Yalçındağ: Beklentiler iyi yönetilemiyor

Yalçındağ: Beklentiler iyi yönetilemiyor.9987
  • Giriş : 22.01.2009 / 12:44:00

TÜSİAD'ın 39. Genel Kurulu'da konuşan Yalçındağ, 2009 büyümesinin eksi 4 ile artı 4 arasında tartışılıyor olmasının, beklenti yönetiminin iyi yapılmadığının belirgin bir örneği olduğunu ifade etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, halen 2009 büyümesinin eksi 4 ile artı 4 arasında tartışılıyor olmasının, beklenti yönetiminin iyi yapılmadığının belirgin bir örneği olduğunu belirtti.

TÜSİAD'ın 39. Genel Kurulunun açılışında konuşan Yalçındağ, Türk iş dünyası olarak bu dönemi ve dinamikleri iyi anlamak zorunda olduklarını vurguladı.

Yalçındağ, ''Ancak henüz küresel krizin hangi safhasında olduğumuzdan bile emin değiliz. Üstelik krize yönelik geliştirilen önlem paketlerinin de ne derece etkili olabilecekleri belli değil. Krizin boyutlarına ilişkin bu belirsizlik, Türkiye üzerindeki etkisinin de tam olarak öngörülmesini zorlaştırıyor'' diye konuştu.

Etkinin boyutlarının ''teğet geçme'' ile ''yerle bir etme'' arasında değişmesini girişimciler ve tüketiciler nezdinde ciddi bir belirsizliğe neden olduğunu belirten Yalçındağ, bu bilinmezlik ve gelecekten duyulan endişenin ekonomiye neredeyse durma noktasına getirdiğini söyledi.

Duran ekonominin çarklarının yeniden dönmeye başlaması için mutlaka bazı adımların atılması gerektiği görüşünde olduklarını ifade eden Yalçındağ, odaklanmaları gereken iki acil ve temel sorun bulunduğunu, bunların finansal sistemin sorunsuz çalışması ve reel sektörün krediye erişim kanallarının açık tutulması, yurt içi talebin uyarılması olduğunu anlattı.

-BEKLENTİ YÖNETİMİ-

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yalçındağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Ancak bir konu var ki ikisinden de daha önemli ve sonuçları itibarıyla belirleyici; beklenti yönetiminin doğru yapılması ve güvenin sağlanması. Beklentiler iyi yönetilemediğinde iç tüketim daha da hızlı daralacak, firmalar kontrolsüz bir küçülme sürecine girecek ve işsizlik artmaya devam edecektir. Bu kısır döngünün kırılması için öncelikle ekonomik durumun mümkün olduğunca gerçekçi bir analizinin yapılması gerektiği kanısındayız. Hükümetin, hane halkının ve firmaların bu analiz çerçevesinde mutabık olması ve mutabakat doğrultusunda bütüncül politikaların belirlenmesi ve kararlı adımların atılması elzemdir. İşte beklenti yönetiminde ve güvenin tesis edilmesinden kastımız budur. Ancak halen 2009 yılının büyümesini eksi 4 ile artı 4 arasında tartışıyor olmamız maalesef bu beklenti yönetiminin iyi yapılmadığının belirgin bir örneğidir. Acilen kısa vadede likidite sorununu çözecek, talebi uyandıracak ve uzun vadede de rekabet gücünün tahrip olmasını engelleyecek bir plana ihtiyacımız var.''

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, ''Son üç yılda AB ile ilişkilerimizin seyrinden memnun olmamız söz konusu değil...'' dedi.

TÜSİAD 39. Genel Kurulunda konuşan Yalçındağ, acilen kısa vadede likidite sorununu çözecek, talebi uyandıracak ve uzun vadede de rekabet gücünün tahrip olmasını engelleyecek bir plana ihtiyaç olduğunu belirterek, hareket planının hangi tespitler ışığında belirleneceği konusuna değindi.

Yalçındağ, özellikle son gelişmelerin kısa bir süre içinde bir IMF anlaşmasının tamamlanabileceğine işaret ettiğini, bunun memnuniyet verici olduğunu ifade ederek, ''Tahmin ediyoruz ki IMF de içinde bulunduğumuz konjonktür göz önünde bulundurarak alışılmış uygulamaların ötesine geçecektir. Özellikle kamu maliyesi araçlarının etkili kullanımında IMF'nin bu tavrı önemli olacaktır'' diye konuştu.

Likiditenin artması ve talebin canlanması gerektiğini, bunu sağlamanın en temel önlemlerden birinin vergilerin azaltılması olduğunu vurgulayan Yalçındağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''En azından daha fazla vakit kaybetmeden kamu fon akımı da dikkate alınarak vergi yükümlülüklerinin makul bir faiz oranı ile ötelenmesi doğru olacaktır. Diğer önlem alanı, şirketler sektörünün yabancı para ihtiyacıdır. Bu problemin kısa dönemde IMF, Merkez Bankası, Hazine gibi kaynaklardan yararlanılarak oluşturulabilecek bir fon ile aşılması mümkündür. Tabii burada fonun nasıl ve ne şekilde yönetileceği de önemlidir. Fon, sağlıklı şirketlerin ödemede zorluk çektikleri kredileri için bir köprü finansman rolü görecektir. Bu çözüm reel sektör ile bankacılık sektörü arasındaki sorunların birbirini olumsuz etkilemesini de engelleyecektir. Öte yandan enflasyonist baskıların azaldığı görülmektedir. Merkez Bankasının izlemekte olduğu faiz indirim sürecinin iç talebe olumlu etkisi kısa sürede hissedilecektir.''

Yalçındağ, hazırlıkları tamamlanmış olan sektörel ve bölgesel teşvik sisteminin bir an önce yürürlüğe girmesinin, yoğunlaşan küresel rekabet ortamında Türkiye'nin rekabet gücünü korumasına imkan sağlayacağını kaydetti.

-AB İLE İLİŞKİLER...-

Arzuhan Doğan Yalçındağ, son üç yılda AB ile ilişkilerin seyrinden memnun olmalarının söz konusu olmadığını vurgulayarak, her iki tarafa da hakim olan atalet ve güvensizlikten bir an önce kurtulunması gerektiğini söyledi.

Yalçındağ, ''Sayın Başbakanın Brüksel ziyaretini ve Başmüzakerecilik görevinin bir Devlet Bakanlığında kurumsallaşmasını bu açıdan çok olumlu karşılıyoruz. Bu yeni hamlenin süreceğini ümit ediyoruz. Bize göre yaşanan küresel ekonomik ve siyasal krizler AB ile Türkiye'nin birbirlerine duydukları ihtiyacı daha da belirgin hale getirmiştir. Siyaset seçkinlerinin kısır hesaplarla bunu henüz kabul etmemeleri bu gerçeği değiştirmez'' şeklinde konuştu.

Türkiye'nin 2014 yılında AB üyesi olması ve 2018 yılında da Euro Alanına girmesi gerektiğini belirten Yalçındağ, bu hedeflerin ekonomik, siyasal, hukuksal, toplumsal atılımlar gerektirdiğini, bu hedeflere yönelik olarak istikrarlı şekilde kendisini yenileyen, eksiklerini gideren bir Türkiye'nin, G-20 türü oluşumlarda da ön plana çıkacağını vurguladı.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, ''Toplum olarak kendimize hedefler belirlemeli, ülkeyi tüketen kutuplaşmaları, çatışmaları sona erdirecek bir ortak vizyonun şekillenmesi için çabalarımızı artırmalıyız'' dedi.

TÜSİAD Genel Kurulunda konuşan Yalçındağ, son 30 yılın sonu 9 ile biten yıllarına baktıklarında gerek Türkiye gerekse dünya açısında kritik dönemeçler yaşandığını gördüklerini ifade ederek, 2009 yılının gündeminin ise her gün daha açık ve vurucu bir şekilde sonuçlarını hissettiklerini ekonomik kriz tarafından belirlendiğini söyledi.

Yalçındağ, ''Geriye dönüp baktığımızda tüm bu süreçte, 39 yıl önce bir grup cesur ve kararlı iş adamının kurduğu TÜSİAD'ımızın tam da amaçlarına uygun bir şekilde öncü rol oynadığını görüyoruz. Topluma ve yöneticilere bir vizyon sunmaya çalıştığına tanık oluyoruz'' diye konuştu.

Yalçındağ, TÜSİAD'ın tüm zorlu dönemeçlerde, gönüllü üyelerinin desteğiyle Türkiye'nin ilerlemesi için gerekli vizyonu üretmeye çalıştığını, iş adamının toplumsal sorumluluklarını bildiğini ve bunların gereğini yerine getirmeye niyeti ve şevki olduğunu gösterdiğini belirtti.

1979'da TÜSİAD'ın piyasa ekonomisine geçmenini savunuculuğunu gelen çok ağır eleştirilere rağmen yaptığını belirten Yalçındağ, 1989'da soğuk savaşın bitmesiyle birlikte Türkiye açısında AB entegrasyonunun önemini saptayıp gereken reformların yapılabilmesi için TÜSİAD'ın çabalarını sürdürdüğünü anlattı.

Gerek hazırladığı raporlar gerek kamuoyu ile paylaştığı görüşleriyle TÜSİAD'ın Türk demokrasinin derinleşmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına yönelik uyarılarını sürdürdüğünü vurgulayan Yalçındağ, TÜSİAD'ın ekonomide yeni bir vizyon ortaya koyduğunu ve bu vizyon gereğince piyasa ekonomisinin kurumsallaşması çalışmalarına hız verdiğini kaydetti.

Yalçındağ, 1999'da Helsinki Zirvesine giden yolun açılmasında TÜSİAD'ın büyük katkıları olduğunu, 1998'de Washington'da temsilcilik açarak ABD ile ilişkilerin sadece askeri eksende sınırlı kalmaması için öncülük yaptığını ve geçen yıl ''Geleceğin devi' Çin'de de temsilcilik açarak küreselleştiğini bildirdi.

KRİZLE MÜCADELEDE İZLENEN YÖNTEMLER

Dünyanın 2009 yılına derin bir ekonomik krizle girdiğini, krizin oluşumu ve gelişimine yönelik yeterince tartışma yapıldığı kanısında olduklarını, bu nedenle de ileriye bakmanın daha doğru olduğunu düşündüklerini ifade eden Yalçındağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Krizle mücadelede izlenen yöntemler dünyanın önüne iki yol açacak. Birincisi özellikle krizle mücadelede istenen sonuçların alınmaması durumunda ekonomide kamu ağırlığının artması, küreselleşme karşıtlığının güçlenmesi, korumacılığın yeniden gündeme gelmesi ihtimali... İkinci yol ise ekonominin yeniden büyüme çizgisine oturması ve küresel regülasyon anlayışının güçlenmesi. Bu büyüme sürecinde G-20 ve ötesi koordinasyon girişimlerinin artması ve temiz enerjiyi ve sosyal dengeleri gözeten bir büyüme modelinin benimsenmesi beklenir. Biz Türk özel sektörü olarak ikinci yolun yani piyasa referanslı ama küresel regülasyonlarının kurumsallaştığı, progresif, katılımcı, dengeli bir dönemin başlayacağına inanıyoruz.''

TÜRKİYE, YENİ SİYASAL YAPILANMANIN MİMARLARI ARASINA GİRECEKTİR

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yalçındağ, 21. yüzyılın dünyasının gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomik büyümenin yükünü artan ölçüde taşıyacağı bir dünya olacağını, bu ülkelerden birisi olan Türkiye'nin benzersiz jeopolitik konumu, güçlü ittifak ilişkileri ve bölgesindeki etkisiyle yeni siyasal yapılanmanın mimarları arasına gireceğini belirtti.

Yalçındağ, ''Bu yükümlülükler bizi her konuda hazırlıklı olmaya, sorunlarımızı çözmek üzere güçlü bir siyasi irade üretmeye, sosyal mutabakat sağlamada daha fazla beceri sergilemeye zorlamaktadır'' şeklinde konuştu.

Aynı zamanda bu dönemin toplumsal alanın oyuncuları ile siyasetin, her zamankinden daha çok iletişim ve etkileşim içinde olmaları gereken bir dönem anlamına da geldiğini dile getiren Yalçındağ, şunları kaydetti:

''Bunun da ötesinde toplum olarak kendimize hedefler belirlemeli, ülkeyi tüketen kutuplaşmaları, çatışmaları sona erdirecek bir ortak vizyonun şekillenmesi için çabalarımızı artırmalıyız. Türkiye, 21. yüzyılın şekillenmesine katkıda bulunabilecek bir ülkedir. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmek için 200 yıllık çağdaşlaşma ve 85 yıllık cumhuriyet dönemindeki kazanımlarını laik, demokratik bir hukuk devleti çerçevesi içinde pekiştirmesi şarttır. Türkiye, dünyanın gittiği daha özgürlükçü, daha eşitlikçi, bireysel haklara saygılı yönde gitmek zorundadır. Bunu da sosyal adalet boyutu giderek ön plana çıkarılmış bir piyasa ekonomisi bağlamında gerçekleştirecektir.

TÜSİAD bu yeni dönemin tanımlanması, kavranması ve gerekenlerin yapılarak ülkenin önünün açılması için bugün geçmişten bile daha yüksek yükümlülük altındadır. Bu yükümlülüğü taşımak için birikimi, enerjisi, vizyonu ve her şeyden önemlisi cesareti vardır. Ben daha çocukken kurulan ve ilk kadın başkanı olmaktan tarifsiz bir onur duyduğumu bu derneğin Türkiye'de bilançosunun çok olumlu olduğuna inanıyorum. TÜSİAD bu bilançoyu, üyelerinin desteği ve onlardan aldığı güçle başarmıştır. Türk iş aleminin öncü kuruluşu olarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu vizyonun şekillenmesine katkıda bulunmaya, toplumumuzun refahı ve huzurunu artıracak açılımların belirlenmesinde öncülük etmeye devam etmeliyiz.''

TÜSİAD Genel Sekreterliğini Zafer Yavan'a devredecek olan Haluk Tükel'e son 15 yılda derneğe katkılarından ötürü teşekkür eden Yalçındağ, sözlerini ''Bu derneği kuranların büyük hayallerini sürdürmek, onlara yenilerini eklemek ve gerçekleştirmek bizim için hem kaçınılmaz bir sorumluluk hem de eşi bulunmaya bir hazdır'' diyerek tamamladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*