[Yorum] Gece vakti Paris

  • Giriş : 21.11.2005 / 00:00:00

FRANSA - Paris’in varoslarindaki isyanlar basladiginda ben Güney Afrika’da Kuzey Cape’te [Cape Town’in kuzeyinde] küçük bir kasaba olan Calvinia’da bulunuyordum. Oradaki manzara saf ve hos, fakat issizdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Evlerin giris kapilari hiçbir zaman kilitlenmiyordu, hiç kimse gece vakti sokakta dolasmaktan çekinmiyordu, cinayet alisilmamis bir sey olarak görülüyordu. Bölge müzesinde altmis yil önce gerçeklesmis olan bir cinayete özel bir yer ayrilmisti. Baska bir ifadeyle, cinayet müzede ilgi çekecek derecede olagandisi bir hadiseydi. Kuskusuz Calvinia küçük bir yerdir. Az insan az probleme yol açar. Yine de, öte yandan Güney Afrika’da uzun yillar hakim olan irkçi sistem tam anlamiyla insafsiz bir rejimdi ve insanlarin renk ve irklarina göre ayrima tabi tutuldugu bir dislayiciligi esas aliyordu. Halbuki bugün, Calvinia gibi çogunlugunu renkli insanlarin olusturdugu küçük bir kasabada farkli irk ve kökenlere mensup bütün insanlar hep birlikte baris içinde yasiyorlar. Bu uyum pek hak edilmemis gibi görünüyor. Irkçi sistem travmatik nefret ve öç alma duygularina da yol açabilirdi. Fakat, öyle görünüyor ki, insanlar sonradan yanlis politikalarin ve zalimane uygulamalarin üstesinden gelebilmislerdir.

Fransiz degerleri iflas etti

Fransa’daki olaylari duydugumda Calvinia’daydim. Ilk bakista oradaki durum Güney Afrikalilarin yasadiklarindan tamamiyla farkliydi. Fransa su anda oldugu gibi, hiçbir zaman irkçilikla bas edemeyecek. Bunun tam tersi dogrudur. Özgürlük, esitlik ve kardeslik Fransiz devriminin anahtar kelimeleridir. Bugün bile, bunlar laik Fransiz devletinin halihazirdaki isleyisinde temel köse taslari olmaya devam ediyorlar. Esitlik cumhuriyet için son derece önemlidir. Bazen bu prensip, devlet okullarinda basörtüsünün yasaklanmasini da içeren tekdüze davranislarin empoze edilmesine bile bahane olabilmistir. Açik söylemek gerekirse, baskalari tarafindan sik sik esitligin baskenti olarak görülen ve kendi kendisini de kesinlikle öyle gören bir dünya baskentinde bu sekilde etkin isyanlarin bas göstermesi oldukça sasirticidir. Bu açik çeliski nasil izah edilebilir?

Müsaade ederseniz bir baslangiç olarak söyle bir mütalaada bulunmak istiyorum. Belki de hayatta ve toplumda gerçeklesen her sey izah edilebilir degildir. Bu, her zaman hükûmetlerin veya siyaset yapicilarin sorumlu oldugu saçma sapan seylerin gerçeklesiyor olmasi sebebiyle degildir. Vatandaslar, kendileri mükemmel olmadiklari halde siyasi liderlerden her zaman mükemmellik ve parlaklik beklerler. Depremlerden sonra insanlarin yagmacilik yaptiklarini söylemek yanlis olmasa gerek. Ölen bir kisinin soyulmasi istisnai bir durum degildir. Bazi zamanlar, Futbol fanatikleri arasinda bos vakitlerini hirgür çikarmak ve sehirde tahribat yapmak için harcayan son derece vasifli genç insanlarin bulundugu teshis edilmistir. Bütün bu davranis sekilleri basarisiz hükümet politikalarinin bir sonucu mudur? Ben böyle olmadigini düsünüyorum. Insanlar mükemmel olmadiklari sürece ki, böyle bir sey asla gerçeklesmeyecektir, toplumdaki uyum da hiçbir zaman tam olamaz. Insanlarin ölümden korktuklari için siyasilerin önerdikleri sekilde tam bir uyum beklentisi içinde olduklari seklinde bir düsünce bile ortaya atilabilir. Hepimiz biliyoruz ki hayat güzel olabilir, ancak yine de sonunda hepimiz ölecegiz. Çatismalarin, isyanlarin, sikintili dönemlerin bulunmadigi, mükemmel, uyumlu bir toplum ancak tahammül edilemeyen fanilik düsüncesini unutmak için yegane yol olabilir.

Ideolojik yaklasim, gerçekleri örtbas etti...

Her seye ragmen, elbette ki Fransa’daki problemleri sadece çözümü imkansiz olarak tanimlamak son derece kolaycilik olacaktir. Insan tabiatinin noksanligi her seyi izah etmez. Ayni zamanda Fransa da, Fransiz siyaset düsüncesi ile yakindan ilintili olan ve genel olarak ilk bakista anlasilabilecek bazi temel hatalar yapmistir. Gerçekten de, efsanevi esitlik kavrami tartismali olan bir temel kavramdir. Elbette ki esitlik aslinda oldukça müspet bir kavramdir. Bununla birlikte, Fransa’da oldukça tipik bir sekilde görüldügü gibi, teorik, ideolojik maksatlarla kullanildiginda artik böyle olmaktan çikar. Öyleyse, esitlik uygulamada gerçek olamayacak kadar kutsal bir prensiptir. Fransa’da esitlik her zaman, mevcut olmasi gerektigi için mevcuttur. Ve tam da bu noktada bir problem vardir. Dobra dobra söylemek gerekirse, ideolojik maksatlarla bulunmasi gereken ancak gerçekte olmayan seyler hiçbir zaman gerçeklestirilemezler. Esitsizlik düsünülemeyecek bir sey oldugu için gerçek esitlik de hiçbir zaman hayata geçirilemez. Esitsizlik tam olarak ele alinmis degildir, çünkü esitlik prensibinin kutsal mahiyeti muhtemel zorluklar hakkindaki herhangi bir tartismayi son derece problematik hale sokmaktadir. Elbette ki, hepimiz Fransa’daki esitligin daha çok teorik olarak kaldigini biliyoruz. Cezayir kökenli fakir bir delikanli, en azindan teorik olarak Sen nehrinin kenarinda güzel bir apartman dairesi satin alabilir. Yine teorik olarak, ayni kisi aksam yemegini Jean-Paul Sartre’in esitlik üzerine güzel felsefi fikirlerini gelistirdigi fantastik bir restoranda yiyebilir. Halbuki pratikte, Sartre’in temel eserlerini yazdigi yerlere varoslarin fakir insanlari hiçbir zaman giremezler. Islerin gidisati iste böyledir: Esitlik kulaga hos gelir, fakat somut hale gelebilmesi bazi zamanlar oldukça pahaliya mal olur.

Açikçasi, Fransiz politikacilarinin hayli ideolojik yaklasimi, bazi problemleri üstesinden gelinemez hale getirirken bazi sorular hiçbir zaman sorulamaz. Birtakim prensiplerin kutsalligi, gerçegin onunla alakali kisminin daha fazla göz ardi edilmemesini zorunlu hale getiriyor. Esitlik mevcut olmak zorundadir. Esitlik herkes tarafindan dogru kabul edilen bir mefhumdur. Öyleyse onun hakkinda hiçbir soru sorulamaz. Ve evet, okullardaki basörtüsü meselesi ile ilgili olarak da benzer bir davranis tarzina sahit oluyoruz. Basörtüsü yasaklanmistir ve bunun bir sonucu olarak artik hiç kimse sayet yasaklama karari alinmasaydi kimlerin basini örtüyor olacaklari konusunu düsünmüyor. Basörtüsünün olmayisi aldatici bir görünümü yansitiyor, halbuki gerçegi perdelemektedir. Benim sonucum basit olabilir. Elbette ki hükümetler toplumda uyumu tehlikeye sokan bütün problemleri çözemezler. Fakat, yine de, Fransa, zaman zaman ideolojinin toplumdaki acil problemlere gerçekçi bir yaklasimi yasakladigi özel ve kendine has bir ülkedir. Ideolojinin galip oldugu yerde, gerçek görünmez olur.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious