Yük olmaya değil yük almaya geliyoruz

  • Giriş : 27.03.2007 / 00:00:00

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AB'ye üyelik konusunda, ''Yük olmaya değil, yük almaya geliyoruz'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, 50. kuruluş yıldönümünü kutlayan AB ve Türkiye-AB ilişkileriyle ilgili görüşlerini ifade etti. AB'nin kuruluşu ve tarihsel gelişimine değinen Erdoğan, bugün 27 üyeli AB'nin, ''siyasi değerler bütünü'' olduğunu kaydetti.

Avrupa Ekonomik Topluluğunun (AET) hemen ardından Türkiye'nin üyelik başvurusunda bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, aradan geçen 48 yılda Türkiye-AB ilişkilerinde inişli çıkışlı yol izlendiğini ifade etti.

17 Aralık 2005 tarihinin, Türkiye ve AB için önemli bir dönüm noktası olduğuna; 3 Ekim 2005'te ise katılım sürecinin resmen başladığına işaret eden Erdoğan, ''Bu, bizim iktidarımızın kesinlikle açık ve net başarısıdır. Yapılan lobilerin, kulislerin, diyalogların, yurtdışı ziyaretlerinin bir neticesidir'' dedi.

AB'nin, 50. kuruluş yıldönümü nedeniyle tarihini, bugününü ve özellikle geleceğini mercek altına aldığını gördüklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''AB, siyasi, kurumsal, ekonomik ve uluslararası ilişkiler açısından önemli meselelerle karşı karşıyadır. AB; güvenlik, enerji, genişleme, yaşlanan nüfus ve işgücü gibi ciddi sorunlara çözüm arayışı içindedir. Samimiyetle belirtmek istiyorum; AB'nin tüm bu ve benzeri sorunlarla başedebilmesinde aslında Türkiye, kilit rol konumundadır. Bunu ben söylemiyorum. Bunu, dost olarak görüştüğümüz Avrupalı liderler söylüyor ki onlar, özeleştiri yapabilen liderlerdir.Bugüne kadar, AB'ye üyelikten Türkiye'nin ne kazanacağı konuşuluyordu. AB ile ilişkilerimizde yakın zamana kadar Türkiye, bu işten kazançlı çıkacak tek taraf olarak algılanıyordu. AB'de, pasif bir rol üstleniyordu. Oysa bugün, roller artık dengeye oturmaya başlamıştır. AB'nin karşı karşıya olduğu hangi soruna bakarsanız bakın, çözümün, çıkışın Türkiye'nin üyeliğiyle mümkün olduğunu göreceksiniz. Şu anda 27 ülke içerisinde bunu görmeyenler varsa, görmediyseler de inanın bunu, er veya geç görecekler. Enerji konusu mu, cevap Türkiye. Genç nüfus mu, cevap Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusu. İşgücü mü, cevap yine Türkiye'nin genç, dinamik, tecrübeli, birikimli işgücü. Güvenlik mi, istikrar mı, güçlü bir ekonomik yapı mı, güçlü bir siyasi yapı mı, çoğulcu bir karaktere kavuşmak mı, cevap yine Türkiye'dir. Bunu niye söylüyorum. Çünkü onlar çıkabildikleri en üst noktaya çıktılar. Şimdi orada nasıl durabileceklerinin cevabını arama gayreti içerisindeler. Ama biz tırmanıyoruz, güvenle, heyecanla, istikrarlı şekilde tırmanıyoruz. Bizim önümüz açık. Yeter ki biz enerjimizi içeride kaybetmeyelim.''

'HEPSİNİ GÖRÜYORUZ'

Erdoğan, AB'nin bazı üyelerinin, iç politik mülahazalarla Türkiye'ye engeller çıkarıyor olabileceklerine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye'nin önü kesilmek isteniyor olabilir. Türkiye'ye sürekli zorluk çıkarılıyor olabilir. Biz bunların hepsini görüyoruz, hepsini de gayet doğru okuyabiliyoruz. Hiç endişemiz yok, endişeniz olmasın, rahat olun. Değerli arkadaşlar; kendine güvenen düşünce özgürlüğünden, inanç özgürlüğünden, uluslararası ilişkilerde yer almaktan korkar mı? Soruyorum sizlere... Bizim hedefimiz, Türkiye'yi AB standartlarına ulaştırabilmektir. Bunda son derece kararlıyız. Evet, AB standartlarını biz ülkemiz için faydalı ve esas olan bir alan olarak görüyoruz. Bu standartları elde etmek için yaptığımız reformların Türkiye'nin kalkınmasında manivela işlevi gördüğünü kimse inkar edemez. Gerisi teknik bir süreçtir ki bu süreci, dikkatle yönetmeye devam ediyoruz.''

'SİYASİ YAKLAŞIM NE OLURSA OLSUN'

Erdoğan, 4 fasılın önşart olmaksızın Konseye sunulduğunu belirterek, ''Siyasi yaklaşım ne olursa olsun biz teknik olarak süreci devam ettiriyoruz'' dedi.

Nisan ayı içinde 7 yıllık AB Müktesebatına Uyum Programını açıklayacaklarını bildiren Erdoğan, 7 yıl içinde AB müktesebatına uyum için hangi alanlarda hangi reformları gerçekleştireceklerinin bu programda açıklanacağını söyledi.

Kurumlardan, sivil toplum örgütlerinden programa ilişkin görüşler istendiğini belirten Erdoğan, bu görüşler tamamlandığında reform takvimini de Nisan ayı içinde açıklamış olacaklarını ifade etti. Erdoğan, ''İnanıyorum ki 50. yaş günü vesilesiyle AB de Türkiye'nin stratejik önemini daha iyi kavramaya, anlamaya başlar ve ilişkilerimiz de sağlıklı zeminde ilerlemeye devam eder'' dedi.

Türkiye'nin, kültürel kimliğiyle AB'nin çok kültürlü yapısına zenginlik katacağına, dünya genelinde yaşanan kültürel gerilimlerin azalması için AB'ye önemli vizyon kazandıracağına inancını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bir gerçeği ifade etmekten geçemeyeceğim. Yıllardır söyleriz, AB'yi Hristiyan kulübü olarak görmek isteyen çevrelerin tavırları, hiçbir zaman dünya gerçekleriyle, Avrupa'nın gerçekleriyle örtüşmemektedir. Bakınız, bunu, AB Anayasası hazırlanırken, maalesef bazı Hristiyan demokrat temsilciler Anayasaya sokmak istedi. Çok ciddi mücadeleler verildi orada. O zaman bizler de bu çalışmalara daha yakın ölçekte katılıyorduk. Verilen bu mücadelelerin sonunda AB'nin kökünün Hristiyanlığa dayanmadığı tezi galip geldi ve Anayasanın içerisine bu sokulmadı. Avrupa'nın tarihinde Hristiyanlık da Yahudilik de İslam da hep olmuştur, bugün de vardır.

Bugün Avrupa'da yaşayan milyonlarca Müslüman, Avrupa kimliğinin önemli bir parçasıdır. Bunu, yok farz edemezsiniz. Bu gerçeği görmezden gelmek, iyi niyetle bağdaşmayacağı gibi, ayrıca var olan durumu da yok saymak demek olur. AB ilkeleriyle çelişen bir olaydır. 50 yıldır değişim, dönüşüm geçirerek siyasi değerler bütünü haline gelen Avrupa'nın bundan sonraki gelişimine de Türkiye'nin yapacağı önemli katkılar var. AB'nin içine kapalı bölgesel bir örgüt olarak kalması, AB'nin geleceği için bir felaket olur. Bugünkü Avrupalı siyasetçiler, böyle önemli bir konuda daha geniş bir perspektifle değerlendirmeler yapmalı, daha sorumlu davranmalıdır.''
Erdoğan, dönem başkanı olarak Almanya'dan duydukları bu seslerin kendilerini üzdüğünü belirterek, bunların, kendisinin 15-16 Nisan tarihlerinde, daha önce de Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Almanya'ya yapacağı seyahatin gündemini oluşturacağını söyledi.

'TIRNAKLARIMIZLA SÖKE SÖKE...'

Başbakan Erdoğan, süreçte işlerinin kolay olmadığını bildiklerini yineleyerek, şunları kaydetti:

''Bu yolda bir çok zorluklarımız olduğunu biliyoruz, bundan sonra da olacak. Nasıl ki bugüne kadar içeride de dışarıda da haklarımızı tırnaklarımızla söke söke aldıysak, bundan sonra da aynı şekilde olacak. Kimseden iane beklemiyoruz, hakkımız neyse onu istiyoruz. Kimseye de bu noktada ihtiyacımız yok. Eğer AB, Türkiye ile ilgili böyle bir olumsuzluk düşünüyorsa verir kararını, biz de yolumuza devam ederiz. Dedik ya; siyasi ilkelerle ilgili Kopenhag siyasi kriterlerini Ankara siyasi kriterleri yaparız, Maastricht kriterlerini de İstanbul ekonomi kriterleri yapar yola devam ederiz. Biz, bu noktada rahatız. Bunu defaetle söyledim. Bu, burada söyleniyor zannetmeyin, kendilerine bunları anlatıyoruz. Diyoruz ki 'yormayın kendinizi, bizi de yormayın. Eğer böyle bir düşünceniz varsa verin kararınızı, biz yola devam edelim. Ne enerji kaybedelim, ne para harcayalım. Biz de harcıyoruz siz de harcıyorsunuz, bırakın. Biz, yük olmaya değil, yük almaya geliyoruz aslında. Bunun farkında değilsiniz.' Bunu söyledik kendilerine...''

Türkiye'nin, bölgesinde ve dünyada ağırlığının öneminin, fikirlerinin itibarının giderek arttığını belirten Erdoğan, her gün bu durumun yeni göstergeleriyle karşılaştıklarını ve mutlu olduklarını kaydetti.

'HEYET ÇALIŞMASINI BİTİRDİ'

Erdoğan, Arap Ligi Toplantısına katılmak ve görüşmelerde bulunmak üzere gideceği Suudi Arabistan ziyaretiyle ilgili de bilgi verdi.

İsrail Başbakanının Türkiye ziyaretine değinen Erdoğan, Haremüşşerif'deki kazı çalışmalarını incelemek üzere gönderilen heyetin oradaki çalışmalarını bitirdiğini kaydederek, ''Raporlarını hazırlayıp inşallah Riyad dönüşü bize takdim edecekler. Ondan sonra da gerekli olan açıklamayı bizler de yapacağız.

Tabii birçok, özellikle Ortadoğu konusunda ortaya atılan ve taraflar için adil bulduğumuz her girişime destek olma kararlılığındayız. Bunlar, önemli ve güzel gelişmeler. Türkiye'nin bölgedeki önemini artıran gelişmelerdir'' dedi.Erdoğan, Dünya Tiyatro Günü'nü de kutladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious