Yılmaz, askerin bile 'darbe' dediği 28 Şubat'ı savundu

Yılmaz, askerin bile 'darbe' dediği 28 Şubat'ı savundu.20884
  • Giriş : 04.03.2008 / 17:11:00

Eski başbakan Milletvekili Mesut Yılmaz, askerlerin bile 'darbe' dediği 28 Şubat'a sahip çıktı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Eski başbakan ve Rize Bağımsız Milletvekili Mesut Yılmaz, askerlerin bile 'darbe' dediği 28 Şubat'a sahip çıktı. 28 Şubat sürecinin ardından başbakanlık koltuğuna oturan Yılmaz, 'postmodern darbe' nitelendirmesine katılmadığını açıkladı.

Süreci dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in anayasal zemine kaydırdığını savunan Yılmaz, "28 Şubat süreci, demokrasi tarihimizin en yaygın sivil toplum hareketine sahne oldu. Başında silahlı kuvvetler, sonunda ise silahsız kuvvetler vardır." dedi. Oysa, 28 Şubat sürecinin kilit isimlerinden, dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Erol Özkasnak, yaşananları 'postmodern darbe' olarak nitelendirmişti. 13 Ocak 2001 gecesi Kanal 6'da yayınlanan bir programa telefonla bağlanan Özkasnak, "Postmodern darbe, bu sürece yakıştırılan en güzel isim." demişti. Özkasnak'ın bu sözleri basında da tartışma konusu olmuştu. Gazeteci yazar Mehmet Altan, Özkasnak'ın darbe yaptıklarını kabullendiğini vurgulayarak, "Bu anayasal suçtur, yargılanması lazım." ifadesini kullanmıştı.

28 Şubat sürecinde başbakanlık yapan Mesut Yılmaz, o dönemde yaşadıklarını Hürriyet gazetesine anlattı. Şükrü Küçükşahin'in 4 gün sürdürdüğü röportaj dün Mesut Yılmaz'ın kaleme aldığı bir yazıyla sona erdi. Yılmaz'ın görüşleri özetle şöyle: "Çok partili dönemde yaşadığımız üç askerî müdahalenin ve başarısız kalan iki darbe teşebbüsünün hiçbiri, laik düzeni koruma amaçlı değildir. Hatta cumhurbaşkanına hediye edilen bir köpeğin dahi dava konusu yapıldığı Yassıada duruşmalarında, 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı aleyhine laiklik karşıtı eylemlerden dolayı açılmış bir dava yoktu. 28 Şubat, bu özelliğiyle Türkiye'de bir ilktir. Geçtiğimiz on yıl içinde, bazı odakların çarpıtmaya ve unutturmaya çalıştıkları bir gerçek de şudur: Söz konusu kararlar askerler tarafından hazırlanmış, fakat dönemin hükümeti tarafından da kabul edilerek imzalanmıştır. Dönemin başbakanı (Necmettin Erbakan), kurulda rahatsızlığını dile getirmesine rağmen, sonuçta bu kararların altına imza atmış, koalisyon ortağı partiye mensup başbakan yardımcısı ve diğer bakanlar da herhangi bir itiraz dahi ileri sürmemişlerdir. Dolayısıyla, Refahyol hükümeti, ülkede irticaın öncelikli tehdit oluşturduğunu ve buna karşı önerilen tedbirleri almayı kabul etmiştir. Daha sonra ortaya atılan postmodern darbe kavramı, 28 Şubat sürecinin baştan sona Ordu bünyesinde planlanıp yürütüldüğü fikrini çağrıştırmaktadır. Oysa, gerçek bu değildir. Genelkurmay başkanının Ordu içindeki ciddi rahatsızlığı kendisine iletmesi üzerine adres olarak Milli Güvenlik Kurulu'nu gösteren ve olayı anayasal zemine yönlendiren, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'dir. 28 Şubat süreci, aynı zamanda demokrasi tarihimizin en yaygın sivil toplum hareketine sahne olmuştur..."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious