Yakış: "Sarkozy ne demiş önemli değil"

Yakış:
  • Giriş : 28.02.2008 / 08:36:00

TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin AB konusunda yaptığı açıklamaların şimdiki aşamada önemli olmadığını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yaşar Yakış, merkezi Almanya'nın Essen kentinde bulunan Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı'nda ''Türkiye-Avrupa İlişkileri - Müzakere Sürecindeki Güncel Gelişmeler ve Perspektifler'' konulu konferansta yaptığı konuşmada, ''Türkiye'nin AB sürecinde, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy bugün ne diyor ya da ne demiş önemli değil. Türkiye bunlara takılı kalmamalı. Türkiye, ufkun ötesine bakmaya çalışmalı. Türkiye, kendi iç mutfağına düzen vermeye ve AB sürecini bu amaçla kullanmaya çalışmalıdır'' dedi.

''Bugün Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkan siyasetçilerin ileride nerede olacağını bilemiyoruz. Türkiye AB'nin eşiğine geldiğinde Sarkozy'nin nerede olacağı belli değil'' diyen Yakış, ''Türkiye, kendisini 2014'e hedeflemiştir. O zaman dünya konjonktörü ne olacak, Ortadoğu, İran'ın nükleer çalışmaları, uranyum zenginleştirme programı, Suriye, Kuzey Irak ve Lübnan ne olacak? Türkiye'nin o bölgelerde Avrupa ile işbirliği yapmasının faydaları ne hale gelmiş olacak? Bunları bilemiyoruz'' diye konuştu.

Türkiye'de kimi kesimlerin, Türkiye'nin AB yolunun kapalı olduğunu sandığını ifade eden Yakış, ''AB yolu kapalı değil. Neden derseniz, KKTC konusunun AB'ye katılma kriterleri arasında yeri yok. Bu tamamen bağımsız ve başka bir konudur. Ancak bunu önümüze çıkarmaktalar. Önümüze çıkarttıkları asıl KKTC meselesi değil. Türkiye'yi kabul etmek için AB'de siyasi irade yoktur. Bahane arıyorlar. Mükemmel bahaneyi bulmuşlar onun arkasına saklanıyorlar'' dedi.

AB içinde, birliğin lokomotifi konumundaki ülkelerde Türkiye'yi üye olarak almak yönünde güçlü bir iradenin olmadığını kaydeden Yakış, ''AB isterse Kıbrıs Rum kesiminin kolunu büker ve Türkiye'nin üye olmasını sağlar. Hiçbir zaman 500 milyon nüfuslu bir AB, 600 bin nüfuslu bir Güney Kıbrıs kesiminin kendisini esir olarak almasına izin vermez. Polonya ile geçmişte yapılan müzakereler sırasında AB birçok konuda bu ülkeyle karşı karşıya geldi. Direndiler, 40 milyon nüfuslu Polonya'yı hizaya getirmeyi başardı. İrade olunca bunu yapabiliyorlar. Güney Kıbrıs'ı hizaya getiremedik diyorlarsa orada irade yokluğu vardır. Bu da Türkiye'yi üye almak istemediklerinin işaretidir. Türkiye, KKTC'de hiçbir taviz istemiyorum, alın KKTC'yi dese bile yine almazlar. Dolayısıyla, KKTC'yi verelim de bu işi çözelim diye birşey yok. Bunu, arkasına saklanılan bir bahane olarak görmemiz gerekir'' diye konuştu.

Yakış, Türk kamuoyunda, limanların açılmasıyla Kıbrıs Rum kesiminin tanınmış olacağı biçiminde bir intibanın da yaygın olduğunu ifade ederek, ''Bu doğru değil. Uluslararası ilişkilerde, bir ülkenin tanınması belli bir usule ve şekile bağlıdır. O şekle uyulmadan tanınmış sayılmaz. 1987 yılına kadar Rum gemileri Türk limanlarına girebiliyordu. O zaman tanımış olmuyorduk da 1987'den sonra mı tanımış duruma düşeriz. Böyle birşey yok. Buna başka bir örnek verecek olursam: Biz Tayvan'ı tanımıyoruz. Ancak Tayvan gemileri Türk limanlarına gelir. Bu da bizim Tayvan'ı tanıdığımız anlamına gelmez. Limanlarımızı açmamızın bize faydası yok. Ancak karşı tarafa zararı var. Bu da bizim elimizde baskı aracı olarak durmakta'' dedi.

Ada'daki sorunu çözmek için Annan Planı konusunda yapılan referandumları hatırlatan Yakış, ''Türkler 'evet', Rumlar ise 'hayır' dedi. O günkü koşullarda AB, bu planın en iyi plan olduğuna inanıyordu. 'Hayır' oylarının çıkmasıyla Rumlar'ı cezalandırmak için bir karar aldı. Rumlar da 26 Nisan 2004 kararında Türkler'in doğrudan ticaret yapma hakkını bloke ettiler. 2 yıldan bu yana AB, Rum kesiminin bloke engelini aşamıyor'' diye konuştu.

AB'nin 27 ülkesinden birinin Kıbrıs Rum kesimi olduğuna ve Türkiye'nin Rum kesimini tanımadığına işaret eden Yakış, şöyle konuştu:

''Burada bir gariplik var. Annan Planı konusunda Türkiye'ye gelindi. Dediler ki, bu plan iyi bir plan. Bizim KKTC'deki vatandaşlarımızın olumlu oy vermeleri istendi. Annan Planı'na Türk kamuoyu karşı olmasına rağmen biz, cesur bir kararla KKTC'li vatandaşlarımızı teşvik ederek olumlu oy vermelerini sağladık. Buna rağmen Türk tarafı AB'ye alınmadı. Ancak onların beğendiği plana karşı çıkan taraf alındı. Bu da onların tarafında olan bir gariplik. AB, yavaş yavaş Güney Kıbrıs'ı AB'ye almanın hata olduğunun farkına vardı. Rumlar, her konuda onların aldıkları kararları veto ediyorlar.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious