YÖK'ten 'üniversiteye giriş' için yeni model

YÖK'ten 'üniversiteye giriş' için yeni model.7325
  • Giriş : 27.02.2007 / 00:00:00

YÖK, üniversiteye yerleştirmelerde ilk olarak “Ortaöğretim Bitirme Sınavıönı ardından da özel yetenek ve sınavsız geçiş hariç iki ayrı sınavı öngören modele son şeklini verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


YÖK, 2006 yılının haziran ayında açıklanan “Türkiye’nin Yükseköğretim Stratejisi" adlı rapora öğretim üyesi, üniversite idari personeli, öğrenci, bürokrat ve iş dünyasından 7 aylık süreçte alınan görüşler çerçevesinde son şeklini verdi. Raporun son şekli YÖK Başkanı Prof.Dr. Erdoğan Teziç tarafından dün akşam saatlerinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e sunuldu.
YÖK’ün haziran ayında açıkladığı ve Öğrenci Seçme Sınavı’na yönelik sert eleştiriler ile üniversiteye girişte yeni bir modelle dikkat çeken raporun son şeklinde de yeni model korundu.

ÖSS DERSHANEYİ DAHA DA ÖNE ÇIKARDI
Raporun “Üniversiteye Geçişte Yeni Sınav ve Yerleştirme Önerisi" başlıklı bölümde, yükseköğretime giriş sınavının kısa tarihçesine değinilirken, 2006 yılında uygulamaya konulan ÖSS’nin “dershane faktörünü" azaltmak amacıyla getirildiğini ancak tersi bir sonuç yaratarak “okulları devre dışı bıraktığıö, dershaneyi daha da öne çıkardığı kaydedildi. Şu anda uygulanmakta olan sistemin, bazı sorunlara çözüm getirebileceği ancak uzun erimde sorunların çözümünde yeterli olmayacağı vurgulanan raporda, ÖSS’nin en olumsuz yönlerinden birinin, çoktan seçmeli test yöntemini uygulama zorunluluğu olduğu kaydedildi. “Getirilecek yeni sistem, en azından aşamalı olarak, çoktan seçmeli soruların yanında açık uçlu soruların da yer almasını imkan vermelidir" denilen raporda, ÖSS’nin diğer bir olumsuzluğunun da tüm alanlara neredeyse aynı sorunların sorulmasından kaynaklandığı belirtildi. İnşaat mühendisliğine girecek öğrenciyle tıp ya da psikoloji lisans programına gidecek öğrencilerin, aynı tür soruları seçmesinin savunulamayacağını ifade edilen raporda, yeni bir sistem önerisinin söz konusu olumsuzlukları dikkate alarak düzenlenmesi gerektiği bildirildi.

ÜNİVERSİTEYE GİRİŞTE YENİ MODEL
Cumhurbaşkanı Sezer’e sunulan raporda, ÖSS’nin olumsuzluklarını ortadan kaldırmaya öngören yeni bir modele de yer verdi. Yeni modelde, üniversiteye geçiş sürecinin önkoşulu, istisnasız tüm lise mezunu öğrencilerin “Ortaöğretimi Bitirme Sınavı" girmesine bağlanıyor. Bu sınavın ardından 4 ayrı yolla üniversiteye yerleşme imkanı getirilen sistemde, “Ortaöğretimi Bitirme Sınavıönın ardından gerekli şartları taşımalı durumunda isteyen öğrenciler sınavsız geçiş yöntemiyle 2 yıllık meslek yüksekokullarına yerleşebilecek. Yine “Ortaöğretimi Bitirme Sınavı"nın ardından üniversitelerin özel yetenekle öğrenci alan bölümlerine girebilmek için özel yetenek sınavına da başvurulabilecek.

YENİ MODELİN BELİRLEYİCİ SINAVLARI
Şu andaki sistemde de uygulanan sınavsız geçiş ile özel yetenek sınavının dışında öğrenciler, üniversitelerin 2 yıllık önlisans ve 4 yıllık lisans programlarına girmek için iki ayrı sınav türünde yarışmak zorunda.

ÖNLİSANS VE BAZI LİSANS PROGRAMLARI İÇİN TDSS
Raporda üniversitelerin iki yıllık önlisans programları ile bazı lisans programları için öğrencilerin Temel Düzey Seçme Sınavı’na (TDSS) girmesi öngörülüyor. Tüm lise türlerinin ortak müfredatına dayalı ve 2006 yılından önce uygulanan ÖSS’ye benzeyen bir sıralama sınavı şeklinde gerçekleştirilecek TDSS’de baraj puanı uygulaması olmayacak. Öğrenciler TDSS puanlarına paralel olarak YÖK tarafından belirlenen 2 yıllık meslek yüksekokulları ile bazı 4 yıllık lisans programlarına başvuracak, ÖSYM de adaylar arasında yerleştirme yapacak.

HUKUK, TIP, MÜHENDİSLİK İÇİN DDSS
Üniversitelerin tıp, mühendislik, hukuk gibi “iyi derecede temel donanımı" öngören bölümlerinde eğitim almak isteyen öğrenciler ise yeni sisteme göre, Ders Düzeyi Seçme Sınavı’na (DDSS) girmek zorunda. Raporda, “sıralama niteliğinde, ileri düzeyde" bir sınav olarak tanımlanan DDSS’nin haziran ayının ikinci yarısında, birbiri ardından gelen haftalarda dört aşamada gerçekleştirilebileceği kaydedilirken, aşamaların “matematik, sosyal bilimler, fen bilimleri ve Türkçe-yabancı dil" ile ilgili ders düzeylerindeki sınavlar olacak. Yerleştirmelerde, puan türü başarısı yerine ilgili programın matematik, sosyal, fen ya da Türkçe-yabancı dil ağırlık olmasına bakılarak belirlenecek derslerdeki başarı puanı esas alınacak. Raporda, “Sözgelimi, Tıp Fakülteleri; matematik, biyoloji, kimya ve Türkçe, İnşaat Fakülteleri; matematik, fizik ve Türkçe, Temel Bilimler alanında Fizik lisans, fizik ve matematik ders başarıları esas alınabilir" denildi. Yeni sisteme göre, öğrenciler dört aşamalı DDSS’nin tüm aşamalarına ya da bir sınav aşamasındaki tüm derslerin sınavına girmek durumunda kalmayacak; istediği bölümün ders ağırlık niteliğine göre belirlenen aşamasına girebilecek ya da o aşamadaki bir dersin sorularına yanıt verebilecek.

DDSS SINAV SİSTRESİ AZALTACAK
Raporda tıp, mühendislik, hukuk gibi alanlara yerleşilmesini sağlayacak DDSS’nin geçmişte uygulanan sınavlara göre daha kapsamlı ve güvenilir olacağı kaydedildi. Sınav sürelerinin ve zaman içinde yayılımının artmasıyla sınavın zamana karşı bir yarış olmaktan uzaklaşacağı, öğrenciler üzerinde yaratacağı stresi azalacağı belirtilen raporda şöyle denildi:

ÜNİVERSİTELER İSTEDİĞİ ÖĞRENCİYİ ALABİLECEK
“Böyle bir sistem içinde üniversiteler ve bölümler hangi nitelikte öğrencileri alabileceklerini kendileri kararlaştırabileceklerdir. Bu yöntem, seçilen öğrenci ve verilen programların uyumunu kolaylaştıracağı gibi, üniversitelerin ve bölümlerin kendilerini farklılaştırmasına da olanak verecektir.

DERSHANE GEREKSİNMESİ ARTMAYACAK
Ayrıca bu sistem, dershane gereksinmesini artırmayacak ve belki de öğrenciler daha az alandan sorumlu olacağı için sınava gireceklerin sayısı azalacaktır."

AÇIK UÇLU SORULARDA SORULABİLECEK
Raporda yeni sisteme şema şeklinde de yer verilirken, faydaları arasında “ortaöğretimde, okuldaki eğitimin öne çıkarılması, dolayısıyla ortaöğretimde niteliğin artması" ile “çoktan seçmeli soru türüne bağımlılıktan kurtulma fırsatı" da sayıldı.
Raporda, kamuoyundan yeni modele gelebilecek tepkiye de dikkat çekildi. Sistemin “2-3 haftalık sınavlar zinciri" ve ÖSYM’nin yükünü artırması nedeniyle ilk aşamada tepki alabileceği vurgulanan raporda, “Ancak önerilen sistemin avantajları, bu yeni yüklerin taşınmasına değecektir" denildi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious