Yargıdaki krizin perde arkası ne?

  • Giriş : 26.03.2007 / 00:00:00

Yargıtay'a üye seçimini geciktirdiği için müsteşar hakkında suç duyurusunda bulunan HSYK'nın, aynı uygulamayı daha önce kendisinin yaptığı ortaya çıktı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Mevcut krizin hükümet muhaliflerinin yargıda kadrolaşma çabasından kaynaklandığı belirtil

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) seçim baskısının arkasında kadrolaşma çabasının yattığı belirtiliyor. Toplantıya katılmayarak Yargıtay'a üye seçimini engellediği için Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fahri Kasırga hakkında suç duyurusunda bulunan HSYK ile hükümet arasında tırmanan krizde ilginç gelişmeler yaşanıyor. Yasaya göre 10 üyeliğin boşaldığı geçen yılın mart ayından en geç 2 ay içinde seçim yapılması gerekirken HSYK üyelerinin seçimi geciktirerek yasayı çiğnediği öne sürülüyor. HSYK'nın da mezkur gecikmeyi daha önce yaptığına dikkat çekilerek krizin, hükümete muhalif grupların kadrolaşma çabasından kaynaklandığı ifade ediliyor. Zaman'a gerilimin perde arkasını anlatan emekli Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel, bazı grupların kadrolaşmaya gittiğini söylüyor. Gündel, "Yargıtay içerisinden ve dışından Yüksek Mahkeme'nin ve tüm yargının önümüzdeki yıllarını şekillendirmek çabası içerisinde olanlar var." diyor. Gerginlikten yargı mensupları da rahatsız. Yüksek Mahkeme'nin çok sayıda üyesinin Yargıtay Başkanı Osman Arslan'a giderek HSYK'dan şikâyetçi oldukları öğrenildi.

Emekli Yargıtay savcısı Ahmet Gündel, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde tırmanan krizin gerçek nedeninin Yargıtay'a seçilecek 23 üyenin öneminden kaynaklandığını ifade ediyor. Gündel, yargı ve siyaset tartışmasıyla ilgili şu açıklamaları yaptı:

HSYK üyeleri ile Adalet Bakanlığı arasında neden böyle bir kriz çıktı?

Yargıtay'da emeklilik gibi nedenlerle boşalan 10 üyenin yerine seçim yapılması konusunda Yargıtay Başkanlığı geçen yıl mart ayında bir yazıyla Adalet Bakanlığı'na başvurdu. Bakan da seçim yapılması konusunu gündeme taşıdı. Ancak o günlerde HSYK'da boşalan üyelerin yerine Cumhurbaşkanı'nca iki yeni üye ataması yapıldı. Atanan üyelerin Yüksek Kurul'daki dengeyi lehlerine çevirdiğini düşünenler, üyelik seçiminin bu üyelerin göreve başlamasından sonra yapılmasında yarar umarak seçimleri yaptırmadılar. Daha sonra Yargıtay yasa tasarısı Parlamento'nun gündemine gelip, Yargıtay üye sayısının 150'de dondurulması öngörülünce bu kez de Bakan seçim yapılmamasını istedi.

Üye seçimi geçmişte nasıl yapılıyordu?

Adalet Bakanı ve müsteşarının da yer aldığı yedi asil üyeden oluşan Yüksek Kurul, seçimleri yapıyordu. Ancak cumhurbaşkanının atadığı son iki üyenin katılımıyla Yüksek Kurul'da kesin çoğunluğu elde ettiklerini düşünen yüksek yargıdan gelen ve tamamı cumhurbaşkanınca atanan beş yüksek yargıç bakanlıkla diyalog içerisinde bulunmamayı ve tüm Yargıtay üyelerini kendi aralarında paylaşıp seçmeyi yeğlediler.

Seçilecek 23 üye neden çok önemli?

Yargıtay, adli sistemin en tepesindeki yargı mercii olarak yaşamsal önemi haiz. Yargıtay üyeleri normal yargı fonksiyonlarının dışında Yargıtay cumhuriyet başsavcısını, Anayasa Mahkemesi'nin bir kısım üyelerini, Yüksek seçim Kurulu'nu, HSYK'nın Yargıtay kontenjanında bulunan asil ve yedek 6 üyesini, Yargıtay başkanını, daire başkanlarını ve daha birçok yerlerin üyelerini seçer. Yargıtay içerisinden ve dışından Yüksek Mahkeme'nin ve tüm yargının önümüzdeki yıllarını şekillendirmek çabası içerisinde olanlar var. Bu itibarla 23 üyenin tamamını kendi yandaşlarından seçerek Yargıtay'da mutlak çoğunluk elde etmek, başka bir anlatımla kadrolaşmanın ötesinde bunu mutlak hakimiyete dönüştürmek isteyenlerin yoğun uğraşıları mevcut. CHP gibi, anayasal kuruluşları 'kale' görenlerin de bu kadrolaşmada önemli menfaatleri mevcut. Kadrolaşmaların altında anayasal kuruluşlar aracılığıyla hükümetleri kuşatma altına alma çabaları var. Yani olay sadece Yargıtay'a üye seçimi değil, iktidara gelemeyenlerin Türkiye'nin geleceğinde halk iradesinin karşısına bürokrasiyi çıkarma çabalarıdır.

Yargıya siyaseti Bakan mı karıştırıyor, yoksa yargının içinde siyaset var mı?

Adalet Bakanı'nın Yargıtay'da siyasi tasarrufta bulunması yönündeki manevra alanı oldukça dardır. Şimdiye kadarki Yargıtay üyeliği seçimlerinde çok cüzi oranlarda kendine kontenjan almış, onun dışındaki ağırlıklı kontenjanlar Yüksek Kurul'un Yargıtay'dan seçilen üyelerince kullanılmıştır. Bu itibarla Yargıtay'daki siyasallaşmayı Adalet Bakanı'nın tasarrufları dışında aramak gerekir.

Siyasallaşma sorunu yargının kendi içinden mi kaynaklanıyor?

Yargıyı siyasallaştırma gayretleri boşunadır. Kimseye de bir yararı yoktur. Yargıcın sağcısı solcusu, Alevisi Sünnisi, dindarı ateisti olmaz. Siyasallaşan yargı kendisini tüketir. Güvenilirliği kalmaz, başkalarının aleti olur, en önemlisi halkın adalet duygularını ortadan kaldırarak adaleti yargı dışında aramaya yöneltir. Şunu da unutmasınlar ki, Yüksek Kurul'da bugün lehlerine görünen denge yarın aleyhlerine dönebilir. Hem YARSAV hem de Yüksek Kurul'un Yargıtay kökenli üyelerinden kaynaklanan rahatsızlık Yargıtay'da önemli boyutlara ulaşmış durumdadır. Ceza yargısının tıkandığı, gelen dosyaların 3-4 yıl beklediği, tutuklu ve acil dosyaların bile uzun süre incelemeye alınamadığı Yargıtay'da, bu sorunların çözümüyle uğraşılması yerine bazılarının kendi yandaşlarını Yargıtay'a yerleştirme çabalarına girmesi büyük talihsizliktir.

Yargıtay üyeleri de krizden rahatsız

Hükümet ile yargı arasında gerginliğe yol açan tartışmalardan yargı mensupları da rahatsız. Yüksek Mahkeme'nin çok sayıda üyesinin, Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın makam odasına giderek seçim krizi çıkaran HSYK üyelerinden şikayetçi oldukları öğrenildi. Ayrıca YARSAV'ın, Yargıtay Başkanı'nı Adalet Bakanı'na karşı tavır almaya zorlayan talimat niteliğindeki açıklamasının Yüksek Mahkeme'de ciddi bir rahatsızlık oluşturduğu belirtiliyor. Yargıtay Başkanı Arslan da bir basın açıklamasıyla isim vermeden YARSAV'a cevap vererek Kasırga hakkındaki suç duyurusunun Yargıtay Başkanlık Kurulu tarafından inceleneceğine, bu nedenle ihsası rey anlamına gelecek bir açıklama yapamayacağına dikkat çekti. Pazartesi günü Yargıtay üyelerinin Başkan Arslan'la görüşüp HSYK üyelerinin gerginliğe neden olan tutumunu ve YARSAV'ın Yargıtay'a yönelik açıklamasına tepki gösterecekleri öğrenildi.

Birileri çok ince hesaplar yapıyor

HSYK toplantısına katılmayarak Yargıtay'a üye seçimi yapılmasını engellediği gerekçesiyle hakkında suç duyurusu yapılan Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fahri Kasırga, bir gazeteye yaptığı açıklamada, birilerinin hesap peşinde olduğunu söyledi. Kasırga, şöyle konuştu: "Birileri yalanları, gerçeklerin önünde gösterebiliyor. Kimse işin gerçeğini görmüyor. Dilim varmıyor; ama birilerinin yargıyla ilgili çok ince hesapları var. Sık sık 'bakan, müsteşar HSYK'dan çıksın' deniliyor. Hem vallahi, hem billahi, ben de bunu savunurdum. Bugün önemli bir görevdeki birisi olarak eğer inansam yargı gerçekten bakanın ve müsteşarın çıkmasıyla çok daha tarafsız, çok daha adil yönetilecekse onun için çok büyük bir mücadele veririm."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious