Zaman Gazetesi nasıl bir gazete?

Zaman Gazetesi nasıl bir gazete?.47113
  • Giriş : 22.10.2007 / 23:00:00
  • Güncelleme : 22.10.2007 / 23:10:01

Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, gazetenin yeni yayın dönemine girdiğini belirterek abone kampanyalarının başladığını duyurdu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


'İyi ki Zaman var' deniyorsa...

Yeni bir yayın dönemine giriyor, abone kampanyalarına başlıyoruz. Bu vesileyle sanırım dertleşmekte fayda var. Böyle dönemlerde ellerimizi şakaklarımıza götürüp "Ya Zaman olmasaydı" diye sormamız gerekiyor.
Çünkü bu gazetenin varlığı büyük bir boşluğu dolduruyor. Herkes çalıştığı, yönettiği, sempati duyduğu gazeteye övgüler düzebilir; normaldir, tabiidir. Zaman'a adanan sözler, basit bir övünme girişimi değildir. Çünkü bu gazete bir yandan kendi başarı grafiğini zirvelere taşımak için yoğun bir gayret sarf ediyor; diğer yandan da başarısını sadece kendine hamletmeyerek okuruyla, meslektaşıyla, ülkesiyle paylaşıyor. Kerameti kendinden menkul övünç bahaneleri ortaya sürmek Zaman'a yakışmaz zaten. O, gazetecilik üzerine yaldızlı laflar söylemektense, dünya çapında bir referans bir gazete olmak için yaptığı çırpınışları anlatmalıdır. Yeri gelince özeleştiri yapar, eksik ve kusurlarını gidermeye çalışır; yeri geldiğinde de başarıyı temellük etmeyerek mütevazı duruşuna devam eder. Başlangıç noktasından bugüne kadar sürdürdüğü yirmi yıllık müstakim çizgi ve yakaladığı geniş ufuk, bundan sonra yapacakları için en büyük teminattır.

Bu kadar hercümercin yaşandığı güzel ülkemizde ma'şeri vicdan hemen her gün "İyi ki Zaman var" demek zorunda kalıyor. Zira Türkiye, zor bir dönemden geçiyor. Bu ülkenin hak ettiği yere gelmesini istemeyenler var. Bu millet ufukları zorladıkça, onlar da hudutları zorluyor. İçimize attıkları fitnelerle bu milleti birbirine düşürmek isteyenler, bizi şüpheler ve vehimlerin cirit attığı karanlık bir dehlize çekmeyi planlıyor. Geçmişte de çok yaşandı bu ayrılık-gayrılık hikâyesi. Bu ülkenin evlatları birbirine düşürüldü. Anaların gözyaşlarına aldırış etmeksizin yürütülen merhametsiz kampanyalar bu güzelim ülkeyi defalarca bir uçurumun kenarına kadar getirdi.

Başkalaşmadan derin sulara açılmak

Bu ülke için planlanan karanlık oyunlara dur diyecek ve sabırla aklı mezcedip çıkış haritaları çizebilecek gazeteye/gazetelere ihtiyaç var. En kışkırtıcı hadise karşısında bile soğukkanlılığını koruyacak, karanlık senaryonun sana biçtiği orantısız tepki rolüne boyun eğmeyecek, en sert tepkileri gösterirken bile hakşinaslıktan ayrılmayacaksın... Kolay değil böyle gazete(ler) yapabilmek. Her gün dalga dalga ve üstüne üstüne gelen provokasyonlara direneceksin; o da yetmez; akıl dolu, mantık dolu analizlerle çıkış yolu arayacaksın, bulacaksın ve göstereceksin. Zaman, bunu yapıyor; daha doğrusu bunu başarabilmek için büyük bir özveri ile çırpınıyor.

Kolay değil tefekkürün kalesi haline gelebilmek. Kolay değil eleştiri dendiğinde insanları aşağılama, onlara hakaret etme gibi eleştiri biçimlerinden sıyrılıp, yol gösterici ve uyarıcı olmak. Kolay değil siyasetten kültür-sanata, ekonomiden spora kadar her konuda herkesi kucaklayabilmek. Kolay değil onca derin sularda kulaç kulaç açılmak ve bu arada başkalaşma yolunda heba olup gitmemek. Kolay değil onca basit konunun fasit değirmenine ram olmayıp eyyamcılığı bir kenara iterek habercilik yapmak. Kolay değil magazin dünyasının acınası tuzaklarına düşmeden her hadisenin arka planına inip, sebep-sonuç ilişkilerinin yumağını ilmik ilmik çözerek analizcilik yapmak. Kolay değil korku, vehim ve düşmanlık üreten şer şebekelerine rağmen sevgi, saygı, hoşgörü deyip yola devam etmek. Ve kolay değil bunları gazete diline dönüştürmek, hakiki manada gazetecilik yapmak...

Zaman zor olanı tercih etti. Doğru da yaptı. Zira Türkiye'nin kaliteli gazetelere ihtiyacı var. Her yazdığı doğru olan, her doğruyu olduğu gibi nakleden, bilgi ve yorumu birbirine karıştırmayan gazeteler olacak ki hem vatandaş gerçeği okuma imkânı bulsun hem de Türkiye bilgi çağını kucaklayabilsin. Bilgiye odaklanan, analize önem veren gazete modeli meccanen yapılacak bir tercih de değildir üstelik. Toplum değişti, değişiyor. Gazeteden dünkü beklentisi ayrıydı, bugün bambaşka. Emin olun, yarın çok daha öte şeyler talep edecek.

Halkın sezgisi aydının bilgisini aştı, aşıyor bu ülkede. Önde görünenler toplumsal değişimi doğru okuyamıyor. Değişimin seyrini takip etmeyi teknolojinin gelişimini izlemek sanıyor kimileri. Oysa aslolan zihniyetin, sosyal değişim ivmeleri doğrultusunda yaşayacağı tekâmüldür; gerisi, teknik donanım ve ona bağlı yapılacak hamlelerdir. Zaman'ın en büyük avantajlarından biri tam bu noktada ortaya çıkıyor. Toplumsal değişim rüzgârı, bu gazetenin arkasından esiyor. Temel hak ve özgürlüklerin demokratik teminat altında olduğu, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin yaşatıldığı bir toplum talebi ile karşı karşıyayız. Herkesin "öteki"nin konumuna saygı duyduğu bir toplumda, suni ayrılıklar da, ayrılığa dayalı kışkırtmalar da boşa çıkacaktır.

Son birkaç yılı hatırlayın lütfen. Danıştay'a yapılan hain saldırı, Sauna çetesiyle başlayıp Ümraniye'ye kadar uzanan çeteleşme süreci, cumhurbaşkanlığı seçiminin büyük bir siyasi krize dönüşmesi ve bu arada muhtıraya kadar uzanan gerginliğin tırmandırılması, adalet kavramının siyasi tercihlerle tarumar edilmesi, siyasi tıkanmalar ve müdahaleler nedeniyle erken genel seçime gidilmesi...

Zaman: Türkiye'ye yeni bir rehber

Badireler aşarak ilerledi Türkiye. Evlatlarımızı birbirine kırdırmak isteyenlerin hevesi kursağında kaldı bu sefer. Oysa bir zamanlar kapalı kapılar arkasında yapılan planlarla halk kolayca cephelere bölünüyordu. Sağcılık-solculuk, Alevilik-Sünnilik, laiklik-İslamcılık gibi toplum mühendislerinin ürettiği kamplara mecburen sığınmış insanların acısını unutmadı bu millet. Aynı hazin akıbeti yaşamamak için aklıselimin sesi, sağduyunun nefesi gazete haline gelip halkla buluşmalıydı. Zaman, bu yolu denedi ve bu güzel millet ne yapılmak istendiğini çok iyi anladı, gazetesini en zor günlerde destekledi; baş tacı yaptı, desteğini hiç esirgemedi... Bugün gelinen noktayı görünce, "Keşke Zaman, yıllar önce de var olsaydı; var olsaydı da birtakım suni krizler toplumu bu kadar derinden sarsmasaydı" demek zorunda kalıyor insan. Keşke o uğultulu günlerin sis perdelerini aralayacak, meseleleri partiler üstü görecek ve sağduyuyu rehber yapacak güçlü sesler o gün de dalga dalga yankılanabilseydi.

Şimdi yeni bir sayfa açılıyor, yeni bir döneme yeni bir seferberlik havasıyla başlanıyor. Ve herkes biliyor ki onca eksikliğine rağmen büyük bir iyi niyetle kaliteli bir gazete için herkes yoğun bir çaba sarf ediyor. Alınan mesafe büyük, yakalanan kalite çok önemli; ancak bizi bekleyen ufukların burcuna henüz başarı bayrağı dikilmiş değil. Bu gazetenin daha çok okunması, daha çok paylaşılması gerekiyor. Çünkü Zaman okumak, ülke meselelerine daha kuşatıcı bir nazarla bakmak anlamına geliyor. İnatlaşmanın, kamplaşmanın, çatışmanın ne ağır bir diyet ödettiğini bilen herkes bugün "İyi ki Zaman var" diyor. Haksız da sayılmazlar. Her türlü aşırılıktan sakınan ve derinlikli haber-derinlikli analiz üzerinde bu kadar duran gazete karşı vicdanlardan dalga dalga yükselen bir sestir; onun çoğala çoğala çağlaması sadece bir gazetenin kazanımı değil; Türkiye'nin bir türlü baş edemediği sorunlarda yeni bir rehber bulmasıdır.

20 yıllık hatıraya yakışır bir eser

3 Kasım'da Zaman, yirminci yılını geride bırakacak. Bu süre zarfında gazetemiz, gazetecilik okulu olma yolunda büyük mesafeler kat etti. Hatalarından ders çıkarmak, eksiklerini gidererek ve hepsinden önemlisi ta en baştaki iyi niyetini her türlü fitne fesada rağmen koruyarak bugünlere ulaştı gazeteniz. Belli vesilelerle arada bir geriye dönüp "Neler yaşanmıştı?" diye sormakta fayda var. Zaman'ın 20 yıllık serencamesi şimdi hoş bir kitaba dönüştü. Aylarca süren yoğun bir çalışma sonucunda Cemal Kalyoncu, 20. Yıl Zaman'ı adını verdiği bir esere imza attı. Aksiyon'daki çalışmalarından tanıyorsunuz Kalyoncu'yu. Yine harika röportajlar yapmış, söylenmeyeni söyletmiş, bilinmeyeni gözler önüne sermiş. Zaman Kitap'ın Genel Koordinatörü Yusuf Çağlar'ın da büyük emek verdiği kitapta harika bir albüm çalışmasına da yer ayrılmış. Eminim, emekleme döneminden başlayan onca bereketli çalışmayı bir anda gözler önüne seren kitabı çok seveceksiniz. Bugün ilk baskısı piyasaya çıkacak "20. Yıl Zaman'ı" isimli eserin abone kampanyası dönemine denk gelmesi de güzel oldu. Umarım bu çalışma, kampanyamıza yeni bir renk katacak ve "Nereden nereye!" dememize vesile olacaktır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious