Yeşilçam üzerine nostaljik tatlar

  • Giriş : 01.02.2007 / 00:00:00

Araştırmacı-yazar Mesut Kara, 'Yeşilçam Hatırası'yla sinemamızın bir dönemine damga vuran isimlerin dünyasına sokuyor bizleri.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kaç yaşında olursanız olun, Yeşilçam sinemasıyla (bir 'tür' olarak anılıyor nedense) bir şekilde bağ kurmuşsunuzdur mutlaka, iyi ya da kötü... Beyazperdede izleyenler ve bu devri vaktinde yaşayanlarla bugünlerde televizyon ekranlarından ya da sağda solda duyduklarından bir şeyler kapmaya çalışanlar arasında büyük fark tabii...

Bu fenomeni zamanında, yani televizyon denen 'aptal kutusu'nun olmadığı dönemlerde bizzat yaşayanlar, ona sevgiyle ve daha çok bir tür özlem duygusuyla yaklaşıyorlar haklı olarak. Alabildiğine zor koşullarda film yapma çabası içine giren sinemacıların ürünlerine belli bir hoşgörüyle bakıyorlar, ki bunun nesnellikten uzak bir 'taraf tutma' durumunu da beraberinde getirdiğini görüyoruz çoğu zaman.

Öte yandan bugünün sinemasıyla yola çıkıp, geçmişin Yeşilçam yıllarını küçümseme ve görmezden gelme gibi bir tavırla yaklaşanlar da var olaya. 1950'lerle birlikte ivme kazanan, özellikle 1960'larda zirve yapan, 1970'lerin başlarına kadar süren bir dönemi tümden silip yeni bir 'anlayış' yaratmaya çalışan bu tutum da benzer bir nesnellikten uzaklaşma potansiyeli taşıyor, 'gelişim'in belli ayaklarını atlamanın hesaplarını yapmaya götürüyor taraftarlarını.

Bizse bu iki uç noktanın ortasında bir yerlerde durma taraftarıyız. Evet, Yeşilçam'ın sinemamızın gelişimini durdurma konusunda büyük günahları var ama ters açıdan bakıp o dönemde yapılan kimi filmleri izlediğimizde bunu 'geliştirici' bir faktör olarak da değerlendirebiliriz, en azından belli oranlarda. Lütfi Akad, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz, Metin Erksan, Yılmaz Güney gibi ustaların büyüyüp serpilmesinin, kimi zaman ağzımız açık seyrettiğimiz yapıtlara imza atmalarının da temel müsebbibi Yeşilçam sineması. Bu noktada bize düşense, tarafsızlığımızı koruyarak bir şeyler kapmaya çalışmak bu dönemden ve onun toplumsal yapıyla bütünleşen gelişiminden...

Yeşilçam'dan 27 isim

Şu ana kadar savunduğumuz görüşleri dile getirmemize vesile olansa sinema kitaplığımıza yeni katılan bir kitap... Uzun yıllara yayılan yazarlık kariyerinde birçok dergide yazıları yayımlanan, 'Uç' adlı edebiyat dergisini çıkaran ve sinemaya dair belgeseller çeken araştırmacı-yazar Mesut Kara'nın üçüncü kitabı Yeşilçam Hatırası, adından da anlaşılacağı üzere Yeşilçam yıllarının kimi isimlerine hem kişisel hem de biyografik bir bakış atan ilginç bir kaynak. Yazarın kendi anılarıyla örtüştürdüğü sinemacı biyografileri, keyifle okunan ve bizleri adı geçen isimler konusunda temel bilgilerle donatan yazılar. Oyuncularla başlayan kitap, kamera arkasında çeşitli görevler almış isimlerle yoluna devam edip toplamda yirmi yedi sinema insanının dünyasına davet ediyor bizleri.

Kitaba konuk olan isimlerse şunlar: Cahide Sonku, Ayhan Işık, Belgin Doruk, Sadri Alışık, Orhon Murat Arıburnu, Gülistan Güzey, Neriman Köksal, Suphi Kaner, Adile Naşit, Turgut Özatay, Kadir Savun, Feridun Karakaya, Erol Taş, Atıf Kaptan, Necdet Mahfi Ayral, Danyal Topatan, Öztürk Serengil, Halit Refiğ, Nâzım Hikmet, Bülent Oran, Giovanni Scognamillo, Nedim Otyam, Ülkü Erakalın, Yılmaz Atadeniz, Çetin İnanç, Engin Ayça ve Hüseyin Kuzu.

Mesut Kara'nın kitabı, temel olarak bir 'güzelleme' havası taşıyor. Yazar, ele aldığı isimlerin 'efsane' konumları üzerinde duruyor daha çok. Onların (özellikle oyuncuların) şan şöhret içinde geçen kariyerlerini anlatırken, bir yandan da çoğunda rastladığımız 'düşmüşlük' durumunu gözler önüne seriyor, trajik sonlarını 'vefasızlık'la açıklamaya çalışıyor. Şöhretin ağırlığını taşıyamayanlar ya da çevrelerindeki insanların etkisiyle 'kayıp' statüsüne düşen isimlerin yazgıları üzücü gerçekten de. Yeşilçam'ı Yeşilçam yapan, kitleleri peşlerinden sürükleyen, sinema salonlarının kapılarının kırılmasına neden olan bu yüzlerin 'zaman' denen o acımasız mefhuma yenik düşmeleri ise geçip giden hayatların 'beyhudeliği' üzerine bir kez daha kafa yormamıza vesile oluyor.

Yazarın araştıran (ve seven) ruhunun yansımalarıyla dolu bir kitap Yeşilçam Hatırası. Giriş yazısında bu sinemaya yıllardır 'haksızlık' yapıldığını vurgulamaya çalışan Kara, 'yeniden keşfetme' sürecininse bir tür 'yararlanma' edebiyatının ürünü olduğunu söylüyor. Belli ki Yeşilçam sinemasına sahiplenme duygusu taşıyor, çok da abartmadan. Onun üzerinden prim yapanlara karşı sağlam duruyor, 'etkisizleştirme' çabalarınıysa elinin tersiyle bir kenara itiyor. Yeşilçam insanlarının günahlarından ziyade sevaplarına odaklanmasını bir miktar 'öznel' bulsak da, 'sinema sevgisi'yle dolu bir yüreği olduğunu hissediyoruz Kara'nın. Çocukluğunun sinema anılarını da metinlerine malzeme yapan yazar, böylece kişisellik katıyor kitabına ve onu ansiklopedik olmaktan kurtarıyor. Kitaba dahil olmayı başaran sinemacılarla ilgili son derece çarpıcı bilgilerle de bizi tavlayan Mesut Kara, her bir isme ait bölümlerin sonlarına eklediği filmografilerle de işin enformatif boyutunu desteklemeyi ihmal etmiyor.

Yeşilçam üzerine derinlemesine bir analiz değilse de nostaljik tatlar içeren bir çalışma olan Yeşilçam Hatırası'na dair söyleyeceğimiz son sözse kitabın kapağıyla ilgili. İçeriğin ruhuna son derece uygun bir fotoğraf seçilmiş kapakta. Kadir Savun, Cevat Kurtuluş, Sami Hazinses, Nubar Terziyan, Öztürk Serengil, Mürvet Sim, Toto Karaca ve Hüseyin Baradan'ın (aynı film karesinde olmasına karşın kapağa sığmamış, onu sırtta görüyoruz) bir aile fotoğrafı verdikleri kapak, 'Yeşilçam ailesi'ne bir tür saygı duruşu havası taşıyor...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious