Türkiye'nin ilk telekulak zafiyeti: LOZAN

Türkiye'nin ilk telekulak zafiyeti: LOZAN.23870
  • Giriş : 16.05.2009 / 09:12:00
  • Güncelleme : 08.09.2014 / 10:02:28

'Zafer mi yoksa hezimet mi’ olduğu tartışıladursun, Lozan Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti’nin Batılı devletler tarafından ilk kez tanınması anlamına geliyordu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:




Peki, antlaşmanın TC’nin bir başka ilki, ‘ilk telekulak zafiyeti’ olduğunu da biliyor muydunuz?
24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması modern tarihimizde önemli bir kilometre taşı. Misak-ı Millî sınırları içinde yer alan Musul ve Kerkük’ün kaybedilmesi Lozan’ı başarı olarak görenler için bir handikap. Keza Yunanistan’dan İzmir ve çevresinde sebep olduğu yıkımın tazminatının alınamaması da öyle... İsterseniz 12 Adalar’dan hiç bahsetmeyelim bile. Ama kapitülasyonların kaldırılması, nüfus mübadelelerinin netleşmesi ve tabii ki Batılı devletlerin Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıması açısından Lozan Antlaşması’nı görmezden gelmek mümkün değil. Lozan Antlaşması yapılırken, Türk heyetinin Ankara ile görüşmelerini İngilizlerin rahatlıkla dinlediklerini ve masadaki pazarlık güçlerini bu sayede artırdıklarını biliyor muydunuz?

20 Kasım 1922’de açılışı yapılan Lozan Konferansı iki bölümde toplam sekiz ay sürdü. Taraflar masaya birçok kez savaş kartlarını sürdü. Türk heyetini temsil eden İsmet İnönü’nün karşısında kendisinden 25 yaş büyük, diplomasi kurdu olarak ün salmış dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon vardı. Konferansa başkanlık eden Curzon’un hedefinde Fransa ve İtalya ile ortak hareket ederek Sevr Antlaşması’nda yer alan maddelere benzer isteklerde bulunarak ülkesine diplomatik zafer kazanmış bir siyasetçi olarak dönmek vardı. Diplomasi alanında tecrübesi olmayan İsmet Paşa’nın en büyük dayanağı ise kazanılan millî mücadele idi.

Lozan görüşmelerinde İtilaf Devletleri kendi aralarında birlik kurarken Türkiye siyasi açıdan tek başına kalmıştı. Bu durumu fark eden İsmet Paşa ilerleyen zamanlarda İngiltere’yi yanlarına çekmek için Musul meselesini İngilizlerin kontrolünde olan Milletler Cemiyeti’ne havale etmeyi kabul etti. Siyasi anlamda yalnız kalan, diplomaside tecrübesiz Türk heyeti bir başka talihsizliği Ankara ile haberleşmesinde yaşıyordu. Zira dönemin teknolojik şartlarında haberleşme telsiz sistemi ile iki hat üzerinden gerçekleşiyordu. Konferansın birinci döneminde üç ay süresince Lozan’dan Ankara’ya bilgilendirme ve görüş sormak için 320 telgraf çekildi. Ankara’da dönemin başbakanı Rauf Orbay ise İsmet Paşa’ya bilgi ve talimat vermek için 388 telgraf çekti.

O yıllarda Avrupa’dan çekilen telgrafların Ankara’ya ulaşmasını sağlayan iki hat var. Biri Akdeniz üzerinden İngilizlerin işlettiği ‘Eastern Hattı’. Diğeri ise Fransızların işlettiği ‘Köstence Hattı’. Türk heyeti başlarda Romanya üzerinden geçen hattı kullansa da iletişim kopuklukları ve Fransızların çıkardığı zorluklar üzerine Eastern Hattı’nı kullanmaya mecbur kaldı.


 

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*