Yaz tatilini kazasız belasız atlatın!

Yaz tatilini kazasız belasız atlatın!.11096
  • Giriş : 08.07.2009 / 08:06:00

İşte size tatil dönemini sağ salim atlatmanız için bazı öneriler:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Genç Gelişim dergisinin bayilerde satılmakta olan Temmuz sayısında Steven Michaëlis imzalı (www.sascentre.com) yazı:

Uzun yaz tatilinin başlamasıyla çocuklar artık evde olduğuna göre hayat tam bir kavga dövüşe dönüşebilir. Okul rutininin sona ermesiyle çocukların canı sıkılabilir; davranışları genellikle bozulur, huysuzluk artar ve aile içerisindeki uyum tehdit altındadır. Bu dönem çocuklar için okuldan uzak keyifli bir zaman, anne-baba açısından da evlatlarıyla daha fazla vakit geçirme fırsatı olması gerekirken kolaylıkla iki düşman taraf arasında uzun süren bir siper harbine dönüşebilir. Evde barış sürecini başlatmak ve yaz tatillerinde daha sevgi dolu ve tatmin edici bir aile hayatına ulaşmak için aşağıdaki beş basit adımı izleyebilirsiniz.

1. Adım: Kendi ihtiyaçlarınızı ve çocuğunuzun davranışlarını idrak edin:

Kendinizi her seferinde çocuğunuza aynı tepkiyi gösterip, tekrardan üzüntü ve anlaşmazlık yaratmış olmak dışında pek bir şey elde edememişken mi buluyorsunuz? O zaman derin bir nefes alıp farklı bir şekilde davranmanın zamanı gelmiş demektir. Çocuğunuza herhangi bir tepki göstermeden önce gerçek anlamda derin bir nefes alıp; bir an için sizin açınızdan hakikaten önemli olan şeyin ne olduğunu düşünürseniz, büyük çoğunlukla ailede anlaşmazlığa yol açan o şiddetli döngüyü bozabilirsiniz. Ardından çocuğunuzun ne istediğini düşünün. Unutmayın ki bütün davranış biçimleri – size göre kesinlikle kabul edilemez olduklarında bile – o an için çocuğunuzun aklına uygun gelmektedir. Çocuğun o şekilde davranışlar göstermesine neden olan ihtiyacının ne olduğunu hayal etmeye çalışın. Artık etkin biçimde hareket etmeye başlamak konusunda, otomatik pilottaki bir ebeveyn gibi tepki göstermeye nazaran çok daha iyi bir konumdasınız.

2. Adım: Duyguları, öfke ve anlaşmazlıkları etkin biçimde ele alın:

Çocuğunuz ağladığında, öfkelendiğinde ya da kavga başlattığında siz kendiniz üzülüyor musunuz? Kendi hislerinizin altında neler yattığını keşfedin ve çocuğunuzun hissettikleriyle ilgilenmeye başlayın. 1. Adımda bahsettiğimiz gibi herhangi bir tepki göstermeden önce derin bir nefes alıp bir an için beklemek, sizin anne-baba olarak kendinizi kaptırıp aşırı duygusal biçimde davranıp davranmadığınızı anlamak açısından zaman kazandıracaktır. Eğer aşırı duygusal hale gelirsek, iletişimimiz büyük ihtimalle kopacaktır ve bu noktada en iyi seçenek, asıl amacımıza ulaşmaya çalışmadan basitçe çocuğumuza nasıl hissettiğimizi anlatmaktır. Benzer şekilde, çocuğumuz çok duygusallaşırsa, ona verdiğimiz talimatları izleyecek düşünce yapısında olmayacaktır. Basitçe, örneğin; “Şu an çok üzgün olduğunu görebiliyorum” diyerek çocuğunuza, onun hislerini anladığınızı gösterip başka bir hamle yapmayı denemeden o sakinleşene kadar bekleyin.

3. Adım: Çocuğunuzu dinledikten sonra konuşun ki o da sizi dinlesin.

Çocuğunuz sizi dinlemiyor ve bütün kontrolünüzü yitirmiş gibi mi hissediyorsunuz? İşte size bunu atlatmanın ve çocuğunuzla iletişime geçmenin basit bir yolu. 1. ve 2. Adımları izlediyseniz çocuğunuzla etkin biçimde iletişime geçmeye hazırsınız demektir. Çocuklar bizden çok farklı değildir; söylediklerinin dinlenmesinden ve anlaşılmasından hoşlanırlar – bunun karşılığında da sizi daha çok dinleyeceklerdir. O yüzden istediklerinizi söyleyerek ya da talimatlar vererek konuşmaya dalmaktansa bir dakikanızı ayırarak, çocuğunuza o an için ne yapmakta olduğunu fark ettiğinizi gösterin; örneğin, “Bakıyorum o resimleri çizerken çok eğleniyorsun” ya da “Galiba yatmadan önce o programı sonuna kadar izlemek istiyorsun” demek vb. çocuğun bakış açısını anladığımızı göstererek güven ve saygı oluştururuz. Bu diğer bir yandan çocuğun bizim bakış açımıza güvenip saygı duymasına da katkıda bulunacaktır.

4. Adım: Sorunları çözüp işbirliğine teşvik edin:

Bütün sorunları çözüp çocuğunuzun ardında bıraktıklarını toplamanın yalnızca sizin işiniz mi olduğunu düşünüyorsunuz? Karşılıksız çalışan bir köle gibi davranmayı bırakıp çocuğunuzu size yardım etmesi için teşvik edin. Artık çocuğumuzla daha iyi biçimde iletişim kurmaya başladığımıza göre yeni becerilerimizi sorunları çözmek için kullanıp yardım isteyebiliriz. Çocuğunuz hoşunuza gitmeyen birşey yaptığında şu “formül”ü deneyin:
A. Kabul edilemez olan davranışı kısa ve kesin biçimde açıklayın;
B. Bu davranışın etki veya sonucundan bahsedin;
C. Çocuğa nasıl hissettiğinizi söyleyin;
D. Çocuğunuzdan size yardım etmesini isteyin.
Şu şekilde olabilir: “Buzdolabından sütü aldığında kazara yere dökmüşsün (A), bu da yerler yapış yapış olmadan birinin orayı temizlemesi gerek demek (B). Her zaman temizliği ben yapmak zorundayım ve bundan çok yoruldum (C), O yüzden yeri temizlememe yardım eder misin diye düşünüyordum (D). Kendi hislerimiz hakkında kesin, gerçekçi ve açık davranıp yardım isteyerek çocuğumuzu suçlamayı bırakıyoruz ve zamanla da davranışlarını düzeltiyoruz.

5. Adım: Sınırlar koyup özgürlükler verin:

Evde patron kim ve çocuğunuzu kendi hayatında daha fazla sorumluluk alması adına nasıl teşvik edebilirsiniz? Hem katı hem de nazik olmanın zamanı geldi. Düzenli olarak ortaya çıkan anlaşmazlıklardan hangilerinin sizin için daha öncelikli olduğunu düşünün. Bunlar genellikle emniyet ve temel aile değerleri merkezinde konular olacaktır. 4. Adımdaki formülü kullanarak bu temel değerleri çocuğunuza iletin. Çocuğunuz bunu açık biçimde fark etmeyebilir ama katı sınırlar bütün çocukların hoşuna gider. Açıkça sınırları belirlediğinizde çocuğunuza özgürlük alanları yaratmak da çok daha kolay olacaktır. Onlara ne kadar özgürlük tanıdığınız belli ki kaç yaşında olduklarına ve yeteneklerine bağlı olacaktır ama unutmayın ki yeni doğmuş bir bebeğin hiçbir sorumluluğu yokken ergenlik döneminin sonlarına gelmiş genç bir yetişkinin, hayatının neredeyse bütün alanlarında sorumluluk alması gerekecektir.

Etkili biçimde anne-babalık yapmak için sadece çocuğunuzu sevmekten daha fazlası gerekir. Bu bütün ebeveynler açısından, nasıl tepkiler gösterdiğimizi gördüğümüz, dünyayı çocuğumuzun gözlerinden görmeyi öğrendiğimiz, öfke ve anlaşmazlık gibi olumsuz hisler doğuran tepkilerimizin üstesinden geldiğimiz, sonuca ulaştıran etkili iletişim becerileri edindiğimiz, aile içinde bir takım ruhu oluşturmak adına yaratıcılığımızı kullandığımız ve küçük bir bebekten tamamen sorumlu olma noktasından başlayıp, ona büyüdükçe daha fazla özgürlükler tanıdığımız bir keşif yolculuğudur.

Kimse çocuk büyütmenin kolay, çabucak gelip geçen zahmetsiz bir şey olduğunu söylemedi ama çocuk psikolojisi ve ebeveynlik becerilerindeki en son bulguları uygulayarak okulda başarılı ve evde neşe kaynağı olacak, kendine güvenen ve iletişime açık bir çocuk yetiştirirken; aynı zamanda ebeveyn olarak kendimizi iyi hissetmemiz mümkün. Bu fırsattan istifade bu yeni fikirleri ailenizde uygulayıp çocuklarla yaz tatilini sağ salim atlatın.

www.gencgelisim.com

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*