Yeni çıkan kitaplar

  • Giriş : 17.04.2007 / 00:00:00

Şiir, öykü, roman... İşte kitap severler için yeni çıkan kitaplar

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Beşik Modelleri

# GÖRÜNMEZ ADAM
Nevzat Güngör, Evrensel Basım Yayın, öykü, 96 sayfa
Nevzat Güngör'ün 'Görünmez Adam'daki öyküleri için, sembolik anlatımın merkezde olduğu metinler tanımlaması yapılabilir. Güngör, edebiyata hapishane çerçevesinden bakan bir öykücü. Öyküler genel olarak insanın gündelik hayat pratiğinde yaşadığı yabancılaşmaya odaklanıyor. Güngör bu yabancılaşmayı, en iyi yöntem olabilecek sembolik unsurlar üzerinden vermeye çalışıyor. Yazarın masal ve söylencelerden yararlanarak günümüzde yaşananlara atıfta bulunması, bu sembolik anlatımın başlıca unsurları. Bu durum metinleri daha gerçekçi ve yalın, anlatımı da olabildiğince içten kılıyor. On dört öykünün yer aldığı bu ilk kitabın, başka eserlere de kapı aralayacak yetkinlikte olduğunu belirtelim.

# KARANLIĞIN YÜREĞİ
Joseph Conrad, çeviren: Sinan Fişek, İletişim Yayınları, roman, 143 sayfa
'Karanlığın Yüreği', bilindiği gibi, Joseph Conrad'ın üzerinde en titizlikle durulan, birçok araştırmaya konu olmuş bir romanı. Dünyanın olduğu kadar, insanın kendi karanlığını da işleyen bu roman, Conrad'ın yaşadıklarıyla da olabildiğince benzeşiyor. Çünkü Conrad, bu romanı yazmadan bir buçuk yıl önce Kongo'da bir buharlı geminin kaptanlığını yapmış, fakat yolculuğu sırasında gördüğü zulüm manzaralarına dayanamamıştı. İşte roman, Conrad'ın bu dönemde yaşadıklarından büyük izler taşıyan ve yetkinliğiyle modern klasiklerde yerini almış bir eser. Bu baskıya, Conrad'ın kaptanlık yaptığı dönemdeki günlüğü ile yazarın romana dair bir yazısının alındığını da belirtelim.

# CİNSELLİK HAKKINDA BİLMEK İSTEDİĞİNİZ HER ŞEY
Marty Klein, çeviren: Çiğdem Aka, Sistem Yayıncılık, kişisel gelişim, 416 sayfa
Evlilik, aile terapisti ve seks terapisti, Marty Klein'in sahip olduğu birkaç uzmanlık alanı. Klein'in bu çalışması, adı üstünde, cinselliğe dair akla gelebilecek ve hatta gelemeyecek çok sayıda soruyu, sorunu barındırıyor. Klein'in çalışması, vücudun cinsel organlarından başlayarak, cinsellikte heyecan ve uyarılma, aşk ve yakınlık hislerine, cinsel sorunlara ve son olarak da anne-baba olma durumuna kadar çok sayıda ayrıntıya yer veriyor. Kitap, cinsellik konusunda genel sıkıntılara, sorunlara cevap vermeyi amaçlıyor. Dolayısıyla cinsellik konusunda sıkıntıda olanlara veya bu konu hakkında bilgilenmek isteyenlere önerilir.

# DÜŞÜNMENİN FELSEFİ YOLU
Mehmet İnanç Turan, Etki Yayınları, felsefe, 207 sayfa
Mehmet İnanç Turan'ın 'Düşünmenin Felsefi Yolu' isimli bu kitabı, felsefi açılımlarla, gerçeğin, hakikatin bulunmasını amaçlıyor. Dolayısıyla kitap, gerçekliğe ulaşılması için, okuyucuyu daha çok düşünmeye sevk ediyor. Bilindiği gibi, doğru, hakikat ve gerçek, olabildiğince tartışmalı ve bir yerde de muğlak kavramlar. Turan'ın çabası, sadece subjektif kavramlarla değil, mantıktan da yararlanarak, bu kavramların kabul edilebilir bir objektif tanımına ulaşmaya çalışıyor. "Bugünkü felsefe anlaşılmaz kılınarak, güzel söz söylemeye, beyin jimnastiği yapmaya dönüştürülmüştür." diyen Turan'a, kitabının rehber niteliği ve sadeliği düşünüldüğünde hak vermemek de elde değil.

# YAŞAMIN İZİNDEKİ KADINLAR
Gülsüm Cengiz, Mitos-Boyut Yayınları, tiyatro, 112 sayfa
Gülsüm Cengiz'in 'Yaşamın İzindeki Kadınlar' oyunu, Türkiye'nin acılı dönemlerinden geçmiş kadınların izini sürüyor. Özellikle 12 Eylül 1980 gibi, daha sonra büyük travmalar yaratmış bir darbenin mağduru kadınları anlatan bu belgesel oyun, sadece ele aldığı böylesi gerçekçi bir konuyla dahi ilgi çekmeyi hak ediyor. Oyun, askeri darbeden sonraki dönemde yaşamlarını savunabilmek için, kaybolan oğullarının, kızlarının izine düşen annelerin; tutuklu yakını veya kendileri tutuklu olmuş kadınların yaşadıklarına ve mücadelelerine tanıklık etmeyi amaçlıyor. CD'yle birlikte sunulan oyunun, baskıyı birebir yaşayan kadınlarla yapılan röportajlarla oluşturulduğunu belirtelim.

# AŞK RENGİ ZARFLAR
H. Hüseyin Yalvaç, Sone Yayınları, şiir, 80 sayfa
H. Hüseyin Yalvaç, şiiri takip eden okuyucuların tanıyacağı bir isim. Zira ilk kitabı 1970'te yayımlanan Yalvaç'ın şu ana kadar çok sayıda şiir kitabı ve çok sayıda edebiyat dergisinde şiirleri yayımlanmış bulunuyor. Yalvaç'ın kitaba adını veren şiirinden bir alıntı: "Mektuplar gelir gider pulsuz damgasız/ sevgi mi yüklüdür sitem mi bilinmez/ paylaşılır durmadan/ gözgözü görmez/ hergün görüşülse de/ mektuplar gider gelir/ pulsuz damgasız/ onsuz edilmez/ / ter içindeki bir sırtın yükü müdür/ o esmer yüze bakıp gözlere takılmak/ bir şiiri beklerken/ uzun bir öyküye soyunmak/ işte böyle başladı macerası/ aşk rengi zarfların/ tarihi günü belli değil/ anısı yarınlara uzar (...)"

# İYİYİM
Ertan Yılmaz, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 115 sayfa
Ertan Yılmaz yirmi bir yaşında. Daha çok genç olmasına rağmen, şu ana kadar üç kitabı yayımlanmış bir şair. 2002 yılından itibaren dergilerde şiirleri yayımlanmaya başlayan Yılmaz, 2004 Homeros Şiir Ödülü ile 2004 Cemal Süreya Şiir Ödülü'nde birinciliği paylaştı. Kitaptaki 'Güzel O Kadar Güzel' isimli şiirden bir alıntı: "Şimdi gençtir aşkımız, bir fırtına ederinde/ ölümle değiştiğinde pahasız, yakışıklı ve güzel/ çıksan dağ birikir karşısına, orda iç savaş halinde.../ / Bulursun bir gün. Yerde ararken gök mü düşer üstüne/ var ona, varsın sayısı akbaba salsın, sen turna uçur/ elimle veririm benden fazla sevenine; kıyarım kalbime/ o, hançerdir çıkartırsam kapanmaz içimde. (...)"

# DİLİN ZAMANA DOKUDUĞU
Feyza Hepçilingirler, Everest Yayınları, deneme, 316 sayfa
'Dilin Zamana Dokuduğu', Feyza Hepçilingirler'in 'Türkçe Günlükleri'yle başladığı deneme dizisinin devamını oluşturuyor. Hepçilingirler, Türkçeye uzun yıllar emek vermiş ve emek vermeye de devam eden bir isim. Kitaptaki çok sayıda deneme, yazarın bu birikiminden güç alan yetkinlikte. Dilin sadece bir iletişim aracı olmadığı, kendisini oluşturan insanlar gibi yaşadığı ve kendini sürekli yenilediği, dönüştürdüğü, uzun zamandır dillendirilen bir durum. Türkçe de, tüm diller gibi, güncel pratiklerle kendini dönüştürmeye, uyumlu olmaya çalışan bir dil. Hepçilingirler'in denemeleri, dilin yaşarken geçirdiği aşamaları, dönüşümleri okuyucuyla paylaştığı için ilgiye değer.

# CROCE'NİN ESTETİĞİ
Bedrettin Cömert, De Ki Yayınları, sanat, 144 sayfa
Bedrettin Cömert'in, tam adı 'Benedetto Croce'nin Estetiğinde İfade Kavramı ve İfadenin Kimlik Sorunu' olan bu kitabı, yayımlanışının üzerinden uzun yıllar geçtiği halde, estetik alanında hâlâ en yetkin eserlerden biri olarak duruyor. Cömert'in, Croce üzerinden dillendirdiği temel eleştiri, sanatın yalnızca bir oyundan ibaret görülmesinin, zamanla, sanatın gerçek karakteri olan estetiği dışladığı şeklinde özetlenebilir. Dolayısıyla Cömert, yoz sanat anlayışının, yaratıyı bazı teknik cambazlıklara indirgediğini ve bu yozluğun da giderek artacağı kuşkusunu dillendirmişti. Günümüz sanat anlayışı düşünüldüğünde, Cömert'in bu korkusunda ne kadar haklı olduğunu kabul etmemek de mümkün değil.

# REKİN TEKSOY'UN TÜRK SİNEMASI
Rekin Teksoy, Oğlak Yayınları, roman, 252 sayfa
Rekin Teksoy'un 'Sinema Tarihi', konu, kapsam ve görsel zenginliğiyle sinemaya ilgi duyanlar için yetkin bir başvuru çalışmasıydı. Bu anlamda bir yetkinlik 'Rekin Teksoy'un Türk Sineması' kitabı için de geçerli. Türkiye sinemasının öncülerinden, Türkiye'nin yeni sinemacı kuşağına kadar çok sayıda ayrıntının yer aldığı çalışma, Türkiye sinema tarihi anlamında en derli toplu eserlerden biri olmaya aday. Türkiye'de Muhsin Ertuğrul'la başlayan sinema tarihi, Yeşilçam'ın yükselişi ve çöküşünün ardından günümüze kadar yol aldı. Geniş bir sinema tarihi kronolojisinin de sonuna eklendiği çalışma, konuyu kapsamlı bir şekilde ele almasıyla sinema tarihiyle ilgilenenlere önerilir.

# EVE DÖNÜŞ
Bernhard Schlink, çeviren: Gülderen Pamir, Doğan Kitapçılık, roman, 328 sayfa
'Aşk Kaçışları', 'Gordiyon Fiyongu', 'Okuyucu' ve 'Selb'in Ölümü', Bernard Schlink'in Türkçe'de daha önce yayımlanmış eserleri. 'Eve Dönüş' isimli bu romanı ise, konusu ve kahramanlarıyla ilgi çeken bir eser. Romanın, Peter Debauer isimli anlatıcısı, çocukluğunda tanık olduğu bir olayın, hayatı boyunca etkisi altında kalacaktır. Çocukken kendisine resim yapılsın diye verilen kağıtları okuması yasak olan Debauer, günün birinde, kendini yazılardan birini okumaktan alamaz. Burada, Sibirya'dan eve dönen askerin, karısının yanında başka bir erkek bulduğu yazılıdır. Yazıdan öykünün sonunu öğrenemeyen Debauer, hikâyenin ne şekilde sonlandığını araştırmaya koyulacaktır.

# ULUSLARARASI POLİTİKAYI ANLAMAK
derleyen: Zeynep Dağı, Alfa Yayınları, siyaset, 516 sayfa
Ulus devletin küreselleşme sürecinde geçirdiği dönüşümle, "iç işleri" ve "dış işleri", birbirinden ayrı alanları temsil etmekten çok, birbiriyle bütünlük oluşturan alanlar olarak algılanmaya başlandı. Dolayısıyla uluslararası politika dendiğinde de, birlikte düşünülmesi gereken bu iki alandan müteşekkil bir uluslararası politika kastedilir. Zeynep Dağı'nın derlediği bu çalışma, uluslararası politikayı tanımlamaya çalışan makalelerden oluşuyor. Kitaba alınan makaleler, temelde uluslararası politikayı anlaşılır kılmayı amaçlıyor. Bu politika anlatılmaya çalışılırken, ulus-devlet ve küreselleşme de bu politikanın önemli bileşenleri olarak ele alınıp değerlendiriliyor.

# ORTA ASYA'DAN TOROSLARA GÜLNAR
F. Saadet Bilir ve Ali F. Bilir, Etik Yayınları, folklor, 759 sayfa
Mersin'in Gülnar ilçesi, Orta Asya'dan göç ederek Toroslar'a ulaşan Türkmenler'in önemli göç yollarından biriydi. Dolayısıyla Gülnar, coğrafik konumu itibarıyla, bu göçle beraber gelen kültürleşmenin ilk yaşandığı noktalardan biri. Köklü bir tarihe sahip ilçe, her şeye rağmen, tarihten devraldığı geleneklerini yaşatmaya çalışıyor. İki yazarlı bu kitap, Gülnar'daki günlük yaşamı, mutfak kültürünü, yörenin yemeklerini, bayramlarını, törenlerini, kutlamalarını, halk inanışlarını, süslenme şekillerini, halk hekimliğini, halk veterinerliğini, kullanılan dilin hususiyetlerini ve burada yaşayan halkın edebi ürünlerini ayrıntılı olarak vermeyi amaçlıyor.

# KADIN HAKLARININ GEREKÇELENDİRİLMESİ
Mary Wollstonecraft, çeviren: Deniz Hakyemez, İş Kültür Yayınları, felsefe, 284 sayfa
Mary Wollstonecraft, 'Frankenstein'ın yazarı Mary Shelley'nin annesi. 18. yüzyılın önemli düşünürlerinden olan Wollstonecraft, felsefe alanında yazdıklarıyla erkek egemenliğindeki düşün dünyasından, kadın kimliğiyle sıyrılmış ve kendinden sonraki yüzyılları kadın hakları anlamında etkilemiş önemli bir isim. 1792 yılında yayımlanan 'Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi' ise, düşünürün kadın haklarını temel alan ve 215 yıl önce yayımlandığı halde hâlâ etkisini önemli ölçüde koruyan başlıca eseri. Wollstonecraft'ın çalışması, kuru bir kadın hakları savunuculuğundan öte, ahlak anlayışına eleştirel bakışıyla de ilgiye değer.

# ORYANTALİZM VE MEDENİYETLER HESAPLAŞMASI
Mahmud Hamdi Zakzûk, çeviren: Abdülaziz Hatip, Yeni Akademi Yayınları, din, 144 sayfa
Medeniyetler tartışması özellikle 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Mahmud Hamdi Zakzûk'ün İslami argümanlarla oluşturulan bu çalışması ise, söz konusu çatışmaya oryantalizm çerçevesinden değerlendirmeyi amaçlıyor. Medeniyetler çatışması durumu veya söyleminin gelip dayandığı noktayı, Batı sömürgeciliğinin başlangıcına kadar giden oryantalizm üzerinden değerlendiren Zakzûk, Müslüman dünyasının bu durum karşısında tavrının ne olduğunu ve buna karşı yapılabilecekleri araştırıyor.

# DAĞLI
İlhami Sidar, Aram Yayınları, roman, 224 sayfa
'Bir Cudi Söylencesi: Bedirhan', İlhami Sidar'ın daha önce yayımlanmış, tarih-kurgu ağırlıklı bir romanıydı. Sidar'ın, 'Bir Meyyafarkin Romanı' alt başlığını taşıyan 'Dağlı' isimli bu romanında da, diğer romanında olduğu gibi, yer yer sözlü anlatıma başvurulmuş. Tarihi unsurlarla oluşturulan kurgu, Bad Bin Dostık tarafından kurulan, yeğenleri Ebu Ali ve Emir Mansur zamanında güçlenen, Nasruddevle zamanında gücünün doruğuna ulaşan MervanÓ Kürt Devleti'ni hikâye ediyor. Romanın, bu devletin kuruluşunda ve güçlenmesinde rol almış kahramanları hikâye ederken dilsel bütünlüğe sahip olduğunu da söyleyebiliriz.

# MARLEY VE BEN
John Grogan, çeviren: Murat Kayı, April Yayıncılık, roman, 359 sayfa
'Marley ve Ben', yazarı John Grogan'ın, köpek kahramanı Marley üzerinden tüketim dünyasıyla alay ettiği bir kurgu. Gazeteci bir çiftin köpeği olan Marley, bu yönüyle kendince bir eleştiriyi dillendirirken, aynı zamanda sevginin, hiçbir zorlamaya gerek kalmaksızın, ne kadar kuşatıcı olabileceğine vurgu yapıyor. Bilindiği gibi, tüketim toplumunun çok sayıda can sıkıcı ayrıntılarından biri de, sevgi unsurunu asgariye indirmesidir. Romanın kahramanı Marley, tam da bu aşamada, insanların sevgiye ne kadar ihtiyaç duyduklarının simgesi olarak, okuyucunun karşısına çıkacaktır.

# SUÇUN RENGİ
Mark Gimenez, çeviren: Yasemin Akbaş, Merkez Kitapçılık, roman, 400 sayfa
Mark Gimenez'in 'Suçun Rengi', mahkeme gerilimi türüne bir örnek. Romanın kahramanı zengin avukat Scott Fenney'in, yaşadıkları üzerinden, okuyucuyu siyasi entrikalar, paranın gücü, şatafatlı hayatlar ve adalet hakkında düşünmeye sevk ediyor. Seçkin müşterilere sahip Fenney'in hayatı, bir senatörün oğlunu öldürmekle suçlanan uyuşturucu bağımlısı, zenci bir fahişenin savunmasını üstlenmesiyle kâbusa dönüşür. Çünkü üstlendiği bu savunma, ya zengin hayatını devam ettirmesini sağlayacak veya 'iyi' bir avukat olup, varolan adalet anlayışıyla yüzleşmesine neden olacaktır.

# TÜRKİYE SÖZLÜĞÜ
Metin Heper, çeviren: Zeynep Mertoğlu, Doğu-Batı Yayınları, sözlük, 662 sayfa
'Türkiye Sözlüğü', Türkiye'nin siyasal, kültürel ve toplumsal hayatının temel bilgilerine yer vermeyi amaçlıyor. Sözlükten önce, Türkiye ile ilgili genel bir giriş yapan Heper, ardından Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerini kapsayan bir kronolojiye yer vermiş. Çalışmanın sözlük kısmındaki maddelerde de, özellikle, partiler ve politikacılar, kurum ve kuruluşlar, önemli olaylar ve antlaşmalar ile düşünce ve sanat adamları bulunuyor. Çalışmanın, daha çok Türkiye'nin çağdaşlaşma serüvenine odaklandığı ve bu dönemi en azından derli toplu ele aldığı söylenebilir.

Aristokrasinin içyüzü
# KAYA
Pierre Rey, çeviren: Yalçın Yetişkin, Erko Yayıncılık, 2006, 464 sayfa.

# PALM BEACH
Pierre Rey, çeviren: Kemal Murtezaoğlu, Erko Yayıncılık, 2006, 380 sayfa.

Fransız best seller yazarı Pierre Rey'in Kaya ve Palm Beach isimli kitapları türü sevenleri memnun edecek iki yapıt. Dünya jet-setinin ve Hollywood yıldızlarının hayatlarını, yaşam biçimlerini, gerçek yüzlerini anlattığı kitaplarıyla Rey, bunu, kimseyi rencide etmeden ama aynı zamanda gerçekleri de saklamadan yapabilen ender yazarlardan biriydi.
Kaya, Rey'den beklenebileceği üzre dünya aristokrasisinin en fırtınalı ailelerinden birini konu alıyor: Monako hanedanı. Her ne kitaptaki aile 'Ponti' olarak adlandırılmışsa da kimden bahsedildiğini anlıyorsunuz. İsimler ve detaylar kurgu havasını korumak amacıyla değiştirilmiş olsa da Roccadura Kayası (Monako) üzerinden dünyayı izleyerek geçen 700 yılın ardından İtalya ve Fransa arasındaki bu topraklarda hüküm süren prenslerin parlak hayatlarına ve o hayatların arkasındaki karmaşaya şahitlik ederken konuya ve dedikodulara hakim olmasanız bile bahsedilenin Monako hanedanı olduğunu çözüyorsunuz.
Neyin ne olduğunu anlamak ve hatırlamak için dünya sosyetesini yakından takip etmenize gerek yok. Sonradan bir araba kazasında ölen sarışın Amerikalı bir aktris olan Rose Dugan 'la evlenen Gildas'ın Monako Prensi III. Rainier, bahsedilen aktrisin de Grace Kelly olduğunu keşfetmek için de dahi olmaya gerek yok.
Kitabın içerisinde kurgu kısımlar olduğu kadar spekülasyonları konu alan kısımlar da var ancak Kaya, Prenslik ve hanedan ailesiyle ilgili kitaplardan, içinde yer alan bilgilerin çoğunun araştırmalara değil, birinci el gözlemlere dayanıyor olmasıyla ayrılıyor.
Palm Beach ise içeriğiyle Kaya'dan Rey'in diğer kitaplarından ayrılıyor. Çünkü bu sefer mekanlar gerçek olsa da kitapta yer alan karakterler tamamen kurmaca. Banka, Hackett Kimya için çalışan Alan Pope'a verilmesi gereken parada ufak bir virgül hatası yapınca Pope bir anda bir servete konuyor. Her ne kadar ne yapması gerektiği konusunda kararsız da kalsa arkadaşı Sammy Bannister'ın öğüdünü dinleyip kısa süre için de olsa televizyonda gördüğü zenginler gibi yaşamaya karar veriyor ve Sammy'nin yaptığı plana uygun olarak Hackett Kimya'nın sahibi Arnold Hackett'in yaşadığı Cannes'a doğru yola çıkıyor. Yine arkadaşının planlarına uygun olarak Hackett'ın kaldığı Majestic otelinde bir suit tutuyor ve zenginliğini belli etmek için bir yat kiralıyor.
Pierre Rey'in yazdıklarına 'dikkat' deriz...
Demet Çaput

Irak içinde başka bir Irak
# ZÜMRÜT ŞEHİR
Rajiv Chandrasekaran, Çeviren: Yeşim Tandoğan, Destek Yayınları, 2007, 350 sayfa.

Zümrüt Şehir, Irak'ın kalbinde, bir ülkenin kaderinden yapboz yapan kurmayların ikametgah adresi. Irak'taki Amerikan işgal kuvvetlerinin Bağdat'taki üssü. Yeşil Bölge olarak adlandırılan bu üs, dev palmiyelerle saklanan, muhteşem villalar ve ışıltılı yüzme havuzlarıyla adeta cehennemin içinde Amerikan tatlı hayatının sürdüğü bir vaha...
The Washington Post'un Bağdat Bürosu eski şefi olan Rajiv Chandrasekaran, Zümrüt Şehir kitabıyla bizi savaşın gerçeklerinden izole edilmiş bu bölgenin tam kalbine götürüyor. Yazar, yerle bir edilmiş bir ulusu yeniden inşa ederek adeta küçük bir Amerika oluşturma çabalarını düşündürücü bir şekilde aktarıyor.
Kitabın sayfalarında ilerledikçe aslında gözlerde büyütülen o 'dev'in kâğıttan kaplan olduğunu net şekilde görülüyor. Örneğin, Irak finans sektörünü canlandırmak için bu konuda daha önce hiç deneyimi olmayan yirmi dört yaşındaki bir Amerikalıya Bağdat Borsası'nın kurdurulması; havaalanının korunması için yine daha önce bu işi hiç yapmamış taşeron bir firmaya milyonlarca dolar ödenmesi; Irak polisinin eğitimindeki komik ama inanılmaz olaylar; her gün onlarca insan ölürken 'ille de trafik kanunu' diye uğraşan görevliler kitapta anlatılanlardan sadece birkaçı.
Durumu en güzel bir başka Amerikalı, Volkanların Yükselişi isimli kitabın yazarı James Mann özetliyor: "Bu, Irak'ta derbeder olmuş Amerikan işgalinin kitabıdır. Amerikalıların Irak'a ülkeyi Birleşik Devletler'e benzetmeye yardım etmek için nasıl büyük planlarla veya kârlı anlaşmalarla dolu gelip, Iraklıların hayatları daha da kötüleşirken izole edilmiş bölgelerde nasıl yaşadıklarını anlatmaktadır. Irak'ın nasıl olduğunu ve işgalden sonra Iraklıların neler hissettiklerini başka hiçbir kitap bu kadar güzel anlatamazdı."
Amerika'da çok satan Güneş Işığına Doğru Yürüdüler isimli kitabın yazarı David Maraniss, yorumunu daha da ileri götürerek ekliyor: "Bu şaşırtıcı kitap, aldatma perdesini aralayıp Saddam Hüseyin'in devrilmesini takip eden önemli yılda, Zümrüt Şehir'in içinde gerçekten neler olup bittiğini gözler önüne seriyor. İdealizm, güven, enerji, kibir, yanlış politik hesaplar, kültürel kör lük ve Irak'ı kurtarmaya gelenlerin fantastik düşünceleri zor bir durumu daha da beter hale getiriyor."
Irak'ın artık kendi devlet başkanı ve 'özgür' bir anayasası var. Görevini tamamlayan Geçici Vali Paul Bremer'in, Irak'tan ayrılışının kitaptaki tasviri, bize yabancı olmadığımız kareleri çağrıştırıyor. ABD askerlerinin Vietnam'dan ayrılışı gibi. Bremer, helikopterine biniyor ve havalandığında Irak'a son kez bakıyor. Kitap manidar bir cümleyle bitiyor: "Mabruk al -Iraq al-Jedeed" yani "Tebrikler yeni Irak..."
Sinan Şahinoğlu

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious