Verem hastalığı en sık Marmara'da...

Verem hastalığı en sık Marmara'da....49742
  • Giriş : 22.01.2006 / 00:00:00

Türkiye'de verem hastalığı en sık Marmara Bölgesinde görülüyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Görülme sıklığı Doğu Avrupa'da yüzbinde 80, Batı Avrupa'da yüzbinde 12 olan verem hastalığının Türkiye'deki oranı ise yüzbinde 24 ve bölgelere göre farklılık gösteriyor.
Verem en yaygın olarak Marmara Bölgesi'nde görülüyor, bu sırayı Karadeniz, Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgeleri takip ediyor. Hastalığın en seyrek olduğu bölgeleri ise Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgesi oluşturuyor.

Sağlık Bakanlığı uzmanları, veremle mücadelede karşılaşılan en önemli problemi, hastaların tedavilerini yarım bırakmaları veya ilaçlarını düzensiz kullanmaları olarak açıklıyor. Hastanın iyileşebilmesi için ortalama 6- 9 ay kesintisiz ilaç kullanması gerekiyor. Türkiye'de ise kısa süreli bir ilaç kullanımından sonra pek çok kişi ilaçlarına devam etmiyor. Yeterli süre tedavi görmeyi reddeden hastalar, ilaçlara karşı kısa sürede direnç geliştiriyorlar. Bu durumda ise hastaların tedavi süreleri iki yıla kadar çıkabiliyor.

Tedavisi özel uzmanlık isteyen bu hastaların tedavilerine Süreyyapaşa, İzmir, Ankara Atatürk Gögüs Hastalıkları Hastanesi gibi seçilmiş referans hastanelerinde başlanıyor ve uzun süre hastanede yatmaları gerekiyor. Tedavi için gereken ilaçlar Bakanlık tarafından temin ediliyor.


HASTALIĞIN BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ


İyi tedavi edilmezse ölüm ya da ciddi sakatlıklarla da sonuçlanabilecek olan verem hastalığının belirtileri arasında; öksürük, balgam çıkarma, kilo kaybı, iştahsızlık, ateş, gece terlemeleri, öksürük ve ağızdan kan gelmesi gibi bulgular bulunuyor.

Tedavinin en az ilk iki ayında hastane tedavisi veya evde yatak istirahati uygulanıyor. Yeterli ve dengeli beslenme, uygun hayat şartları ile tedavi destekleniyor. Tedavi süresince sigara ve alkolün terk edilmesi gerekiyor. Tedavi ile ilgili diğer unsurlar ise şöyle:

- Verem tedavi edildiğinde kesinlikle şifa bulan bir hastalıktır. Ancak hastalık hiç tedavi edilmezse hastaların % 50'si kısa süre içinde kaybedilir.

-Tedaviye başlandıktan kısa süre sonra hastalar çevre için bulaştırıcı olmaktan çıkarlar. Bu nedenle bulaşmayı önlemenin tek yolu tedavidir.

-Tedavi süresi oldukça uzundur (ortalama 6- 9 ay ) ve bu süre içinde tedavinin aralıksız devamı gereklidir. Hastalar kendilerini iyi hissetseler bile bu tedavi süresini tamamlamaya ikna edilmelidir.

-Tedavi tek ilaçla değil çeşitli ilaçların bir arada kullanımı ile yapılır. Bu ilaçların hiç birisi doktor kontrolü olmadan kesilmemelidir.

-Tedaviye ara verilmesi ya da ilaçlarının bazılarının kesilmesi, kısa sürede bu ilaçlara karşı direnç gelişmesine sebep olmakta ve hastalık müzminleşmektedir (kronikleşmektedir).

-Bu ilaçlara direnç gelişmesi durumunda, tedavi maliyetinin yükselmesi yanında tedavi şansı da önemli ölçüde azalmaktadır. Bu nedenle tedavinin belirlenen bu prensipler çerçevesinde kesintisiz ve doktor kontrolünde sürdürülmesi verem savaşının temel prensibidir.

-Tüberküloz tedavisi Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak yerine getirilmektedir.

-Veremli bir hastanın tedavisi süresinde başta çocuklar olmak üzere tüm aile bireylerinin de mutlaka verem savaşı dispanserlerinde kontrolden geçirilmesi gereklidir. Bu kontrol en az iki kere tekrar edilmelidir (veremli hastaların aile bireyleri diğer hastalardan 60- 90 kat fazla tehlike altındadır).

-Hastaların tedavi olmamaları ya da düzensiz tedavi görmeleri bir yandan ölüm ya da ciddi sakatlıklar ile sonuçlanırken, diğer taraftan sağlıklı bireylere de bulaşmaya neden olur. Tedavi edilmemiş bir hasta yılda 10- 15 kişinin enfeksiyonuna neden olur.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious