Yok aslında birbirimizden farkımız

  • Giriş : 07.10.2008 / 09:32:00

AKP Milletvekili oğlunun sünnet düğününde göbek atar; komutan golf kulübünde golf topu atar.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Başlıkların hemen altında, “Türkiye 15 vatan evladının acısıyla yanıp kavrulurken AKP'li vekiller düğünlerde davullu-zurnalı halay çekti” ifadeleri kullanılıyordu... “Haberin ayrıntısı” ise şöyleydi: “Cumartesi saat 14.00... Şehit haberi duyulmuş, Türkiye yasta... AKP'li Saffet Kaya ise hiçbir şey olmamış gibi düğünde halay çekiyor. Hakkari Aktütün Karakolu'nda 15 fidanımızın şehit düştüğü duyulduğu andan itibaren Türkiye yasa büründü. Şehitler için gözyaşları sel oldu. Ancak bu acıyı yüreğinde hissetmeyenler de vardı. Nasıl mı? AKP Ardahan Milletvekili Saffet Kaya, şehit haberinin geldiği cumartesi günü seçim bölgesindeki bir düğüne katıldı. Milletvekili Kaya, daha önce damadın babası öldü diye ertelenen düğünde, davul-zurna eşliğinde halay çekip eğlendi... Aynı günün akşamı AKP Kilis Milletvekili Hasan Kara da oğluna sünnet düğünü yaptı. Davetliler müzik eşliğinde tempo tutup halay çekti. Eğlence saatlerce sürdü.”

Açık ve net söyleyeyim:

Hasan Kara'nın da, Saffet Kaya'nın da bu yaptığı, en hafif tabiriyle “vurdumduymazlık”tır!..

“15 askerin şehit olduğu” haberi gelmesine rağmen “düğün programı”nı değiştirmeyip “eğlence”ye devam etmek, asla tasvip edilemez!..

Bunu; bir “kaygısızlık”, bir “saygısızlık” ve hatta “densizlik” olarak gördüğümü özellikle belirtmek istiyorum... Madem haber geldi, o halde “oyun ve eğlence iptal” edilebilir, “Kur'an” ve “Mevlit” okutularak program sürdürülebilirdi!..

Ama, bu yapılmamış!..

Yani, “densizlik” devam etmiş!..

PATRONUN KANALLARINDAN N'ABER?

Dediğim gibi, bu densizliği kınıyorum... Ancak bu olayı 1. sayfalarına manşet yapan “gazete”lere de sormak istiyorum: Acaba, “o gazetelerin patronları”na ait “televizyonlar” ne yaptı?

“Şehit haberleri”ni duymalarına rağmen “program akışları”na son mu verdiler, yoksa “vur patlasın, çal oymasın” programlarını sürdürüp, “sanatçı” kılıklı kadınlara “göbek attırmaya” devam mı ettiler?..

Hani, “tencere dibin kara, seninki benden kara” diye bir söz vardır ya; “İmPARAtor”un sahibi olduğu “kartel gazeteleri”nin yaptığı da bu!..
Akılları sıra “milletvekilleri”ne çamur atıyorlar ama, kendi paçalarından, kendi kanallarından akan “necaset”in haddi-hesabı yok!..

“Hedefe oturtulan vekiller” bir gün çıkar ortaya ve soruverirler o gazetelere:
“Bu ne perhiz, bu ne turşu?.. Tamam, bizler bir halt ettik, peki sizin patronlarınızın televizyonları ne yaptı?.. Biz göbek attıysak, sizin ekranlarınızda atılan göbekler neyin nesiydi?!?..”

İşin doğrusu ve acı tarafı;

Hiç kimsenin, bir başkasına lâf söylemeye hakkı yok!.. Çünkü, aynı haltı, milletçe yapıyoruz!..

Meselâ, Cumartesi gününün akşamında, yani “15 askerimizin şehit olduğunun açıklandığı günün akşamı”nda, merkez binamızın civarında bulunan evlerden birinde de “düğün” vardı ve “şarkılı-halaylı” o düğün, gece geç saatlere kadar sürdü.

Maalesef hiçbir müdahalede bulunamadık!..

Evet, kimseye hiçbir şey diyemedik...

Bir şey demeye kalksaydık, düğün sahiplerinden biri de, kalksa ve; “Siz bizi bırakın da, Hava Kuvvetleri Komutanı'na bakın!” deseydi, ne diyebilirdik?..
En iyisi susmaktı... Biz de sustuk!..

VEKİL DÜĞÜNDE, KOMUTAN GOLFTE!

Öyle ya;

“Millet”imizin ve “vekil”lerimizin göbek attığı saatlerde, Hava Kuvvetleri Komutanımız da Antalya'daydı ve o da “top” atıyordu!..

Evet, “golf topu” atıyordu!..

“Nasıl”ını, Cumartesi günkü Milliyet'ten öğrenelim... Milliyet'in, “Komutanların golf sevgisi” başlıklı haberi şöyleydi:

“Antalya Golf Kulübü'nün düzenlediği geleneksel Ramazan Bayramı Golf Turnuvası başladı... İki gün sürecek turnuvaya, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Hasan Aksoy, Opet Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Öztürk ile Akkanat Holding'in sahibi Ali Akkanat'ın da aralarında bulunduğu 40 sporcu katılıyor. Bayramı Karpuzkaldıran Askeri Dinlenme Kampı'nda geçiren iki komutan, golf meraklarıyla biliniyor.”

Haberden de anlaşılacağı üzre;

Hava Kuvvetleri Komutanımız Org. Aydoğan Babaoğlu ile Harp Akademileri Komutanımız Org. Hasan Aksoy; o anda, yani “ocaklara ateş düştüğü” anda, “holding yöneticileri” ve “işadamları” ile birlikte “golf” oynamaktadırlar!..

O anda!.. Yani, ne zaman?..

“PKK'lı teröristler Aktütün Jandarma Bölüğü'ne saldırdığı anda!.. Askerlerimiz, teröristlerle çarpıştığı anda!.. 15 askerimizin şehit düştüğü, 2 askerimizin kaybolduğu, 20 askerimizin yaralandığı anda!”
Evet, 3 Ekim Cuma günü!..

“Askerlerimiz, Şemdinli'de PKK ile çatışıyor, Komutanlarımız Antalya'da golf oynuyor!”

KOMUTANA HABER VERİLMEDİ Mİ?

Bakın size, “yukarıdaki fotoğraf”la ilgili bazı “teknik bilgi”ler vereyim:
“Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Aydoğan Babaoğlu'nu golf oynarken gösteren fotoğraf”ın AA'dan geçiş saati Cuma günü saat 16.16'dır!..
Lütfen dikkat;

Bu saat, “çatışmanın en yoğun olduğu saatler”dir!.. Kimbilir, belki de “15 askerimizi şehit verdiğimiz” saatlerdir!..

İşte o saatlerde; Komutanlarımız “Antalya Golf Kulübü”ndedir ve “golf” meraklarını tatmin etmektedirler!..

Şimdi sormak istiyorum:

Komutanlarımız “çatışma” haberine rağmen “golf oynamaya” devam mı ettiler, yoksa kendilerine böyle bir haber hiç ulaştırılmadı mı?..

Şemdinli'de bir “karakol” basılıyor ve orada “çatışma” çıkıyorsa, bundan “ilk haberdar olması gereken” kişinin “Hava Kuvvetleri Komutanı” olması gerekmez mi?..

Komutana böyle bir haber verilmediyse, rezalet!..

Haber verilip de komutan “golf oynamaya” devam ettiyse, o daha daha büyük bir rezalet!..

E-MUHTIRA DAHA MI ÖNEMLİYDİ?

Gelelim, “madalyonun öteki yüzü”ne...
Çatışma, “Cuma günü saat 12.00 civarında” çıktı ve “5 saat” sürdü...
Yani, “saat 17.00 civarında” olan olmuştu...
“15 şehit, 2 kayıp, 20 yaralı!”
Bu durumda, sayın komutanımızın “golf oynama”yı bırakarak, “Karpuzkaldıran Dinlenme Kampı”nı da terkederek hemen Ankara'ya dönmesi gerekmez miydi?..
Ama hayır... Komutanımız Antalya'da kalmaya devam ediyor!..

Demek ki;
“Golf sevgisi” böyle bir şey!..
“Çatışma” olduğu, komutana haber verildi mi, verildi ise niye Ankara'ya dönmedi bilmiyorum, ama “çatışma” ile ilgili haberler 3 Ekim Cuma günü saat 22.30'da internet sitelerine düşmeye başladı...
Meselâ, Yüksekova Haber adlı internet sitesi, Cuma günü 22.30'da, “PKK'nın Aktütün'e saldırdığı”na dair ilk haberi vermiş!..

Lütfen dikkat;
Yüksekova Haber adlı internet sitesinin Cuma günü saat 22.30'da verdiği “çatışma” haberini, Genelkurmay'ın internet sitesi, ancak ve ancak ertesi günü, yani Cumartesi günü saat 09.30'da duyuruyor!..
Acaba bu “gecikme” niye?..
Çatışma olayı, bu kadar “önemsiz” mi?..
Ne yani;
“15 askerin şehit olması”nın, 27 Nisan'da verilen “e-muhtıra” kadar da mı önemi yok?!?..

Malûm, “hükümete muhtıra” vermek gerektiğinde, “gecenin saat 23.15'i” filan denilmeyip, internet sitesine açıklama konuluyor ama; “15 askerimizin şehit, 2 askerimizin kayıp, 20 askerimizin yaralı” olduğuna dair haber, herhalde “e-muhtıradan daha önemsiz” görülmeli ki; internet sitesine “aynı gece” değil, ertesi günün saat 09.30'unda konuluyor!..

Tekrar dikkatinizi çekerim;
Yüksekova Haber adlı yerel internet sitesi, bu olayı “Genelkurmay'dan tam 11 saat önce” duyurmuştur!..
Bu olayı yerel internet sitesi mi çok önemsedi, yoksa Genelkurmay mı hiç önemsemedi?..

Takdirini size bırakıyorum...

O SAATLERDE KİM NEREDEYDİ?

Olayla ilgili teknik bilgiler vermeye devam etmek istiyorum:
Biraz önce yazdığım gibi; “Aktütün Jandarma Bölüğü'ne yönelik PKK saldırısı ve verdiğimiz 15 şehit”le ilgili Genelkurmay'ın ilk resmî açıklaması, “Cumartesi günü saat 09.30'da” yapıldı!..
Peki, Hava Kuvvetleri Komutanımız Org. Aydoğan Babaoğlu, o an neredeydi?..
Antalya'da!..
Evet, Antalya Golf Kulübü'nde!..
Başbakan Tayyip Erdoğan ise o an Türkmenistan'dadır... Şehit haberleri kendisine ulaştığında ilk yaptığı şey, bir “basın toplantısı” düzenlemek ve “gezisinin Moğolistan ayağını iptal ettiğini” açıklamak olmuştur!..
O an, saat 11.50'dir!..
Ki, basın toplantısının hemen ardından uçağa binmiş ve Türkiye'ye dönmüştür!..
Ankara'ya geliş saati 16.20'dir!..
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de, ertesi gün çıkacağı Fransa gezisini iptal ettiğini açıkladığı saat 14.15'tir!..
Peki; Cumhurbaşkanı'nın gezisini iptal ettiğini, Başbakan'ın da Ankara'ya döndüğünü söylediği saatlerde Hava Kuvvetleri Komutanımız Org. Aydoğan Babaoğlu, nerededir?..
“Antalya Golf Kulübü”nde!..
Kendisi, “Cumartesi günü saat 16.30'a kadar” golf kulübünde kalmış ve ancak saat 16.30'da kulüpten ayrılmıştır!..

NE, KİMİN İÇİN, NE KADAR ÖNEMLİ?

Şöyle diyenler çıkabilir:
“Kimin nerede olduğu, o sıralarda ne yaptığı ve saatler çok mu önemli?”
Hayır, benim için hiçbir önemi yok!..
Ama, “saat”leri ve “gün”leri önemseyenler için bu teknik bilgileri aktarmayı, boynuma borç bildim!..
Öyle ya;
Bu teknik detaylar “önemsiz” ise, “vekillerin halay çekmesi” de önemsiz!.. Eğer, “vekiller”in “halay” çekmesi bir “densizlik” ise, “komutanlar”ın “golf” oynamasını ne ile izah edeceğiz?..
Sahi, kartel gazeteleri bu konuda niye sessiz?..
Dilleri, bir yerlerine mi kaçtı acaba?..
“15 askerimizin şehit olması çok önemli” ise, bu haberin“Genelkurmay'ın internet sitesi”ne konulması için niye “21-22 saat” beklendi?..
Yoksa, “e-muhtıra” vermek, “15 şehit” haberi vermekten daha mı önemliydi?..
İşin doğrusu; Şu an kafam karmakarışık...
Neyin önemli, neyin önemsiz olduğunu bilemiyorum!
Önemli veya önemsiz?..
Hangi olay kimin için önemli, kime göre önemsiz!..
İyice şaşırdım!.. Oynatmaya az kaldı!..
Oynatmadan önce şunu söyleyeyim:
Nihayetinde, ateş düştüğü yeri yakıyor!..
Gerisi, lâf-ı güzaf!..
PKK'ya davetiye değil mi?
Genelkurmay 2. Başkanı Org. Hasan Iğsız, önceki gün "akredite gazetecilere brifing" verirken, "Aktütün Karakolu'nun, şimdiye kadar çoktan kaldırılmış olacağını, ancak maddi imkânsızlıklar sebebiyle kaldırılamadığını" söylemiş!
Her şeyden önce, "böyle bir lâf"ın dillendirilmesi, bana göre "PKK'ya yapılmış bir saldırı davetiyesi"dir!.. Evet, evet, "Ey PKK, bu karakola 5 defa saldırdın, gel bir daha, bir daha saldır!.. Çünkü bu karakol, saldırılar için kolay hedeftir!" demektir!..
"Maddi imkânsızlık" meselesine gelince... "70 milyon insanın sağlığı için 10.8 katrilyon" ayıran, asker için ise 16.3 katrilyon veren bu hükümet, "birkaç karakol"un parasını mı esirgeyecek?..
"Katrilyon"ları veren hükümet, elbette "trilyon"ları da verir, "milyar"ları da?.. Genelkurmay bu parayı istedi de, hükümet vermedi mi?..
Bence, hayır!..
Hiç kimse "bahane"lere sarılmamalıdır!..

VAKİT

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*