Vural: Ekonomi 'Pollyannacılık' ile yürümez

Vural: Ekonomi 'Pollyannacılık' ile yürümez.7873
  • Giriş : 13.10.2008 / 16:02:00

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Erdoğan"ın küresel ekonomik krizle ilgili sözlerine tepki gösterdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ekonomik gelişmelerden herkesin rahatsız olduğunu ancak hükümetin feryatlara kulağını tıkadığını kaydeden Vural, “hükümet feryatları duymuyorsa söyleyeceğimiz tek şey var pes doğrusu. Kafayı devekuşu gibi kuma gömmenin bir anlamı yok. Pollyanna demeçleri ile ekonomi yürümüyor”diye konuştu.

Vural, Neçirvan Barzani"nin Ankara"ya geleceğine yönelik haberlere de sert tepki göstererek hükümete “kim davet etti, niçin görüşeceksin bunlarla açıkla” diye seslendi. Vural, “bu kadar haydut yönetimlerle ilişkiye girmek Türkiye"nin menfaatine mi, iyi değerlendirilmeli” diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Erdoğan"ın küresel ekonomik krizle ilgili sözlerine tepki gösterdi. Ekonomik gelişmelerden herkesin rahatsız olduğunu ancak hükümetin feryatlara kulağını tıkadığını kaydeden Vural, “hükümet feryatları duymuyorsa söyleyeceğimiz tek şey var pes doğrusu. Kafayı devekuşu gibi kuma gömmenin bir anlamı yok. Pollyanna demeçleri ile ekonomi yürümüyor” diye konuştu. Vural, Neçirvan Barzani"nin Ankara"ya geleceğine yönelik haberlere de sert tepki göstererek hükümete “kim davet etti, niçin görüşeceksin bunları açıkla” diye seslendi. Vural, “bu kadar haydut yönetimlerle ilişkiye girmek Türkiye"nin menfaatine mi, iyi değerlendirilmeli” diye konuştu.

Vural Meclis"te gazetecilerin soruları üzerine küresel ekonomik kriz ve Aktütün Karakolu"na yönelik saldırının ardından yeniden gündeme gelen Türkiye"nin Irak bölgesel yönetimi ile temasa geçmesiyle ilgili gelişmeleri değerlendirdi.

Başbakan Erdoğan"ın ekonomik krizle ilgili yaptığı açıklamaları ve üslubunu “anlaşılan o ki Başbakan"ın işleri yerinde. Çocukları gemi sahibi. Kendisinin de parası var, ticareti kendisi açısından herhalde olumlu gidiyor” şeklinde değerlendiren Vural, vatandaşın ve reel sektörün sıkıntı içinde olduğunu, bunun da hükümetin uyguladığı ekonomi politikasının sonucu olduğunu söyledi. Vural, “sıkıntı yurtdışında meydana gelen krizle ilgili değil. Uzun yıllardan bu yana zaten Türkiye"de rekabet gücünün kaybedildiği, üretimin ithalata bağımlı hale geldiği, cari açığın arttığı ve özel sektörün sürekli borçlandığı, vatandaşın gelirinin ipotek altına alındığı bir ekonomi politikası uygulanıyor” dedi.

“HÜKÜMET FERYATLARA KULAK TIKIYOR”

Türkiye"de asıl endişe edilmesi gereken konunun hükümetin reel sektörün, sanayicinin feryatlarına kulak tıkaması olduğunu dile getiren Vural, “Başbakan"ın gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, ağzı var bunları dile getirmiyor. Başbakan"a sormak lazım: vatandaş işini kaybediyor, kepengini kapatmıyor mu? Vatandaş borçlu değil mi? Borcunu ödeyemez durumda değil mi? Reel kesim çökmüş değil mi? Bütün bunları görmüyor, duymuyorsa söyleyeceğimiz tek şey var, pes doğrusu. Kafayı devekuşu gibi kuma gömmenin bir anlamı yoktur. Bu konularda hükümetin bu şurayı burayı suçlayacağına kamuoyuna güvenilir mesajlar vermesi, tedbirleri aldığını da göstermesi gerekiyor. Milletin beklentisi budur. Elbette Türkiye"de oluşan bu sıkıntıların bedelini milletimiz ödemektedir. Dolayısıyla bu krizin derinleşmesini kimse beklememelidir. Ve hükümet eli kolu bağlı bir intiba vermemelidir. Süratli bir şekilde reel sektöre ve piyasalara güven telkin etmelidir.” diye konuştu.

“POLLYANNA DEMEÇLERİ İLE EKONOMİ YÜRÜMÜYOR”

Başbakan Erdoğan"ın pembe gözlük takıp pembe tablolar çizdiğini savunan Oktay Vural, MHP olarak küresel ekonomik krizle ilgili komisyon kurduklarını, bu komisyonun yaptığı çalışmaları ise hafta sonunda değerlendireceklerini bildirdi. Vural, “Pollyanna demeçleri ile ekonomi yürümüyor. Başbakan 1 yıl kadar önce borsanın 48 bine çıkacağı kehanetinde bulunmuştu. Borsa yükselirse ekonomi iyi diyordu. Şimdi borsa düşüyor, Başbakan"a soruyoruz ; Sayın başbakan borsa düşmesine rağmen ekonomi iyi diyebiliyor musunuz?

Lafla ekonomi yürümez. Krizin derinleşmesine yönelik spekülatif hareketlerden ve ifadelerden de kaçınmak gerekiyor. 2001 yılındaki krizi yaşadık. O zaman Erdoğan krize körükle değil benzinle gidiyordu. MHP olarak bu sorumluluk içerisinde krizin derinleşmesine değil böyle bir kriz konusunda hükümetin tedbir almasını sağlayacak, vatandaşı da bu konuda rahatlatacak bir politika takip etmesini öngörüyoruz ama krizle ilgili "çok iyi durumdayız" ifadeleri gerçeği yansıtmıyor. Daha etkin bir ekonomi yönetimi gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Vural, özellikle Merkez Bankası"na güveni artıran bir politikaya ihtiyaç olduğunu söyledi.

“HAYDUT YÖNETİMLE İLİŞKİ GELİŞTİRİLMEMELİ”

Vural, Kuzey Irak"ta bölgesel Kürt yönetiminin Başbakan"ı Neçirvan Barzani"nin Türkiye"ye geleceğine yönelik haberleri de değerlendirdi. “Kim davet etmiş, Başbakan"a soruyorum; sen mi davet ettin, açıkça çık söyle.” diye konuşan Vural, Erdoğan"ın "yüreklice" çıkıp Barzani"yi çağırıp çağırmadıklarını açıklamasını istedi. Vural, şunları söyledi:

“Bir terör örgütüyle mücadelenin milletlerarasında müzakereye tabi olmaması lazım. Her devletin terörle ve teröristle mücadele etmesi lazım. Şimdi bu Barzani Türk milleti hakkında laf söyleyecek, Diyarbakır hakkında laf söyleyecek, Türkiye"nin içişleri hakkında laf söyleyecek biz de onlara gül sunacağız. PKK ile mücadelenin ötesinde Barzani Türkiye"nin içişlerine müdahale eden, hasmane tutum besleyen birisi. Bu kadar haydut yönetimlerle, Türkiye ilişkiye girecek. Bu Türkiye"nin menfaatine mi, bunun değerlendirilmesi lazım. Terörle mücadele konusunda üçlü mekanizma kurulmadı mı? Bugün Türkiye"nin muhatabını Irak"ın bölgesel yönetimi yapmak istiyorlar”

Terörle mücadele konusunda daha caydırıcı, kapsamlı ve ilkeleri belirlenmiş bir politika uygulanması gerektiğini söyleyen Vural, bugüne kadar Barzani yönetimi ile yapılan görüşmelerden fayda gelmediğini belirterek “Türkiye"nin terörle mücadele etmek için yanı başında hasmane tutumlar besleyen bir yönetimi desteklemesini tarihi bir gaflet olarak görürüz. Terörle mücadele konusu, Irak"ın uluslar arası yükümlülüğüdür. Kendi anayasasına göre bir yükümlülüktür. Bu yükümlülüğünü yerine getiremeyen ülkelere karşı uluslar arası alanda her türlü tedbirin alınması da meşrudur. Bu da Türkiye"nin meşru hakkıdır.”dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*