Zirvenin sonucu ne olacak? (YORUM)

Zirvenin sonucu ne olacak? (YORUM).10469
  • Giriş : 02.11.2007 / 14:23:00

Türkiye'nin muhtemel sınır ötesi operasyonunda kritik diplomatik sürece girildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


HÜSEYİN GÜLERCE yazdı...

Bugün İstanbul'da "Irak'a Komşu Ülkeler Konferansı" başlıyor. Toplantı önemli bir zirve; çünkü komşu ülkelerle sınırlı değil.
Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin temsilcileri, G8'lerin ve Arap Birliği'nin dışişleri bakanları, BM ve İslam Konferansı Örgütü genel sekreterleri de toplantıya katılıyor. Ardından da Başbakan Erdoğan, 5 Kasım'da ABD'de Başkan Bush ile görüşecek. Diplomasi, şu bir hafta içinde son şansını kullanacak.

Elinde Meclis'in verdiği yetki ile bu hükümet daha bir süre diplomatik çözüm bekleyemez. Erdoğan-Bush görüşmesinden mutlaka somut askerî bir adım kararı çıkmak zorunda. PKK lider kadrosunun önemli isimleri ele geçirilmeden, PKK'nın sınırlarımıza girerek yaptığı saldırıları bitirecek bir operasyon olmadan, Türkiye içe dönüp AB yolunda ilerleyemez. Bütün mesele bu askerî harekâtın; PKK ile sınırlı olması, Kuzey Irak Kürt yönetimine bir savaş açılmaması, içeride bir Türk-Kürt çatışması isteyenlere fırsat verilmeden gerçekleşmesidir. Barzani yönetiminin sorumluluk ve ciddiyetten uzak lâfları ve tahrikleri, bize yanlış yaptırmamalıdır.

Bu meselede kilit ülke Amerika'dır.

Amerika bir kader anı yaşıyor. Türk-Amerikan ilişkilerine güven unsurunun hâkim olması gerekiyor. ABD, artık Türkiye'yi oyalayamaz. Topu taca atamaz. Yani Bush-Erdoğan zirvesinden, Türkiye'ye bir itidal tavsiyesi sonucu çıkamaz.

Başbakan Erdoğan'ın ABD ziyaretine Genelkurmay temsilcilerinin de katılması, ABD yönetiminin bu kritik noktada yanlış yapmayacağının bana göre bir işaretidir. Sayın Başbakan'ın gezisine askerlerin de katılması, her ne kadar Türkiye'nin ortak bir devlet politikası yansıtmasının ve sivil-asker ahenginin göstergesi ise de, asıl anlattığı şudur: ABD, Türkiye'nin PKK'ya karşı yapacağı askerî harekâta destek verecektir. ABD, Türkiye ile Kuzey Irak Kürt yönetimi arasında bir kan davasının doğmasına, kendi millî menfaatlerini de düşünerek zemin hazırlamayacaktır. Talabani ve Barzani yüzünden ABD'nin Türkiye'yi gözden çıkaramayacağının adımlarını herkes görecek. Zira bunun aksi, Amerika için bir akıl tutulmasıdır.

Türkiye'de, Amerika'nın yanlış politikalarından kaynaklanan bir Amerikan aleyhtarlığı olduğunu, kamuoyu yoklamalarında Amerika'ya olan desteğin dibe vurduğunu biliyoruz. Türkiye'nin artık Amerika'ya da kafa tutmasının, hatta Kuzey Irak'ta karşımıza Amerika da çıksa onunla da savaşmamız gerektiğini söyleyenler de var. Hatta İran, Çin ve Hindistan ile ittifak kurulabileceğini seslendirenler bile var. Şüphesiz Türkiye, ABD'nin uydusu değil. Sömürgesi de değil. Ama Cumhuriyet Türkiye'sinin, ABD ve AB eksenini bırakıp başka arayışlara girmesinin gerçekçi analizlerini yapanı da görmedik. İran, Çin, Hindistan ittifakını seslendirenlerin, onlara destek veren yarı resmî akademisyenlerin, aynı zamanda Türkiye'yi yalnızlığa iterek içine kapalı totaliter bir rejime mahkûm etmek isteyenler olması ise sadece şunu anlatıyor: Bu ülkede demokrasi dışı beklentiler, özlemler hâlâ diridir, kuvvetlidir ve olağanüstü hallerden medet ummaktadır... Kaldı ki, Suriye ve özellikle İran'ın, PKK ile mücadelede Türkiye'ye gereken desteği vermeyişini de o çevrelerin izah etmesi gerekir. Bizce izahı çok basit: Türkiye'yi bölgemizde başta İran, kimse yeniden söz kesen, mühür basan, ne diyeceği için gözünün içine bakılan güçlü bir ülke olarak görmek istemiyor, vesselam... Türkiye, terörle mücadelede ve bölgede uluslararası bir aktör olmada kararlıdır, işte bunun için Erdoğan-Bush zirvesinden bu kararlılığı pekiştiren bir sonuç çıkacaktır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious