'Yatırımı önleyen kişiye yargı mani olmalı'

'Yatırımı önleyen kişiye yargı mani olmalı'  .8881
  • Giriş : 20.03.2008 / 12:22:00

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye'nin dövize, yabancı sermayeye ihtiyacı olduğunu belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye'nin dövize, yabancı sermayeye ihtiyacı olduğunu belirterek, ''Bizim, projelerimizi, yatırım, çevre ve diğer politikalarımızı yargıya anlatamadığımızı düşünüyorum. Bir tane adamın bir dilekçe ile Türkiye'nin yatırımını önlemesine de Türkiye'nin yargısının mani olması lazım'' dedi.

Tüzmen, ticaret heyeti gezisi nedeniyle geldiği Hindistan'da gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında, Türkiye'nin dövize, yabancı sermaye açılımına ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

''Bizim bütün projeleri yargıya anlatmamız lazım. Bizim olayları iyi anlatamadığımızı düşünüyorum. Türkiye'ye gelen bir liman yatırımının gecikmesi Türkiye ekonomisine çok büyük zarar veriyor. Bunu iyi anlatmamız lazım. Mesela Mersin'de Tarsus yöresinde 10 bin yataklı proje yapılacak. Orası orman falan değil, ben helikopterle üzerinden geçtim. Aynı şekilde çok iyi anlatmak lazım. Ama bir tane adamın bir dilekçe ile Türkiye'nin yatırımını önlemesine de Türkiye'nin yargısının mani olması lazım.''
Mersin'de işsizliğin yüzde 16 olduğunu söyleyen Tüzmen, ''Yatırımsız nasıl istihdam sağlanacak?'' diye sordu. Tüzmen, bir dilekçe ile yatırım, liman özelleştirmesinin durduğunu, Türkiye'nin yabancı sermaye, özelleştirme, sanayi, çevre politikalarını iyi anlatamadıklarını düşündüğünü ifade ederek, ''Bu konularda yargı mensuplarını brife etmemiz işin arkasında ne var anlatmamız lazım'' dedi.

-''İÇ PİYASA DİNAMİKLERİ AĞIRLIKLI ÜLKELER BU KRİZDEN

KUVVETLENEREK ÇIKABİLİR''-


Küresel krizin yaşandığı bir dönemde Hindistan'a yaptıkları bu ziyareti çok anlamlı bir başlangıç olarak gördüğünü söyleyen Tüzmen, ''Bu krizden bütün dünya ülkeleri bir şekilde etkilenecek ama Hindistan en az etkilenecek'' dedi.

Hindistan'ın ekonomisini iç piyasa dinamiklerinin belirlediğini anlatan Tüzmen, iç piyasa dinamiklerine dönük ekonominin, bu küresel krizde çok büyük bir avantaj haline geldiğini bildirdi.

Çin'in bu krizden daha fazla etkilendiğini, çünkü ekonomisinin ağırlıklı olarak dış ticarete dayalı olduğunu, talepteki azalmanın onu etkileyeceğini belirten Tüzmen, ''Türkiye'nin gayri safi milli hasılasında dış ticaretin payı yüzde 50 ve bunun da yüzde 50'si AB ile gerçekleşiyor. Türkiye, krizden AB'nin etkilenmesi ile etkilenebilir, ama orada yavaş bir geçiş olacak'' dedi.

ABD'de beliren krizin başlangıcında dış ticaret açısından gerekli önlemleri aldıklarını anlatan Tüzmen, şöyle devam etti:

''Reflekslerimiz güçlenmiştir. Dış ticaret grubu, DTM, ihracatçı birlikleri, İGEME, Eximbank, TİM ile hep proaktif çalışma yapar. Olayların önünde gideriz. Türkiye'de bu kriz konusu konuşulmadan biz çalışmamızı yaptık. Bu krizden en az etkilenecek ülkeler ile hatlarımızı güçlendirmemiz lazım. Hindistan üzerinden, Sudan gibi ülkelerde devam ediyor. Kuzey ve Orta Afrika ülkeleri, petrol zengini ülkelerle de ciddi müteahhitlik çalışmalarımız var.

Dış ticaret gelirleri daha az, iç piyasa dinamikleri ağırlıklı ülkeler bu krizden kuvvetlenerek çıkabilirler.''

Borsa'da Pazartesi günü yaşanan büyük düşüşün nedeni ile ilgili bir soru üzerine Tüzmen, bunda hem küresel krizin hem de içeride yaşanan sıkıntının birleşmesinden kaynaklandığını vurgulayarak, şöyle dedi:

-''KAPORTA DARBEYE DAYANIKLI HALE GELDİ DENEBİLİR''-

''Krizler birbirini tetikler. Genellikle dış piyasada yaşanan kriz içeriyi tetikler. Böylesi anlarda ikisi bazen birleşir. Pazartesi günü ikisinin birleştiği an yaşandı. Ama Türkiye ekonomisi çok sağlam, bence işleri normal rayına oturtup devam ediyor. Artık krizleri yaşadığımız için, bürokratlarımız da siyasilerimiz de kendilerini ağır bedelli bir eğitimden geçirdiler. Onun için olaylara çok daha soğuk kanlı bakabiliyoruz ve yolumuza devam edebiliyoruz. Krize aşılıyız, dayanıklıyız, kaporta darbeye dayanıklı hale geldi denebilir.''

ABD'deki şirketler ile AB'deki şirketler arasında büyük fark olduğunu söyleyen Tüzmen, ABD'de hissedarların, AB’de ise bankaların şirketleri yönlendirdiğini, AB'de fon yönlendirmesini hissedarları adına bankaların kendilerinin yaptığını, ABD'de ise tam tersi, fon yönlendirmesinde hissedarların önemli olduğunu ve krizin dalga dalga yayılmasında bunun da payının olduğunu anlattı.

-''ABD EKONOMİDE BÜYÜK BEYAZ KÖPEK BALIĞIDIR''-

Kürşad Tüzmen, büyük ekonomileri ''büyük beyaz köpek balığına'' benzetirken, bunların yaşamaya devam etmesi gerektiğini, bunlar ölürse bütün besin zincirinin bozulacağını söyledi. Tüzmen, şöyle devam etti:

''Büyük beyazlar, deniz aslanları fok balıklarını yiyor. Büyük beyaz köpek balıkları ölürse, fok ve denizaslanı sayısı artıyor ve orta su seviyesinde dolaşan sürü balıkları azalıyor. Sürü balıkları azalınca deniz analarının sayısı artıyor. Deniz analarının sayısı artınca yavru balıkların sayısı azalıyor. Onlar azalınca da besin zinciri bozuluyor. Dolayısıyla büyük beyaz köpek balığının yaşaması lazım.

ABD ekonomide büyük beyaz köpek balığıdır ve bunun ölmesine kimse izin vermeyecektir. Ama çok ciddi bir sıkıntı yaşayacak. Bir anlık değil, sıkıntı, diğer önemli fon sağlayıcılar, kendi güçlerini tekrar kendi ülke dinamiklerinden sağlamaya başladığı zaman bu kriz sonlanacaktır, ama uzun bir süre alır. Çünkü 500 milyar dolar kayıp var. Dolayısıyla Alan Greenspan, çok iyi bir zamanda işi bıraktı.''

Tüzmen, Türkiye'nin orta su balığı orkinos, uskumru, lüfer olduğunu söyledi.

-''DENİZLERLE OKYANUSLARI BİRLEŞTİRME PROJESİ''-

Hindistan ile Türkiye ekonomileri arasındaki benzerliklere işaret eden Tüzmen, her iki ülkenin de yüksek miktarlarda dış ticaret açığı verdiğini belirtirken, dev bir ekonomi olan Hindistan'ın 2 yıl önce ulaştığı rakamları Türkiye'nin henüz gerçekleştirdiğine dikkati çekti.

Dış ticaret açığının çok büyük olmasında aşırı değerli paranın payına dikkati çeken Tüzmen, Hindistan Ekonomi Bakanı Kamal Nath'ın da ziyareti sırasında aşırı değerli rupi'den şikayet ettiğini söyledi.

Kürşad Tüzmen, ''Türkiye'de de ben aşırı değerli liradan şikayet ederim. Aşırı değerli yerli para, çok ciddi bir dış ticaret açığı... Hindistan ile bir ortak yönümüz de bu'' dedi.

Her iki ülkenin de yüksek büyüme hızları gerçekleştirdiğini, bazı konularda DTÖ'de birlikte hareket ettiğini, tarihi geçmişte de çok önemli birlikteliklerin bulunduğunu anlatan Tüzmen, şunları kaydetti:

''Esas düşüncem, denizler ile okyanusları birleştirmek. Türkiye'nin denizleri var. Karadeniz ve Akdeniz'i var. Şimdi bu üç deniz için bir çıkış okyanusa açılmaktır. Hindistan’ın Hint Okyanusu ve Pasifik Okyanusu açılımı var. Asya Pasifik ülkeleri ile çok önemli bağlantıları var. Biz işte yaptığımız bu çalışma ile denizleri okyanuslara açıyoruz. Hindistan, Asya Pasifik ülkeleri için çok önemli bir kapı. Biz de Hindistan için, Avrupa, Karadeniz, Akdeniz ve Orta Doğu ülkeleri açısından bir kapıyız.''

Hindistan ile ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarmanın peşinde olduğunu bildiren Tüzmen, iki ülke açısından bu potansiyelin mevcut olduğunu, ancak serbest ticaret anlaşmasını imzalamaya da önem verdiklerini söyledi.

-''DEMOKRASİ UCUZ BİR REJİM DEĞİL''-

Öte yandan bir soru üzerine görüşmelerinde AK Parti hakkındaki kapatma davasının hiç gündeme gelmediğini belirten Tüzmen, Hindistan'da da gelecek yıl seçim olduğunu hatırlattı ve bunların konuşulmadığını söyledi.

Demokrasinin 15 bin doların altında bütün kurum ve kuruluşları ile uygulanması zor bir sistem olduğunu söyleyen Tüzmen, şunları kaydetti:

''Uzun bir maraton. Türkiye kendi içinden çıkanlar zarar vermediği sürece kolay kolay zarar görmez. Gayet soğukkanlı bir şekilde bu gelir seviyemizi artırmamız lazım. Bütün olayların çıkışında, Türkiye'nin ihracatının artırılması yatıyor. İhracat rakamlarını 200 milyar dolarlara getirdiğimiz zaman bu tip sıkıntıları geride bırakmış olacağız. 500 milyar dolarlara geldiğimiz zaman çok rahatlıkla hareket edeceğiz. Bütün kurum ve kuruluşlar, yasaması, yürütmesi ve yargısı ile demokrasiyi, Türkiye'nin geleceğini gerçekten iyi bir şekilde düşünerek uygulamış olacaklar ki o seviye için belli bir bilgi birikimi, belli bir gelir, sermaye birikimi gerekiyor.

Türkiye'yi herkes çok seviyor ve herkes diğerinden fazla sevdiğini söylüyor. İşte çok sevenler, ileriye doğru bakış açısı ile değerlendirmelerini yapacak olursa o zaman Türkiye için güzel bir gelecek platformu çizeriz. O platformu henüz sağlayamadığımız ortada. Bir takım soru işaretleri, bir takım tedirginlikler ile yolumuza devam etmek zorundayız. Eskiden de böyleydi, şimdi biraz daha azalarak devam ediyor. Yarın çok daha azalacak. Biz şimdi işimize bakalım.''

TÜİK’in yeni milli gelir hesaplaması ile kişi başına gelirin 2 bin dolar artmasını da değerlendiren Tüzmen, bu yılki kişi başına gelirin de 9 bin dolara ulaşmasını beklediklerini açıkladı.

Demokrasinin ucuz bir rejim olmadığını ifade eden Bakan Tüzmen, ''Çok ağır bir maraton, demokrasi için çok ağır bedeller ödüyorsunuz. Bütün kurum ve kuruluşlarıyla uygulamak için. Şu anda Türkiye'nin ödediği bedele bakın, geçmişte ödediği bedel var. Ama halen vazgeçmeden devam ediyor'' diye konuştu.

Demokraside egemenlik kayıtsız şartsız milletin ise ve bu da parlamentoya gönderilen milletvekilleri ile bir şekilde temsil ediliyorsa, herkesin kabul etmesi gerektiğini bildiren Tüzmen, şunları söyledi:

''Şöyle veya böyle. Şimdi kafama göre parti geldi benim için demokrasi olmaz. Demokrasi çoğunluğun azınlığa tahakkümü değil ama kişi başına gelirin 10 bin doların altındaki demokrasilerde bu o oluyor. Bu ortamda açılımlar yapılamıyor. Yasama yürütme ile yargı, ayrı erkler. Bunlar Türkiye'de farklı farklı şeyler yapıyor. Bazen yürütme, yargı, bakıyorsun yasamanın önüne koyuyor. Yasama işini yapacakken yürütmenin içine giriyor. Geçmişte bunlar yaşandı. Bütün bunların ahenk içinde yaşaması için en az 10-15 bin dolar kişi başına gelir lazım.''

-''AB İLE GÜMRÜK BİRLİĞİ YERİNE SERBEST TİCARET ANLAŞMASI YAPARDIM''-

''Bu bilgi birikimi ile 1960'larda bakan olsam AB ile serbest ticaret anlaşması yapardım'' diyen Devlet Bakanı Tüzmen, verilen sözlerin tutulmadığını belirtti.

Tüzmen, ''Biz gümrük birliğinde kaldık. Herkes birlik oldu. Türkiye'nin aleyhine işlediğini söylemek yanlış olur, ihracatımızı 3 kat, ithalatımızı 2 kat artırdı. Türkiye'ye rekabet gücü kazandırdı'' dedi.

Türkiye'nin AB çalışmalarını askıya aldığı eleştirilerinin gerçekçi olmadığını, söyleyen Tüzmen, ancak AB'nin de vize, ulaştırma kotaları konusunda açılımlar yapması gerektiğini vurguladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious