Yargıdaki şok gerilimde asıl hedef ne?

Yargıdaki şok gerilimde asıl hedef ne?.13798
  • Giriş : 26.12.2008 / 15:46:00

Yargıda kaosa neden olan bildiri savaşları Türkiye'yi bir kez daha gerdi. Kapışmaların merkezinde pek çok kez tartışmaların odağı olan bir isim vardı. 3 'korsan' imza ise ayrıntıda gizliydi:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Star gazetesi yazarı Şamil Tayyar, yargıda bir ande alevlenen gerilimi yorumlarken çarpıcı tespitlerde bulundu.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın kapatılan belde belediyeleriyle ilgili yaptığı açıklamalara karşı açıklama yapan 8 Yüksek Mahkeme üyesi bir anda gündemi nasıl değiştirdi?

Bildiri savaşlarında kıyamet nasıl koptu? Tartışmada kim ne rol oynadı? Bundan sonra ne olacak?

İşte Tayyar'ın yazısından bu soruların cevapları:

"Korsan paragraf

Cumhurbaşkanlığı seçimi ile AK Parti hakkında açılan dava sürecinde garip açıklamaları ve ilginç karargah ziyaretleriyle tartışma gündeminin odağına oturan Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, yine ortalığı karıştırdı, mali krizle yalpalayan ülkenin siyaset gündemini yapay bir şekilde germeyi başardı.

Baştan anlatalım ki, Paksüt'ün misyonu iyi anlaşılsın.

İçişleri Bakanlığı 1 Mayıs 2008 günü bazı belediyelerin kapatılmasına ilişkin yasa hükümlerine göre bir uygulama genelgesi yayınladı. Genelgede yasanın nasıl uygulanacağı, kapatılan belediyelerin bundan sonraki süreçte nasıl bir yol izleyeceği anlatıldı.

Bu arada Giresun'un Bulancak ilçesine bağlı Kovanlık Belediye Başkanlığı, kapatma kararına karşı dava açtı. Danıştay 8. Dairesi, belediyenin tüzel kişiliğinin devam ettiğine karar verdi.

Danıştay, davayı açan Kovanlık Belediyesi'nin talebi olmadığı halde karara ilginç bir ekleme yaptı. Aynı durumdaki tüm belediyelere çağrı niteliğinde bir paragrafa yer verdi.

Dedi ki; Dava açma hakkı yasanın yürürlüğe girdiği 22 Mart 2008 tarihinde değil, Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararının yayımlandığı 6 Aralık 2008 tarihinde başlıyor, 2 ay içinde dava açabilirsiniz.

Yüksek seçim Kurulu da seçim takvimini Danıştay'ın bu kararına dayanarak oluşturdu.

Kıyamet de bu noktada koptu. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Danıştay'ın bu kararıyla Anayasanın ihlal edildiğini söylerken, Paksüt liderliğinde 8 üyenin karşı bildirisi düştü ajanslara.

Şark kurnazlığı

Oysa bu 8 üyeden Cafet Şat ve Fettah Oto yedekti, asil üyelerden Necmi Özler ise sözkonusu yasayla ilgili oylamaya katılmamıştı. Dolayısıyla karşı bildirideki 5 isim, zaten yasayla ilgili karara muhalefet şerhi koymuşlardı. Yedek ve oylamaya katılmayan üye takviyeleriyle yapılan bu açıklama zihinleri karıştırdı.

5 asil üye ile Nemci Özler'in yerine katılarak oy kullanan yedek üye Mustafa Yıldız, yani karara oy veren 6 kişi Haşim Kılıç safındaydı.

Yani, belediyelerin kapatılmasını anayasaya uygun bulan 6 kişinin görüşlerinde bir değişiklik yoktu.

Ayrıca burada bir küçük notu daha aktarmalıyım. Takviyeli karşı bildiriye imza atan Fulya Kantarcıoğlu, Ayla Pektaş, Fettah Oto ve Şevket Apalak, Danıştay kökenli üyeler. Bu tablo haliyle kök taassubunun hortladığı izlenimini yaratıyor.

'Ülkem adına üzülüyorum'

Dün, bu gelişmelerle siyasi tansiyonun yükseldiği saatlerde Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ı aradım. Çok üzgündü: 'Yaşanan bu hadiselerden dolayı ülkem adına, temsil ettiğim mahkeme adına çok üzülüyorum.'

Danıştay'ın kararını 'Anayasa ihlali' olarak değerlendiren Kılıç, neden böyle bir açıklama yaptığını şu sözlerle anlattı: 'Başkan sıfatımla Anayasa Mahkemesi'ni temsil ediyorum. Mahkemenin aldığı kararları etkisizleştiren, başkalaştıran, yanlış yorumlanmasına yol açan durumlara karşı tavır almak, mahkemenin hukukunu korumak durumundayım.'

Kılıç, sorunun, 'kapatılan belediyelerin seçime sokulması' boyutunu çoktan aştığına dikkat çekerek, şöyle devam etti: 'Açıkçası beni siyaset ilgilendirmiyor. Hangi belediyenin seçime girip girmeyeceği de ilgilendirmiyor. Bir başka kurumun yetkisi olmadığı halde Anayasa Mahkemesi'nin verdiği bir kararı Anayasayı ihlal ederek değiştirmesi karşısında sessiz kalamam.'

Yedeklerle birlikte 8 üyenin yayınladığı karşı bildiriyle çalıştıkları kurumun yetkilerini Danıştay'a devretmiş olup olmadığını sorduğumda ise Kılıç'ın tepkisi şöyle oldu: 'Aynen öyledir. Maalesef arkadaşlarımız Anayasa Mahkemesi'nin yetkilerini bir başka kuruma devretme gayreti içinde olmuşlardır. Ve bir komedidir.'

Korsan paragraf

Kılıç, yaptığı açıklamayı arkadaşlarına danışmadan yaptığı iddiaları karşısında kendini şöyle savundu: 'Açıklama için başkan olarak danışmam gerekmiyordu ama yine de danıştım. Karara imza atan 6 üyeyle konuştum. Hepsi bizim gibi düşünüyor. Karşı çıkan arkadaşlarımız arasında sadece 5'i oylamaya katıldı, muhalefet şerhi koydular. Zaten karara muhalifler. O nedenle farklı bir durum sözkonusu değildir. Neden 2 yedek üye ve oylamaya katılmayan bir asil üyenin ismini açıklamaya eklediler, onu da anlamış değilim.'

Başkan, uzun sohbetimizin sonunda Danıştay'ın kapatılan tüm belediyeler için açıkladığı dava başvuru takvimiyle ilgili olarak da 'Korsan paragraf' dedi. Kılıç, başvuru için yasanın çıktığı değil Anayasa Mahkemesi kararının yayınlandığı tarihin esas alınmasına ilişkin ifadenin, dava konusuyla hiç ilgili olmadığını belirterek, 'Kararın sonuna 'öte yandan' denerek bu korsan paragraf eklenmiştir. Anayasa ihlal edilmiştir.'

Peki bundan sonra ne olur? Cenazeyi kim kaldırır?

Kılıç, topu YSK'ya attı: 'YSK bakıp karar verecektir. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karara göre hareket etmelidir.'

Görüyorsunuz, kaostan medet umanlar hala işbaşında. seçim sürecini akamete uğratacak her türlü argümanı kullanma niyetindeler.

Unutmasınlar; Halep ordaysa Sandık 29 Mart'ta..."

DÜN NELER YAŞANDI?

Kapatılan belediyeler ile ilgili olarak Anayasa ihlali uyarısı yapan Kılıç'a tepki gösteren 8 üyeden üçünün, tartışma konusu olan davaya hiç girmediği, kararda da imzalarının olmadığı ortaya çıktı.

ANAYASA Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın kapatılan belde belediyeleriyle ilgili yaptığı açıklamalara karşı açıklama yapan 8 Yüksek Mahkeme üyesinde üçünün belediyelerin kapatılması davasına hiç girmediği ortaya çıktı.

Türkiye'de yargının zirvesinde yaşanan derin çatlak gittikçe büyüyor. Yaklaşan yerel seçimlerle birlikte hükümetin daha önce nüfusu 2000'in altında kalan 862 belde belediyesinin kapatılması hakkında çıkardığı kanun tartışmaların merkezine oturdu. CHP'nin kanunun iptali başvurduğu Anayasa Mahkemesi iptal istemini 6'ya karşı 5 oyla reddetti. Gerekeçeli karar 6 Aralık'ta Resmi Gazete'de yayınlandı. Ancak belediyelerden bazılarının dava açması üzerine Danıştay, dava süresince belediyelerin tüzel kişiliklerinin sona erdirelemeyeceği hükümünü verdi. Bu karara dayanan YSK da kapatılmasına karar verilen bütün belediyelerin seçimlere girebileceğini açıkladı.

ANAYASA İHLALİ UYARISI

BU kararın ardından Kılıç bir açıklama yaparak belediyelerin itiraz başvurularının kanunun yayım tarihinden yani 22 Mart 2008'den itibaren yapılması gerektiğini vurguladı. Kılıç, belediyelerin bu tarihi değil de gerekçeli kararın açıklandığı tarihi baz alarak itiraz ettiklerine dikkat çekti. Yüksek Mahkeme kararının da değiştirilmesine yol açan bir durumun yaşandığına belirten Kılıç, bunun Anayasa ihlali anlamına geldiğinin altını çizdi.

TARTIŞMAYI BÜYÜTEN AÇIKLAMA

Aynı gün canlı yayına çıkan Başkan Vekili Osman Paksüt ise bu açıklamaya katılmadığını açıklayarak 'Bu Kılıç'ın kendi görüşüdür' dedi. Paksüt'ün sözleri üzerine yeni bir açıklama yapan Kılıç ise açıklamayı söz konusu karar lehine oy veren 6 arkadaşı ile görüşerek yaptığını vurguladı.

DANIŞTAY: TALİHSİZ BİR BEYAN

DÜN toplanan Danıştay Başkanlar Kurulu'ndan yapılan açıklamada ise 'Kendi kuruluş kanununda verdikleri kararları yorumlama ve tavzih yetkisi bulunmayan Anayasa Mahkemesi Başkanının, Danıştay'ı anayasa ihlali yapmakla suçlayıcı açıklaması, anayasal görev, yetki ve sorumluluğunu aşan talihsiz bir beyan olarak değerlendirilmiştir. Yürütme ve yargı organlarının, birbirlerinin görev alanına müdahale eden suçlayıcı ve özensiz üslupla yaptıkları açıklamalar, toplum nazarında bu açıklamayı yapanların yanı sıra yargının saygınlığını da zedeleyici sonuçlar yaratacak, hukuk devletine ve yargıya olan güveni sarsacaktır' dendi. Ankara star

Türkiye'de yüksek yargıda büyük kriz çıkaran ve siyasette de gerilimlere neden olan nüfusu 2000'in altında olan belediyelerin kapatılmasına dair 5747 sayılı karar CHP'nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi'nin önüne gelmişti. TBMM'nin 22 Mart'ta onayladığı 31 Ekim'de karar verdi ve iptal istemini 6'ya karşı 5 oyla reddetti. Yüksek Mahkeme gerekçeli kararını da 6 Ocak'ta yayınladı. Resmi Gazete'de yayınlanan gerekçeli kararda Başkan dahil 11 Anayasa Mahkemesi üyesinin imzası bulunuyordu. İptal istemini haksız bulan üyeler Başkan Haşim Kılıç, üye Sacit Adalı, Mustafa Yıldırım, yedek üye Ahmet Akyalçın, Serruh Kaleli ve üye Serdar Özgüldür'dü. İptal edilmesini savunan isimler ise Başkanvekili Osman Paksüt, Şevket Apalak, Mehmet Erten, Fulya Kantarcıoğlu ve Zehra Ayla Perktaş'tı. Dün yayınlanan ve kriz yaratan bildirideki üç isim ise bu davaya hiç girmemişti: Üye Necmi Özler ve yedek üyeler Fettah Oto ile Cafer Şat. Ayrıca bildiride imzası bulunan üç ismin de Danıştay kökenli Fulya Kantarcıoğlu, Şevket Apalak, ve Ayla Perktaş olması da dikkat çekti.

Açıklama, imza atan üyelerin ortak görüşü

ANAYASA Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, kararlarının mahkeme iradesi dışında bir noktaya götürülmesi halinde bunu kamuoyuna açıklamanın görevleri olduğunu belirtti. Kılıç, Anayasa Mahkemesi Başkanlığının dünkü açıklamasının yalnız başına yaptığı bir açıklama olmadığını söyledi. Kılıç, Anayasa Mahkemesi'ne gelişinde yaptığı açıklamada 5747 sayılı kanunun bazı kısımlarının iptal edilmesi bazılarının ise Anayasa'ya aykırı görülmediği kararının 5'e karşı 6 üyenin oyuyla alındığını anımsatarak, 'Bu kararda 6 arkadaşımızın ne demek istediğini bir kez daha kamuoyuna duyurmak istedik. Yapılan dünkü açıklama, benimle birlikte bu arkadaşların, yani çoğunlukta olan 6 arkadaşın arzusu, onayı ve isteği doğrultusunda yapılmıştır'' dedi. Kılıç, bundan sonraki süreçte inisiyatifin, YSK'da olduğunu vurguladı. Kılıç Başkan Vekili Paksüt'ün açıklamasını da şöyle değerlendirdi: 'Sayın Paksüt, zaten karşı görüşteydi. Görüşünü kararında belirtti. Ondan dolayı Osman Bey'in bu konudan haberdar olmaması doğal.'

YSK'da acil toplantı

YÜKSEK seçim Kurulu da (YSK) gelişmeler üzerine toplandı. Başkanvekili Ahmet Başpınar toplantı sonrası YSK'nın kapatılan belde belediyeler ile ilgili kararını verdiğini ve uygulamaya koyduğunu söyledi. Başpınar Haşim Kılıç'ın açıklamasına ilişkin olarak ise 'Kişisel görüşünü yansıttığının anlaşılmış olması nedeniyle açıklama yapmaya ihtiyaç duyulmamıştır' dedi. YSK Başkanı Muammer Aydın da, ''YSK yasaları uygular. Yasalar ne diyorsa o konuda kararını veriyor'' diye konuştu.

Kararı yok sayan bildiri

ANAYASA Mahkemesi tarihinde ilk kez üyeler, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı adına yapılan bir açıklamanın kendi görüşlerini yansıtmadığını açıkladı. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Alifeyyaz Paksüt, üyeler Fulya Kantarcıoğlu, Mehmet Erten, Cafet Şat, A. Necmi Özler, Fettah Oto, Şevket Apalak ve Zehra Ayla Perktaş'ın imzaları bulunan açıklamada, özetle şöyle denildi: 'Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından 24 Aralık 2008'de yapılan açıklama, Anayasa Mahkemesi'nin görüşünü yansıtmamaktadır. Önceden haberdar olmadığımız, bu nedenle de oluşumuna hiçbir katkıda bulunamadığımız açıklamaya katılmıyoruz.' Paksüt önceki gün katıldığı bir canlı yayında da Başkanın böyle bir açıklama yetkisi olduğunu söylemişti.

BU NOKTAYA NASIL GELiNDi?

TBMM, 6 Mart 2008'de nüfusu 2000'in altına düşen belediyelerin kapatılmasını öngören kanunu kabul etti.

CHP Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

Yüksek Mahkeme 31 Ekim 2008'de davayı reddetti.

Danıştay, dava süresince 862 belediyenin kapatılması ile ilgili İgenelgeyi iptal etti.

Danıştay'ın kararı üzerine YSK, dava açmayan 740 belediyeye de 6 Şubat'a kadar açmaları şartıyla seçime girme şansı tanıdı.

Anayasa Mahkemesi aynı gün açıklama yaparak dava açma süresinin 22 Mart yerine 6 Aralık'ta başlatılmasının anayasayı ihlal suçu olduğunu belirtti.

Başkanvekili Osman Paksüt, Kılıç'ın açıklamasının kendilerinden habersiz yapıldığını ve Yüksek Mahkeme'yi bağlamayacağını söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nin 8 üyesi Başkan Haşim Kılıç'ın açıklamalarının mahkemeyi bağlamadığı yönünde açıklama yaptı.

Sadece kelebekleri bağlamaz

ESKİ Anayasa Mahkemesi Raportörü Prof. Mehmet Turhan: Anayasa Mahkemesi kararları salt çoğunlukla veya oybirliği ile çıkabilir. Nasıl çıkarsa çıksın, Anayasa Mahkemesi kararı çıktıktan sonra o Anayasa Mahkemesi kararına muhalif olanları da bağlar. Diğer mahkemeleri de bağlar. Anayasa Mahkemesi kararları bir tek kelebekleri bağlamayabilir onun dışında Yargıtay'ı da Danıştay'ı da bağlar, herkesi bağlar.

Prof. Hasan Tunç: 'Ortam hukuki olmaktan çıktı. Tamamen siyasi veya şahsi boyutlar kazandı. Onun için şu standardı hukuki olarak değerlendirmek mümkün değil. Herkesin görevi anayasada belli. Tabii ki Anayasa Mahkemesi karaları tüm kişileri ve kuruluşları bağlar. Danıştay aldığı kararda Anayasa Mahkemesi kararını yok saymıyor. Kararın öngörmediği iddia edildiği bir durum ortaya çıkardı. Tartışma da buradan ortaya çıkıyor.'

Baykal'ın kaos teorisi

CHP lideri Deniz Baykal, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve YSK arasında bir kaos olduğunu, bu kaos karşısında hukuk mekanizmalarının işlemediğini savunarak, 'Bütün bunların temelinde Başbakan'ın 'Türkiye'de ikinci bir Anayasa Mahkemesi mi var' değerlendirmesi yatıyor'' dedi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın yaptığı açıklamaya tepki gösteren Baykal, DEÜ'deki rektör atamasına atıfta bulunarak 'Bu kadar çürümenin Cumhurbaşkanlığına kadar, Anayasa Mahkemesi'ne kadar tırmanmış olması Türkiye'ye yakışıyor mu' dedi.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ise 'Anayasa Mahkemesi'nin kararları herkesi, dolayısıyla diğer yargı organlarını da bağlar' dedi.

Star gazetesi

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*