Kanada'ya ve ABD'ye götürerek misafir etti, aynı zamanda bunun paralarını da nükleer lobi verdi. Yani son derece iyi çalışıyorlar.

Bu santraller 2020'ye kadar yapılamaz, modası geçtikten sonra da sözleşme gereği bu firmalar paralarını çatır çatır alırlar. Nitekim hep böyle son dakikada sözleşmelere imza atıyoruz. Mesela biz Kyoto Sözleşmesi'ne imza attık fakat bu gelecek sene yeniden oluşturuluyor. Biz de bu sayede çevreci oluyoruz. Gerçekte olay öyle değil tabi ki. Biz uzun vadeli düşünmek yerine günü kurtarmaya çalışıyoruz. Bu çok yanlış. 2020 yılına geldiğimizde 100 milyona varacak nüfusun protein ihtiyacı nereden karşılanacak? Bu adımları atarken bunu düşünmemiz lazım.

MORALHABER

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*