Ya yıkacaklar ya yıkacağız

  • Giriş : 13.01.2007 / 00:00:00

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Acarİstanbul konusunda, 19 Ocak'a kadar söz konusu binaların ilgili firma tarafından yakılmaması halinde, kanuni sorumluların gerekli yıkımı gerçekleştireceğini açıkladı

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Acarİstanbul ile ilgili yerel yönetimin başlattığı yıkım sürecinin, Çevre ve Orman Bakanlığı'na yapılan ruhsat talebinin reddiyle devam ettiğini vurgulayan Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, "Söz konusu binaların yıkılıp, ilgili bölgenin eski haline getirilmesi konusunda verilen süre bu yın 19'unda doluyor. Ya ilgili şahıslar bu tarihe kadar kendileri bu yıkımı gerçekleştirecekler, ya da bu işin kanuni sorumluları yıkım için harekete geçecektir" dedi.

Yeni Şafak Ankara Temsilcisi Mehmet Ocaktan'ı ziyaret eden Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, kamuoyunun da yakından takip ettiği çevre sorunları ve bunlara ilişkin Bakanlığın ürettiği politikalar konusunda önemli açıklamalarda bulundu:

RUHSAT BAŞVURUSUNA RED

"Acarİstanbul ile ilgili olarak, buranın ruhsatı iptal edildikten sonra, ruhsatı veren makam olan Beykoz Belediyesi bu 138 binaya ayrı ayrı tebligatta bulundu ve firmaya da İmar Kanunu'ndan doğan 30 günlük süre hakkını verdi. Yani 30 gün içinde bu binaları ruhsatlı hale getir, dedi. Firma da bu binaları ruhsatlı hale getirmek için harekete geçti. Yapmaları gereken ilk iş bizim bakanlığımıza müracaat etmekti. Ruhsat başvurusunun birinci aşaması olan 'ön izin' müracaatında bulundular. Bizim arkadaşlarımız müracaatlarını, krokilerini inceledi ve bu şartlarda ön izinlerinin kabul edilemeyeceğini ifade ettiler. Böylece talepleri reddedildikten sonra, ikinci ve üçüncü adımları atma imkanları kalmadı. 19 Aralık 2006 tarihinde Beykoz Belediyesi kendilerine bu tebligatı yaptığı için yasal süre 19 Ocak 2007'de doluyor. 19 Ocak'tan sonra yine İmar Kanunu gereği, ruhsatlandıramadığı için ya firmanın kendisi yıkacak, ya da bunun kanuni sorumluları kimse, onlar arazinin eski haline gelmesiyle ilgili işlemi uygulayacaklar."

ACARKENT YARGIDA

"Bizim şu anda muhatap olduğumuz ilk konu Acarİstanbul. Beykoz Konakları ile Acarkent villaları ise 1986'dan 2000'lere kadar yapımı süren bir proje. Yüzde 6'nın bu iki projede de olağanüstü aşıldığını, birden çok müfettişin raporuyla gördük. Orada bir başka husus var ki, buraların 'özel orman' statüsü de kaybettirilmiş. Oradaki binaların ne kadarının yıkılacağını ben söyleyemem, çünkü yasal süreç devam ediyor. Bu süreç sonunda işaretlenecek ve 'şunlar' denilebilecek. Ama Acarİstanbul'la alakalı olarak yargı son kararını vermiş. Ruhsatı iptal etmiş, bundan sonra iş, belediyenin ve bizim bakanlığımızın işlemlerine kalmış."

GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAYIZ

"Göllerin, sulak alanların etrafındaki bütün binaların yıkılmasını istiyoruz. Su kaynaklarını tehdit eden hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız. Geleceğin su kaynaklarını kimsenin tehdit etmesine müsaade etmeyeceğiz. Ben Sapanca'dan Beyşehir'den Eğridir'den yani Türkiye'nin gelecekteki su kaynaklarından bahsediyorum."

ORMANLARIMIZ ARTIYOR

"Dünyadaki genel gidişin tersine Türkiye ormanlarının azalmadığı, bilakis arttığına dair FAO'nun (BM Gıda ve Tarım Örgütü) raporları var. FAO'nun resmi kayıtlarında 'Türkiye, ormanlarını arttıran nadir ülkelerden birisidir' diyor. 1 milyon hektardan daha fazla orman arttırmışız. Şu anda Avustralya'da yangın sezonu, bir seferde 180 bin hektar orman yandı. ABD'de bir yılda 1,5 milyon hektar orman yandı. Bize gelince; AK Parti hükümeti gelmeden önce 14 bin küsür hektardı orman yangınlarındaki kayıp, bunu 5 bin hektara indirmişiz. Ağaçlandırmada ise durumumumz yıllık 365 bin hektardır, bizden önceki 10 yılın ortalaması ise yılda 75 bin hektardır. Yani tam 5 kat aşmışız."

DÜZENLİ ÇÖP DEPOLANIYOR

"Biz geldiğimizde Türkiye'de çöplerin yüzde 65'i vahşi depolanıyordu, yüzde 35'i düzenli depolanıyordu. Şimdi bunu tam tersine çeviriyoruz. Yani yüzde 35 vahşi depolama, yüzde 65 düzenli depolama seviyesine geliyoruz, 2007'de. Bu çok ciddi bir rakamdır.Trabzon'un, Rize'nin, Samsun'un, Isparta'nın, Burdur'un tesisi tamamlandı. Sinop'un, Zonguldak'ın tesisleri bitmek üzere. Ayrıca Sakarya, Erzurum devam ediyor."

Çevreye 30 milyar euroluk yatırım

"Çevreyle ilgili projeksiyonlarımız var. 2014 yılına kadar bizim AB'ye giriş eşiği kabul etiğimiz standartlara gelebilmek için çevreyle alakalı 30 milyar Euro'dan daha fazla yatırım yapmamız lazım. Bunun üç tane sacayağı var; bu 30 milyar Euro'luk yatırımın üçte 1'i belediyeler, üçte 1'i sanayi sektörü, üçte 1'i ise kamu yatırımı olacak. Bu paranın yüzde 10-15 kadarını AB'den alabileceğimizi düşünüyoruz. Türkiye'de kamu önümüzdeki 8-9 yıl içinde bu yatırımlar için 8 milyar Euro'u harcayabilir. Sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi çevreyle alakalı arıtma tesislerinin bir tanesi içi 170 milyon dolarlık ihale yaptı. Küçükçekmece'deki tünellerin yapılması için 200 milyon dolar gerekiyor; işte bütün bunlar o rakamların içinde var. İllerde yapılan ve yapımına devam edilen bertaraf tesislerimiz düşünüldüğünde büyük bir yekün çıkıyor ortaya. Bu 30 milyar Euro'luk yatırımın içinde çöp, atık, katı atık, tehlikeli atık, atık su, yakma fırınları, termik santral bacaları gibi çok geniş bir yelpaze var. Türkiye gayri safi hasılasından binde 8 ayırması halinde bu işin altından kalkabilir."

Dünya nükleer enerji kullanıyor

"Dünyada hiç bir gelişmiş ülke yoktur ki nükleer enerji kullanmıyor olsun. Bugün Fransa enerjisinin yüzde 80'ini nükleer tesislerinden karşılıyor ve dışarıya da enerji satıyor. Geçenlerde anlattılar; İtalyan bakan demiş ki 'bize nükleer santral yaptırmamak için çevrecileri ayağa kalkan ülke, bize nükleer santraldan ürettiği enerjiyi satıyor'. Bu konu böylesine enteresandır. Çevrecilerle hiç bir problemim yok. Ancak enerji ihtiyacını karşılamak için de nükleer enerjinin gerekliliği ortadadır. Fakat elbetteki Tükiye bütün alternatif enerji kaynaklarını tam kapasite kullanmalıdır. Hidro elektrik, termik santraller, rüzgar, jeotermal ve güneş enerjisinin kullanımı konusunda elden gelen her şey yapılmalıdır. Bunların hepsini çok süratli şekilde kullanmamız lazım ve bunları devletin değil, özel sektörün yapması lazım. Yukarıdaki saydıklarımızın hepsini kullansak bile ileride yine de Türkiye'nin enerji açığı olacağı hesaplanıyor, o zaman nükleer tesis gerekiyor. Ama nükleere gelene kadar bütün diğer kalemleri kullanmak gerekiyor. Ne çevre için büyümekten, ne büyümek için çevreden vazgeçeceğiz diye bir şey yok. Çünkü bunlar birbirinin alternatifi değil, ikisi bir arada da olabilir. Gelişmiş ülkeler bunu yapabiliyorsa, Türkiye de yapabilir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious