Zahid Akman gözyaşına hakim olamadı

Zahid Akman gözyaşına hakim olamadı.9204
  • Giriş : 12.09.2008 / 20:24:00
  • Güncelleme : 12.09.2008 / 20:24:37

RTÜK Başkanı Zahid Akman, Deniz Feneri davası ile ilgili iddialara ve hakkındaki haberlere cevap verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Katıldığı bir programda soruları yanıtlayan Akman "Aileniz nasıl karşıladı?" sorusunu yanıtlarken gözyaşlarını tutamadı.

İşte RTÜK Başkanı Akman'ın o söyleşisi:

Kendinize ait bir kriz yönetimi yaptınız mı?

Evet yaptım. Çünkü benimle ilgili yıpratma kampanyası planlı, programlı bazı kaynaklar tarafından yürütüldü. Bunlarla yapılan mücadele aynı bilinçle ve kararlılıkla ve cesaretle yürütülmesi gerekiyordu. Biz de o planlamayı avukatlarımla, danışmanlarımla birlikte yaptık. Bu süreç özellikle bazı elinde güç bulunduran kesimlerin bu güçleri istismar etmesiyle birlikte farklı yönde seyrediyor zilenimi vermesine rağmen bu süreç sonunda doğru olanlar kazanacak.

'İDDİALARI HAKİM DE SAVCI DA CİDDİYE ALMADI'

Başbakan ile Sayın Aydın Doğan ile bir kavga var ortada. Bütün medyaya yansıyan bir kavga bu. Bir yandan Almanya'da Deniz Feneri davasının devam etmesi ve sizin isminizin de ona bir şekilde karışması ve iddianamede yer alması...Mesela siz bunların bir anda manşet olacağını ve size yönelik bu "kampanyanın" bir anda çıkacağını biliyor muydunuz?

Hayır beklemiyordum. Şundan dolayı, malum Almanya'da bahsettiğiniz konuyla ilgili davanın 14 aylık bir hikayesi var. 14 ay önce Almanya'da polis bazı yerlere baskı yapıyor. O baskı sonunda bazı kişileri gözaltına alıyor, binlerce sayfa evraka el koyuyor ve dava başlıyor. Şimdi bu 14 aylık süreç içinde Türkiye'de bazı yayın kuruluşları bu süreçleri sözde incelediklerini ifade ederek benimle ilgili haksız ithamlarda bulundular ve siyasiler de vardı. Ben bu kampanya başlayana kadar 9 adet tekzip kararı aldım, Türk mahkemelerinden. Dokuzu da neredeyse ayrı mahkemelerden. Kişilik haklarıma saldırı olduğu hükmüyle benim cevaplarımı o yayın kuruluşlarında yayınlama kararı verdi Türk mahkemeleri.

Peki ne oldu?

Bunların önemli bir kısmını yayınladılar. İki tanesi yayınlanmadı. Bunlarla ilgilki hukuki takip yapıldı. Bu davanın hiçbir yerinde değilim. Sözde itirafçı sanık benim Almanya'dan para alarak Türkiye'de birilerine götürdüğümü iddia ediyor. Yalnız bu iddiaları ilk günden beri yapıyor bu (RTÜK Başkanı olduğum için de ağzımı bozamıyorum) adam diyelim...Bu iddiaları ne hakim ne savı ciddiye alarak benimle ilgili, bu kadar da göz önünde olan biri olmama rağmen, bir bilgi almadı. Ne iddianamede benimle ilgili, bu şekliyle, bir şey var ne de başka bir şey. Bu adamla ilgili şöyle bir şey var, şu anda Türk medyasında her şey gizleniyor. Bunların hepsi gün yüzüne çıkacak. Bu adama komiser "Eğer doğru açıklamalar yaparsan seni serbest bırakacağız" diye bir söz veriyor. Bunun için itirafçı oluyor zaten. Ve bu itirafları yaptıkatan sonra mahkemede bu kişinin avukatı bu sözü hatırlatarak tahliye talep ediyor. Hakimin ifadesi aynen şu: "Sizin şu anda mahkemede müvekkiliniz durumundaki kişi bu beyanları tamamen kendini kurtarmaya yönelik yapmıştır. Bu beyanların ciddiye alınır bir yanı yoktur, bu tutukluluk halini kaldırmaya yetmez, tutukluluk halinin devamını istiyorum, dmiştir ve bunu serbest bırakmamıştır. Ortada bu gerçekler var ama buna rağmen benim ismim çıkıyor.

'DOĞAN GRUBU'NDAN BİR YÖNETİCİ CUMA GÜNÜ GELDİ, CUMARTESİ GÜNÜ ADIMI MANŞETE ÇIKARDILAR'

Niye çıkıyor?

Şimdi bir yayın grubunun iç tane karasal yayını var. Dördüncü karasal yayın için bize müracaat etti.

Doğan Grubu'ndan bahsediyorsunuz.

Evet. Bu karaasal yayını almak isteyen yayın kuruluşunun en üst düzeydeki yöneticisi bana Cuma günü geldi.

Kim bu yönetici?

Söylemeyeyim ben ismini. Cuma günü geldi, cumartesi günü benimle ilgili böyle bir kampanya başladı. İthamlar var, sanıklar var, olaylar var.. Peki ben niye bunun orta yerine konuluyorum? En merkezine oturtularak sanki bütün bu olaylar benim üzerimden geçmiş gibi intiba uyandırılmaya çalışılıyor. Ben bunu izah etmekte güçlük çekiyorum. Birinci derecede buna bağlıyorum. İkinci derecede de yine aynı yayın grubunun kurmuş olduğu yayın platformunda RTÜK'ten izin almadan yayın yapan şu anda 11 tane kanal var. Ben anlıyorum ki bu konularla ilgili RTÜK'ü belli bir baskı altında tutarak hedeflediği şeyi elde etmeye çalışıyorlar. Biz RTÜK olarak kanunun verdiği yetkinin kesinlikle dışına çıkmadan yapmamız gereken ne varsa onu yapacağız. Ama birileri bizi elindeki medya gücünü kulalnarak köşeye sıkısştırıp hak etmedikleri şeyleri almayı planlıyorlarsa yanılıyorlar.

'İDDİANAMEDE SADECE BİR YERDE ADIM GEÇİYOR'

Kuryelik yaptığınızı iddia ettiler...

Böyle bir iddia varsa bu iddiayı yapana ispat etmek düşer. Böyle ahlaksızca bir iddiayı manşete taşıyorlar. Ben sanık durumunda biriysem hükümet beni içeri mi almak ister, kapı dışarı mı etmek ister? Böye aptalca, ahmakça bir şey olur mu? Giriş yasağı olup olmadığına ilişkin bir belge alıyorum, ilgili yayın kuruluşuna gönderiyorum ve bu yayınlanmıyor. Bunun adı da basın özgürlüğü oluyor! Benim şerefim benim haysiyetim yok mu? Benim maaşlı köşe yazarım yok. Çarşaf çarşaf gazetem var mı? Ben hakkımı nasıl arayacağım, nerede ifade edeceğim? Basına özgürlük verilirken, kişi hak ve özgürlüklerine sahip çıkması için verilir.

Şunu merak ediyorum. İddianamede isminizin yer aldığını...

İddianamede ismim yer almıyor. Bir tek yerde yer alıyor. Zahit Akman bir gün Almanya'ya geldiğinde Kanal 7'de çalışan bir kişiden "Bana bir otelde rezervasyon yaptır" diye rica etmiş başka bir yerde yok. Sayın Deniz Baykal'ın...

O da 4 ayrı yerde adınızın geçtiğini söylüyor.

Hayır. Herkes her şeyi söylüyor. Ancak bu iddiaların ciddiye alındığınızın göstergesi iddianamede adınızın geçmesidir.

Şöyle de bir kanı var: Bu işler biliniyordu ama patlaması o yöneticinin size gelmesi...

Ben o yöneticinin de hakkını yemek istemiyorum. O yaptı, bu yaptı da demek istemiyorum. Cuma günü gelip cumartesi de benim adım manlete çıkıyorsa ben bundan şüphe ederim. Sen bunları gündeme taşıyarak ne yapmak istiyorsun?

"Keşke o sanıkla hiç tanışmasaydım" diye pişmanlığınız var mı?

Keşke o tanıştığım kişi böyle bir noktaya gelmeseydi dediğim oluyor. Hakikaten şu anda ortada o kaddar büyük bir dezenformasyon var ki. Birileri birilerini hedef almış ve yıpratmaya çalışıyor. Bu oyun bozulacak. Bugün bu iddialar çok güçlü bir şekilde gündeme getirilerek bu iddiaların doğruluğu ispet edilmeye çalışılışılıyor. Çok güçlü bir şekilde bağırılıyor, televizyon yayınları, köşe yazıları..Bunların hepsini takip ediyoruz, hukukun önünde hesap sorulacaktır.

'ZİMMET SUÇLAMASI YOK'

Bir taraftan da yardım diye toplanan paraların, bir şekilde başka şirketlere, kişilere ulaştıldığı...

Ben davayı takip ediyorum. Bir tek zimmet suçlaması yapılan kişi yok. Ortada ciddi bir dezenformasyon var. Ramazan ayında bu kampanayalar niye yapılıyor? Milletin hayır duygusunun zirveye ulaştığı bir dönemde, yardım duygusunu ortadan kaldırılacak bir kampanya yürütülüyor. Suçlu kimse herkes hesabını versin. Ama sizin kişisel hesaplarınız için birilerini suçlu ilan edip onların şeref ve haysiyetleriyle oynamanıza kimse izin vermez. Hele ben vermeyeceğim. Burada açıkça ifade ediyorum. Bunu yapan, şu anda elinde kalemi olan herkes yazıyor. Bunların hepsiyle tek tek hesaplaşacağım. Ben bütün medya kuruluşlarıylla iç içeyim. Bir tanesi çıksın, konuşsun "Sen bize haksızlık ettin" diye..Sanık olan birinin ifadesiyle ben töhmet altında kalıyorum. Buna müsaade etmem.

Basın toplantınızda "Ergenekon sanıklarına gösterilen özen bana gösterilmedi" diye. Niye böyle bir benzetme yaptınız?

Birileri iddianame ortaya çıktığında "Bu insanlar henüz yargılanmdaı" dememişler miydi? Bu iddianamede adım yok benim. İddianamede adı olmayan bir insanı birilerinin ifadesine bakarak sanık sandalyesine otutmak..

İstifa etmeyi düşündünüz mü hiç?

Hiç aklımdan geçmedi. Birileri beni istifa ettirmek istiyorlar. Yaptığım iş dolayısıyla itham edilmiyorum. İddianamede adım geçmiyor, birilerinin iftiraraları var. Birileri beni sanık sandalyesine oturttular. Çünkü benimle ilgili işleri var. Benim varlığım onların menfaatlerini engelliyorsa istfifa etmem gerekiyor. Bu sistem yıllarca işledi. Ama bu dönem işlemeyecek.

Sizin bazı şirketlere ortaklığınız, genel müdürlüğünüz devam ediyor. 13 ay kadar RTÜK Başkanlığınız ya da üyeliğinizle beraber yürüttünüz. Onunla ilgili ne diyeceksiniz?

2005 yılından 2007 yılına kadar RTÜK üyeliği ve başkanlığı yaptım. İddialar 2005'ten sonra bir dönemde benim bir şirkette yöneticiliğimin devamettiği şeklinde. Ben şimdi onu araştırıyorum. Hakikaten 4 sene oldu ben bu işlerden uzaklaştım, avukatlarım aracılığıyla araştırıyorum. Ticari faaliyetlerimin bir kısmını, hisselerimi aynı gün devrettim. Öyle bir iş ki RTÜK Başkanı oldum, olur almaz o işten ayrıldım mümkün değil ki, hissem var ayrıldımi, bir kısmını satacağım. Bir tek imzamı bulsunlar ticari faaliyetimle ilgili istifa ederim. Benim RTÜK üyeliğim 2007 yılında bitti. Sonra da 3 kişi iktidar ve ana muhalefet partisi tarafından önerildi. Bunlardan biri de benim. 13 Temmuz'da 6 yıllığına göreve başladım. Ben bu iddiaları reddediyorum. 2007 sonrasıyla ilgili böyle bir iddia varsa onu elbette konuşururuz.

Gerçekten 40 milyon euro ortadan kaybolmuş mu?

Hayır. Şu anda bir zimmet suçlaması yok. Yapılan yardımın yardım maksadıyla uygun kullanılmamasından dolayı ve birtakım mali eksiklikler var. Şimdi her dönemde denetlenen bir derneği siz topladığı paraları iç ediyormuş gibi gösterirseniz, bu ahlaksızlıktır.

Aile cephenizde bu nasıl karşılandı?

En fazla sevgili anacığımın gözyaşlarına üzülüyorum. Bir de küçük kızım bu işe çok üzülüyor. Onların gözyaşlarına hakikaten dayanamam. Şu Ramazan ayında anacığıma o üzüntüyü yaşatanlardan hesap soracağım.

BUGÜN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*