Verem artık gelişmiş ülkeleri etkiliyor

  • Giriş : 12.01.2007 / 00:00:00

KTÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, bir yılda veremden ölenlerin sayısının 2 milyonu aştığını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Özlü, yaptığı açıklamada, nedeni belli, tedavisi mümkün, korunulabilir bir hastalık olmasına karşın veremin (tüberküloz), dünyada insanları en çok öldüren 10 hastalık arasında olduğunu belirterek, “Bir yılda veremden ölenlerin sayısı 2 milyonu aşmaktadır. Bu da yaklaşık her 10-15 saniyede bir kişinin öldüğünü göstermektedir” dedi.

Tüberküloz ölümlerinin, önlenebilir ölümler olduğunu dile getiren Özlü, şöyle devam etti:

“İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde yeryüzünde bu kadar tüberkülozlu hasta olmamıştır. Dünya Sağlık Örgütü 1993'te tüberküloz salgınının önlenemediğini itiraf ederek, acil durum ilan etmiştir. 2007 yılında da durum benzerdir. Bu yıl için önceden hesaplanan rakamlara göre yeryüzünde yaşayan her üç kişiden biri verem mikrobuyla tanışmış olup, günün birinde verem hastası olmaya adaydır.”

Özlü, tüberküloz karşısında tıbbın aciz olmadığına dikkati çekerek, ”Tüberküloz tıbben hem kolay teşhis edilebilen hem de yüzde 100'e yakın başarı oranıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bu nedenle tüberküloz, çözümü olmayan tıbbi bir sorun değildir” diye konuştu.

VEREM, ZENGİN TOPLUMLARDA DA GÖRÜLÜYOR

Eskiden sadece gelişmemiş ülkeler ile sefalet içinde yaşayan insanların hastalığı olarak kabul edilen veremin, küreselleşme, hızlı nüfus hareketleri ve AIDS salgınına bağlı olarak sınır tanımadığını vurgulayan Özlü, “Verem artık, zengin toplumlarda ve çok popüler kişilerde de sık rastlanır hastalıktır. Tüberküloz olgularının ve ölümlerin yüzde 95'den fazlası, gelişmekte olan ülkelerde olmakta ve olguların yüzde 75'i üretken yaş grubunda yer almaktadır” dedi.
Tüberkülozlu hasta sayısının yılda yüzde 2.4 oranında arttığına işaret eden Özlü, şöyle konuştu:

“Bu artış, yoksulluk, gelir dağılımının bozulması, yetersiz beslenme, savaşlar, nüfus hareketleri, AIDS salgını, alkolikler, evsizler, mahkumlar, göçmenler gibi risk gruplarındaki artış, yanlış veya eksik tedaviler, direnç gelişimi ve sağlık hizmetlerinin sunumundaki aksaklıklardan kaynaklanmaktadır.”

TÜRKİYE'DE DURUM

Özlü, Türkiye'nin, veremin orta sıklıkla rastlandığı coğrafyada yer aldığını belirterek, “Dünyada tüberkülozlu hasta sıklığı, gelişmiş ülkelerde her 100 bin nüfusta 20'den az, gelişmemiş ülkelerde 100'den fazla iken, ülkemizde bu rakam 30'dur” diye konuştu.

Türkiye'de nüfusun beşte birine verem mikrobunun bulaşmış olduğunu kaydeden Özlü, “Bu kişilerin yüzde 5 ile 10'u yaşamları boyunca tüberküloz hastası olacaktır. 2000 Yılı Ulusal Hastalık Yükü araştırmasında verem, ülkemizde gerek çocuk ve gerekse erişkin yaş grubunda en çok öldüren 10 hastalık arasında yer almıştır” dedi.

BELİRTİLERİ VE BULAŞMA YOLLARI

Prof. Dr. Özlü, veremin, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş, terleme, öksürük, balgam çıkarma ve bazen balgamda kan gelmesi gibi yakınmalarla kendini belli ettiğini söyledi.

Verem mikrobunun, hasta insandan sağlam kişiye hava yoluyla geçtiğine değinen Özlü, “Bulaştırıcı bir hasta, yılda 10-15 sağlam kişiye mikrobu taşımaktadır. Hastalık, hasta sığırların sütlerinden de insanlara bulaşabilmektedir” diye konuştu.

Özlü, mikrobun, alındıktan sonra uzun süre hastalık yapmaksızın kalabildiğine ve günün birinde vücut direncinin düşük olduğu dönemde ortaya çıktığına dikkati çekerek, “Alkol, sigara alışkanlığı, yetersiz beslenme, kötü yaşam koşulları, şeker ve böbrek hastalığı gibi bazı süreğen hastalıkların varlığı ile tedavide kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırmaktadır” dedi.

TEDAVİSİ VE KORUNMA YOLLARI

Veremin 60 yıldır tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Özlü, ”Tedavisi en az 6 ay sürmektedir. Tedaviye başlandıktan sonra 20 gün içinde hasta tamamen iyileşmektedir. Fakat hasta 'iyi oldum' fikriyle tedavisini keser veya aksatırsa hastalık bir kaç ay içinde tekrarlayabilir. Maalesef ikinci kez tedavi ilki kadar etkili olmamaktadır” diye konuştu.

Özlü, veremden korunmak için geliştirilen aşının, doğumu takiben ikinci ayda, ilköğretim birinci sınıfta olmak üzere iki kez uygulandığını ifade ederek, şunları kaydetti:


“Kişiye verem teşhisi konduğunda uzun süreli ve teması olan yakınları taranmalı, eğer hasta çıkarlarsa onlar da tedaviye alınmalıdırlar. Hasta olmasalar bile bazen bu kişilerin korunma amacıyla bir süre ilaç kullanmaları gerekebilir. Verem geçiren kişi, tedaviyle iyileştikten aylar veya yıllar sonra yeniden hastalanabilir. Önceden verem geçirmiş veya yakınları arasında verem hastası bulunanlar sigara ve alkol almamalı, dengeli beslenmeli, hijyene dikkat etmeli ve düzenli yaşamaya gayret göstermeliler.”

Veremin, sadece hastanın sorunu olmadığını vurgulayan Özlü, “Veremli hasta, çevresinde bulunan herkese mikrobu bulaştırabilir. Bütün toplum risk altındadır. Verem, bu nedenle bir toplum sağlığı sorunudur. Konuda bilgilenmek, korunmak için gerekli önlemleri almak, bildiğimiz hastaları Verem Savaş Dispanserlerine yönlendirerek takip ve tedavilerini düzenli olarak yaptırmalarına destek olmak hepimize düşen bir sorumluluktur” dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious