'Yan gelip yatmaya' cevap

  • Giriş : 05.09.2006 / 00:00:00

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ”Evlatlarının eline kına yakan analar, bu kınanın ne anlama geldiğini, biliyor” dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Mumcu, partisinin olağanüstü grup toplantısında, bugün Genel Kurulda görüşülecek olan Lübnan'a asker gönderilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresini değerlendirdi. Partilerinin grup toplantılarının basına açık yapıldığını vurgulayan Mumcu, “Sözleriniz, yüreğiniz, siyasetiniz açık olunca, grubunuz da açık oluyor” dedi.

Yapılan anketlerde, halkın ortalama yüzde 86'sının, en düşük anketlerde ise yüzde 74.6'sının Lübnan'a asker gönderilmesine karşı çıktığını kaydeden Mumcu, ”Ama bu devletin başbakanı, bu devletin hükümeti, bu karara karşı çıkanları ihanetle itham ediyor, hainlikle suçluyor” dedi.

Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olmadan önceki AKP Genel Başkanı olduğu dönemde Afganistan'a asker gönderilmesine “milletin buna karşı” olduğu gerekçesiyle karşı çıktığını belirten Mumcu, “Şimdi asker göndermeye milletimiz karşı, ama aynı kişi, başbakan sıfatıyla asker gönderilmesine karşı çıkmanın ihanet olacağını söylüyor. İhanet sözünün içinde sadece Cumhurbaşkanı, milletvekilleri yok, milletin ta kendisi var” diye konuştu. Sıfır terörle görevi devralan Hükümet döneminde, terörün şehirlere kadar indiğini, lojmanlara tecavüzlerin başladığını belirten Mumcu, şunları söyledi:

“Bir yılda geldiğimiz manzara, bin yılda gelinemeyecek acıklı manzaradır. Bu vatanın milleti, anaları; milletin bekası, dirliği ve birliği için evlatlarını, canlarını verdiler 'Allah devletimize zeval vermesin' dediler. Bu eli öpülesi analar, 1 yılda ne oldu da 'devlete hakkımı helal etmiyorum' feryadına geldiler. Eğer bir kale yıkılıyorsa, o kale anaların yüreğindeki kaledir. Ateş düştüğü yeri yakar...

Evlatlarının eline kına yakan analar, bu kınanın ne anlama geldiğini, askerliğin yan gelip yatma yeri olmadığını, canını feda etmek olduğunu biliyor.”

“İNSANLIK, İNSANLIĞINDAN UTANMIŞ”

Lübnan'da 35 gün süren katliamın, 'en ağır deprem sahnesini andırdığını' ifade eden Mumcu, “Katliam boyunca siz elinizden gelen her şeyi yaptınız öyle mi? Böyle olsaydı, bu millet 'Ordumuzu topyekun gönderin, arkasından biz geliyoruz' derdi. En vahşi saldırılardaki bebek cesetleri karşısında insanlık, insanlığından utanmış, BM bırakın ateşkes girişimini, olayı kınamaya bile cesaret edememiş. Saldırılar, bebek ölümleri, İsrail'in meşru savunma hakkı olarak gösterilmiştir. Bütün insanlık, bu saldırıları yapanları ve seyirci kalanları mahkum etmiştir” diye konuştu.

BM kararının açık olduğunu belirten Mumcu, “Lübnan'ı koruyan düzenli bir ordusu yok. Buna imkan vermemişsiniz. Milis güç silahlanmış, ülkesini koruyor. BM kararı, bu gücün silahsızlandırılması kararını alıyor. Çeşitli ülkeler, kendi beklentileri açısından bu kararı doğru bulabilirler. O zaman doğrudan gelsin yapsınlar. O zaman onların çocukları gelsin savaşsın, bizimkiler değil” diye konuştu.

“KİMSE KİMSEYİ KANDIRMASIN”

Lübnan'a asker gönderilmesi kararıyla, Türkiye'nin Ortadoğu'daki varlığının meşruiyetinin yitirildiğini ileri süren Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Uluslararası siyaset arenasında söz söyleyecek Türkiye'nin, sözünü dayandıracağı yegane meşruiyeti vardır. Dönüp, 'Ortadoğu halkları benim kardeşlerimdir, onların hak ve menfaatleri benim hak ve menfaatlerimdir, hakları için bana sözcü olarak yetki veriyorlar' diyebilmektir. Türkiye bugün Lübnan'a asker gönderme kararıyla, Lübnan'ın kolayca işgal edilebileceği sürece katkı vererek, bu meşruiyetinin kabul edilebilirliğini yitiriyor. Yani orada sorumluluğumuz zor. Bu karar bizi bir taraftan kimliksiz ve kişiliksiz bir taşeron konumuna sürüklerken, diğer taraftan tarihi kimliğimiz
olan Osmanlı kimliğimizi artık çöpe atmamız anlamına geliyor. Kimse kimseyi kandırmasın. Bunu kim yapıyor? Bunu bu tarihi, geleneksel, kültürel kimliğe saygı duyduğunu söyleyen kişiler yapıyor. Ne adına yapıyorlar, kişisel menfaatler adına yapıyorlar.”

Başbakan Erdoğan'ın “risk-menfaat ikiz kardeştir” sözünü eleştiren Mumcu, ”Riskin ne olduğunu anladık, menfaat neymiş?. Öyle ya Türkiye'nin böyle bir sürece balıklama dalmasının arkasındaki menfaat nedir? Başbakan bize bu menfaati anlatsın ki biz de karşı çıkarak, Başbakanın 'hain' ithamından kendimizi kurtaralım. Sayın Cumhurbaşkanı, muhalefet partileri millet de anlasın...” diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious