Ya Ergenekon, ya kaçınılmaz son

Ya Ergenekon, ya kaçınılmaz son.17197
  • Giriş : 23.10.2008 / 14:02:00

Ya Ergenekon(lar) hukuk yoluyla çökertilecek ya da bu ülkede demokrasi sonsuza kadar askıya alınacak.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çetesini bertaraf edemeyeni çete bertaraf eder. Gladyosunu tasfiye edemeyeni gladyo tasfiye eder. Cuntacısının hakkından gelemeyenin hakkından cunta gelir. Kural budur!

Türk siyaset tarihi bunun örnekleriyle doludur. En kritik dönemlerde cuntaların üzerine gidil(e) mediği için o illegal yapılar palazlanmış, baş edilemez hale gelmiş ve bir gün dönüp kendisine yasal zeminde hesap sorabilecekken sessiz kalmış yapıları temelden çökertmiştir.

Tek tek misaller getirmeye gerek yok aslında. En yakın örneği hatırlayın lütfen.

Susurluk Çetesi bir Trafik Kazası sonucunda yakayı ele vermişti mesela. Bir milletvekili, bir üst düzey emniyet yetkilisi ve yıllarca aranan eski bir ülkücü. O günkü vahim manzara dönemin siyasileri tarafından okunamadı. Erbakan'ın o günkü fasa fiso lafı, koalisyon hükümetini kurtarmak amacıyla söylenmişti. Çetenin bir ucu o dönemin Doğru Yol Partisi'nde görev yapan yetkililerine dayanıyordu. Refah Partisi ile koalisyon ortağı olan DYP, Susurluk kazasından kurtulabilmek için Refah Partisi'nin kredisinden kullanmayı denedi. Belli bir oranda da başarılı oldu bu taktik. Toplumun önemli bir kesiminde oluşan öfke, DYP'ye değil, Refah'a yöneldi. Peki, bu taktikle iktidarda kalınabildi mi? Hayır! Mümkün değildi o iktidarın ayakta kalabilmesi; zira çetesini suçüstü yakalamış bir iktidar hukuki yollardan hesap sorma yerine kulağı üzerine yattığında o kulaklar çekilmeyi hak etmiş olur. Nitekim öyle oldu.

Medyanın önemli bir bölümü o dönemde çetenin karşısında yer alır gibi gözüktü. Manzara aynen şöyleydi: Bir tarafta Susurluk Çetesi'nin üzerine korkusuzca giden medya ve ona her akşam ışık yakıp söndürerek ve tencere tava sesleriyle yardım eden 'sivil toplum örgütleri'; diğer tarafta çetenin üzerine gitme yerine olayları örtbas etmek için çırpınıp duran bir iktidar. Ve derin bir sessizliğe gömülmüş yargı. Çete bu manzaradan korkacağı yere cesaret aldı ve siyaset mühendisleri devreye girdi.

Ergenekon örgütü ortaya çıktığında roller değişiverdi. 'Derin çetelerin üzerine gidin!' diye feryat eden bazı medya kuruluşları Ergenekon gibi yakın siyasî tarihimizin en büyük davasına 'fasa fiso' muamelesi yapmaya çalıştı. Hani iktidardan hukukî süreci işletmesi bekleniyordu? Hani devlet gücünü kullanmayarak ülkenin demokrasi ve şeffaflaşma fırsatı kaçırılmıştı?

Demek ki Erbakan ve Çiller hükümeti Susurluk'un üzerine gitseydi Ergenekon'a destek veren medya ve onun 'sivil' müttefikleri sus pus olacaktı! Bugünkü iktidar Ergenekon davasını siyasileştirmedi; sadece hukukî sürece engel olmadı. Bu bile önemli bir gelişme. Bu hükümet de çete için 'gulu gulu dansı' diyebilirdi. Şayet öyle bir yanlışa girilseydi Ergenekon bu hükümetin üzerine yığılıp kalırdı. Bugün 'Ben Ergenekon'un avukatıyım' diyecek kadar çeteye karşı alaka duyan; hatta bu davadan tutuklu bazı zevatı parti grup toplantısında alkışlatan muhalefet, çetelerle iç içe gözüküyor ve kan kaybediyor. Çete karşısında bu kadar boynu bükük davrananları da halk tasfiye edebilir. Bunu analiz edemeyen hiçbir yapı siyaset yapmamalı bu ülkede...

Soğuk savaş bittikten sonra her devlet gladyosunu tasfiye etti; zira özel bir dönemin özel şartlarına göre düzenlenmiş bir yapıydı bu. Gayri nizami harp esasına dayanan psikolojik harp taktikleriyle hareket eden bu organizenin şuur altında ülkenin düşmanlar tarafından işgal edilmesine dair şüpheler ve senaryolar vardı. Demokratik ülkeler soğuk savaş sonrasında bu derin çetelerden kurtuldu; çünkü bu yapının elde ettiği güç, kirli işlerde de kullanılabiliyordu. Gladyosunu tasfiye etmeyen bir tek Türkiye kaldı. Ergenekon davası bu bakımdan hayatî bir önem taşıyor. Hukukî süreci baltalayacak her ihanet bu ülkenin demokrasi ve şeffaflık yolunu zifiri karanlığa gömecektir. Yargı üzerinde kurulacak baskı, siyaset üzerine bina edilen zaaf ya da medya korkusuyla oluşturulacak hava ile çeteye destek çıkılması affedilecek bir hata değil. Evet; tam bir yol ayrımındayız. Ya Ergenekon(lar) hukuk yoluyla çökertilecek ya da bu ülkede demokrasi sonsuza kadar askıya alınacak...

ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*