Yargı-siyaset yine kapıştı

  • Giriş : 08.07.2006 / 00:00:00

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok,hükümetin yargı gibi çalıştığını iddia etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


’Hükümetin yargı gibi çalıştığını’ savunan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, yargı sisteminin bağımsızlık esasına göre yeniden yapılandırılmasının zorunlu olduğunu söyledi.YARGITAY Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, politik gücün kimi olaylarda yargı gibi çalıştığını savunurken, Danıştay’a yönelik saldırıyı da "faşist barbarlık" olarak nitelendirdi.

Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen, "Bir Adli Organ Olarak Savcılık" konulu uluslararası sempozyumun açılışında konuşan Ok, hukukun üstünlüğünü temel alan bir hukuk sisteminde, yargı sisteminin bağımsızlık esasına göre yapılandırılmasının zorunlu olduğuna ve bunun hukukun herkese karşı ve herkes için işletilmesinin asgari şartı olduğuna dikkati çekti.

Sarsıcı olaylar

Yargıda siyasallaşma iddiaları ve "bunları haklı kılan, izlenim ve gözlemlerin" savcılık sistemini soruşturma ve duruşmada tarafsızlık yönünden sorgulanmasını yeniden gündeme taşıdığını belirten Ok şunları söyledi:

"Sadece son bir yıl içinde ülke gündemini işgal eden sarsıcı olaylar, rektör soruşturması, Şemdinli olayları bağlantılı Van iddianamesi ve son olarak da Danıştay baskını soruşturması, sistemin, dıştan özellikle siyasi etkiye açık yönünü gözler önüne sermiştir. Kamuoyunda, sadece soruşturmayı yapan ve iddianameyi düzenleyen savcı ve savcıların hedef alınması, etkilemeye ve müdahaleye izin veren sistemin adli kolluk ihtiyacı da dahil esaslı bir şekilde sorgulanmaması önemli bir eksiklikti. Ama bir televizyon programında tanınmış bir stratejik araştırmalar uzmanının Danıştay baskını soruşturmasıyla ilgili olarak sarf ettiği ’Hükümetin, yargı gibi çalıştığı’ sözünün her şeyi ifade ettiğini düşünüyorum. Çarpıcı ve uyarıcı mesajı hepimiz almalıyız; düşünmeliyiz ve önlemlere yönelmeliyiz.

Hukuk bilinci

Bu sözler, sistemin tarafsızlık yönünden zaafına da işaret etmektedir. Eğer politik güç, kimi olaylarda yargı gibi çalışıyorsa, yani soruşturmaları etkiliyor, yön ve yol veriyorsa, nedenlerini önce sistemde, yani savcıların bağımlı ve teminatsız olmalarında, soruşturma görevi verilen kolluğun idare bünyesinde yer almasında, açıkçası adli kolluğun kurulmamasında ve sayıları az da olsa mesleki formasyon eksikliği ve kişisel tutum zaafı içindeki yargı mensupları da dahil olmak üzere ülkemizde hukuk bilincinin gelişmemesinde aramak gerekir."

Hakim ve savcıların mesleki örgütlenmeleriyle ilgili düşüncelerini de aktaran Ok, yüksek mahkemelerin daire başkan ve üyeleri, HSYK üyeleri, tetkik hakimleri, raportörler, adli ve idari hakim ve savcılar ile Yargıtay, Cumhuriyet Savcılarının bulunduğu 501 kişinin Yargıçlar ve Savcılar Birliği’ni (YARSAV) kurduğunu hatırlattı. Birliğin kurulmasını "çok olumlu ve memnuniyet verici" olarak gördüğünü söyleyen Ok, kurucu üye sayısındaki fazlalığın yargının bu derneği ne kadar istediğinin göstergesi olduğunu savundu.

Saldırı, faşist barbarlık

DANIŞTAY’A yönelik saldırıyı "faşist barbarlık" olarak nitelendiren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, "Tarihimizde kimileri için kara leke olarak yerini alacak bu olayı Cumhuriyet ve demokrasinin gerçek sahibi ve koruyucusu halkımızla birlikte bir Kubilay olayı gibi anmak ve böylece uyarıcı ve caydırıcı olmak için unutturmamak bizlere düşen görevdir" dedi. Ok, bir üyenin ölümüyle sonuçlanan Danıştay 2. Dairesi’ne yönelik silahlı saldırının yapıldığı 17 Mayıs tarihinin "hem yargı, hem Türkiye için kara gün" olarak nitelendirilmesinin yanlış olmayacağını söyledi.

Danıştay saldırısı sonrasında halkın kendiliğinden gösterdiği tepkinin, Cumhuriyet’e, kazanımlarına, değerlerine ve demokrasiye sahip çıkıldığının bir göstergesi olduğuna dikkati çeken Ok şöyle konuştu:

"Danıştay’a yönelik faşist barbarlık; unutulacak, geçiştirilecek, göz yumulacak sıradan bir olay değildir. Bu katliam girişimi, hedeflerine şiddet yöntemleri uygulayarak hatta katliamları göze alarak ulaşmak isteyen radikal çevrelerin, kışkırtıldıklarında, özendirildiklerinde, himaye duygusu verildiğinde neler yapabileceklerine, nelere cüret edebileceklerine en yeni ve canlı örnektir."

‘Ok, yargıya zarar veriyor’

ADALET Bakanı Cemil Çiçek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok’un, “hükümeti zan altında bıraktığını”, “geçmişte de zaman zaman konumu ile çok da bağdaşmayan açıklamalar yaptığını ve siyasi değerlendirmelerde bulunduğunu” belirterek, “Bugüne kadar bu açıklamalara cevap vermeyişimiz, yargıya olan saygımızdandır, yargıyı gündelik siyasetin içine çekmemek düşüncesinden kaynaklanmaktadır” dedi.

Ok’un Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen “Bir Adli Organ Olarak Savcılık” konulu sempozyumda yaptığı konuşmaya sert tepki gösteren Çiçek, “Biz hükümet olarak yargının yıpranmasını arzu etmediğimiz için millet ve devlet hayatı için yargının önemine olan saygımızdan dolayı bu değerlendirmelere, bu açıklamalara cevap vermedik” diye konuştu. Cevap vermemelerinin Ok’un değerlendirmelerinin doğru olduğunu kabul anlamına gelmediğini kaydeden Çiçek, şunları söyledi:

Cevapsız bırakılamaz

“Söylediğim gibi, bugüne kadar bu açıklamalara cevap vermeyişimiz, yargıya olan saygımızdandır, yargıyı gündelik siyasetin içine çekmemek düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Ancak bugün (dün) yapılan açıklama, basına intikal eden şekliyle, cevapsız bırakılacak cinsten değildir.

Sayın Ok’un bulunduğu makam, hukuki değerlendirme yapmaya müsaittir ve o çerçevede kalmalıdır. Eğer siyasi değerlendirme yapacaksa o zaman bulunduğu konum buna imkan vermez. Bu tip konuşmalar bizatihi yargıyı siyasallaştırır ve bunun adı tam anlamıyla yargı üzerinden siyaset yapmak demektir.”

“Bir süreden beri Türkiye’de yargının içersinden bazı kişiler özellikle emeklilikleri yaklaştıkça bu türlü siyasi değerlendirmelerle gündemde kalma çabasına girişmişlerdir. Bu da yargıya en büyük zararı vermiştir” diyen Adalet Bakanı Çiçek, şöyle konuştu:

Kendisi de sorumlu

“Sayın Ok’u hukuk içerisinde kalmaya ve hukukun gereği ne ise o çerçevede hareket etmeye davet ediyor, yargıyı gündelik siyasetin içine çekmemek gibi bir sorumluluğu kendisinin de taşıdığı kanaatiyle, bundan sonra bu tip beyanlarını değerlendirmelerini, daha evvel bir yüksek yargı başkanının ifade ettiği gibi ‘Hakimler kararları ile konuşur’ demektedir, bir düşüncesi, bir kanaati, bir değerlendirmesi olacaksa, hukuk içinde ve hukuk çerçevesinde kalarak ortaya koyması gerektiğini ifade ediyorum. Kendisinden de Türk milleti adına bunu bekliyorum. Yargı mensubu olmak başkadır, kendini yargı yerine koymak başkadır.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious