Zafer Çağlayan'dan adaylık yanıtı

Zafer Çağlayan'dan adaylık yanıtı.6552
  • Giriş : 24.12.2008 / 15:18:00

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adının geçtiğine ilişkin sorulara cevap verdi. Çağlayan'ın adaylığı sözkonusu mu?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adının geçtiğine ilişkin soruları yanıtlarken, ''Şu anda kendi işime devam ediyorum bir başka düşüncem veya adaylığım söz konusu değil'' dedi.

MPM tarafından düzenlenen ''Yılın Verimli İşçi-İşveren, İş Kadını ve İş Adamı'' ödül törenine katılan Çağlayan, törenden ayrılırken gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını yanıtladı.

Ankara Büyükşehir Belediye başkanlığına aday olacağına ilişkin söylentilerin hatırlatılması üzerine Çağlayan, bu konuda dün bir televizyonda açıklama yaptığını hatırlatarak, 2004 yılında da kendisine belediye başkanlığı konusunda teklifler geldiğini kaydetti. O tarihte de belediye başkanlığını düşünmediğini ifade ettiğini hatırlatan Çağlayan, 15 aydır Sanayi ve Ticaret Bakanlığı görevini yürüttüğünü ve Girişimci Bilgi Sistemini hayata geçirdiğini kaydetti.

Türkiye'nin önemli bir dönemden geçtiğini belirten Çağlayan, özellikle ticaret ve sanayi konularında daha yapılacak işler bulunduğunu söyledi. Bakanlık görevine devam ettiğini ve daha yapacak çok işi bulunduğunu belirten Çağlayan, bakanlıkta yapmış olduğu çalışmalardan dolayı mutlu olduğu da belirtti. Çağlayan, daha bakanlıkta yapması gereken işler bulunduğunu kaydederek, ''Onun için şu anda kendi işime devam ediyorum. Bir başka düşüncem veya adaylığım söz konusu değil'' dedi.

KOSGEB'in kullandırdığı sıfır faizli kredilerle ilgili şikayetler bulunduğunun anımsatılması üzerinde de Çağlayan, hatasız hiçbir şeyin olmayacağını, mutlaka eksik veya yanlış bir takım şeylerin söz konusu olabileceğini söyledi.

Küresel krizin yaşandığı bir dönemde KOSGEB'in sadece bir tek projede kullandırdığı kredi tutarının 700 milyon YTL olduğuna dikkat çeken Çağlayan, 21 bin işletmenin kredi için başvuruda bulunduğunu anlattı.

Kredi başvurularının KOSGEB'e değil bankalara yapıldığını ve krediyi bankaların kullandırdığını ifade eden Çağlayan, ''Kredilerin geri dönüşü de bankaların kefaletinde olduğu için bankalar, sorumlu olduğu için kredi verirken bazı sık elemeleri yapmak zorundalar'' dedi.

KOSGEB kanununda krediden yararlanacak işletmelerin mutlaka imalatçı olması gerektiğine ilişkin bir zorunluluk bulunduğunu belirten Çağlayan, kredi için istenen kapasite belgelerinin alınmasının uzun zaman aldığına ilişkin şikayetler bulunduğunu kaydetti.

Çağlayan, bir sanayicinin imalatçı esnaf ve sanatkarın, kapasite belgesinin her zaman önünde hazır olması gerektiğini kaydetti. Bu sene KOSGEB'in KOBİ'lere yaklaşık 1,6 milyar YTL sıfır faizli kredi desteği sağladığına da belirten Çağlayan, yıl sonu itibariyle yaklaşık 25-30 bin işletmenin KOSGEB kredilerinden yararlanmış olacağını anlattı.

-2009'DA 2 MİLYAR YTL KREDİ KULLANDIRILACAK-

Bankaların kredi kullandırırken aldığı masrafların da bir diğer şikayet konusunu oluşturduğunu belirten Çağlayan, bir işletmenin kredi kullanırken masrafların kapasite belgesini alma dahil bin YTL'yi geçemeyeceğini bildirdi. Çağlayan, ''Bin YTL'yi geçen varsa gelsin direkt bana. Bakmayın üç beş tane ortaya çıkan arızi durum. 25 bine tabii ki teşmil etmek doğru olmaz. Ama burada her şeyin kontrolümüz altında olduğunu ifade ediyorum'' dedi.

Çağlayan, 2009 yılında da KOSGEB'in vereceği desteğin 2008'in üzerinde olacağını belirterek, ''2009 yılında KOSGEB olarak en az 2 milyar YTL'nin üzerinde yine çok düşük faizli veya sıfır faizli krediler kullandırmaya devam edeceğiz'' diye konuştu.

Bozuk kredi sicili bulunan işletmelerin kredi kullanamadığının hatırlatılması üzerine de Çağlayan, mevcut kanunlarda SSK veya vergi borcu bulunanların teşviklerden faydalanamayacağının öngörüldüğünü söyledi. Ancak bu firmalar söz konusu borçlarını yapılandırmışsa burada hiçbir sorun olmadığına işaret eden Çağlayan, şunları kaydetti:

''2003 yılında bir sicil affı kanunu çıkartılmıştı. O kanunda da denilmişti ki çekleri karşılıksız çıkmış veya senetleri protesto olmuş ama daha sonra bilahare bunu ödemiş olanların kayıtları Merkez Bankası kayıtlarından silinir. Bir işveren şu veya bu sebeple çekini, senedini ödemeyebilir. Daha sonra bu görevini yerine getirmişse, borcunu ödemişse buradan Merkez Bankasına, BDDK'ya ve bankalara seslenerek diyorum ki onları, o kara tahtadan silin. Silin ki o insanlar yeni dönemde kredi alabilsinler...

Likidite krizinin üzerinde de çalışıyoruz. Bu konuyla ilgili bir yasa değişikliği gerekirse onunla ilgili çalışmayı da yaparız. Ama bu konuda tekrar ifade ediyorum, şu anda borcunu ödemiş olan ve ödemesini yerine getirmiş olanların borçlarının veya isimlerinin tahtadan silinmesi için herhangi bir yasal düzenlemeye gerek yok. Bunun zaten etik boyutu var, ticari boyutu var. Yani borcu silinmişse, bir insan bir hata yapmış olabilir. Ama yapmış olduğu hatayı ortadan kendisi kaldırmışsa burada bankaların da o kara tahtadan, o kötü sicillerin ortadan kaldırması lazım. Bunu tekrar ifade ediyorum. Bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç yok. Bu etik bir kuraldır, ticari kuraldır. Bu konuda Merkez Bankasının, BDDK'nın bu konuya hassasiyetle eğilmesi gerektiğini özellikle buradan iletmek istiyorum ve bankalarımızı da bu konuda biraz daha insaflı olmaya davet ediyorum.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*