YÖK Başkanı Teziç, bu sorulara ne cevap verecek?

YÖK Başkanı Teziç, bu sorulara ne cevap verecek?.16716
  • Giriş : 24.09.2007 / 14:09:00

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’i Çankaya’ya davet etmiş.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şamil Tayyar Cumhurbaşkanı Gül ile YÖK Başkanı Teziç arasında geçmesi muhtemel konuşmaları bugün köşesine taşıdı. İşte o yazı...

Gül, Teziç’e dese ki...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’i Çankaya’ya davet etmiş. ‘Kendi işinize bakın’ diyen Başbakan Erdoğan’a ‘Bu iş, tam da bizim işimiz’ diyen Teziç, Gül’e ne söyleyecek aslında belli.

Benim kelamım Gül’e. Acaba diyorum, Cumhurbaşkanı, YÖK Başkanı’na ‘başka işleri’ olduğunu da hatırlatsa.

Dese ki; Anayasa meselesine kafa yoruyorsunuz, iyi yapıyorsunuz, çok hoşuma da gitti. Ama bu üniversitelerin hali nicedir. Bilimsel üretim sıralamasında dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında niye Türk üniversiteleri yok?

Dese ki; 19 Mayıs, 9 Eylül, Muğla ve İnönü Üniversiteleri başta olmak üzere çok sayıda üniversitede intihal, yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları gırla gidiyor. Bir çok rektör hakkında teftiş raporları var. Bunlarla ilgili hangi işlemi yaptınız?

Dese ki; Bilimin ve çağdaş düşüncenin kaleleri sayılan üniversiteler kışlaya döndü. ‘Yüzde 95 oy alsalar bile bir şey değişmez, gerekirse darbe yapılır’ diyen İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu hala görevde mi?

Dese ki; Emekli General Hurşit Tolon’un kitabı, 19 Mayıs Üniversitesi’nde hangi saikle öğrencilere tavsiye edilip adeta ders kitabı haline getirildi?

Dese ki; Kimi rektörler kitabı defteri unutmuş, ihale takibine başlamış. Bazı üniversitelerde ‘ihale esaslı bilimsel yönetim modeli’ hayata geçirilmiş, ne gibi tedbir aldınız?

Dese ki; Nepotizm hortlamış. Eş, dost yakınları üniversitelere doluşmuş. Kartvizite göre unvan dağıtılıyormuş. Bu kadrolaşmanın sınırı yok mu?

Dese ki; Adına ister türban, ister başörtüsü deyin, veya başka bir isim takın. Ortada mağdur bir kitle var. Bu mağduriyetin giderilmesi için şimdiye kadar ne gibi çözüm ürettiniz?

Teziç cevap verebilir mi? Veremez.

O zaman Gül, hızını alamayıp dese ki; Yahu kardeşim, senin bu kurumun başında ne işin var?

Devlet ocağı, Gölbaşı Tesisleri’ne döndü

YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’in bir grup bilim adamıyla birlikte TÜSİAD için hazırladığı anayasa taslağındaki ifadeler, karşı çıktığı taslaktan daha radikal öneriler içeriyor. O günün çoğulcu ve demokrat Teziç’i gitmiş, militan Teziç’i gelmiş. Hikmeti nedir, bilmiyorum.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden tanıdığım ‘makul’ ve ‘mahcup’ adam Kemal Gürüz’ün YÖK Başkan-lığı sırasında nasıl ‘şahin’e döndüğünü de hala anlayabilmiş değilim.

En büyük şaşkınlığı ise Sezer’de yaşadım. Cumhurbaşkanı seçilirken Fazilet Partisi milletvekilleri bile Sezer’e oy vermişti. Başta Bülent Arınç. Nedeni, demokrat kimliği ve çağdaş hukuk yorumlarıydı. Özellikle son 2 yılına bakın; Sezer, 7 yıl önceki Sezer değildi. Katı devletçi olmuştu.

Süleyman Demirel’i hatırlayın. Darbe mahkumu, 6 defa gitmiş 7 defa gelmiş bir siyasi, 28 Şubat’ın mimarı olmadı mı? Tabi, Hüsamettin Cindoruk gibi koltuğu kaybettikten sonra raydan çıkanlar da var ama onları hesaba katmıyorum.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün elbette. Lakin fazla ilgili değilim, cevabını aradığım sorular başka: Acaba yöneticilerimiz devlet içi ayrı bir eğitime tabi tutuluyor mu? Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Gölbaşı’ndaki tesisleri gibi bu eğitime tahsis edilmiş bir yer var mı?

‘O da nereden çıktı?’ diye düşünebilirsiniz? Ne bileyim; Devlet ocağı, Gölbaşı tesislerini andırmaya başladı. ‘Taç giyen baş akıllanır’ özdeyişi de geldi aklıma ama emareler bu sözü refere etmedi.

Özkök’e tavsiyem

Üniversitede Makro Ekonomi dersine giren bir hocamız vardı. Okula kırmızı mercedesle gelirdi. O günkü şartlarda mercedesli hoca figürü çok yayın değildi. Bizleri teselli etmeye çalışırdı: ‘Mercedese her zaman binmiyorum tabi. Halkın arasına da karışıyorum. Onun için ayda bir defa otobüse biniyorum.’

Ertuğrul Özkök’ün ‘mahalle baskısı’ tezini dayatmadaki ısrarı, 25 yıl öncesine götürdü beni. Halka karışmayı ayda bir defa otobüse binmek olarak gören bu aydına (!) ne kadar da çok benziyor, değil mi? Ramazan’da içki reyonunun kağıtla kapatılmasını, mahalle baskısının fotoğrafı olarak manşete taşıyacak kadar zavallı.

Bu memlekette yıllardır saygıdan dolayı lokantalar perdelerini indirir, ulu orta içki satılmaz. Eskiden ‘Hac bu sene de kurbana denk geldi’ şeklinde saçma sapan haberler yapıldı. Şimdilerde moda, toplumun geleneksel değerlerini ‘AK Parti’nin oluşturduğu siyasi iklimin sonucu’ gibi görme hastalığı.

Çocukluk yıllarımda İslahiye’de şehirlerarası yoldan geçen minibüsler durdurulur, uzun saçlılar indirilip traş edilirdi. Ramazan’da lokantaların çoğu kapanır, açık olanlar camlara perde çekerdi.

İktidarda kimler vardı, AK Parti mi? Hayır. Demirel vardı, Ecevit vardı.

Özkök’e tavsiyem; Oturduğunuz site, mahalle değildir. Ayda bir defa otobüse binin gibi büyük fedakarlık bekleyemem. Hiç olmazsa yılda bir kere mahalleye inin.

STAR

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious