'Zirve' davasında devlet desteği iddiası

'Zirve' davasında devlet desteği iddiası.19298
  • Giriş : 17.10.2008 / 08:10:00
  • Güncelleme : 17.10.2008 / 08:12:11

Zirve davanın 12. duruşmasında ‘devlet desteği’ diyalogları yaşandı. Dava gitdikçe derinleşiyor. İşte davada yaşanan diyalogları:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Zirve davasında Davanın 12. duruşmasında sanık Emre Günaydın'ın “Varol Bülent Aral bana devlet desteği sağlayacağını söylemişti, bunu mahkemede açıklasın” sözlerine Aral “Cezaevine SIM kart gönderenler diğer desteği de sağlarlar” şeklinde yanıt verdi.

Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde biri Alman 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın 12. duruşması Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. Duruşma nedeniyle, sabah saatlerinden itibaren Malatya Adliyesi çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Tutuklu sanıklar Emre Günaydın, Salih Gürler, Abuzer Yıldırım, Cuma Özdemir ve Hamit Çeker jandarma ve polis ekiplerinin güvenlik önlemleri altında adliyeye getirildi. Duruşmayı, öldürülen Alman Tilman Ekkehart Geske'nin eşi Susanna Geske, Diyarbakır Kiliseler Başpastörü Ahmet Güvener, sanık yakınları, müdahil avukatlar, sanık avukatları ve basın mensupları izliyor.

Duruşmada tanık Varol Bülent Aral'ın ifadesine başvuruldu. Sanıklardan bir tek Emre Günaydın'ı 2006 yılının sonbaharında Malatya Birlik Gazetesi'nde çalıştığı 3 günlük sürede tanıdığını ve diğer sanıkları tanımadığını ifade eden Aral, Günaydın'la misyonerlikle ilgili konuşmadıklarını ancak PKK ile ilgili konuştuklarını söyledi.

İFADEM HAZIRLADIĞIM KİTABIN KURGUSU

Varol Bülent Aral, mahkeme heyetinin, 3 Mayıs 2007 tarihinde Adıyaman Kapalı Cezaevinde Zirve Yayınevi davası ile ilgili verdiği ifadenin doğru olup olmadığı yönündeki sorusunu şöyle yanıtladı:

“3 Mart 2008 tarihinde burada da ifadem alındı. O ifadelerdeki anlattıklarım, Ergenekon olayı ile ilgili yazmayı düşündüğüm bir kitabın kurgusudur. Kitabımın ismi 'Teferruat'. Onlar 'Önemli olan vatan gerisi teferruat', diyorlar ya.”

Mahkeme heyetinin “Müdahil avukatlardan Orhan Kemal Cengiz'i tanıyor musun?” sorusuna Aral, “Hayır” yanıtını verdi. Bunun üzerine mahkeme heyeti, “İfadende adı geçiyor” dedi. Aral, ifadesinin yazmayı düşündüğü kitabın kurgusu olduğunu savundu.

Mahkeme heyetinin Adıyaman'da kalaşnikof silahla yakalandığı olayı hatırlatması üzerine Aral, “Silahı, 10 yaşında bir çocuğun elinde kamuflajlı gördüm. Onun elinden aldım. Eski Saray Polis Karakolu'ndaki bir memurla aramız bozuktu, oraya götürmek istemedim. Aynı cadde üzerindeki bir başka karakola götürdüğüm sırada yolda yakalandım” diye konuştu.

HİZBULLAHLA BAĞIM YOK

Mahkeme heyetinin, “Bu anlattıkların da kurgu gibi” ifadesi üzerine, Aral, “Kurgu olarak algılanıyorsa MOBESE kamerası koysunlar. Hrant Dink olayında kameranın faydası görüldü” dedi.

Aral, mahkeme heyetinin “Hizbullah'la bağın var mı?” sorusuna, “Bağım yok” yanıtını verdi.

Mahkeme heyeti, Taraf gazetesine verdiği bir demeçte, “Veli Küçük'ün cezaevinde olmasını hazmedemiyorum” dediğini hatırlatınca Aral, “Veli Küçük bir zanlı. Suçlu olunca bu düşüncemi bir daha düşüneceğim” dedi.

POLİS VE ASKER ÇEVREM ÇOK, BİLGİ GELİR

Varol Bülent Aral, polisteki kendisine ait ajandada Mehmet Ağar, Kemal Kerinçiz, Tuncay Özkan'la ilgili yazılar olduğunun sorulması üzerine, “Birtakım bilgiler geldi, değerlendirmek için not ettim” diye konuştu.

Mahkeme heyetinin, “Sen kimsin de sana bilgi geliyor” sorusu üzerine Aral, “Polis ve subay çevrem çoktur, çay içiyoruz, konuşuyoruz” yanıtını verdi.

Müdahil avukatlardan Özkan Yücel'in, “Size bilgi geldiğini ifade ettiniz, bunun nedeni ne? Jandarma ya da emniyette haber alma adına çalıştınız mı?” sorusuna Aral, “Hayır” yanıtını verdi.

EMRE GÜNAYDIN ARAYA GİRDİ

Sanıklardan Emre Günaydın, söz alarak “Tanıkla misyonerlikle ilgili konuştuk. Madem konuşmadık, konu ile ilgili bu kadar şeyi nasıl biliyor?” dedi. Mahkeme başkanının “Seni olayı gerçekleştirmen konusunda bu mu ikna etti?” sorusu üzerine Günaydın, “Cevap vermeme hakkımı kullanıyorum” dedi.

Aral ise “Emre Günaydın, hiçbir şeyi hatırlamıyor, yalan hastalığına tutulmuş olmalı. Tedavi görmeli” diye konuştu.

GÜNAYDIN: DEVLET DESTEĞİNİ AÇIKLASIN

Emre Günaydın, “Aral bana devlet desteği sağlayacağını söylemişti, bu desteği nasıl sağlayacağını mahkemede açıklasın” dedi. Emre Günaydın'ın iddiasını yalanlayan tanık Varol Bülent Aral “Cezaevine ceket içinde SIM kart gönderenler bunu nasıl başardıysa, diğer desteği de sağlarlar” dedi.

Müdahil avukatların “Herhangi bir yerden tehdit alıyor musun?” sorusu üzerine Aral, şunları söyledi:

“Adıyaman ve Malatya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi tarafından tehdit ediliyordum. Hatta Emniyet, birlikte çalışmamı istedi. 2 Ekim 2008 tarihinde tutuklandığımda sivil iki polisin yanıma gelip, 'Sana senden olur her ne olursa, başın ağrımaz dilin rahat durursa' dedi. Polise, 'Bunu Veli Küçük'ün söylediğini duymuştum, sen kimden duydun?' diye sordum. O da 'Atalarımızdan duydum' dedi.”

Malatya'da 18 Nisan 2007'de Zirve Yayınevi'nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel boğazları kesilerek öldürülmüş, polis zanlılardan Salih Gürler, Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve Abuzer Yıldırım'ı olay yerinde yakalamıştı.

Olaydan sonra üçüncü katın penceresinden kaçmak isterken düşerek yaralanan Emre Günaydın, kaldırıldığı hastanedeki tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.

Zirve Yayınevi davasında sanıklar silahlı örgüt kurmak, terör örgütü faaliyetleri çerçevesinde birden fazla adam öldürmek suçlarmasıyla yargılanıyor.

Zirve Yayınevi davası ertelendi

Malatya'daki Zirve Yayınevi cinayetinin duruşması 21 Kasım'a ertelendi.

TÜRKTIME

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*