Vergi sistemi artık akla zarar

Vergi sistemi artık akla zarar.8734
  • Giriş : 11.01.2007 / 00:00:00

Herkes daha adil ve güvenilir bir vergi sistemi istiyor. Özellikle de IMF'nin değil halkın reformu ilk önce vergi alanında isteniyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Vergi sisteminin adaletsizliği her geçen gün yeni bir olaya ya da araştırmaya konu oluyor. Özellikle dolaylı vergilerin çokluğu ve yüksekliği insanları canından bezdiriyor. Geçen hafta Ankara'da bir kişi otomobilden alınan ÖTV yüzünden gelir ve ruh sağlığının bozulduğunu öne sürerek, Gelir İdaresi Başkanlığı ve ÖTV Dairesi Başkanı Ahmet Öğüt hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bilindiği gibi Türkiye'de otomobillerden satış fiyatı üzerinden yüzde 18 KDV, yüzde 84 ÖTV alınırken bu ÖTV üzerinden de yüzde 18 tekrar KDV alınıyor. Böylece Türkiye'de yaşayanlar dünyada en pahalı otomobile binmiş oluyor. Aile düzeni ve ruh sağlığının bozulduğunu öne süren Ankaralı yurttaşın dilekçesine Savcılık "soruşturmaya gerek yok" demedi. Tam aksine Maliye'nin dolaylı vergiler konusunda görevini kötüye kullanıp kullanmadığının araştırılması için inceleme başlattı. İnceleme sonucunda Maliye Bakanlığı ÖTV şubesine konuyla ilgili "resmi" savunma yapmasını isteyen bir yazı geldi. Şimdi Maliye Bakanlığı bu savcılık yazısına uygun bir cevap vermek için uğraşıyor.

Gerçekten insanın ruh sağlığını bozacak kadar yüksek ve adaletsiz olan dolaylı vergiler çok sayıda araştırmaya da konu oluyor. Boğaziçi Üniversite'sinden Ünal Zenginobuz, Gökhan Özertan, İsmail Sağlam ve Koç Üniversite'sinden Fatoş Gökşen "Yurttaşların Cebinden Devletin Kasasına: Türkiye'de Kim Ne Kadar Vergi Ödüyor?" adlı bir araştırma yaptı. Araştırma daha çok tüketim üzerinden alınan ve çok yüksek boyutlara varmış olan dolaylı vergileri kimlerin ödediğini gün ışığına çıkarmak ve yurttaşların dolaylı vergiler yoluyla kamuyu nasıl fonladıklarını ortaya koymak amacını taşıyor. Araştırmada tüketici gruplarının kendilerine özgü tüketim sepetleri üzerinden toplam ne kadar dolaylı vergi (KDV, ÖTV vb.) ödediklerini hesaplıyor. Bunun için kentsel kesimden 1512, kırsal kesimden 648 olmak üzere Türkiye'de 2610 hane halkının 12 aylık bir sürede elde ettikleri gelir ve yaptıkları tüketim harcamaları aylık bazda hesaplanıyor. Ayrıca çalışma değişik yurttaş gruplarını baz alarak yurttaşların Türk Vergi Sistemi ile ilgili görüşlerini de sorguluyor.

VERGİ YUKU GÜCÜMÜZÜN ÜZERİNDE
Çalışmanın vardığı sonuçlar şöyle: IMF'nin şartladığı sıkı para politikasını tamamlayan sıkı maliye politikalarının, faiz dışı fazla vermek için sarıldıkları en kestirme yol dolaylı vergiler. 2005 sonu itibariyle GSYİH'nın yüzde 33 üne ulaşan toplam vergilerin yüzde 70'ini tüketim üzerinden alınan vergiler oluşturuyor. Çalışma, bu yolla herkesin, bir işte çalışan ya da çalışmayan herkesin harcadığı her ıYTL'sinin, en az, 25 YKr'sının devlete vergi olarak gittiğini söylüyor. Yani bir yurttaş yardımla yaşasa dahi harcadıkları üzerinden yüzde 25 vergi ödüyor.

TÜKETİM VERGİLERİ YOKSULA
Geliri en yüksek birinci yüzde 5'lik gelir dilimine girenler tüketime harcadıkları her 100 YTL'nin 18.4 YTL'sini vergi olarak verirken, orta ve dar gelirliler harcadıkları her 100 YTL'nin 26.7 YTL'sini tüketim vergisi olarak veriyor. En fakir yüzde 20'lik gelir dilimine giren hanelerin tüketimleri üzerindeki vergi, hane gelirinin yüzde 22.9'u iken, en yüksek birinci yüzde 20'lik gelir dilimindeki haneler için bu oran, yüzde 6.6 eksiği ile yüzde 16.3. En yüksek yüzde 5'lik gelir dilimindeki hanelere bakıldığında ise aynı oranın en fakirle-rinkinden yüzde 10.3 eksiği ile yüzde 12.6 olduğu görülüyor. "Gelir dağılımı en bozuk olduğu ülkeler arasında yer alan Türkiye'de tüketim vergilerinin dar gelirliyi daha fazla vurma özelliği daha da çarpıcı hale geliyor" denilerek vergi adaletsizliğinin gelir dağılımını bozucu etkisi vurgulanıyor.

KIRDA YÜK FAZLA
Kırsal/kentsel kesim ayrımı yapıldığında tüketim vergilerinin eşitsiz dağılımı daha da belirgin hale geliyor. Ayrım yapıldığında, kırsal kesimde geliri en üst birinci yüzde 20'lik dilime giren hanelerin tüketimi üzerinde gelirin yüzde 14.8'i olan dolaylı vergi yükü, geliri en düşük yüzde 20'lik dilime girenlerde yüzde 11 fazlasıyla yüzde 25.8 oluyor. Kentlerde aynı oranlar, en yüksek birinci yüzde 20'lik dilim için yüzde 15.8, en düşük yüzde 20'lik dilim için ise yüzde 10 fazlasıyla yüzde 25.8 dir.

BÖLGESEL FARKLAR ÇARPICI
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan bireylerin tüketimleri üzerindeki dolaylı vergi, gelirlerinin yüzde 26.8'ini buluyor, bu bölgeyi yüzde 23.7 ile Doğu Marmara ve yüzde 22.9 ile Ege bölgesi izliyor, tüketim üzerindeki verginin gelire oranının en az olduğu bölge ise yüzde 14.5 ile Orta Anadolu.

İLK ÖNCE DEVLETE SONRA PATRONA
Çalışmada bir öğretmenin aldığı maaş ve ödediği dolaylı vergi şöyle hesaplanmış: Maaş: 1.248 YTL. Toplam harcamalar: 1.103 YTL. Toplam dolaylı vergiler 215 YTL. Kısacası bu öğretmen devlete ödediği gelir vergisi dışında yaptığı harcamalarla ayda ortalama 215 YTL daha vergi ödüyor. Ortalama bir çiftçinin ise aylık harcamasının 570 YTL olduğu varsayılır-sa bunun 183.6 YTL'si dolaylı vergiye gidiyor. Yine asgari ücrete yakın bir ücretle çalışan bir otomobil tamircisinin 689 YTL alıp bu paranın tümünü harcadığı varsayılırsa tamirci çırağı devlete 111.7 YTL dolaylı vergi ödüyor. Yani tamirci çırağı 1.5 hafta dolaylı vergiler nedeniyle devlete çalışıyor. Çalışmada bir işsizin işsiz olduğu dönemde borçlanarak yaptığı harcamalar üzerinden ödediği vergi hesabı ise şöyle: Aylık gelir: 599.9 YTL. Harcama: 1.567 YTL. Ödenen dolaylı vergi: 96.4 YTL. Gündelikçi Fatma Teyze'nin geliri ve vergisi de şöyle: Aylık gelir: 517 YTL. Aylık harcama: 486 YTL. Dolaylı vergi: 70.3 YTL, Sigortasız çalışan niteliksiz işçi: Aylık gelir: 422 YTL. Aylık harcama: 325 YTL. Dolaylı vergi: 45.1 YTL. Yani çalışsın çalışmasın, kayıt dışı sektörlerde olsun olmasın gündelikçisinden, sigortasız işçisine kadar herkes ağır bir dolaylı vergi mükellefi. Bu açıdan herkes paşa paşa sonuna kadar vergisini ödüyor. Ama yoksullar herkesten daha fazla ödüyor.

TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL OLARAK VERGİ
Çalışmanın diğer önemli bölümü de toplumun hem bireyler olarak hem de kurumsal düzlemde vergi sorununa ve bu alandaki adaletsizliğe nasıl baktığını ortaya koyan ve bu konunun muhataplarının görüşlerine yer verdiği bölümü. Çalışma burada sendikalar, çeşitli STK'lar ve bireylere başvuruyor. Söylemler ve sonuçlar şöyle:

Vergi mevzuatı sivil toplum kuruluşları içinde öncelikle işçi sendikalarını doğrudan etkiliyor. Örneğin vergi ve STK-Devlet ilişkisini açıklayan en özlü yanıtlardan birisini Kris-tal-İş Sendikası veriyor:

'KAZANDIĞIMIZI DEVLETE VERİYORUZ'
"Vergi sendikaların önemli gündem maddelerinden biri. Sonuçta toplu pazarlık masasında elde ettiğimiz kazancın önemli bir bölümünü ya doğrudan doğruya devlet için pazarlık etmiş oluyoruz ya da dolaylı olarak tüketim vergileriyle geri vermiş oluyoruz. (..) Dolayısıyla vergi politikalarındaki gayri adil düzenlemeler doğrudan doğruya sendikaların gündemine, özellikle toplu pazarlık sürecine yansıyor."

Vergi ve demokrasi ilişkisi konusunda KESK'in çalışmada yer alan görüşleri ise şöyle:

"Merkeziyetçi ve statükocu yapıdan ziyade vatandaşına halkına güvenen, kurumlarına güvenen bir sisteme geçilmesi kaçınılmaz. Buralarda halka güvenmek, kurumlara güvenmek oralarda açılım sağlamak gerekiyor. Demokrasi sürecinin buralara doğru evrilmesi gerektiğine inanıyoruz."

KAYIT DIŞI-SENDİKASIZLAŞMA
Kayıt dışı konusunda DİSK ise şu görüşleri bildirmiş: "Kayıt dışı ekonomi sendikalaşmayı da etkileyen bir faktör. Kayıt dışı, işletmeler arasında haksız rekabet doğuruyor. Bu da kayıt dışı sektörü artıran bir unsur. Kayıt dışı ekonomi hem istihdam hem de sigorta üzerindeki yüklerin az bir kesim üzerinde kalmasına neden oluyor. Sendika olarak kayıt dışı sorununa duyarlıyız."

KESK ise kayıt dışı konusunda; istihdam üzerindeki yüksek vergiye dikkat çekerek yanıt veriyor. KESK vergi yükünün istihdam üzerinden başlamak üzere azaltılması gerektiğini savunuyor.

Kristal-İş ise kayıt dışının fazla olmasının sonucunun dolaylı vergiler olduğunu söylüyor.

Kayıt dışı ekonominin küçülmesinin bir noktada vergi adaleti getireceğini savunuyor.

ADALETSİZLİK SİYASİ TERCİH
Vergi ve ekonominin diğer alanlarındaki adaletsizliğin aslında bir siyasi tercih olduğu konusunda ise KESK'in çok net görüşleri var: "İç ve dış borçlardan kaynaklı faizlerin öne çıkması ve vergi gelirlerinin yüzde 50'ye varan oranlarda buralara harcanmasını ciddi bir sorun olarak görüyoruz. Hükümet kurulurken, vergi gelirlerinde ve iç-dış borç faizlerine ödenecek miktarlarla ilgili öteleme programları olduğunu söylemişti. Ancak her zamanki gibi vergi adaleti konusunda çalışanlar aleyhine adımlar atıldı. Bunu şiddetle eleştiriyoruz. Örneğin bir günlük iç borç faizinin ödenmemiş olduğu düşünüldüğünde yaklaşık 5-6 milyon asgari ücretliye iki katı maaş verme olanağı olduğunu biliyoruz. Bunun yapılmaması siyasal bir tercihtir.

Çalışmada ayrıca yurttaşların da her kesimden ve her bölgeden vergi adaletsizliği konusunda ortak bir söylem geliştirdikleri ortaya konuyor. Yurttaşlar vergi ödemenin kendilerine kamu kaynaklarını kullananlardan gerektiğinde hesap sorma hakkı verdiğinin farkında, ancak bu konuda birlikte ortak ses çıkarabilecekleri, hesap sorabilecekleri güvenilir siyasi (demokratik) kurum ve kanalların olduğuna hiç inanmıyorlar. Demokratik süreçler yoluyla siyasetçilerden ve bürokratlardan kamu kaynaklarını kullanış biçimleri hakkında hesap sorulabileceğine inanç ve güven yok denebilecek düzeyde. Ayrıca yurttaşlar hemen herkesin bir şekilde vergi kaçırdığı konusunda emin. Bunun nedeni olarak da yüksek vergi oranlarını görüyorlar.

Çalışma, yurtaşların vergi sistemini ve uygulanışını adaletten uzak bulduklarını da ortaya koyuyor. Vergi ödemenin vatandaşlık görevi olduğu algısının yok olduğunu gözler önüne seren çalışma, yurttaşların belirli bir eşiğin altındaki gelirden vergi alınmadığı, daha düşük oranlar içeren ve daha adil bir vergi sistemi istediğini ortaya koyuyor.

Vergide adaletsizlik kaçakçılığı körüklüyor
HESAPLAMALARA göre, 5 yıl kullanılan ortalama bir binek otomobil için yapılan harcamaların üçte ikisi vergiye gidiyor. Diğer bir deyişle, kullanılan her bir otomobil için iki otomobil maliyeti kadar para da Maliye Bakanlığı'na vergi olarak ödeniyor. Bu oranlar Türkiye'yi OECD ve AB ülkeleri arasında otomobil kullanımından en fazla vergi alan ülke konumuna taşıyor. Pompa fiyatının yüzde 75'ine yaklaşan oranıyla Türkiye dünyada benzinden en fazla vergi alan ülkeler arasında yer alıyor. Benzin ve diğer petrol ürünleri doğrudan tüketimin yanı sıra üretimde girdi olarak da kullanıldıklarından, üstlerindeki yüksek vergi yükü üretim ve dolayısıyla istihdam üzerinde olumsuz etki yapıyor. Petrol ürünlerindeki yüksek vergiler petrol kaçakçılığını çok karlı hale getiriyor, kayıt dışı ekonomi bu yolla daha da körükleniyor. Ayrıca Türkiye'de yüksek KDV oranlarının vergi kaçağının kaynaklarından birisi olduğunu artık herkes biliyor. KDV kaçakçılığı ayrı bir sektör olarak işliyor.

Ayrıca hemen hemen herkesin cep telefonu kullanıcısı olduğu Türkiye'de cep telefonu üzerinden alınan vergiler de çarpıcı. Cep telefonu hattı alırken ve kullanırken yüzde 50'in üzerinde vergi ödüyoruz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious