Yeni YÖK Başkanı kendini tartışmaların odağında buldu

Yeni YÖK Başkanı kendini tartışmaların odağında buldu.19703
  • Giriş : 19.12.2007 / 06:17:00
  • Güncelleme : 19.12.2007 / 00:29:30

YÖK Başkanlığı koltuğunda bir süredir Prof. Yusuf Ziya Özcan oturuyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Atanır atanmaz tartışmaların odağında buldu kendini. Peki, medyadaki yıpratma kampanyasında kullanılan “gerekçeler” ne kadar geçerliydi?

10 Aralık sabahı Cumhurbaşkanlığı makamından basın organlarına gönderilen açıklama, bir anda Türkiye gündemine damgasını vurdu. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı’ndan 8 Aralık itibariyle ayrılan Prof. Dr. Erdoğan Teziç’in yerini alacak isim tespit edilmiş ve ataması yapılmıştı. Ancak makam için adı geçen akademisyenlerden hiçbiri seçilmemiş; hakkında pek fazla malumat bulunmayan ‘sürpriz’ isim Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan layık görülmüştü bu kritik göreve.

Açıklamayı takip eden dakikalarda, yeni başkan ile ilgili ‘önemli’ bilgiler önce internet sitelerine düştü. Bir kere Prof. Özcan üniversitelerde başörtü yasağına karşıydı, sonra Pollmark isimli şirket aracılığıyla AK Parti için anketler hazırlamıştı. Akademik çalışmalarında da Türkiye’deki cami sayıları, İslam’ın ekonomik kalkınmaya engel olup olmadığı, Kanada’daki Müslümanlar gibi konuları incelemişti. Bunlar yetmezmiş gibi Malezya İslam Üniversitesi’nde de misafir öğretim üyesi sıfatıyla ders vermişti.

TARTIŞILAN LİYAKAT VE GERÇEKLER

Bu bilgilerin izdüşümü ertesi günkü gazetelere de yansıdı. Ortaya çıkan tablo ‘net’ ifadesiyle şuydu ki “AK Parti, liyakati yine bir kenara bırakmış ve kadrolaşmasını YÖK’e taşımış”tı. Öğrencilerinin “sevimli, cana yakın, esprili, yardım sever”; mesai arkadaşlarının ve tanıyanların “işini seven, alanında uzman, birikim sahibi” diye tanımlamaları ise gölgede kalmıştı. Peki, görmemiz gereken tablo sahiden bu muydu? Ziya Paşa’nın dillerden düşmeyen “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” beyti düsturunca, önce akademik kariyerine bakalım, Prof. Özcan’ın.

1973’te Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi (DTCF) Sosyoloji kürsüsünden mezun... 1973-75 arası aynı üniversitede asistanlık yapar. Devlet bursuyla gittiği Şikago Üniversitesi’nde 1978’de yüksek lisansını, 1981’de doktorasını tamamlar. Türkiye’ye döndükten sonra (1981) ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nde çalışmaya başlar. 1989’da doçent, 2003’te de profesör unvanı alır.

Yurtdışı tecrübesine rağmen Prof. Özcan’ı akademik kariyer yönünden yetersiz görenler var. Doçentliğiyle profesörlüğü arasındaki 14 yıllık süre bu iddialara delil kabul ediliyor. Eski YÖK başkanlarından Prof. Dr. Kemal Gürüz söz konusu hususta ısrarcı isimlerden. Ancak hafta içi ortaya çıkan bazı bilgiler iki unvan arasındaki sürenin uzunluğuna dair başka ‘senaryoları’ gündeme taşıdı. Buna göre Özcan, 1994’te profesörlük kadrosu için ODTÜ’ye başvurur. Talebi değerlendiren akademik kurul, “yeterince araştırması bulunmadığı” gerekçesiyle unvanı vermez. 1992-94 arasında Malezya İslam Üniversitesi’ndeki çalışmaları sebebiyle hocaya kadro verilmediği iddiasını dillendirenler de vardır. Karara itiraz eder; ancak olumlu karşılık alamaz. Neticede profesörlük için 2003’e kadar bekler. Bu arada önemli bir anekdot: Profesörlük başvurusunun yapıldığı dönemde ODTÜ Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı, Yusuf Ziya Özcan’ın YÖK Başkanlığı’na gelmesinden sonra kurumun başkanvekilliğinden istifa eden Prof. Dr. Aybar Ertepınar’dır.

Ortaya atılan bu iddia ne kadar doğrudur hükme varmak zor fakat Radikal Gazetesi Yayın Yönetmeni İsmet Berkan’ın 14 Aralık tarihli köşe yazısında yer verdiği vaka, üniversitelerdeki işleyişte önyargının derecesini gösteriyor. İbretlik olayın kahramanı Mersin Üniversitesi kurucularından Prof. Dr. Onur Bilge Kula. “Üniversitelerde totalitarizm ve hak hukuk tanımama tutumunu yerleştirmekle” itham ettiği Kemal Gürüz döneminde yaşadığı sıkıntıları anlatıyor. Nelerle karşılaşmamış ki... Siciliyle oynanmış, 1998’deki rektörlük seçiminde yüzde 50’ye yakın oy almasına rağmen ismi cumhurbaşkanına sunulan listeye alınmamış, kararı protesto için Gürüz’ü mahkemeye vermiş ve tazminat kazanmış. Ve bir gün dönemin YÖK Başkanvekili Bener Cordan Mersin Üniversitesi’nden ayrılmasını açıkça dile getirmiş.

AKADEMİK ÇALIŞMALARINDA DİNİN YERİ NE KADAR?

Bunun gibi çok sayıda “engizisyon kararının” muhatabı Gürüz’ün iddialar karşısında ne diyeceği bilinmez; ancak, Yeni Başkanı’nın “üniversitelerdeki yasakların kaldırılması ve bilimsel çalışma için her türlü desteğin verilmesi” açıklamasına gösterdiği tepki, bakış açısının değişmediğini belli ediyor: “Haddini bilsin, Malezya’ya gitsin!”

Bir haftalık süreçte tabir yerindeyse ‘hummalı ve titiz’ araştırmalarla hayatı didiklenen Özcan’a yönelik eleştirilerden biri de çalışma konularının içeriğiyle ilgili. Gündeme yansıdığı kadarıyla, 30 yıllık mesleğinde kafa yorduğu konuların çoğunluğunu ‘din’le ilgili meselelerden seçmiş: Türkiye’deki cami sayısı, Kanadalı Müslümanlar, İslam’ın ekonomik kalkınmaya etkisi... Ancak Özcan’ın internette yer alan 2004 tarihli özgeçmişine göre 31 yayınından sadece 5’i dinî konulardan. Bunların da ikisi aynı araştırmanın farklı yayın organlarındaki neşri şeklinde. Söz konusu özgeçmişte yer alan bazı araştırma başlıklarıysa şöyle: “Türkiye’deki gençlerin sigara alışkanlığı”, “Türkiye’de polis ve politika ilişkisi”, “İç göçün tanımı ve verileriyle ilgili bazı sorunlar.”

YÖK BAŞKANININ ASIL UĞRAŞMASI GEREKENLER

115 üniversitenin işleyişinde ve milyonlarca öğrencinin öğrenim hayatında söz sahibi kilit bir makama gelen Özcan’a yönelik önemli eleştirilerden sonuncusu ise şimdiye kadar sosyal bilimler enstitüsü müdürlüğü haricinde ‘önemli’ idarî görev almaması. Rektörlükte, hatta dekanlıkta dahi bulunmamış birinin YÖK’te başarılı olamayacağına inananlara göre bu durum da, Cumhurbaşkanı Gül’ün tercihinin yanlışlığını gösteriyor. Ancak Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, konuya böyle yaklaşmıyor. Rektörlük ve dekanlık yapmamak, YÖK Başkanlığı için bir eksiklik değil. Yetkin ve yükseköğretim camiasının sıkıntılarıyla baş edebilecek bir yürütme kurulu ve genel kurul, söz konusu durumu izale eder. Neticede YÖK sistemi oturmuş bir kurum.

Bu görüşlere iştirak eden AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili ve Millî Eğitim Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sağlam, tüm görevler için bir başlangıç tarihi bulunduğunu söylüyor: “Hiç kimse oturur oturmaz her şeyi mükemmel yapacak diye bir şey yok. Yönetim tecrübesine bir yerden başlayacaktık. Dekan atandık, rektörlük yaptık, öncesinde var mıydı bu görevlerimiz?”

Tüm bu tartışmalar bir kenara, Türk eğitim sisteminin özellikle de yükseköğrenimin tez zamanda düzeltilmesi gereken problemleri hâlâ ortada. Yusuf Ziya Özcan’ı asıl ilgilendiren de bunlar. Türkiye, OECD tarafından her yıl ülkelerdeki eğitim kalitelerini ölçmek üzere hazırlanan PISA araştırmalarında yıllardır iyi bir noktada değil. Üniversitelerin malî ve idarî özerkliği meselesi hâlâ problemli. Öğretim elemanı açığı ve yetiştirmedeki güçlükler ortada. Yabancı dil hususunda bile çoğu akademisyen istenilen seviyede değil. Uluslararası ve ulusal yayınlarda beklentiler üniversiteler adına karşılanamıyor. Kişisel başarılar da gölgede kalıyor. Düşük maaşlar, devlet üniversitelerinden özele geçişi gündemden düşürmüyor. Yükseköğrenim görenlerin oranı hâlâ düşük. Rektör seçimlerinde uygulanan sistem öğretim üyeleri arasına ikiliğin girmesine sebep oluyor.

Prof. Dr. Mehmet Sağlam ve Prof. Dr. Tahsin Yeşildere’nin ısrarla üzerinde durduğu bu problemler YÖK Başkanı’nın uzun mesai yapması gerektiğinin de göstergesi. Bunlar ortadayken günlük tartışmalarla YÖK Başkanı’nın yıpratılması hem kimseye bir şey kazandırmıyor hem de ülkenin esas gündemleri göz ardı ediliyor.

Görülüyor ki yeni başkandan beklentiler çok. Fakat selefi Erdoğan Teziç’in dediği gibi “bekleyip görmek, süre tanımak” lazım. YÖK zihniyetinin yıllar önce mağdur ettiği isimlerden Prof. Dr. Toktamış Ateş’in ise buna da tahammülü yok; çünkü beklentisiz: “Problem başkanlarda değil. Kurumun her şeyi merkezde toplayan mantığında. Kimi getirirseniz getirin, yine sakattır. Hâsılı, Allah yeni YÖK Başkanı’na sabır versin!”

AKSİYON

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious