Wachowskiler’in son devrimi

Wachowskiler’in son devrimi.5386
  • Giriş : 31.03.2006 / 00:00:00

Politikayla uzaktan yakından bir ilginiz olmasa hatta olmaması için özellikle uğraşıyor olsanız bile sonuçta insanın mutluluğu...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Toplu halde erdemli bir şekilde yaşamanın yolları ve insanlık onuru gibi kavramlar kafanızda dolaşıyorsa ister istemez sistem muhalifi oluveriyorsunuz; zira Şeyh Edebali’nin o muhteşem vasiyetindeki “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” kavrayışının yakınından geçen bir yönetime ne biz ne de diğer dünya ülkeleri kavuşabilmiş görünüyor. Hal böyle olunca da -hele bizim gibi bir araya gelince memleketi kurtarmadan ayrılmayanların çoğunlukta olduğu bir ülkenin insanları olarak- Wachowskiler’in, yapımcı ve senarist olarak imza attığı “V for Vendetta” kafanızdaki tilkilere yeni tilkiler ekleyip sizi sancılar içinde salondan salıveriyor.

Hükümetlerin yozlaşmasından kaynaklanan kısıtlayıcı uygulamaları konu alan “Fahrenheit 451” (Ray Bradbury) ve “1984”ü (George Orwell) hatırlatan filmin kaynağı, Alan Moore ve David Lloyd’un 1981’de Warrior dergisinde yayınlanan çizgi romanı. Matrix’te Wachowskiler’in birinci asistanı olan James McTeigue’in yönettiği film, 2010 Londra’sında geçiyor. Adam Sutler (John Hurt) hükümeti, iktidarını korumak için oynadığı oyunların faturasını halka çıkarmakta ve daha pek çok fatura kesebilmek için, toplum hayatını tamamen keyfî olarak yönlendirmektedir. Hükümetin belirlediği ‘normal’ kavramının dışındaki her kavram dışlanmıştır. Bunların arasında klasik sanat eserleri ile eşcinsellik ve Müslümanlık da vardır. Gece 11’den sonra sokağa çıkmanın yasak olduğu bu ölü kentte, saat 23.00’ten sonra arkadaşına gitmek üzere yola çıkan Evey (Nathalie Portman), hükümet görevlisi ‘işaretadamlar’ca yakalanır. O esnada, kibirli bir gülümseme taşıyan bir maskeyle yüzünü gizlemiş esrarengiz biri, Evey’yi kurtarır. 5 Kasım 1605’te parlamento binasını havaya uçurmak üzereyken yakalanıp idam edilen Guy Fawkes’un yüzünün ardına gizlenen bu adam, Fawkes’un toplumsal idealleriyle kendi kan davasını birleştiren ve adını da bu kan davasından (vendetta) alan “V” (Hugo Weaving)’dir. İdealizmiyle kişisel hesapları birbirine karışmış V’nin amacı, 5 Kasım yaklaşırken parlamento binasını, destek olacak Londralılarla birlikte havaya uçurmak, böylece bu çürümüş düzenin bir simgesini yok edip halkta uyanış sağlamaktır. O zamana kadar da yönetimde ‘yamuğunu gördüğü’ kişileri, kendi yöntemleriyle tek tek infaz etmektedir.

Öte yandan yolu V ile kesişen Evey, göründüğü kadar sıradan biri değildir. Anne-babası politik eylemci olan ve ıslahevinde büyüyen Evey, hükümet için gayet ciddi bir tehdittir aslında. Nitekim gördüğü işkenceler ve V’nin yanında geçirdiği zaman sonunda, içinde bastırmaya çalıştığı muhalif yanı ortaya çıkar. Bu arada dedektif Finch de cinayetler dolayısıyla V’nin ve onunla birlikte olduğu tespit edilen Evey’nin peşindedir. Evey’nin bir süre evinde saklandığı televizyon şovu sunucusu dostu Gordon Deitrich (Stephen Fry) de kara listeye alınmıştır. Çünkü halkı eğlendirmek üzere bizzat başbakan tarafından tutulan Deitrich, son programında başbakanın, savaştığını söylediği terörün bizzat kendisi olduğunu göstermek gafletinde bulunup bir bakıma kendi sonunu hazırlamıştır. Henüz yakalanmadan önce Evey’ye, gizli odasını açar. Burada Sakıncalı Materyaller Bakanlığı’nın yasakladığı her şey vardır; ama özellikle biri ilginçtir. Odada 16. yüzyıldan kalma elyazması bir Kur’an gören Evey hayretle Dietrich’e Müslüman olup olmadığını sorar. Dietrich’in cevabı -14 asır önceki bir cevabı hatırlatırcasına- “Teşbihlerinden ve şiirselliğinden etkilenmem için Müslüman olmam şart değil ki.” şeklindedir. Ancak bu sevdası, Dietrich’in hayatına mâl olur; evi basan polisler, şovmeni yaka paça sürükleyip götürür. Daha sonra V, Evey’ye “Sadece hapse atarlar diye düşünmüştüm; ama Kur’an’ı bulunca öldürdüler.” diyecektir.

Dünyanın yavaş yavaş bu distopyaya dönüşmeye başladığı şu günlerde “V”, bir kez daha silkinip olan biteni alıcı gözüyle incelemek için çok isabetli bir tercih. Ancak filmin teşhisleri ile tedavilerini aynı oranda kabullenmek mümkün mü; tartışılır. Amaca giden her yolun meşruluğuna inanan ve haklılığını terör eylemleriyle göstermeye kalkan V’nin uygulamaları için yönetmen ve yapımcılar, “V, hükümet kuruluşlarına doğrudan saldırarak ve rejim taraftarlarını öldürerek direniş gösteriyor. Dolayısıyla bu sadece zorba bir yönetime karşı savaşın hikayesi değil; terörizmin ve terörizm hiç haklı görülebilir mi, onun hikayesi; eğer gerçek dünyada bu sorunu çözeceksek, öncelikle bunu anlamamız gerekiyor.” diye konuşuyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious