Veysel Eroğlu Kyoto'yu savundu

Veysel Eroğlu Kyoto'yu savundu.9876
  • Giriş : 04.06.2008 / 20:40:00

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, OECD Çevresel Değerlendirme Raporu'nun müzakeresi için gittiği Fransa'dan dönüşünde Atatürk Havalimanı'nda soruları cevapladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Kyoto Protokolü'nde 2012 yılı sonunu kadar Türkiye'nin herhangi bir mükellefiyeti olmadığını söyledi. Eroğlu, ''Kyoto'da taraf olmamızın kabulü ülkemiz için faydalı olacaktır. Herhangi bir mahsuru yoktur. Biz zaten iklim değişikliği izin gerekli tedbirleri zaten alıyoruz'' dedi. Türkiye'de su sıkıntı yaşanmadığını da işaret eden Eroğlu, Ankara'ya vatandaşın haberi olmadan kirli su verildiği iddialarına sert tepki gösterdi.

Kyoto Sözleşmesi'ne Türkiye'nin imza atacağını belirten Eroğlu, ''Zaten biz İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması'nı BM'de kabul etmiştik . Ama özel şartlarımız var. Bunu dikkate alarak Kyoto'nun kabulü istikametinde bakanlar kuruluna sunduk. TBMM'den geçince Kyoto ile alakalı işlemler başlayacak.

Daha sonra BM'ye gönderilecek. 90 günlük bir süre var. Ondan sonra taraf olduğumuzun kabulu gerçekleşecek. Bunun şu faydası var 2012 yılı sonunu kadar herhangi bir mükellefiyetimiz yok. Kyoto ile ilgili müzakerelerin yapıldığı masaya oturamıyoruz. Varşova ve Kopenhag'da toplantılar olacak. Buralarda ülkemizin gelişmekte olduğunu ve özel şartlarımızın tanınmasını talep edeceğiz. Biz zaten iklim değişikliği izin gerekli tedbirleri zaten alıyoruz'' diye konuştu.

Paris'teki toplantıda muhataplarının Türkiye'nin çevre konusunda attığı adımları takdir ettiklerini ifade eden Veysel Eroğlu, şunları kaydetti:

''Ülkemizde Belçika'ya yakın bir alanın ağaçlandırıldığını, 2012 yılı sonuna kadar 2 milyon 300 bin hektarlık alana 2 .5 milyar fidan dikileceğini söyleyince herkes şaşırdı. Katı atıkların bertaraf edilmesi için eylem planı hazırladığımızı anlattım. İçme suyun temimin de çok önemli adımlar attık. Hafta başındaki bakanlar kurulunda içme suyu eylem planını anlattım. Raporu arz ettim, desteklendi.

Bunun dışında bilhassa hidroelektrik enerjisi, rüzgar enerjisinin kullanılması yönünde büyük atılımlar var. Hele hidro enerji üretimi için özel sektörden bin 400 firma müracaat etti. Burada 60 milyar kilovat saatlik bir enerji üretimi olacağını söyleyince katılımcılar memnun oldu. Rüzgar enerjisi konusunda da atılan adımlar var. Bunlar çok önemli. Ayrıca hava kirlenmesinden gelen sera gazı azaltılmasını izah ettim. Şehirlerdeki hava kirliliği konusunda da önemli adımlar atıldı. Kyoto'da taraf olmamızın kabulü ülkemiz için faydalı olacaktır.''

-''SU KONUSUNDA BİR SIKINTI OLMAYACAK"-

Bakan Eroğlu, vatandaşa habersiz kirli su içirildiği tartışmalarına da tepki göstererek, ''Bu işin şakası yok ki. Bu şekilde polemik yapılması çok yanlıştır. Herkesin bilip bilmeden konuşması doğru değildir''şeklinde konuştu. ''Su konusunda endişe edecek herhangi bir durum yok'' diye devam eden Eroğlu, ''Sadece Güneydoğu Anadolu'da sulamadan dolayı ileri gelen bir sıkıntı vardı. Diğer şehirlerde de içmesi suyunda herhangi bir problem yoktur. Bursa'nın Nilüfer ve Doğancı barajları yüzde 98 dolu.

İstanbul'da Melen suyunu bağladık. İstanbul'a buradan 730 bin metreküp su akıyor. Yani şehrin günlük su ihtiyacının üçte biri buradan karşılanıyor. Bunun dışında Ankara'da Kesikköprü bağlandı, su akıyor. Kuraklık olmasına, ülkemiz dışındaki şehirlerde sıkıntı yaşanmasına rağmen biz her türlü tedbiri aldık. Bu gerçekten önemli bir adım. Herhangi bir sıkıntı olmayacak. Olursa da tedbirini alırız.'' izahını yaptı.

-''SU VERECEĞİZ DİYE DAVUL MU ÇALACAKTIK?"-

Kızılırmak'tan Ankara'ya su verilirken kendisinin habere olduğuna işaret eden Bakan Eroğlu, ''Sanki habersiz verilmiş gibi. Su verecektik diye davul mu çalacaktı'' diye tepki gösterdi. Eroğlu, ''Bunlar yanlış. Polemik unsunu olarak kullanılıyor. Bir defe Kesikköprü'den içme suyu akıtılacağını bilmeyen var mı? Ankara'da bu zaten devam diyor. Hatta bir miktar da gecikti.

Su sanki habersiz verilmiş gibi. Su verecektik diye davul mu çalacaktı. Biz Melen'den suyu getirdik. Şu anda bu Bahçelievler'e kadar geliyor. Davul mu çalacağız. Suyu ilgili bütün kuruluşlar ölçüyor. Mühim olan bu suyun arıtma tesisinden çıktıktan sonda standartların sağlanıp, sağlamadığıdır. Ülkemizde AB standartları var. Aynı şey daha önce İstanbul'da da oldu.

Ben iddia sahiplerini mahkemeye verdim. Biz içme suyu değerlerini ölçüyoruz. Su, dört birimden geçtikten sonra vatandaşa verilirdi. Bu işin şakası yok ki. Bu şekilde polemik yapılması çok yanlıştır. Herkesin bilip bilmeden konuşması doğru değildir. Başka maksatlar aranır. Siyasi maksat ya da su satışı yapanlar. Vatandaş, onlara acaba imkan mı sağlanıyor diye düşünür''açıklamasını yaptı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious