Yazıcıoğlu, Trabzon'dan Başbakan'a yüklendi

  • Giriş : 06.02.2007 / 00:00:00

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Başbakan Erdoğan'a şöyle seslendi: "Siz bostan korkuluğu musunuz? Ne işe yararsınız?"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Büyük Birlik Partisi(BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Hrant Dink cinayetinin ardından hükümetin olayların üzerine gitmede yetersiz kaldığını, işlerin her geçen gün karmaşık hale geldiğini, çözüm üretecek olan iktidarın bir muhalefet partisi gibi davrandığını söyledi. Yazıcıoğlu, Başbakan Erdoğan'a şöyle seslendi: "Siz bostan korkuluğu musunuz? Ne işe yararsınız?"

BBP Lideri Yazıcıoğlu, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in cinayetinin hemen arkasından ortaya çıkan manzara bu cinayetin üzerinden Türkiye için yeni siyasi projeler üretildiği, hükümetin olayların üzerine gitmek yerine çok aciz kaldığını iddia ederek Başbakan Erdoğan'a seslenerek; "Ya görevinizi yapın ya da izzet-i ikbal ile çekilin" dedi.

Gümüşhane'ye gitmek üzere Trabzon'a gelen Yazıcıoğlu,Trabzon havalimanında partililerle birlikte basın toplantısı düzenledi. Hrant Dink cinayetine değinen Yazıcıoğlu, "Dink'in cenaze namazından hemen önce başlatılan 'Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Kürtüz' sloganları ve arkasından Kürtüz kısmını çıkardıktan sonra 'Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hrant'ız slogan ve pankartlarıyla yürüyüş düzenlendi. Bunu sadece empati yapmak ve sembolik olarak yapılan bir davranış olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Eğer gerçekten sembolik olarak yapılmış olsaydı, bu parkartları bu kadar özenle hazırlamış olanlar, zamanlamayı bu kadar isabetli düşünmüş olanlar, herhalde şu kadarını da hesap edebilirlerdi. Burası Türkiye olduğuna göre 'hepimiz Hrant'ız diyerek o kişinin yerine kor, 'Hepimiz Ermeniyiz' diyerek o kişinin mensup olduğu dini ifade eder. Arkasında da 'Hepimiz Türküz' demek suretiyle bir bütünlük arzusunu ortaya koyabilirlerdi. Ama böyle yapmadılar. İlle söylemeleri gerekiyorsa 'Hepimiz Ermeniyiz' dedikten sonra 'Hepimiz Türküz' de diyebilirlerdi. Bunu demediler." dedi. Yazıcoğlu, şimdiye kadar Türkiye'de birçok cinayetin işlendiğini, teröre binlerce, on binlerce kurban verdiklerini, asala örgütü tarafından diplomatlarımızın şehit edildiğini ifade ederek şöyle konuştu: "Ama bu olayların hiçbirisinde bu zevat böyle bir empati yapmadı. Böyle bir sembolik davranış içinde bulunmadı. Dolayısıyla bunu sıradan bir davranış olarak görmemiz mümkün değil. Bu olay açıkça bir tahriktir. Bunun karşısında insanlarımızın evet ben de Türküm, ben Türk milletiyim. Bundan sonrasında da gururla Türk olduğumu ifade edeceğim, deme ihtiyacını ortaya koydular."

Şehit Cenazesine Davet Etti

Yazıcıoğlu, her gün şehitler verdiklerini, "Biz Ermeniyiz" diyenlerin hepsini şehit cenazesinin arkasına davet ettiğini kaydederek, "Orada 'Hepimiz Mehmetiz, Hepimiz Türküz' desinler ondan sonra o sloganı sembolik söylediklerine, sadece empati yapmak için, ölenin yerine kendilerini koymak için ifade ettiklerine inanacağım. Onun dışında inanmamız söz konusu değildir. Bu eylemin arkasından başlatılan kampanyaya baktığımızda önce devlete karşı bir düşmanlık, arkasından milliyetçiliği, sonra da Trabzon'u suçlu sandalyesine oturtarak yargılamaya kalkmaları planlı eylemi anlıyoruz. Halbuki bu eylem henüz yargı aşamasındadır. Bu eylemin faillerini ortaya çıkartmak, niyetlerinin anlaşılmasını sağlamak ve gerçekten doğru kararların alınabilmesini sağlamak için yargı sürecini etkilemeden soruşturma aşamasındaki bilgi kirliliğine sebep olmadan, mahkemeleri yönlendirmeden gerçeklerin ortaya çıkmasına yardımcı olmak gerekirdi. Maalesef bugün gelinen noktada neyin, niçin ve kim tarafından yapıldığı, neden her şey karmaşık hale getiriliyor anlamak mümkün değil. Bu durum sadece bizim gibi bir ülkeye mahsus olsa gerek" dedi.

Bostan Korkuluğu Musunuz?

Başbakan Erdoğan'a da yüklenen Yazıcıoğlu, "Sayın Başbakanın bu olay üzerinden siyasi sonuç çıkartma gayretlerini de esefle karşılıyorum. Kendileri çok yakın bir zamanda ayına yıldızına kurban olduğu afişler bastırmıştı. Şimdi milliyetçiliğin kafatasçılık olduğunu, milliyetçilikle suçun aynı anda anlaşılması gerektiğini ve arkasından cinayetle doğrudan milliyetçilik fikriyat düşüncesini itham etmeyi son zamanlarda bir alışkanlık haline getirdi. Buradan siyasi bir sonuç elde etme gayretine düştü. Kendisine bir kere daha seslenmek istiyorum; bu cinayetin işleneceğini birileri öğrenmiş olduğuna göre, arkasından bu soruşturmalar sırasında cinayet soruşturması bu kadar karmaşık hale getirildiğine göre iktidar ne işe yarar?, hükümet ne yapar? içişleri bakanı ve başbakan ne işe yarar? Şimdi hem başbakan olacaksınız, hem de bu kadar karmakarışık, her şeyi arap saçına dönüştürüp, her şeyi eline yüzüne bulaştırıp, hiçbir şeyi doğru dürüst sonuçlandırmayacaksın. İstanbul sokağa çıkılamayacak hale gelecek; gasp, kapkaç, sokak ortasında turistlerin ırzına geçilmesi sıradan işler hale gelecek, sonra İstanbul'un ortasında cinayet işlenecek, arkasından bu kadar her şey karmaşık hale gelecek, siz bir muhalefet lideri gibi hiç bu işlerle alakası yok gibi, sonra derin devlet tartışması başlatacaksınız, bu işi minimize etmek vs gibi şeyler söyleyeceksiniz. Siz bostan korkuluğu musunuz? Ne işe yararsınız?"

Yağma Yok

Kurumlar arasında dengesizlik varsa bu işi hükümetin çözmesi gerektiğini de vurgulayan Yazıcıoğlu, "Kurumlar çürümüşse kim düzeltecek? İşlemeyen yasaları kim yapacak? kanunlar yetersizse kim çıkartacak?. Sizi bu millet, Anayasa değiştirecek çoğunlukta bostan korkuluğu diye orada durun diye mi gönderdi?. Böyle nezaketi, zarafeti istismar etmeye kalkışmayacaksınız. Herkes haddini bilip, görevini yapacak. Görevinizi yapmayacaksınız, sonra bir yığın komplolarla birilerinin üzerinde şaibeler döndüreceksiniz, bundan sonra arkasından kanun çıkartması gereken, kurumları düzeltmesi gereken, kurumların doğru dürüst işlemesini sağlayacak, konumda olması gereken birisi olarak çıkacaksınız, hiç bunlarla ilişkiniz yokmuş gibi konuşmaya devam edeceksiniz. Öyle yağma yok. Ya görevinizi yapacaksınız ya da izzet-i ikbal ile çekileceksiniz, yerinize oturacaksınız. Bu olay başka bir ülkede olsaydı o koltukta bir başbakan oturamazdı, bir içişleri bakanı oturamazdı. " Yazıcıoğlu son olarak, "Türkiye bir kuşatılmışlık içindedir ve zor bir dönemden geçmektedir. İşte Kıbrıs ve Kerkük unutulmuştur, Irak'taki kukla rejimin bile kabul etmediği petrol yasası Türkiye'de kabul görmüştür. Ülkemiz üzerinde haritalar çizilmekte ama biz içerde başka şeyleri tartışmaya devam etmekteyiz. Kurumlar görevini yapmalı, kurallar ve kanunlar işlemeli, yasalar yerinde ve zamanında kullanılmalı ve Türkiye huzur içerisinde birliğini beraberliği koruyarak bölgesinde bir güç merkezi olmalıdır. Bunun yolu yöntemi ne ise bulunmalıdır. Bunu bulacak olan da siyasi iradedir" şeklinde konuştu.

MHP'yi faşistlikle suçlamadık!

Öte yandan Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Saffet Topaktaş, MHP'yi faşistlikle suçlamanın geçmişlerini inkar anlamına geleceğini söyledi.

Bazı haber sitelerinde yer alan ve BBP'nin MHP'yi faşistlikle suçladığı yönündeki haberler, BBP'li Topaktaş'ı kızdırdı. Topaktaş, bu tür yayınlar yapan haber sitelerini objektif olmaya davet etti.

Milliyetçiler Faşist Olmaz

"Milliyetçiler hiçbir zaman faşist olmamıştır" diyen Topaktaş, BBP'nin MHP'yi hiçbir zaman faşistlikle suçlamadığını ifade etti. Topaktaş, bunun geçmişlerini inkar anlamına geleceğini söyledi. Son günlerdeki bozkurt amblemi tartışmalarına da değinen Topaktaş, bozkurt ambleminin yalnızca bir grubun simgesi olmadığını vurguladı. Topaktaş, "Bu amblem, Türk milletinin sembolüdür" dedi.
BBP'yi kuran kadroların hedeflerinin dün de bugün de yarın da Türk milliyetçiliğini iktidar yapmak olduğunu dile getiren Topaktaş, "Aslolan Türk milliyetçiliğidir. Bunun siyasi yapılarla alakası yoktur" diye konuştu. Türk milletinin MHP'ye iktidar şansı tanıdığını anımsatan Topaktaş, MHP'nin bu fırsatı, krizler, tahkim yasası, ikiz yasalar gibi bir Türk milliyetçisinin kabulüne mahzar olmayacak yasalarla teptiğini kaydetti.

Gerçek Milliyetçiler BBP'de

Topaktaş, şunları aktardı: "Küresel güçlerin Türkiye'ye dayattıkları her uygulama, bu dönemde gerçekleşti. Ecevit'in kölesi gibi hareket edildi. Bütün bunlardan sonra Türk milliyetçileri BBP'de toplanmaya başladı. MHP de bundan rahatsızlık duymaya başladı. Siyasi hayatı boyunca her mücadelede dik duran, Türk milliyetçiliğini benimsemiş artık kadrolar BBP'de toplanıyor ve gerçek Türk milliyetçilerinin iktidarı er geç gerçekleşecek."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious