YÖK Başkanı'ndan iki müjde birden

YÖK Başkanı'ndan iki müjde birden.11203
  • Giriş : 24.12.2008 / 12:55:00

Hem üniversiteye hazırlanan öğrencileri hem de üniversitedeki akademisyenleri sevinderecek müjde...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ''Yeni açılan üniversitelerin kontenjanları, ikinci öğretimdeki gelişmeler, açıköğretimin bütün bölümlerinin ilerleyen zamanda herkese açık hale gelmesi ve yeni uzaktan öğretim programları sayesinde önümüzdeki yıllarda inanıyoruz, dışarıda üniversiteye giremeyen hiçbir öğrencimiz kalmayacaktır'' dedi.

Özcan, mesleki eğitimde yeni düzenlemeler ile ''Farabi Değişim Programı'' konularında bilgi vermek amacıyla düzenlenen basın toplantısında, görevde bulundukları 1 yıllık süreçte gerçekleştirdikleri çalışmalardan önemli gördüğü bazılarını anlatmak istediğini söyledi.

Yükseköğretimdeki en önemli problemin ''her yıl ortalama 1.2 milyon lise mezununa üniversitelerde yer bulmak'' olduğunu kaydeden Özcan, ''En acil ve çözülmesi gereken öncelikli problem budur'' diye konuştu.

Göreve geldiklerinden bugüne bu problemi çözebilmek için birkaç çalışma yaptıklarını ifade eden Özcan, bu çerçevede kontenjanları yüzde 25 oranında artırdıklarını belirtti. Özellikle tıp fakültelerinin kontenjanında önemli artış yaptıklarını kaydeden Özcan, 5 bin civarındaki kontenjanı 6 bin 600'e yükseltildiğini anlattı.

Kontenjan artışına paralel olarak taban puanlarının da düşürüldüğünü belirten Özcan, ayrıca ikinci öğretimin daha etkin kullanılması için bu programların kontenjanında da daha fazla artış yapıldığını söyledi.

Özcan, örgün ve ikinci öğretimindeki artışlar ile taban puanların düşürülmesi sonucunda, geçen yıllarda her 4 öğrenciden 1'i üniversiteye girebilirken bu yıl 2 öğrenciden 1'inin üniversiteye girme şansı bulduğunu kaydetti.

Son 2 yılda toplam 41 yeni üniversite açıldığını anımsatan Özcan, yeni üniversitelerin açılmasının kontenjan artışı sağlayacağına işaret etti. Özcan, bu üniversitelerin her birinin 5 bin öğrenci alacağı varsayıldığında 200 bin öğrenciye kapasite yaratılacağını ifade ederek, ikinci öğretim de dahil edildiğinde 400 bin kişilik bir kapasite sağlanmış olacağını belirtti.

Açıköğretimin daha etkin kullanılmasına yönelik çalışmalar yaptıklarını söyleyen Özcan, bu programlara daha fazla öğrenci alınması konusunda anlaşma sağlandığını, bütün bölümlerinin ''açık'' hale getirilmesiyle ilgili çalışmaların devam ettiğini, sonucun gelecek ay içinde alınacağını anlattı.

-''VAKIF ÜNİVERSİTELERİNİ DESTEKLİYORUZ''-

''Vakıf üniversitelerine bakışlarının, devlet üniversitelerine bakışlarıyla aynı olduğunu'' belirten Özcan, ''Kapasite yaratılmasında onların da çok büyük bir rolü olacağına inanıyoruz ve onların hem açılmalarını hem de faaliyetlerini destekliyoruz. Onlardan beklediğimiz sadece kontenjan artışları değil, aynı zamanda öğretim üyesi yetiştirilmesinde de devlet üniversitelerimize yardımcı olmalarıdır'' diye konuştu.

Özcan, ''Yeni açılan üniversitelerin kontenjanları, ikinci öğretimdeki gelişmeler, Açıköğretimin bütün bölümlerinin ilerleyen zamanda herkese açık hale gelmesi ve yeni uzaktan öğretim programları sayesinde önümüzdeki yıllarda inanıyoruz, dışarıda üniversiteye giremeyen hiçbir öğrencimiz kalmayacaktır'' dedi.

-ÖĞRETİM ÜYESİ YETİŞTİRİLMESİ-

Yükseköğretimde önemli gördükleri ikinci öncelikli sorunun öğretim üyesi yetiştirilmesi olduğunu söyleyen Özcan, bu çerçevede yaptıkları çalışmalara değindi.

Öğretim üyesi dışındaki öğretim elemanlarının atanma süreçlerinin yeniden düzenlendiğini ifade eden Özcan, ''yeni sistemde subjektif unsurların minimize edilerek, nesnel sınavlardan elde edilen başarı puanlarının temel belirleyici hale getirildiğini'' kaydetti.

Özcan, ''Bu değişiklik bizce Türk yükseköğretiminde yapılan en radikal değişikliktir. Bu, TUS'a benzer bir sistemdir, sadece merkezi yerleştirme bileşeni yoktur. Zamanında TUS için de bazı eleştiriler ortaya atılmıştı ama şimdi herkes TUS'tan son derece memnundur. İnanıyoruz ki yakın bir zamanda bu sistemin güzellikleri herkes tarafından takdir edilecektir ve yükseköğretimimizde kalitenin yükseltilmesi için atılmış en önemli adımlardan bir tanesidir'' diye konuştu.

Türkiye'de 94'ü devlet üniversitesi olmak üzere toplam 130 üniversite bulunduğunu anımsatan Özcan, üniversitelere öğretim üyesi yetiştirilmesi amacıyla MEB ile işbirliği içinde yurt dışına master ve doktora için bu yıl 1400 öğrenci gönderilmesinin planlandığını ancak sınavda 900 civarındaki öğrencinin başarılı olabildiğini, bunlardan da ancak 750'ye yakınının taahhüt imzalayacağının tahmin edildiğini belirtti.

Özcan, bu rakamı 1400'e tamamlamak için 2009 yılı içinde bir başka sınav açılacağını bildirdi.

Yusuf Ziya Özcan, öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak amacıyla doktora derslerini tamamlayarak yeterlilik sınavlarını geçmiş genç akademisyenleri Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki üniversitelerden başlamak üzere, 1 yıllığına yurt dışına göndermeye karar verdiklerini ifade ederek, bu konudaki çalışmaların tamamlandığını söyledi.

Özcan, ''Büyük bir olasılıkla yeni yılda bu programı da hayata geçireceğiz. Ayrıca bu konuda vakıf üniversitelerini de teşvik etmekteyiz. Onlarla bugünlerde toplantılarımız devam ediyoruz. Onlar da bizim koyduğumuz ölçüler çerçevesinde öğretim üyesi yetiştirmeye katkıda bulunacaklardır'' dedi.

-ÖĞRETİM ÜYESİ HAVUZU-

Mevcut öğretim üyelerinden daha etkin yararlanılması için üniversiteler arasında işbirliğini güçlendirmek istediklerini anlatan Özcan, bu konuda iki işbirliği yapıldığını ancak bunu diğer üniversitelere de yaygınlaştırmak istediklerini söyledi.

Özcan, ''Bir bölgedeki birbirine yakın olan bütün üniversitelerin, öğretim üyelerinden daha etkin bir şekilde faydalanmasını arzu ediyoruz'' diye konuştu.

Öğretim üyelerinin az bulunduğu bazı bölgelerde ''uzaktan eğitim'' yönteminin kullanılacağını kaydeden Özcan, bu yöntemin dünyada giderek yaygınlaştığını ifade etti. Özcan, Hakkari, Şırnak gibi illerde uzaktan eğitim yönteminden yararlanmak istediklerini söyledi.

Ön lisans konusunda uygulanan uzaktan eğitim yönteminin bu yıl ilk kez Sakarya Üniversitesi'nde lisans programında da uygulandığını ifade eden Özcan, ''Eğer başarılı bir uygulama olursa bu uygulamayı diğer üniversitelere de yaymakta tereddüt etmeyeceğiz'' dedi.

Özcan, lisans programlarında uygulanan ''çift diploma'' sistemini, meslek yüksekokullarına da getireceklerini bildirerek, bunu ABD ve Almanya'daki bazı üniversitelerle gerçekleştirmek istediklerini ifade etti.

Eğitimin kalitesinin yükseltilmesine önem verdiklerini ifade eden Özcan, bu çerçevede Bolonya Süreci'ne önem verdiklerini vurguladı. Özcan, bütün üniversitelerde ''Bolonya Ofisi'' açılması ve sürecin takip edilmesi konusunda çalışmaların devam ettiğini anlatarak, ''İnanıyoruz ki bu çalışmalar sonucunda, biliyorsunuz yayınlar sıralamasında 19. durumdayız, bir-iki yıl içinde 15. sıraya yükselmek hem başarılarımızın hem de kalitemizin bir göstergesi olacaktır. İdealimiz biraz daha ön sıralara çıkmaktır'' diye konuştu.

-''TAM GÜN YASASINA SON ŞEKLİ VERİLİYOR''-

Maliye, Milli Eğitim, Sağlık bakanlıkları ve DPT ile iyi ilişkiler içinde olduklarını söyleyen Özcan, şöyle konuştu:

''Özellikle Sağlık Bakanlığı ile gayet olumlu çalışmalar yapmış ve sonuçlar almış durumdayız. Üniversite hastanelerinden kesilen döner sermayeden devlet payı yüzde 15'ten yüzde 5'e indirilmiştir. Tıpta Uzmanlık Komisyonu 5 yıl aradan sonra yeniden çalışmaya başlamıştır. Tıp kontenjanları bin 600 civarında artırılmıştır. Hemşirelik kontenjanları neredeyse iki misline çıkarılmıştır. 25 bin hemşire için lisans tamamlama konusunu Anadolu Üniversitesi ile imza aşamasına getirdik. 'Tam gün' yasasına, YÖK ile Sağlık Bakanlığı uzmanları tarafından bugünlerde son şekli verilmek üzeredir.''

Özcan, üniversitelerdeki döner sermayelerle ilgili sorunların giderilmesine yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.

-''ÜNİVERSİTEYE VERİLEN ÖNEM ÖZLÜK HAKLARINA YANSIMIYOR''-

Üniversite personelinin özlük haklarıyla ilgili sorunların çözülmesi gereken acil sorunlardan biri olduğunu kaydeden Özcan, akademisyenlerin mukayese edildiği meslek gruplarıyla aradaki farkın açıldığını, bunun kapatılması gerektiğini söyledi.

Özcan, ''Üniversiteye verilen önem, maalesef üniversitede çalışanların özlük haklarına yansımamaktadır. 2008 yılı içinde araştırma görevlileri için 172 YTL'lik artış sağlanmıştır. Başbakanımız, 2009 yılının ilk 6 ayında da benzer bir artışın yapılacağını bana söylemişlerdir'' dedi.

Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki üniversiteler için ''Geliştirme Ödeneği''nin yeniden düzenleneceğini belirten Özcan, ''Milli Eğitim Bakanı, geçen gün bana Bakanlar Kurulu'nun ilk toplantısında meselenin ele alınacağını söyledi. Böylece Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki illerde çalışan özellikle yeni açılmış üniversitelerde çalışan öğretim elemanlarının maaşlarında oldukça bir artış sağlanacaktır'' diye konuştu.

Özcan, ''Teknoloji transferleri'' konusuna da değinen Özcan, Türkiye'nin hem patent hem de teknoloji transferi konusunda oldukça geri kaldığını belirterek, üniversitelerde teknoloji transferine konu olacak birçok yenilik bulunduğunu tahmin ettiklerini, ancak bu konu dikkatli şekilde ele alınmazsa ''buluşların'' kaybolup gideceğini söyledi.

Bunların ortaya çıkmasını istediklerini ifade eden Özcan, ''Teknoloji transferi bu işi yapmak için en iyi yollardan biridir'' dedi.

Özcan, açıklamasını ''Hem kurum içinde çalışanlara hem de bize destek veren hükümete, Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, bize yardımcı olan bakanlarımıza teşekkür ediyorum. Bugüne kadar hiçbir istediğimizi geri çevirmediler. Bizden beklenen de başarılı olmaktır. Bunlar daha ilk projelerimiz. Yakında çok daha iyi projelerle karşınızda olmayı ümit ediyoruz'' diyerek tamamladı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, rektör atamalarına ilişkin, ''Cumhurbaşkanı böyle bir yetkiyi kullanmak istemediğini söyledi. YÖK'ün değil de benim fikrimi sorarsanız, ben YÖK'ün de aradan çekilmesini isterim'' dedi.

YÖK'te, mesleki ve teknik yüksek öğretimin yeniden düzenlenmesine ve Farabi Değişim Programı'na ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Toplantının açılışında YÖK'teki çalışmalarla ilgili bilgi veren Özcan, daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Sorulara geçilmeden önce gazetecilerin kendisine ÖSS ile ilgili soru soracağını öğrendiğini söyleyen Özcan, ''ÖSS ile ilgili çalışmalar Ocak ayının ortasına kadar belli değil. Komisyon bu konuda çalışıyor. Onların çalışması bitmeden benim bir şey söylemem doğru olmaz'' dedi.

Özcan, Dokuz Eylül Üniversitesindeki rektör atamasına ilişkin ise şu ana kadar kendilerine tebliğ edilmiş bir konunun olmadığını bildirdi.

Yardımcı doçentlerin atanmasında nasıl bir düzenleme yaptıklarının sorulması üzerine Özcan, yasa çıkarttıklarını, atamalarda üniversitelerin kendi kriterlerini kendilerinin koyacağını söyledi.

''Mesleki yüksek eğitimde öğrencilerin ABD'ye gideceğini söylediniz. Hangi alanlardaki öğrenciler gidecek?'' sorusuna Özcan, ''Alanlar belli değil ama şöyle bir yol izlemeyi düşünüyoruz: Tespit ettiğimiz 7 meslek yüksekokulu var. Buralarda biraz daha İngilizce bilen öğrenci olduğunu öğrendik. Bu 7 okulu, 'pilot okul' alarak çok küçük ölçekli başlayacağız. Bu denemeden sonra yaygınlaştırılmasına çalışacağız ama büyük ölçekle başlamak gibi bir planımız yok'' yanıtını verdi.

Bir gazetecinin, ''ÖSS yerine tamamen yeni bir sınav sisteminin getirilmesine ilişkin çalışma''nın hangi aşamada olduğu sorusuna Özcan, ''Öyle olabilir ki bizim bu sene yapacağımız değişiklikler herkes tarafından beğenilir. Belki başka bir şey de yapmayız. Onun için şimdiden bir şey söylemem mümkün değil'' dedi.

Prof. Dr. Özcan, meslek yüksek okullarında sınavsız geçişin kaldırılmasına ilişkin bir soruyu, ''Sınavsız geçişin kaldırılması, ÖSS'de yapılacak değişikliklerle ilintili olduğu için o meseleyi Ocak'ın ortasına kadar bırakıyoruz. Üniversiteyle ilgili ne değişiklik yapacağımız belli olduktan sonra o meseleye karar vereceğiz'' diye yanıtladı.

İstanbul Üniversitesi rektör adayları arasında birinci sırada yer alan aday yerine ikinci sırada yer alan adayın isminin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e gönderildiğinin hatırlatılması üzerine Özcan, ''İstanbul Üniversitesinin rektör seçimi Cumhurbaşkanımıza yollandı. İstiyorsanız Cumhurbaşkanımız karar vermeden bir şey söylemeyelim. Biz tercihimizi yaptık, yolladık'' diye konuştu.
''(Özür diliyoruz) kampanyasına çok sayıda öğretim üyesi imza attı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?'' sorusuna karşılık Özcan, projeler dışında bu tür sorular sorulmasını uygun görmediğini söyleyerek, cevap vermedi.

-GELİŞTİRME ÖDENEĞİ-

Bir gazetecinin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görev yapan öğretim üyelerinin geliştirme ödeneğinin iyileştirileceğini söylediğini anımsatması üzerine Özcan, ''O zaten var ama oradaki rakamları yükselttik'' dedi.

Konuya ilişkin söz alan YÖK Başkanvekili Ömer Demir, şöyle konuştu:

''Üniversitelerin geliştirme ödeneğinin bir limiti var. Kanunun verdiği yüzde 500'e kadar artırılabilir. Yeni kurulan üniversitelerde bizim önerimiz, bu aynı limitin kullanılması. Şu ana kadar yüzde 350 limit kullanılıyordu. Bunun yüzde 500 limite çıkarılması... Bu, değişik öğretim üyesi aşamalarında fark yaratıyor. Bir profesör için 600-700 milyona kadar fark getirebiliyor.

Geliştirme ödeneğini kanunun verdiği en üst sınırda ödeme şeklinde bir teklifimiz oldu. Milli Eğitim Bakanlığı sanırım bu teklifi Bakanlar Kurulu kararına dönüştürecek.''

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan da konuya ilişkin olarak, geliştirme ödeneğiyle bir iyileştirme olduğunu belirterek, ''Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yeni üniversitelerde çalışan öğretim üyelerine daha fazlasını yapmamız lazım. Artık 'misli' ile konuşmamız... Gerçekten bu yaptığımız iyileştirmeler beklenilen, güzel şeyler. Bir katkısı olacaktır ama bizim daha fazlasını yapmamız gerekiyor'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül'ün rektör atama yetkisiyle ilgili sözlerinin hatırlatılması ve bu konudaki önerisinin sorulması üzerine Özcan, ''Cumhurbaşkanı böyle bir yetkiyi kullanmak istemediğini söyledi. Bu bir Anayasa Değişikliği meselesi. YÖK'ün değil de benim fikrimi sorarsanız, ben YÖK'ün de aradan çekilmesini isterim. Cumhurbaşkanımız da böyle bir irade belirtti. Anayasa Değişikliği gerektirdiği için belki zor olabilir bu'' diye konuştu. Bu konuda nasıl bir yol önerdiği sorusuna karşılık Özcan, ''Üniversiteler halletsin veya başka bir yol bulunsun'' yanıtını verdi.

-CELAL ŞENGÖR DOSYASI-

Bir gazetecinin, Celal Şengör dosyasını hatırlatarak, konunun Yüksek Disiplin Kurulunda ne zaman ele alınacağını sorması üzerine Özcan, ilk toplantılarında konunun ele alınacağını söyledi.

''Celal Şengör'ün cezasının neden yetersiz bulunduğu'' sorusuna karşılık Özcan, Şengör'e atfedilen suçun disiplin yönetmeliğinde bir karşılığı olduğunu, daha önceden aynı durumda olan öğretim üyelerine ceza verildiğini hatırlattı. Özcan, şunları söyledi:

''Celal Şengör'ün hiçbir ayrıcalığı olduğuna inanmıyorum. Başkalarına ceza veriliyorsa Celal Şengör'e de böyle bir ceza verilebilir. Benim iddiam oydu. Yaptığım çok olmadık bir şey değildir. Her zaman yapıyoruz. Denetleme Kurulundan geldi, çoğu zaman Disiplin Kuruluna havale ediyoruz bu tip dosyaları. Ben de Disiplin Kuruluna havale ettim tekrar bakılsın diye. Her zaman yaptığımız mutat işlerden birisidir.''

YÖK Başkanvekili Ömer Demir, bir soru üzerine, YÖK Denetleme Kurulu üyelerinin sayısının yetmediğini belirterek, şöyle konuştu:

''Denetleme Kurulu üye sayımız hakikaten şu andaki üniversite sayıları karşısında yetersiz. Çalışma usulünde çok önemli bir değişiklik yapmadan, çünkü çalışma usulünde sorun yok, sayıda sorun var. Sayının artırılması için düzenleme yapılabilir. Bu da çok büyük teknik bir çalışma değil. Bir yasal düzenleme aşamasında. Parlamentoya bir kanun gideceği zaman orada bu sayının artırılmasıyla ilgili bir şey yapılabilir.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*