Yaşlılar aile içi şiddete maruz kalıyor

  • Giriş : 21.03.2008 / 11:36:00

Modern toplum yapısı, gelenek ve göreneklerin zaman içinde değişmesi ve yaşam şartlarının zorlaşması gibi pek çok nedenden ötürü, son yıllarda yaşlılara yapılan istismar ciddi oranlarda artış gösteriyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yaşlılık döneminde statü kaybeden, bağımlılık ve kaza riski artan, fiziksel yetenekleri azalan, pek çok kronik hastalıkla baş başa kalan yaşlılar, özellikle aile içinde fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik istismara maruz kalıyor.

Modern toplum yapısı, gelenek ve göreneklerin zaman içinde değişmesi ve yaşam şartlarının zorlaşması gibi pek çok nedenden ötürü, son yıllarda yaşlılara yapılan istismar ciddi oranlarda artış gösteriyor.

İstanbul'da huzurevlerine başvuran yaşlılarla yapılmış bir çalışmaya göre, aile içerisinde yaşlıların yüzde 25.7'si fiziksel, yüzde 14.7'si ekonomik istismara maruz kalıyor, yüzde 18'1'i de ihmal ediliyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Turla, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşlılığın önüne geçilmesi mümkün olmayan biyolojik, kronolojik, sosyal yönleri ve sorunları olan bir süreç olduğunu söyledi.

İnsanın, doğumla başlayan sürecin başlangıcında ve son döneminde sosyal ya da fiziksel olarak başkalarına bağımlı olduğunu anlatan Turla, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) 65, BM'nin 60 yaşı ''yaşlılık sınırı'' olarak kabul ettiğini söyledi.

Turla, yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan fizyolojik ve anatomik değişikliklerin tüm sistemleri etkilediğini, fiziksel güç ve hareketlerde sınırlılıkların, duygusal zayıflıkların, ruhsal sorunların ve kronik hastalıkların ortaya çıktığını anlattı. Turla, ''Yapılan araştırmalarda, 65 yaş üzerindeki yaşlıların yüzde 65'inde en az 3, 79 yaşın üzerindekilerin yüzde 75'inde en az 4 hastalığın birden görüldüğü belirlenmiştir. Özellikle yaşlılar düşme ve diğer kazalar açısından topluma kıyasla 3 kat daha fazla risk altındadır. Osteoporoz ve osteoartroz gibi kemik yapısındaki değişikliklerden dolayı kırıklara da daha yatkındır'' dedi.

-YAŞAM ŞARTLARI YAŞLILARI YALNIZLAŞTIRDI''-

Yaşlılık çağında depresyon sıklığının yüzde 15-20, ağır depresyon sıklığının yüzde 3 oranında görüldüğünü, hastanede yatan olgularda ise bu oranın yüzde 30'lara kadar yükseldiğini belirten Turla, bu yaş grubunda depresyona bağlı intiharların ve ilaç zehirlenmelerinin arttığını söyledi. Turla, modern toplum yapısı, gelenek ve göreneklerin zaman içinde değişmesi ve yaşam şartlarının zorlaşması, gibi pek çok nedenden ötürü, son yıllarda yaşlılara yapılan istismarın ciddi oranlarda artış gösterdiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

''Köyden kente göçün fazla olduğu bölgelerde bu durum daha da hissedilir boyutlardadır. Kırsal kesimde, geleneksel aile yapısı içerisinde, mükemmel anlamda olmasa da alışılagelmiş şekilde aile, yakın çevre, komşu ve diğerlerinden ilgi görerek hayatını sürdüren yaşlılar, büyük kentlerde, bu desteklerin bir kısmını ve bazen de hepsini kaybetmekte ve yalnızlaşmaktadırlar. Geçim sıkıntısı, çalışma yaşındaki aile bireylerinin ev dışında iş yapma durumunda olmaları, ailenin en yaşlı bireylerinin, geleneksel olarak aile içinde görmekte oldukları ilgiyi azaltmış ve bazen de bitirmiştir. Bu da yaşlıları depresyona sokabilmektedir.''

-''YAŞLI İSTİSMARI ARTIYOR''-

Turla, genel olarak yaşlı istismarının, ''yaşlı bireyin sağlık veya iyilik halini tehdit eden veya zarar veren herhangi bir davranış'' olarak tanımlandığını söyledi.

İstismarın, fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik olabileceğini belirten Turla, ABD'de 36 milyondan fazla 65 yaş üstü kişinin 600 bininin yardıma muhtaç şekilde hayatlarını sürdürdüğünü, bu yaşlıların özellikle kendi evlerinde istismar ve ihmale uğradıklarını kaydetti.

ABD'de her yıl 1-2 milyon yaşlının travmaya uğradığını, çeşitli istismar türlerine maruz kaldığını anlatan Turla, ''Rapor altına alınmamış olgular da düşünüldüğünde oldukça fazla sayıda yaşlı istismar edilmektedir'' dedi.

Turla, yaşlıların genellikle istismar veya ihmale uğradıklarını bildirmediklerini ifade ederek, ''Bunu söylediklerinde tekrar şiddete maruz kalacaklarını, aile üyeleriyle bağlarının kopacağını ve bu durumu bildirmeleri halinde sosyal bir kuruma gideceklerinden, polisin bu durumu yeterince önemli bulmayacağından korkmaktadırlar'' diye konuştu.

-''TÜRKİYE'DEKİ SONUÇLAR YÜZ GÜLDÜRÜCÜ DEĞİL''-

Türkiye'de de bu konuda yapılan çalışma sonuçlarının yüz güldürücü olmadığına işaret eden Turla, şunları kaydetti:

''İstanbul'da huzurevlerine başvuran yaşlılarda yapılmış bir çalışmada, yaşlıların aile içerisinde yüzde 25.7'sinin fiziksel, yüzde 14.7'sinin ekonomik istismara maruz kaldığı, ihmale uğrayanların oranının yüzde 18.1 olduğu saptanmıştır. Bu yaşlıların yarıdan fazlası ailesinin yaşlı ile yaşamak istemediğini düşünmektedirler.''

Turla, ''İzmir'de 204 yaşlı üzerinde yapılan bir çalışmada yaşlıların yüzde 1'inin fiziksel istismara maruz kaldığı, yüzde 3.5'inin ihmal edildiği, istismarcının büyük oranda oğlu ya da kocası olduğu, yüzde 2.5'inin gelirinin kendi izni olmadan zorla harcandığı, yüzde 7'sinin ise gelirinden yarar sağlamaya çalışan kişiler olduğunu saptanmıştır'' diye konuştu.

Yurt dışında yapılan bir çalışmada, yaşlı istismarında cinsiyetler arasında belirgin bir fark olmadığının tespit edildiğini ancak bazı çalışmalarda da istismara uğrayanların çoğunun fiziksel ve zihinsel sorunu olan yaşlı kadınlardan oluştuğunu belirten Turla, 60 olgunun incelendiği bir çalışmada da istismar edilenlerin genellikle 70 yaş üstü beyaz ve dul kadınlar olduğunu söyledi. Turla, ''Irk ve istismar tipi arasındaki ilişkiyi araştıran bir çalışmada da beyazların daha çok fiziksel ve parasal istismara uğradığı ve bunların yüzde 80'inin kendi evinde kalan yaşlılar olduğu belirtilmektedir'' dedi.

İstismarı uygulayan kişilerin genellikle geçmişlerinde yaşanmış şiddet öyküleri olduğuna dikkati çeken Turla, istismar eden bireylerin çoğunlukla şiddetin var olduğu ailelerde yetiştiğinin gözlendiğini söyledi.

-İSTİSMARA UĞRAYAN YAŞLILARDA BULGULAR-

İstismarın türüne göre belirtilerin farklı olduğunu belirten Turla, başlıca bulguları şöyle sıraladı:

''-Yaşlının bakıcısı olmaksızın 3. kişilerle görüşmesine izin verilmemesi,

-Yaşlıya karşı yardımın azaltılması,

-Aile üyelerinin ya da bakıcısının yaşlıdan utanması,

-Bakıcının yaşlıya yönelik saldırgan davranışları,

-Yaşlı ile ilgilenenlerin istismar öyküleri,

-Bakıcının alkol ya da ilaç probleminin olması,

-Bakıcı tarafından gerçek dışı sevgi gösterilmesi,

-Bakıcının ya da kurumun uygun olmayan savunma yapması.''

Turla, bu konuda sağlık kuruluşlarına yapılan başvurularda olguların genellikle kaza olarak bildirildiğini belirterek, hekimlerin bu tür durumlarda daha dikkatli olması gerektiğini bildirdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious