Yenmez, cinayeti Fehmi Koru'ya anlatı

Yenmez, cinayeti Fehmi Koru'ya anlatı.18653
  • Giriş : 24.12.2008 / 10:40:00

Musevi işadamı Üzeyir Garih'i öldüren Yener Yenmez, cinayeti Ergenekon'un ölüm tehdidi altında işlediğini Fehmi Koru'ya mektupla anlattı. İşte Yenmez'in ifadeleri:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



İşadamı Üzeyir Garih'i öldürdüğü gerekçesiyle müebbet hapse mahkum olan Yener Yermez, cezaevinden Yeni Şafak'a gönderdiği mektupta cinayetle ilgili çarpıcı itiraflarda bulundu. Cinayeti üstlenmesi karşılığında kendisine 1.5 milyon dolar teklif edildiğini söyleyen Yener, Ergenekon'da yargılanan eski Adli Tıp görevlisi Ümit Sayın'ın otelde birlikte olduğu Meral'i bulup getireceğini söylediğini ileri sürdü. Yener, “Ancak iki gün sonra telaşlı bir şekilde gelip 'Yener, gerekli kişilerle görüştüm ancak şu an itibariyle ifadeni değiştirmeni istemiyorlar' dedi. Ümit Sayın cinayetle ilgili birçok sorunun cevabını biliyor' dedi.

MEKTUPLA İTİRAF

Halen Kırıkkale F tipi Cezaevi'nde cezasını çeken Yener Yermez, bir süredir, Üzeyir Garih cinayetiyle Ergenekon terör örgütünün bağlantıları üzerine haberler yapan Yeni Şafak'a, cezaevinden gönderdiği mektupla cevap verdi. Yener Yermez, Yayın Danışmanımız ve yazarımız Fehmi Koru'ya hitaben yazdığı mektupta, cinayeti işlediğine yönelik senaryoyu kabul etmesi için ölümle tehdit edildiğini öne sürdü. Yener, Yeni Şafak'ın sır cinayetin üzerindeki perdeyi kaldıran haberlerini teyid ederken bugüne kadar hiç bilinmeyen bilgilere yer verdi.

1.5 MİLYON $ VERECEKLERDİ

Mektubunu 7 ayrı başlık halinde yazan Yener Yermez, Yeni Şafak'ın haberinde iddia edildiği gibi Üzeyir Garih cinayeti için kendisine 5 milyon dolar değil, 1.5 milyon dolar teklif edildiğini öne sürdü. Yermez, “5 milyon dolar bana değil, rahmetli işadamı Üzeyir Garih'in belli peri-yodlar halinde bazı kişilere toplam ödemiş olduğu miktardır. Bana cinayeti üstlenmem karşılığı vaad edilen miktar 1 milyon 500 bin dolar olup, kabul etmediğim taktirde ölümle tehdit edildim. Gerek ailemi gerekse kendi güvenliğimi düşünerek, cinayeti üstlenmek zorunda bırakıldım. Başka da çarem yoktu' dedi.

KOMUTANIM ERGENEKON'DA

Er olarak askerlik yaptığı Hasdal Kışlası'na girerken yapılan üst aramasında kendisinden cep telefonu çıktığını, ancak cep telefonuyla ilgili hiçbir işlem yapılmadığını belirten Yener Yermez, “Nöbetçi astsubay telefonu bana bir gün sonra verip 'Kusura bakma diğer askerlerin yanında böyle davranmak zorundayım' diyebiliyor. Tüm bunlar olurken şu an başka suçtan tutuklu olan bazı komutanlar, o tarihte bu kışlada görevliydi' dedi.

SUİKASTTE MERAL ŞÜPHESİ

Adli Tıp Kurumu'na sevkedildiği sırada o dönem kurumda görevli olan Ergenekon davasının sanıklarından Doç. Dr. Ümit Sayın'ın odasına gelerek kendisiyle konuştuğunu da anlatan Yener Yermez, "Dr. Ümit Sayın odaya gelerek bana cinayeti başka bir yöne çekmemi isteyen Meral'i bulup mahkemeye getirebileceğini söylemiş ancak iki gün sonra telaşlı bir şekilde gelip 'Yener, gerekli kişilerle görüştüm ancak şu an itibariyle ifadeni değiştirmeni istemiyorlar' demiştir. Ümit Sayın'ın Meral'i tanıması, Adli Tıp'ta görevli olması, görüştüğü kişilerin taleplerini bana bildirmesi, ifademi başka bir yöne çekmemi istemesi ve sonradan vazgeçmeleri tüm bunları yapan kişinin Garih cinayetiyle ilgili bir çok cevapsız sorunun cevabını bildiğini göstermektedir' dedi.

Cinayette Ergenekon parmağı

Üzeyir Garih'in yakın arkadaşı iş adamı Doğan Kasadolu Ergenekon Savcısı'na verdiği dilekçede Üzeyir Garih'in öldürüldüğü gün torunun polisler tarafından kaçırıldığını ve cinayetin üzerine gitmemeleri için ailenin 'Katil bu çocuk olur' diye tehdit edildiğini ileri sürmüştü. Bu iddiaların üzerine Yeni Şafak Garih cinayetindeki sır berdesini aralamıştı. İddialara göre Garih Ergenekon örgütüne düzenli olarak bağış yapıyordu. 1995'te Azerbeycan'da Elçibey'i iktidara getirmek için Haydar Aliyev'i devirmeyi planlayan Ergenekon, Garih'ten finans desteği istedi. Ancak Garih, para vermedi. Ergenekon da Garih'in öldürülmesine karar verdi. Garih'i öldürmek için Hasdal Kışlası'nda askerlik yapan er Yener Yermez seçildi. Yermez, kışlada Tuncay Güney'le dolandırıcılık işine karışan Teğmen Murat Oğuz'un çaycısıydı. Ergenekon tutuklusu Emekli Albay Fikri Karadağ da Mekanize Alay Komutanı'ydı. Ergenekon tutuklusu Oktay Yıldırım da Hasdal Kışlası'nda astsubaydı.

Kadın kanı araştırılmadı

Yakalandıktan sonra yargılamanın yapıldığı Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, 'Meral' isimli bir kadınla ilgili ifade verdiğini, bu kadınla aynı otelde kaldıklarına, bulunabileceği yerleri mahkemeye anlatmasına rağmen kadın hakkında hiçbir araştırma yapılmadığına dikkat çeken Yener Yermez, mektubunda 'Aynı otelde kaldığım kadınla ilgili niçin araştırma yapılmıyor? Tutanaklara dahi geçmiyor. Olay mahallinde Adli Tıp ve Polis Kriminal Laboratuvarı'nın kayıtlarına ve tespitlerine göre bir kadının kanı tespit edilmiştir. Ama mahkeme bunu bile dikkate almamıştır. Tutanaklara bile geçmemiştir' ifadelerine yer verdi. Garih'in yakın arkadaşı Doğan Kasadolu'nun 8 yıl sonra bildiklerini anlatarak cinayeti Ergenekon ile ilişkilendirmesi karşısında ailenin konuşmamasının düşündürücü olduğunu belirten Yermez 'Hatırlarsınız olaydan hemen sonra 13-14 yaşlarında bir çocuk gözaltına alındı. Bu çocuk bu adamı öldüremez diye sesler yükselmeye başlayınca aradan 24 saat geçmeden benim ismim telaffuz edilmiştir' dedi.

Orijinali cezaevinde

Kırıkkale Cezaevi'nden 19 Aralık 2008'de '139-139-1' kabul numaralı olarak Avrupa Yakası Posta İşletme Müdürlüğü'ne gelen 2 sayfalık faks mektubunun gönderici kısmında, 'F-Tipi Cezaevi A-T-11 Hacılar PTT. Yener Yermez' yer alıyor. Cezaevinden bir yetkili mektubun orijinalinin kendilerinde bulunduğunu teyit etti

Yeni Şafak

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*