Yüreklere Çizilen Dostluk Resmi: Filipinler
19.02.2012 / 10:07
Filipinler; dağlık bölgeler, kayalıklar ve volkanlardan meydana gelir. Mayon Dağı yeryüzündeki susmuş volkanlardan biridir. Dara Dağı (2400 m), Kuzey Luzon'da Apa Dağı (2900 m), Mindanao ve Carlaon Dağı (2462 m), Negrada'dır. Dünyanın en derin çukuru da (11000 m) yine Mindanao kıyısındadır. Başkent Manila'da gayretli aktif bir arkadaş Mikail Kürkçü'nün evinde kahvaltı yaptıktan sonra Teal gölüne ve faaliyeti durmuş ancak henüz içinde ateşleri gözüken Teal Gölü'nün ortasındaki Volkanik dağın Kraterini ziyaret ettik. Cennet gibi yemyeşil göl havzasının kenarları yüzlerce çiçek ve ağaç çeşitleriyle donatılmış bu güzel mekânda öğretmen ve idareci arkadaşların hazırladıkları yemekleri yiyip, çaylarımızı içtikten ve motorlarla gölde seyahat ettikten sonra şehre döndük.
30 yıldır kendisini tanıdığım, güzel ahlakı ve vefasıyla tanınan Malik Gencer Bey, yolculuk arkadaşım, Düzce esnafından Kadir Kırmacı Beyle bizi uçaktan iner inmez karşıladı. Bizi itina ile misafirhanelerinde yerleştirdi. Malik Bey'e Filipinler'e niçin geldiklerini ve şimdiye kadar neler yaptıklarını sorduk. Henüz kendisi bu ülkeye yeni gelmiş, kendisinden önce orada çalışan arkadaşların ciddi gayretlerini ve alt yapı oluşturduklarını vefalı bir şekilde anlattı, sonra da o ülkedeki yapılanmayı biraz izah etti. Türkiye'den gelip Manila veya başka şehirlerde iş yapacak insanlar için yardımcı olmak üzere bir dernek kurulduğunu, bu dernek faaliyetlerini İrfan Karabulut isminde bir arkadaşın yürüttüğünü, TUSKON toplantılarına buralardan yatırımcı götürdüklerini ifade ettiler. Yusuf Özdemir Bey'in müdürlüğünü yaptığı bir İlköğretim okulu ile Bora Arslan diye bir arkadaşın müdürlüğünü yaptığı güzel bir de liseleri Başkentte hizmet veriyormuş.
Öğretmen olduğunu tahmin ettiğim Kadir Ketenci isimli bir arkadaş, akşam sabah bizimle beraber oluyordu, bu arkadaş ne yapıyor diye sorunca, Malik bey, "Kadir Bey arkadaşımız ticaret yapıyor, işi falan da çok iyi, burada bizim elimiz kolumuz" dedi. Kadir Bey'den ayrılmayan Çetin Yalçın isimli onun arkadaşı da Uluslararası taşımacılık yapan büyük bir şirketin sorumlusuymuş, Misafirperverlikleri mükemmel olan bu arkadaşlar yeni bir okul için hep beraber, daha modern ve daha mükemmel bir okul için arsa bakmaya gitmiştik. Arsa baktıktan sonra namaz kılmak üzere evlerine götürdüler ve bize bir öğle yemeği ikram ettiler. Zamanımız olmadığı için sadece Kadir Bey'in evinde olduk, kendisine gidemeyeceğimizi anlayan Çetin Bey, koşup evinden bize taze enginar yemeği getirerek misafirperverliğini gösterdi.
Sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen yönetici, öğretmen-belletmen ve diyalog faaliyetlerinde bulunan arkadaşlar yarışırcasına orada hizmet ediyor ve hem Türkiye'yi hem halkımızı Filipinlilere sevdiriyorlar. Ferhat Kozkondu isimli arkadaş adeta yerinde duramıyor. İrfan Bey'le beraber Ferhat Bey, seviyeli iş adamları, bürokrasi, milletvekilleri, valiler, genel müdürler hatta herkesle samimi ve senli-benli olmuşlar maşallah. Zaten uçaktan iner inmez henüz pasaport kontrolden çıkmadan ismimizin anons edilerek bizi aldırtmaları ve yetkili birisinin nezaretinde diplomat reyonundan ülkeye içeri almaları bunun göstergesi. Manila eşrafından (kendisi, hanımı, kızı milletvekili ve oğlu da bir ilin valisi) aynı zamanda emekli vali Abdullah Dimapara isimli bir zatın evinde öğle yemeğine gittik. Orada ülke Müslümanlarının işlerinden sorumlu bir bürokratı, ayrıca da müftülük görevi yapan birisiyle yemekte görüştük ve tanıştık. Fethullah Gülen ve arkadaşlarının yaptığı bu faaliyetlerden son derece memnun olduğunu dile getiren Dimapara, bu hareketle alakalı sorular sordu ve aldığı cevaplarla, "şimdi demek ki artık bize de durmak yok, çalışmamız ve bizim ülkede de sizdeki gibi okullar ve üniversiteler açmamız lazım" diyerek meseleyi sahiplendiğini ifade etti. Ayrıca Manila'da Enerji Bakanı ve Yargıtay Başkanını da ziyaret ettik.
Dikkatimi çeken bir hususta şu oldu; arkadaşlar sık sık Zamboanga isimli şehirden ve oradaki okuldan bahsediyorlardı. Ben şöyle bir vapurla gidip gelelim deyince arkadaşlar: "Vapurla 3 güne ancak gidiliyor, istiyorsanız uçakla gidelim" dediler ve uçakla Filipinlerin ikinci büyük kenti Zamboanga'ya gittik. Güzel bir şehir, denizi, havası, yeşilliğiyle meşhur olan ada parçasının tam ucunda oluşturulmuş bir kent. Zamboanga'da milletimizin vefalı insanlarının desteğiyle çok güzel bir lise açılmış. Arkadaşlar harıl harıl çalışıyor. Herkesin beğenisini kazanan okulu gezince biz de çok beğendik doğrusu. Zamboanga şehrini çekip çeviren, oradaki arkadaşlara abilik yapan Mehmet Çetin Bey, okulu büyütmenin ve okulun yanındaki büyük arazinin bir kısmını dahi almanın sevdasında.
Ülkede ana dil İngilizce. Eğitim öğretim ucuz olduğu için Malik ve Mehmet Beyler Türkiye'den 15-20 kadar öğrenci getirmişiler. Güzel bir diyalog merkezi oluşturmuşlar, hem ofis olarak da kullanılıyor. Geniş bir salonu var. Yaklaşık 50 kişi ile sohbetler ettik ve mahalli meyvelerden duryan, maran, ananas, aple star, papuaya, mango ve logan ikram ettiler. Ertesi gün şehri biraz gezdik, Müslümanların yoğun olduğu, Cennetmekan Sultan Abdulhamid Han'ın iradesiyle yaptırılmış olan tertemiz, nezih büyük bahçe içinde Abdulhamid Camiini ziyaret ettik ve artık yavaş yavaş dönme zamanımız yaklaşınca, oradaki lise müdürü Abdulhamid Durakoğlu ile İlkokul Müdürü Mehmet Biter, okullarını görmemiz için sabırsızlanıyorlardı, kısa da olsa gittik. Cidden milletimiz adına insanın göğsü kabarıyor bunları görünce. Burayı fazla yazmayacağım, çünkü Abdullah Aymaz bunu yazmış. İsteyen bu yazıyı buraya tıklayarak okuyabilir.
Zamboanga'dan ayrılırken VIP salonunda Gelirler Bakanı ve Zamboanga valisiyle karşılaştık. Zaten arkadaşlar tanıyormuş kendilerini, "En iyi Müslüman ölü Müslümandır" diyerek Müslümanlara nefretini bildiren ve Müslümanların terörist olduklarına inanan valinin anası Ma'am Caling, Müslümanlara çok düşman birisiymiş ama şimdi arkadaşlarla çok samimiler, onları evlatları yerinde görüyor. Bir gün Malik Beye Demiş ki: "Müslümanlara karşı olan tavrımdan ötürü başta Hz. Muhammed'den, İslam'dan ve sizlerden özür diliyorum, Müslümanları tanımayışımdan ötürü ne kadar gaflette bulunmuşum."
Okuyucularımın dikkatini bir hususa çekmek istiyorum. Asırlar önce İspanya kralı II. Philip'in sefer emrini verdiği Miguel Lo'pez de Leguzpi, Meksika'dan 1565 tarihinde gelerek Cebu adasında kolonileştirmeyi yapıp 1571 de Manila'yı Yeni İspanya'nın başşehri olarak kurduğu bilinmekte, Philipinler aslında II. Philip'in isminden gelmektedir.
21. yüzyılda insanlığın barış içinde yaşamasını, ortak insani değerlere sahip çıkmasını ve eğitim-öğretimin uluslararası bir dil olduğunu belirten ve bu hususta talebelerini dünyanın dört bir tarafına gönderen Fethullah Gülen, yüzyıllar öncesi başka milletlerin menfaatleri ve insanları köleleştirmeleri için yaptıklarının tam tersine, insanlığın saadeti ve mutluluğu için binlerce dinamik ve genç nesilleri bu özverili işe yönlendirmesi ve göndermesi, geleceğin dünyasında çatışmayan, savaşmayan ve birbirini anlayan problemlerini diyalogla çözecek millet ve devletlerin manevi temellerini atıyor adeta. Geleceğin tarihçileri buradan hareketle bunu elbette işleyecek ve gelecek nesillere aktaracaklardır. Şimdilik varsın bizimkiler anlamasın, bir gün inşallah onlar da anlayacaktır bu hareketin ehemmiyetini.


































