‘Yabancıları çekmek için herkese kredi vermeyin’

  • Giriş : 28.04.2006 / 00:00:00

Sanayici ve ihracatçı yerine daha ‘kârlı' olan tüketici kredilerine ağırlık veren bankalara sektörün otoritesinden uyarı geldi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


“Yabancıların dikkatini çekmek için kimse, hesapsız, kitapsız kredi verme yanlışlığına düşmesin.” diyen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, müşteri sayısı ve kredi miktarının çok gösterilmesi için böyle bir şeyin yapılmasının kabul edilemeyeceğini vurguladı. Türkiye'nin genç nüfusu ve dinamik yapısıyla bankacılık açısından yüksek bir potansiyele sahip olduğu tespitinde bulunan Bilgin, sektörü dikkatle izlemeye devam ettiklerini ve yanlışlığa göz yummayacaklarını kaydetti. Son iki yılda şiddetlenen bankalar arasındaki rekabetin artık ‘yıkıcı' hale geldiğine işaret eden Bilgin şöyle konuştu: “Bazı bankalar mevduat faizini oldukça yükseğe çıkarırken, kredi faizini diğerlerini yok etme pahasına aşağı çekiyor. Tamam serbest piyasa koşulları geçerli; ama iş bankaların malî yapısına zarar verecek noktaya geldi mi, müdahale etmekten çekinmeyiz. Bankalar yakından izlendiklerini bilmeli.”

Yabancı finans kuruluşları, Türk bankalarıyla yakından ilgileniyor. 2005'teki BNP Paribas-Türk Ekonomi Bankası, General Elektrik-Garanti ortaklığı ile Dışbank'ın Fortis'e satışını Yunan NBG'nin Finansbank hisselerine sahip olması izledi. Yabancı bankaların sistem içindeki payı son verilere göre yüzde 14,4'e yükseldi. Geçen yıl sonu 150 milyar YTL'ye ulaşan bankacılık sektörünün verdiği toplam kredi miktarı, Şubat 2006 itibarıyla 155,8 milyar YTL'ye yükseldi. 2005'te yüzde 37,8 olarak gerçekleşen kredilerin toplam aktif büyüklük içindeki payı da yüzde 39,3 seviyesine yükseldi. Toplam krediler bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 52,4 artış gösterirken, sektörün toplam aktif büyüklüğündeki artış yüzde 28,8'de kaldı. Yabancı ilgisi ve sektörün son durumunu Zaman'a değerlendiren bankacılık otoritesinin başkanı Bilgin, bankalara krediyi, ‘riski koklayarak verin’ çağrısı yaptı. Bilgin, “Pazar payı kapmak ve bankayı yabancılara daha iyi pazarlamak için Türk halkının değerlerini riske atmaya kimsenin hakkı yok. Kaldı ki, yabancılar, aktif varlık kadar müşteri sadakatine de büyük önem veriyor. Dolayısıyla sadık müşteri sayısını artırmak için gayret göstermeli.” değerlendirmesinde bulundu.

Son iki yılda şiddetlenen bankalar arasındaki rekabetin artık ‘yıkıcı' hale geldiğini belirten Tevfik Bilgin, mücadelenin kredi kartından mevduat toplamaya kaydığı tespitinde bulundu. BDDK Başkanı, “Bazı bankalar mevduat faizini oldukça yükseğe çıkarırken, kredi faizini de diğerlerini yok etme pahasına aşağı çekiyor. Evet, serbest piyasa koşulları geçerli. Ama iş bankaların mali yapısına zarar verecek noktaya geldi mi, müdahale etmekten çekinmeyiz. Bankalar yakından izlendiklerini bilmeli.” şeklinde konuştu.

Derenin suyu azaldı, taşlar görülüyor

Enflasyon ve faizlerlerdeki düşüşle birlikte bankaların kârlılıklarında da normal olarak düşüş görüldüğünü dile getiren Bilgin şu değerlendirmelerde bulundu: "Eski güzel günlerde çok büyük rakamlarda kârlar elde edildi. O kârların sonunda banka müdürleri yıl sonu büyük jestiyonlar aldı. Bu büyük rakamların içerisinde sorunlar kaybolmaktaydı. Şimdi ise derenin suyu azaldı. İçindeki taşlar görülmeye başladı. Sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Kârlılık hâlâ Avrupa Birliği ülkelerinden yüksek olsa da düşmeye devam ediyor. Bankalar şimdiden tedbirini alarak yeni enstrümanlar bulmalı ve maliyetlerini düşürmeye başlamalı."

Sermayeye yeterlilik rasyosu, bankaların en önemli göstergesi olarak kabul ediliyor. Türkiye'de bu seviye yüzde 8 olarak uygulanıyor. Sermaye rasyosu bu yüzdenin altına düşen banka ya fona devrediliyor, ya da tasfiye ediliyor. Mevcut durumda söz konusu oranın yüzde 24,1 olduğu bilgisini veren Bilgin, rakamın yüksekliğini, devlet tahvillerinin bankalardaki ağırlığına bağlıyor. Bankaların kasalarındaki devlet kağıtları için herhangi bir karşılık ayırma zorunluluğu bulunmuyor. Bilgin'in üzerinde durduğu bir diğer konu da ‘açık pozisyon'. Kısaca bankaların döviz bulundurma yükümlülüğü diye tanımlanan açık pozisyonu da yakından takip ettiklerini vurgulayan üst kurul başkanı, Şubat 2006 itibarıyla aktifteki yabancı para varlıklarının pasifteki yabancı para varlıklarından 6,6 milyar dolar daha az olduğunun altını çiziyor. Bilgin, "Bankalar bu açığı bilanço içerisindeki diğer işlemlerle kapatıyor. Bunu yapmak legaldir. Tek şartı bilançolarına bunu kaydetmeleri. Orta vadede kurlar düşük seyrediyor. Kâr hırsı bürümüş bir bankacı çok rahat açık pozisyon verebilir. Biz de en ağır cezayı veririz." dedi. 2001'de kur ani artınca bankaların büyük zararla döviz topladıklarını kaydeden Bilgin, krizlerden çıkarılan derslerin unutulmamasını istedi.

Kayıt dışı çalışana 2 yıl sonra kredi yok

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, 2008 yılı başından itibaren bankaların sermaye yeterliliği standartlarını yeniden belirleyen ve risk yönetimini ön plana çıkaran Basel II'ye geçmek için yol haritasını belirledikleri bilgisini verdi. Dünya ile entegre bankacılık yapmak için BASEL II'ye geçmenin zorunlu olduğunu söyleyen üst kurul başkanı, "Dünyanın koyduğu bu kurallara uymak zorundasınız, yoksa kimse size ne kredi verir ne de sizinle yurt dışında işlem yapar." şeklinde konuştu. Basel II kriterleri şirketlerin bankalardan kredi alabilmeleri için 'resmi kayıtlarının' dikkate alınmasını öngörüyor. Dolayısıyla bankalarla çalışan firmaların kayıtlı sisteme geçmelerinin zorunlu hale geldiğini belirten Bilgin, yeni sistemin özel sektör şirketlerini de yakından ilgilendirdiklerini belirtti. Tevfik Bilgin, uygulamaya geçilmesi ile birlikte kayıtdışı çalışan firmaya bankanın davranış şeklinin farklı olacağını ifade ederek, "Artık belgesiz düzende çalışan, belgeleri gerçek bilgilerini yansıtmayan şirketler bankalardan kredi çekemeyecek. Şirketler bilançolarını düzeltecek." dedi.

Köşe yazarları hâlâ BDDK'nın önemini anlamadı

Merkez Bankası'ndaki görev değişikliği sırasında yapılan yorumları hayretle takip ettiğini dile getiren Tevfik Bilgin, bu süreçte BDDK hiç yokmuş gibi yorum yapılmasına oldukça içerlemiş. "Çok anlı şanlı gazetelerimizin köşe yazarları BDDK'nın önemini daha algılayamamışlar." ifadesini kullanan Tevfik Bilgin, üst kurumun yaptığı iş ve yetki alanı olarak hâlâ yerinin tam olarak anlaşılamamış olmasını hayretle karşılıyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious