Yazıcıoğlu: "PKK'yı sadece PKK olarak görmemek lazım!"

Yazıcıoğlu:
  • Giriş : 27.11.2007 / 19:25:00
  • Güncelleme : 27.11.2007 / 19:44:09

Yazıcıoğlu “Önümüzdeki günlerde bazı yöneticilerin Türkiye’ye verilebileceğini söyledim bu doğrudur” dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yazıcıoğlu; PKK’yı sadece PKK olarak görmemek lazım. O ASALA’nın bir dönüşümüdür. Onun arkasında da uluslar arası güçler var. Yine Irak’ın Kuzeyinde kurulacak olan yapıyı da bir Kürt devleti olarak görmüyorum. O da aslında Musevi bir Kürt devletini gerçekleştirmek üzere hazırlanmış bir Koçbaşıdır.

Yapımcılığını ve sunuculuğunu Feridun ve Arzu Erdoğral çiftinin yaptığı Basında Bugün programına katılan BBP Genel Başkanı Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu gündeme ilişkin önemli açıklamalar yaptı.

Bundan birkaç gün önce gündemde yoğun olarak tartışılan ve konuşulan bazı haberler vardı. Öncelikle bunların doğruluğu ve niteliği hakkında size bir sorum olacak. Özellikle birkaç terör örgütü yöneticisinin önümüzdeki günlerde Türkiye’ye teslim edileceği kanaatinde olduğunuzu içeren ve bunun karşılığında ne gibi ne gibi pazarlıkların olacağı yönünde açıklamalarınız vardı. Bunlar gerçeği yansıtıyor mu Sayın Yazıcıoğlu?

Evet. Benim kanaatim öyle. Bazılarının ortada olduğuna dair bana gelen bilgilerde vardı ancak Avrupa’da olduğu ifade edilen kişilerle ilgili tabi ben “orda değil, Irak’ta olmaları gerekir” diye cevabını zaten vermiştim. Avrupa’da olanlarda var ancak basına yansıyan isimler değişik olabilir. Önümüzdeki günlerde bazı yöneticiler Türkiye’ye verilebilir diyorum.

Daha önce Öcalan’ın teslimi gibi belki Talabani ve Barzani’ye yönelik Amerika bizimle onların ilişkilerinde bir sıcaklık oluşturmaya çalışıyor. Bu yönde Amerika’nın kendinin tesliminde rol oynayacağı söyleniyor. Şu anda siz tüm bu ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz Amerika, Türkiye ve Kuzey Irak ilişkilerini?

Aslında olayları bağımsız, tek başına ele alarak değerlendirmek yanlış. PKK’yı sadece PKK olarak görmemek lazım. O ASALA’nın bir dönüşümüdür. Onun arkasında da uluslar arası güçler var. Yine Irak’ın Kuzeyinde kurulacak olan yapıyı da bir Kürt devleti olarak görmüyorum. O da aslında Musevi bir Kürt devletini gerçekleştirmek üzere hazırlanmış bir Koçbaşıdır. Yine bu son zamanlarda ki Dağlıca baskını da dahil olmak üzere meydana gelen olayları sadece PKK’nın yaptığı kanaatinde değilim. Onun arkasında yine Amerika ve İsrail olduğunu açıkça ifade ediyorum. Bunu ispat edecek bir çok emare ve delili ortaya koyabiliriz.

Son Annapoliste yapılan toplantıların güya amacı, Ortadoğu’da barış, hususi olarak Filistin İsrail sorunu ama yine bunu da gösterilen amacıyla değerlendirmek doğru değildir. Bu tapınak şövalyelerinin yaptığı görüntü başka amaç başka ilkesi burada da söz konusu. Burada hedef yine İsrail’i rahatlatmak ve İsrail’in etrafında bir güvenlik halkası oluşturmak ve İsrail’in Arz-ı Mev-ud hayallerini gerçekleştirmek üzere hazırlanmış olan Büyük Ortadoğu projesine ulaşmaktır.

Büyük Ortadoğu Projesinin daha derinine inildiği zaman bir İsrail projesidir. Bunu gerçekleştirmek üzere ortaya konmuş olan sahnelerdir bunlar. Irak’ın PKK’nın Türkiye’ye yönelik terörist eylemlerini önlemek üzere yapılacak bir sınırötesi operasyonu konuşmamız gereken bir dönemde Filistin ve İsrail devlet başkanlarını Türkiye Büyük Millet Meclisine getirip konuşturmak suretiyle gündem değiştirilmiş ve böylece Türkiye’ye imaj katarak Türkiye’yi güya onure etmek suretiyle Amerika Birleşik Devletleri PKK ve Irak’ın kuzeyinde inşa etmeye çalıştığı devletle ilgili üzerindeki tepkileri hafifletmeye çalışmıştır.

Bence bütün bu tiyatro sahnelerini bize seyrettiriyorlar ama bütün acıları Ortadoğu yaşıyor, bütün acıları bölge ülkeleri yaşıyor, biz yaşıyoruz. Ben diyorum ki eğer bu bölgede sorunları çözeceksek biz kendi kültür kodlarında buluştuğumuz halklarla oturup kendimiz çözelim çünkü biz birbirimizin derdinden anlayacağız, hedeflerimiz, gayelerimiz sadece yer altı zenginliklerini, petrolünü, enerjiyi paylaşmak olmayacak.

Birbirimizin haklarına hukuklarına saygı göstererek burada aynı kıbleye dönen, aynı secdeye başını koyan, aynı kitaba aynı peygambere inanmış olan insanlarız. Sorunlarını bu anlayış içerisinde çözebilmeleri mümkündür ancak bunu mümkün hale getiren de yıllarca Ortadoğu’ya haçlı seferleri düzenlemiş olan zihniyet ve tapınak şövalyeleridir diyorum.

Son gelişmelere baktığımızda Öcalan’ın teslimiyle son günlerde yaşananlar arasında bir benzerlik gözüküyor. O zamanda PKK kısa sürede şu ana kadar saldırılarında bir yavaşlama olmuştu. Belki de dış güçlerin desteğiyle o zaman yapılan anlaşmalara göre şu anda da aynı şekilde kısa vadede belki PKK saldırıları kesecek. Belki de eskisi kadar gündemde olmayacak ama bunlar kesinlikle çözüme yönelik şeyler değil.Az önce Annapolis toplantısından bahsettiniz, Türkiye belki de orada net bir tavır sergileyebilir ama maalesef şuan tam anlamıyla ekonomik açıdan güçlü bir olamadığımız için net bir tavır sergileyemeyecek diyenlerde mevcut. Tüm bunları düşündüğümüzde nasıl bir ülkeye kavuşmamız gerekiyor. Az önce açıklamalarınızda okumuştuk, bu balam da nükleer enerji ve ekonomik açıdan ve daha bir çok yönden bir çok yönden nelerin olması gerekir size göre? 

 Borcu borçla kapatan ve sürekli borç alarak, faizini borçla çevirebilen, çevirmeye çalışan bir ülke borç aldığı devletler karşısında dik duramaz, dik duruyor gibi gözükse de gerçekleştiremez. Atatürk kimden yardım isterseniz ona hizmet edersiniz diyor. Doğru söylemiştir. Dolayısıyla burada gerçek anlamda bir aktör olabilmemiz için olayların bizzat faili olarak yönlendirici olabilmemiz için ekonomik açıdan bağımsızlığımıza kavuşmamız lazım.

Şu andaki bu toplantılarda –tabi Türkiye büyük bir ülke, Türkiye’nin büyük bir tarihi var, Türkiye değerleri itibariyle çevre ülkeleriyle olan münasebetleri ve derin etkileri var. Bundan istifade edilerek bu toplantıları bir noktada meşrulaştırma aracı haline getirilmektedir Türkiye. Tabi ki bizim çevremizde olan her olayın içinde yer almamızda gerekiyor.

Yani boykot ederek oralarda bulunmayarak değil, bulunmak ama orada daha bağımsız özgür fikirler geliştirmek Türkiye’nin konumuna daha çok yakışır. Öyle yapması lazım. Tabi bu nükleer enerji meselesinde Amerikanın İran’a yönelik suçlamaları var, İran’ın Uranyum zenginleştireceği ve buradan atom bombası elde edeceği iddialarıyla İran’ı vurmaya hazırlanıyor. Zaman zaman bununla ilgili Türkiye’yi de kendi partileri haline getirmeye çalışıyor.

Yıllardır da Türkiye nükleer enerjiye bir türlü geçemiyordu. Çeşitli sebeplerle baskı altında kalıyordu. Bunun kanunu çıktı. Bundan sonra Türkiye nükleer enerjiye geçmeli ama hemen görüyoruz ki hemen yabancı sermaye gelecek burada nükleer enerjiyi üretecekse o zaman bunun bir anlamı kalmıyor. Bu sebeple biz milli bir proje olarak nükleer enerjiyi üretmeliyiz. Kaynak elde etme açısından da Milli ve yerli kaynakları kullanarak belki Türk Cumhuriyetlerini işin ticari olarak içine almak suretiyle bunu başarabileceğimizi düşünüyorum.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious