Ver oyunu MHP'ye, gitsin CHP'ye

Ver oyunu MHP'ye, gitsin CHP'ye.20031
  • Giriş : 07.07.2007 / 12:25:00

Erdoğan, miting konuşmalarında "3 ana konu" üzerinde duruyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Herhalde sizlerin de dikkatini çekiyordur... Tayyip Bey, hemen hemen bütün miting konuşmalarında “3 ana konu” üzerinde duruyor... CHP’ye; adındaki “Halk” ve “Cumhuriyet” kavramları ile vurup, “Cumhur’a saygısı olmayandan Cumhuriyetçi, Halk’a saygısı olmayandan Halkçı olur mu?” diye yüklenirken, MHP’yi de “yumuşak karnı”ndan, evet “milliyetçilik”ten vurup; “Millet’e saygısı olmayandan Milliyetçi olur mu?” diye sıkıştırıyor!..
Genç Parti’nin yumuşak karnı ise, “İmarbank’taki hortumlama” olayı!.

Tayyip Bey, Cem Uzan’a da şöyle sesleniyor:
“Önce gel şu babanın borcunu bir öde! Baban ve kardeşin nerede? Kaçak. Bu kadar dürüstsünüz de neden kaçaklar? Gelsinler, yargılansınlar.”
Tabiî, “pek kaale almasa” bile, ara-sıra Mehmet Ağar’a da göndermede bulunuyor ve onun için de diyor ki; “Bunlar demokrat mı? Sevsinler böyle demokratları. Bunlar, rahmetli Menderes’in, merhum Özal’ın ruhuna azap ettiler...”

BAYKAL’IN ARA REJİM ÖZLEMİ

Tayyip Bey’in partiler ve genel başkanlarıyla ilgili bu “tesbit”leri ne kadar “isabetli” olursa olsun, nihayetinde “dıştan” bir değerlendirme!.. Yani, eleştirileri, “olan-biten”lere dayanıyor!..
Peki, “içten biri” acaba ne diyor CHP için?..
Yani, “uzun yıllar CHP’de politika yapan biri”nin görüşleri ne?..

Ankara Büromuzdan Engin Kaşdaş, AK Parti’nin yeni isimlerinden Haluk Özdalga ile konuşmuş...
Haluk Özdalga’nın “eski partisi CHP” ile ilgili görüşleri hayli enteresan!..
Özdalga; izlediği “darbe ve ara rejim endeksli muhalefet” anlayışıyla, CHP’nin, sosyal demokrat bir parti olmadığını söylüyor ve ekliyor:

“CHP demokrasiye ve demokratik rejime sadakat içinde değildir. Baykal ve Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in, demokrasiye yapılan müdahaleleri açıkça desteklediklerini ve hatta kışkırttıklarını biliyoruz. Çünkü Baykal, halkın oyunu alarak ve seçim sandığından çıkarak iktidara gelemeyeceğini görüyor. O nedenle bir ara rejim özlemi içinde.”
Ve devam ediyor: “Sosyal demokratlar dünyanın her yerinde insan haklarının ve özgürlüklerin öncülüğünü yapar. Ama CHP ve Baykal, temel insan haklarının ve özgürlüklerin genişlemesine karşı.

Sosyal demokrasi her yerde değişimin öncüsüdür ve bu öncülüğü yaparken içinde yaşadığı toplumun değerlerine bağlı kalır ve ondan güç alır; ama CHP bu ülkede değişimin takozu ve Türk toplumunun değerleriyle kavgalı bir partidir.”
Dikkat edin, bunları söyleyen insan, “dıştan biri” değil, “CHP’yi bilen” ve uzun yıllar “CHP havasını teneffüs eden” biri!..

İşte bu insan, “CHP’yi” anlatıyor:

¥ “Demokrasiye yapılan müdahaleleri açıkça desteklerler ve hatta kışkırtırlar!”

¥ “Seçim sandığından çıkarak iktidara gelemeyeceklerini gayet iyi bildikleri için darbe ve ara rejim özlemi içindedirler!”

¥ “CHP ve Baykal, temel insan haklarının ve özgürlüklerin genişlemesine karşıdırlar...”

¥ “CHP, değişimin takozudur ve Türk toplumunun değerleriyle kavgalıdır!”

CHP VE MHP, GİTTİKÇE BENZEŞİYOR!

Haluk Özdalga’nın, bir “tesbit”i daha var ki, hayli ilginç:
“Seçim sonrası CHP ile MHP’nin ittifak yapacağı söylentileri var. Olabilir. Şaşırtıcı gelmiyor. Farkları yok.

Bu söylem bizzat CHP’nin adayları tarafından da dillendiriliyor. Örneğin CHP’nin Aksaray 1. sıra milletvekili adayı Nejdet Pamir, CHP ve MHP’nin artık aynı partiler olduğunu söylüyor. Aynen bunu ifade ediyor.

Sayıları yeterse, MHP ve CHP’nin koalisyon yapacağı çok açık.
Bu şu anlama geliyor:

MHP’ye verilen her oy, CHP’ye verilmiş demektir.
CHP’ye verilen her oy da, MHP’ye verilmiş demektir.”
Nasıl, sizce de ilginç bir tesbit değil mi?..
Kısaca; “ha MHP, ha CHP, yok birbirlerinden farkı” diyor Özdalga!..

BAHÇELİ, KÖKTEN CHP’Lİ!

Bunu da yadırgamamak gerekir!..
Öyle ya;
Devlet Bahçeli, bugün “MHP Genel Başkanlığı” görevini yürütse de, nihayetinde “CHP’li bir aile”den geliyor!..
Katıldığı bir televizyon programında açık açık söylemiş bunu!..
Demiş ki;

“Rahmetli babam CHP’liydi. CHP’nin Osmaniye ilçe örgütünde hizmeti olan biriydi. Parti yöneticileriyle ilişkisi olan bir insandı ama yönetici değildi. CHP’li bir ailenin mensubuyuz. Osmaniye’de o şekilde tanınırız.”

“BAHÇELİ, BAŞBAKANLIĞI REDDETTİ”

Bahçeli, bu sözleriyle “CHP’lilere bir mesaj” mı vermek istiyor yoksa muhtemel bir “CHP-MHP koalisyonu”na şimdiden “zemin” mi hazırlıyor, bilinmez!..

Ne var ki, muhabirimiz Salih Bilici’ye konuşan AK Parti Aksaray Milletvekili Adayı Ali Rıza Alaboyun, Bahçeli’nin; “Biz, ailecek CHP’liydik” sözlerine şaşırmadığını söylüyor ve ekliyor:

“MHP lideri, hâlâ bir sağ lider değil de bir sol lidermiş gibi hareket ediyor!.. Ulusalcı İlhan Selçuk da bunu gördüğü için ‘MHP aslına dönüyor’ başlıklı yazısında Bahçeli’ye övgüler yağdırmıştı!.. Bu da gösteriyor ki; aslına dönen; aslında MHP değil, ailesi CHP’ye mensup olan Bahçeli’nin kendisidir.”
Bahçeli; MHP’yi, milli ve manevi değerlere dayalı milliyetçilikten, CHP’nin temsil ettiği ulusalcılığa kaydırdı!..

1999 seçimlerinde, DSP, 136 milletvekili ile Meclis’e girdi. Tek sol parti oydu. Geriye kalan 411 milletvekili sağ partiler MHP, Anavatan, DYP ve Fazilet Partisi’ndendi.
Bunlar Bahçeli’ye öneri götürerek, ‘senin başbakanlığın altında biz bir hükümet kuralım’ dediler.
Ama Bahçeli; ‘hayır, siz biraz dinlenin’ dedi.

Özellikle DYP ve FP’ye söyledi bunu!..

Bu da gösteriyor ki Bahçeli’nin sağın lideri olmak gibi bir isteği yok. O zaman, DSP’nin kanatları altında başbakan yardımcılığını tercih etti.

Bir bakıyorsunuz; cumhurbaşkanlığı seçimlerinde milliyetçi olduğu bilinen Sadi Somuncuoğlu’nu desteklemek yerine solcu olduğunu bildiği Ahmet Necdet Sezer’i destekledi.
Bütün bunlar; Bahçeli’nin aslına döndüğünün göstergesi.

Zaten samimi MHP’liler konuştuğunuz zaman Bahçeli’nin politikalarını tasvip etmediklerini söylüyorlar.”

MİLLİYETÇİLİKTEN ULUSALCILIĞA!

Ali Rıza Alaboyun da, tıpkı Haluk Özdalga gibi, “MHP’nin, CHP’lileştiğini” söylüyor... Ancak, Alaboyun’un çıkış noktası, Özdalga’dan biraz farklı.

Alaboyun’un çizdiği “Bahçeli portresi” şöyle:

“Bahçeli ile birlikte milliyetçilik, ulusalcılığa yaklaştırıldı. Milliyetçilik milli ve manevi değerlerden arındırılmaya başlandı!..

MHP’nin tabanı milli ve manevi değerlere sahip bir tabandır. Ama son birkaç yılda ‘ulusalcılık’ diye bir kavram çıktı. Ulusalcılık, Türkiye’de milli ve manevi değerlere sahip olan milliyetçiliğin yerine geçirilmeye çalışılan bir kavram.

Yani siz milliyetçiliğin içinden milli ve manevi değerleri alırsanız, geriye ulusalcılık kalıyor.
Dolayısıyla, MHP milliyetçiliği temsil ediyorsa, CHP de ulusalcılığı temsil ediyor. Ama Bahçeli de geçmişteki sol kimliği sebebiyle MHP’nin milliyetçiliğini CHP’nin ulusalcılığına yaklaştırıyor. Yani, MHP’yi milli-manevi tabanından ve milli-manevi kimliğinden uzaklaştırıyor.”

ÜLKÜCÜLER BUNU HAZMEDER Mİ?

Enteresan değil mi;
Haluk Özdalga’nın çizdiği “Baykal portresi” ile Ali Rıza Alaboyun’un çizdiği “Bahçeli portresi” ne kadar da birbirine benziyor!..
Şu benzerliğe bakar mısınız?..

Özdalga’ya göre; Baykal; CHP’yi, “toplumun değerleriyle kavgalı hale getiriyor!”
Alaboyun’a göre ise, Bahçeli, MHP’yi; “millî ve manevî tabanından koparıyor!”
Sonuçta, her iki parti de; “halkın değerleri”nden kopup, “Ulusalcılık”ta birleşiyor!..
Bu durumda, ortaya çıkan manzara da şu oluyor:

“MHP’ye verilen her oy, CHP’ye verilmiş demektir!.. CHP’ye verilen her oy da MHP’ye verilmiş demektir!”
Bu da, şu demektir:

Eğer “derinlerde kotarılmaya çalışılan” CHP-MHP koalisyonu gerçekleşirse; Bahçeli; “Ecevit’e saygı”sını, bu defa da Baykal’a gösterecek ve Baykal’ın yanında da “el pençe divan” durup, katiyyen “sigara” içmeyecek!..

Peki, bu durumu “ülkücü taban” yine içine sindirebilecek mi?..
Bana kalırsa, hayır!..

“DSP ile koalisyon” öncesi, Rahşan Ecevit’in ağzından çıkan “Eli kanlı katiller” sözüne, sırf “Apo’nun asılacağı” ümidi ve “başörtüsü zulmünün sona ereceği” beklentisiyle sesini çıkarmayan “gerçek ülkücü”ler, “aynı tezgâh”a bir defa daha gelmeyeceklerdir!..
Hele de, Bahçeli’nin;
“Kökten CHP’li” olduğunu öğrendikten sonra!..

Tepeden inmeci zihniyet
Bazı dostlar, telefon açıp, "MHP'ye, hem de çok ağır yüklenmiyor musun?" diyorlar... Öncelikle söyleyeyim; eleştirilerimin hedefinde "MHP" değil, "Devlet Bahçeli" var... Bahçeli'yi de, "MHP'yi gerçek kimliğinden uzaklaştırdığı" için eleştiriyorum!..

Kaldı ki, tek eleştiren de ben değilim... Bakın, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Çağrı Erhan neler demiş:

"Türkiye'de milletten kopuk, yukarıdan inmeci bir zihniyetle siyaset alanını düzenlemeye ve Türk demokrasisine deli gömleği giydirmeye heveslenenler, 1999 seçimlerinde olduğu gibi bugün de MHP'nin omuzlarında sola başbakanlık makamı sunmak arzusunda!.. MHP de gönüllü olarak bu oyunun içerisinde yer alıyor. Devlet Bahçeli, Deniz Baykal'ı omuzlarına almış, iktidarın alternatifi olarak takdim etmektedir."

Görüyorsunuz ya, "Bahçeli'nin tavrı"nı herkes eleştiriyor!..
Hem de, "Türkiye'de çakılı bir çivisi olmayan, taş üzerine taş koymayan" bir CHP'yi omuzlarına alıp, "iktidar yapmaya" çalıştığı için!..
Tabiî, yukarıdaki sözleri söyleyen Çağrı Erhan'a da sormak lâzım;
"Meclis'i boykot kararınızda hangi zihniyet etkili oldu?!?"

Hasan Karakaya

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious