'Yönetimde İslami bir model sunmuyoruz'

  • Giriş : 08.06.2006 / 00:00:00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti ile birlikte Türkiye'ye İslami bir model sundukları eleştirilerine karşı çıkarak, ''Biz demokratik, laik, sosyal bir hukuk devlette muhafazakar demokrat bir yaklaşım ortaya koyduk'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Erdoğan, "Bizim partimizin kuruluş günü 'bu din eksenli bir parti değildir.' dedik. İnsan eksenli bir parti olduğunu söyledik. Bunu da Şeyh Edebali'nin, 'İnsanı yükseltki devlet yükselsin' sözleriyle taçlandırdık. Anlayışımız budur." şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, dünyanın en iyi işletme okullarından biri olan Wharton University of Pennslyvania'nın 125. kuruluş yıldönümü kapsamında İstanbul'da düzenlediği toplantıya katıldı. Çırağan Sarayı'ndaki toplantıda Erdoğan, bu okuldan mezun olan dünyanın değişik bölgelerinden gelen 300'ün üzerindeki üst düzey yöneticiye Kıbrıs politikasından, AB üyeliği perspektifine, global terörizmden, medeniyetlerarası ittfaka, Türkiye'nin ekonomideki değişiminden yatırım ortamına kadar birçok konuda görüşlerini açıkladı. Yaklaşık bir saatlik konuşmasının ardındna Başbakan Erdoğan Wharton mezunlarının sorularını yanıtladı.

Gelen sorular Başbakan Erdoğan'ı şaşırttı. Türkiye'nin İslami modelli bir parti tarafından yönetilip yönetilmediği yönünde gelen bir soruya Erdoğan, "Bu arkadaş İslami modeli nereden çıkardı anlamıyorum." karşılığını verdi. Erdoğan cevabının devamında şunları söyledi: "İslam modeli diye bir model sunmadık. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinin lideri olarak muhafazakar demokrat bir yaklaşım ortaya koyduk. Bizim partimizin kuruluş günü 'bu din eksenli bir parti değildir.' dedik. İnsan eksenli bir parti olduğunu söyledik. Bunu da Şey Edebali'nin, 'İnsanı yükseltki devlet yükselsin' sözleriyle taçlandırdık. Anlayışımız budur. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hedefi doğrultusunda, Cumhuriyetimizi muassır medeniyelrtin üzerine çıkarma hedefimiz var. Bu hedefi gerçekleştirmek için gece gündüz demeden yolumuza devam ediyoruz. Yolumuza devam edeceğiz. Modeller konusunda bizim kimliğimiz muhafazakar demokrattır. Ekonomide liberal ekonomiden istifade ediyoruz. Devletimiz de demokratik, laik, hukuk devletidir. Bütün inanç gruplarına eşit mesafedeyiz."

Türkiye'de dinin gereğini yerine getirmeye gayret edenlerin az veya çok ölçüde bulunduğunu belirten Erdoğan, "Bunlar da her ülkede, mevcut dine sahip insanların kendi aralarında bu dinin gereklerini 'az oranda yerine getiriyorum, biraz daha fazla getiriyorum' diyenler neyse Türkiye'deki durum da budur." dedi.

Başbakan Erdoğan, "Türkiye'de örneğin şahsımın siyaset yapmasını yadırgayanlar bunu farklı şekilde eleştirenler de oluyor. Şüphesiz biz bunun gerektiği yer ve zamanda cevaplarını veriyoruz. Türkiye'de bu noktada bir şeyi anlamamız lazım. Dindar olan insanların siyaset yapması ile bu noktada daha az dindar olanlarn siyaset yapması farklı algılanıyor. Bir sıkıntı bir endişe burada yok. Ama bazı provakatif çıkışlar gelişmeler zaman zaman olabiliyor." şeklinde konuştu.

Türkiye'de köktendinci kesimlerin olup olmadığı ile ilgili bir soruya ise Erdoğan şöyle yanıt verdi: "Kökten dediklerimiz, çok çok marjinal gruplardır. Çok marjinal grupların Türkiye'de ağırlıklı bir esintisi söz konusu değildir. Medeniyetler ittfakı anlayışı içerisinde şunu iyi yakalamalıyız. Herşeyden önce olay düşünce noktasındaysa, fikir bazındaysa buna tüm insanlığın katlanması lazım. Ama düşünce bazında değil silahlı eylem bazında ise buna da hep birlikte karşı çıkmamız lazım. Çünkü şiddetle, silahla bir fikir kabul ettirmek mümkün değil. Bu insani değil. Biz 10 yıl sonrası için bugünden çok daha özgürlükler ülkesi bir Türkiye'nin temellerini atıyoruz. 3,5 yılda Kopenhag Kriterleri sayesinde geldiğimiz nokta bir çok AB ülkesinden bile çok iyi konumda. Daha da iyi noktalara geleceğiz."

Bu arada Başbakan Erdoğan'ın toplantı öncesinde katıldığı Türk-Arap Ekonomi Forumu'nda bazı tatsız olaylar da meydana geldi. Erdoğan'ın Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ve Irak Başbakan Yardımcısı Behram Saleh ile yapacağı ikili görüşmesi sırasında korumalarla basın mensupları arasında sert tartışmalar yaşandı. Korumaların, basın mensuplarının görüşmelerin yapıldığı bölüme girmelerini engellemesi tartışmaların doğmasına neden oldu. İçeride başka basın mensuplarının olmasına itiraz eden gazeteciler duruma tepki göstererek içeri girmek istedi. Korumaların sert şekilde engel olmaya çalışması sırasında kısa süreli arbede yaşandı. Başbakan basın sorumlusunun devreye girmesi problem çözüme kavuşturuldu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious