Yazmadığı yazıyla iddianameye girdi

Yazmadığı yazıyla iddianameye girdi.6605
  • Giriş : 01.11.2008 / 14:41:00

Gazeteci Arslan Tekin Ergenekon İddinamesi'in 941. sayfasında kendine ait olduğu belirtilen metni görünce, bir açıklama yaptı ve 'o yazı benim değil' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ergenekon İddianamesinde adının kendisine ait olmayan bir yazı yüzünden sehven yer aldığını söyleyen Aslan Tekin, bir basın açıklaması yaparak, isminin iddianameden çıkartılmasını talep etti.
Tekin yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:
“Ergenekon Davası”nda benim adım da geçiyor. İddianame'de Sevgi Erenerol'da bulunan bir yazıdan bahsediliyor. Bu yazının içinde bir alıntı var. Bu alıntı Ergenekon ve Agarta ile ilgili… Ben “Ankara İmparatorluğu” başlıklı yazı yazmışım ve “Doğum sancıları yaklaştı.” demişim (s. 941). İddianame'nin içinde delil olarak gösterilen yazıdaki benim olduğu iddia edilen alıntının tanıtımı şöyle: “Bu satırları yazarken, yine 12 yıl öncesi bir gazetede Arslan TEKİN'in kaleme aldığı Ankara İMPARATORLUĞU adlı bir yazı, gerçekten çok ilginç bir konumla bizlere mesaj veriyor. Bu yazıyı okuyalım ki, oturmamış zannettiğimiz taşların da yerine oturmasını sağlayalım.”

Sonra benim olduğu iddia edilen yazıyı veriyor… Aman Allah'ım! Neler yazmışım neler!...

Birkaç cümle:
“İşte Ankara merkezli Türkiye, bu sancıları çekiyor. Doğum saati yaklaştı, taktir, şu anda cenine sarılmış ipleri çözüyor. Filizin sürmesi için onu çevreleyen sert kabuğun çürümesi nasıl mukadderse, Ankara'nın ruhundaki ilâhi mesajı sunmaya mani unsurları ayıklıyor.

Böyle uzayıp gidiyor. Yazıdan anlaşılan Ergenekon 12 yıl önce (veya daha önce) kurulmuş ve bu kuruluşun da tam ortasındayım!

Önce açıklayayım:

Benim “ANKARA İMPARATORLUĞU” başlıklı yazım yoktur. İddia makamı bu yazının çıktığı gazeteyi araştırıp bulmalıydı ve gerçekten böyle bir yazı bir gazetede çıkmış mı?
Hatırladığım kadarıyla yazılarımda bir iki defa “YÖK İMPARATORLUĞU” ve “YAHUDİ İMPARATORLUĞU” sözlerini kullandım. YÖK yönetimi daha yakın zamana kadar astığı astık kestiği kestikti. Çok insanı mağdur etmişti. Yahudiler meselesinde de, Irak'taki Amerikan işgalinden dolayı ABD'de Yahudilerin hâkimiyetini göstermek için ABD'ye “YAHUDİ İMPARATORLUĞU” demiştim. Tabiî bu yazımı İngilizceye tercüme edip MOSSAD'ın kontrolündeki bir sitede beni “Yahudi düşmanı” gibi göstermişler. Niçin Yahudi düşmanı olayım ki… Sonra bunu da gazetede yazmıştım.
Sevgi Erenerol'da bulunduğu iddia edilen yazıda geçen “ANKARA İMPARATORLUĞU” yazısı benim değildir. Anladığım kadarıyla, bu davada tutuklananlarla yan yana gelip gelmediğimi araştırmış olacaklar ki, bana gelip bu meseleyi sormadılar.

Rapora ismimi geçiren, benim yazılarımı da takip ettiği için olacak, sehven yazmıştır.

*

İsmimin kiminle karıştırıldığını tahmin ediyordum. Benim yazdığım gazeteleri bilenler de kiminle ismimin karıştırılacağını az-çok tahmin ederler. Çünkü isim benzerliğimiz vardır. Bu yazıyı yazan arkadaşıma telefon ettim, görüşelim. “Telefonda görüşmeyelim baba!” dedi. Hitap şekli böyle… Bir araya gelemedik. Ortak arkadaş vasıtasıyla haber gönderdim… Bu yazı öyle bir yazı ki, hakikaten bir örgüt var mı, yok mu meseleleri bilmeyenleri şüpheye düşürür. Meselâ şu bölüm:

“…Agarta' da bu sistemin gönderilişi ve hazırlanışı üç kişilik bir Ruhsal İdari Evrim Üstadları tarafından Türkiye'de (Anadolu topraklarında) yedi kişiye ulaştırılır. Bu ökült ve ezoterik bir öğretidir. Bu evrimsel üstadların adı TÜRK'tür. Tanrı'yı Türk kelimeleriyle anlatan ezoterik bilgi çok az inisiye bilmektedir. Bu sebeple şöyle bir söylemi bizler kullanır olduk: "Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın, Bir Tanrı'ya bir de Türklüğe tapacaksın!" Bu ulaşımın şifreleri çözülür. Alt Birimi olan kırk kişiye dağıtılır. Kırk görevli bu sistemin dağılımını teknik bir şekilde Türk İnsanına sunar. Bu öğretinin ve uygulamanın bizzat sahibi ERGENEKON' dur. Ergenekon' un görev alanlarının içinde Türk Ordusu'mm çok önemli yeri vardır. Türk Ordusu içinde bu görevler ve görevliler Alpler ve Erenler olmak üzere iki misyona ayrılırlar. Her birim Türk Ordusunun okült birimlerini oluşturur. Alpler, Özel Harp Dairesinin faaliyetlerini devam ettirir. Erenler ise işin Parapsikolojik spiritüel ya da başka bir anlatımla ilâhi yönünün sergilemesini yapar. Bu sistemin idarecileri çok özeldir. Sistemin başında görülmezler. Ve asla deşifre olmazlar.
O öz ve çekirdek asla kaybolmaz. Çünkü Kundalini gücü nasıl ki zor zamanlarda ortaya çıkarsa, Türk Milletinin zor anlarında da bu sistem olaylara direk el koyar. Sistem sürekli olmasına rağmen kendisini her zaman hissettirmez.”
*
Savcı bile bu yazıya o kadar inanmış ki, alıntının sonunda şu yorumu yapıyor:

“Şeklinde ki belge ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN milli ve tarihi mitolojik efsaneleri de kendi emellerine alet edip gizli oluşumunu savunmaya çalışmaktadırlar.”

*

“Arslan Tekin” imzasının konduğu bu yazıyı yazan arkadaşa ortak arkadaş vasıtasıyla şunu söyledim:

“Gel, şu yazına sahip çık ve niçin böyle bir yazı yazdığını açıkla… Eğer yazının mahiyetini açıklarsan birçok şüpheyi giderirsin.”

Bu yazı belki 15 yıl önce yazılmış, örgüt iddiası o tarihe götürülüyor.

Ben biliyorum ki “Ankara İmparatorluğu” başlıklı bu yazının asıl sahibinin hiçbir surette örgüt düşüncesi yoktur. Örgüt manasına kimseyle de bir araya gelmiş değildir. Heyecanlı bir arkadaş, Türkiye ve Türklük için teori üretmekte sadece… Yazının o zamanki şartlarda niçin yazıldığını bilsem açıklayacağım, ama yazı benim olmadığı için, açıklayamıyorum. Zaten yazıda geçen bir sürü kavramdan haberdar da değilim, ilgi de duymuyorum!
Ancak, yazının sahibi arkadaş, açıklama yapmayacağını, uyuyanı uyandırmayacağını söylemiş. Bu da tuhaf… İddianameye girmiş bir konu; uyanacak bir şey varsa, uyanan uyanmış.

Arkadaşımın ismini ben açıklasam adım ihbarcıya çıkacak. Savcı beni çağırsa nedir bu dese, “Yazı benim değil, gidin kaynağını bulun.” diyeceğim, o zaman zaten yazıya ulaşılacak ve yazanın adı ortaya çıkacak.

Velhasıl kelâm, benim gibi çok insan manasız şeylere bulaştırılıyor. Yazanın adı çıkmazsa ileride iddianame üzerine yorum yapacaklar hep adımı geçirecekler.

Tabiî adım sadece İddianame'de geçmiyor, ek klasörlerde de varmış, bir arkadaş girmiş, çıktısını getirip verdi.

Kanada'dan canlı yayınlara katılan Tuncay Günay'ın, 2001'de Emniyette verdiği ifadede, Türkiye gazetesini benim vasıtamla kontrol ettiklerini söylemiş. (O zamanlar Türkiye gazetesinde röportaj yazarıydım.) Hatta TGRT'yi de Haber Dairesi Başkanı olan eski Yeni Şafak ve Bugün gazetelerinin genel yayın müdürü Selahattin Sadıkoğlu'yla kontrol ediyorlarmış.
Geçen Zincirlikuyu'da, gazeteci-yazar Mehmet Ali Bulut'la beraberdik, cuma namazından çıkmıştık. Nimet Abla Camisinin önünde Selahattin Beyle karşılaştık. Bu meseleyi konuştuk, epey güldük. Böyle şey olamayacağı açık. Üzerinde durmaya bile değmez.

*
Mahkemede İddianame okunuyor. Belki bu bölümü de okuyacaklar. Ben orada değilim ki, bu yazı benim değil, diyeyim. Böyle pis bir durum.

Efkâr-ı umumiyeye açıklıyorum:

İddianeme'de geçen “Ankara İmparatorluğu” başlıklı yazı benim değildir!"

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*