Zafer Bayramı Kutlanacak... Kutla!
01.01.2011 / 00:00
Dert oldu bana bu meseleler… Hani bir ara "Aranızda Türk var mı?" diye sorup bir yazı kaleme almıştım… Taktım işte… Uzun süredir bayramları nasıl kutladığımız üzerinde yoğunlaştım… Mesela dini bayramlar. Şurada bir haftalık bir zaman kaldı. Ardından bir ay boyunca açlık çeken, fakirin halini bu yolla anlamaya çalışan empatik Müslümanlar bu halden çıkışı bir bayram havasında kutlayacaklar, ben de dahil. Ama nasıl? Onu isterseniz gelecek hafta birlikte gözlemleyip yazalım…
Gelelim günün bayramına: 30 Ağustos Zafer Bayramı… Mondros ve Sevr mütarekelerinde bize biçilen dar yaşam alanına itirazımızı ifade eden ve Yunanlılara karşı verdiğimiz büyük taarruzun ardından elde ettiğimiz zaferin bayramı. Bir internet sitesi, bir haber ajansının "İl il zafer coşkusu" başlığıyla servis ettiği habere yer vermiş. KKTC ve Bakü de dahil olmak üzere tam 36 ana merkezden "bayram coşkusu" aktarmış (ANKARA, İSTANBUL, İZMİR, ANTALYA, HATAY, ADANA, DENİZLİ, ISPARTA, SAMSUN, IĞDIR, BOLU, HATAY, TUNCELİ, BALIKESİR, DİYARBAKIR, ERZİNCAN, HATAY, HAKKARİ, TRABZON, BURSA, KIRIKKALE, OSMANİYE, ERZURUM, BAYBURT, KAYSERİ, GİRESUN, GAZİANTEP, MALATYA, TUNCELİ, NEVŞEHİR, YOZGAT, ARDAHAN, EDİRNE, SAKARYA, DÜZCE, KKTC, BAKÜ).
Bir bayram bu kadar mı iğreti kutlanır ve bu kadar mı birbirinin kopyası olur? Şaşmamak mümkün değil… Bu memleket düşman işgalinden kurtulmuş, kimilerinin ocağına ateş düşmüş, kimi gitmiş ama hala haber alınamamış… Bir yanda bu gibi acılar varken, diğer yanda vatan kurtulmuş, başka anaların ağlaması önlenmiş… Dolayısıyla sevinecek çok şeyimiz var… Resmi makamların zafer coşkusundan başka bir şey değil yapılanlar. Haydi gelin biz de coşalım. Yani onlar gibi yapalım…
Nasıl coşalım? Abi elimize bayrak alalım, Taksim'e gidip, Ata'ya saygı duralım, şehitler için saygı duruşunda bulunalım, bir de yanımızda defter götürelim, ona şöyle yazalım: "Ey bize 88. kez bu topraklarda bulunmanın coşkusunu yaşatan ecdat… Ruhlarınız şad olsun… Bugün çok şendik, zira elimizdeki bayrağımız özgürce dalgalanıyor… Bize bıraktığınız bu emanete bir zarar getirmeden onu gelecek nesle devredeceğimizden ve namusumuz gibi koruyacağımızdan endişeniz olmasın… Saygıyla anıyoruz. " Altına da "Bir grup Türk genci" notunu düşmeyi unutmayalım… Aramızda varsa horon tepen, bir iki de Sivas halayı, Ardahan, ya da isabet olur İzmir, Balıkesir yöresinden bir iki efe oyunu patlattı mı, al sana "Zafer tüm yurtta, büyükelçiliklerde ve KKTC'de şölen havasında kutlandı" haberi. Ee. Millet? Ne milleti? Abi millet nerede? Abi millet de biz onları yaparken seyrederler. Bir iki alkış yaptı mı, al sana coşku…. Gerisi de televizyondan seyrederler. Ya abi böyle şölen mi olur? Neden olmasın kardeşim, tam 88 yıldır böyle yapıyor asker ve büyüklerimiz… Bak kardeşim senin tipini beğenmedim, aramıza nifak sokma. Bayram bu… kutlanacak, KUTLA!…. Tamam abi ne kızıyorsun ki…. Abi o zaman Sivas Halayı ekibine de beni yaz…
Coştuk mu? Coştuk gibimsi falan…. Maalesef… yıllardır şölen dediğimiz bunlardan başka bir şey değil. Bu, askerimizin vatan topraklarını düşmandan kurtarma olayını anmadır, hem milli, hem dini hem de devlet büyüklerince gerçekten "coşkulu" (bunu tanımlamak gerekir. İnsan nasıl coşar?) kutlanması gerekir. Bu millet evlerinde, dedelerinin verdiği mücadeleden çocuklarına övgüyle bahsetmedikçe, her hamleyi anlatırken sanki kendi savaşıyormuş gibi heyecanlanmadıkça, bu hızla evinin camına, dükkanının kapısına bayrak, balon asmadıkça, esnaf gelen müşterisine "bugün bayram" deyip farklı bir heyecan uygulaması yapmadıkça, akşamları çeşitli eğlence ve kültür merkezlerinde eğlence ve kültür faaliyetleri, tiyatrolar, orta oyunları, temsiller, şarkı, türkü ve belgesel seyretmeler yapılmadıkça, yaşananları coşku diye tarif edemezsiniz. En azından yukarıdaki gibi kutlamalardan ben coşmam… Bayramlarımızı sadece Atatürk büstüne çelenk koyup, "Sen olmasaydın Atam….." diye başlayan şiir ve konuşmalar çerçevesinden çıkarmakta fayda var. Yoksa devlet ile millet, asker ile sivil bir türlü kucaklaşamaz. İsterdim ki, bu vesileyle şehitlikler ziyaretçi akınına uğrasın… Halk kışla, kurum, kuruluş ve yetkililerimize tebrik mektupları atsa. Mektubun başına "var olun!" yazsa… Kimileri temsili asker ziyareti yapsa, askerlerimizin verdiği mücadele orada dile getirilse, onlar da gururlandırılsalar. Bilseler, aslında Çanakkale'de, Kocatepe'de, Sakarya'da mücadele vermiş binlerce askerimizi temsil ettiklerini, en az onlar kadar vakur ve cesaret timsali olduklarını iliklerine kadar hissetseler… Komşumun askeri, subayı varsa, ya da Ayşe teyzenin vefat eden beyi bir subaysa, Fatma teyzenin beyi emekli bir subaysa, Ahmet amcanın oğlu gazi ise, zafer bayramı vesilesiyle bu ailelere komşu ziyaretleri yapılsa. Gururlandırılsalar yani. Al sana coşku…. Tatil olması bu yüzden galiba. Halk gönlünce eğlensin diye. Yoksa halk resmi geçit törelerine gelebilsinler diye değil…
Velhasıl, Bayramınız kutlu olsun.
Aranızda şehit, gazi ya da asker yakını varsa bilhassa onları ayrıca kutluyorum. Var olun! Böyle bir geçmişinizle ne kadar gururlansanız hakkınızdır. Lütfen, varsa asker tanıdığınız, şu Ramazan hürmetine telefon edin, kutlayın onları, gururlanmak, sizler tarafından sahip çıkılmak onların en tabii hakkı. Yoksa kim ve ne için can verdiler ki…


































