132 STK’dan dershane kapatmaya ortak tepki

Malatya'da 132 sivil toplum kuruluşu (STK), ortak basın açıklaması yaparak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından dershane ile etüd eğitim merkezlerinin kapatılmasına ilişkin hazırlanan yasa tasarısına tepki gösterdi.

Malatya’da 132 sivil toplum kuruluşu (STK), ortak basın açıklaması yaparak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından dershane ile etüd eğitim merkezlerinin kapatılmasına ilişkin hazırlanan yasa tasarısına tepki gösterdi.

Bir otelde düzenlenen basın toplantısında sivil toplum kuruluşları adına Malatya Dershaneler Birliği (MADER-BİR) Başkanı İlyas Zengin açıklama yaptı. MEB Müsteşarı Yusuf Tekin başkanlığında bir komisyon tarafından hazırlandığı ortaya çıkan kanun taslağı ile dershaneler, etüd eğitim merkezleri ve özel kursların kapatılmasının gündeme geldiğini söyleyen Zengin, tasarının bütün yurtta olduğu gibi Malatya’da da infiale sebep olduğunu ifade etti.

Kapatılması düşünülen eğitim kurumlarının ihtiyaçtan doğduğunun altını çizen Zengin, şöyle devam etti: “Dershaneler, 1960’lı yıllardan bu tarafa millete hizmet vermektedir. Zaman zaman kapatılmaları gündeme gelse de hiçbir zaman yasaklanmamıştır. Dershane ve etüd eğitim merkezleri sebep değil, sonuçtur. Eğitime paralel bir yapılanma değil, tamamlayıcı eğitim kurumlarıdır. Mevcut eğitim sistemimizde özel ders ihtiyacını karşılayan özel dershaneler ile okullarımızın işlevleri farklıdır. Özel ders ihtiyacı, alınacak önlemler ile azaltılabilir, ancak ortadan kaldırılamaz. Dünyadaki örnekler ve uygulamalar da bu yöndedir. Unutmayalım ki dershaneler ihtiyaçtan doğmuştur ve ihtiyaç devam etmektedir. Anadolu’nun ücra köşelerindeki öğrenciler dershanelere devam ederek, en iyi üniversitelere giriş hakkı kazanmışlardır. Bu eğitim kurumları Doğu’da ve Güneydoğu’da öğrencileri terör örgütlerinden korumuştur. Sınavlara hazırlık ve okul derslerine katkı sağlamak amacıyla hizmet veren dershaneler halkın teveccühünü de kazanmıştır. 35 yıldır Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu’da yaşadığı sıkıntı ortadadır. Ülkemiz, terör tehdidiyle birlikte bölünmenin eşiğinden dönmüştür. Bölgede hizmet veren dershaneler ve etüd eğitim merkezleri, bölünmenin önündeki en önemli set olmuşlardır.”

Tasarıya göre, 2014 Temmuz ayından itibaren söz konusu kurumların yasaklanmasının belirtildiğini anlatan Zengin, “Bu tasarıya göre orta öğretim ve yüksek öğretime giriş sınavlarına veya bu sınavlar kapsamındaki derslere hazırlık niteliğinde özel ders alınamayacaktır. Yani bir öğrenci okulda anlayamadığı matematik, Türkçe ve benzeri dersleri hiçbir şekilde tekrar alma imkânına sahip olamayacaktır. Dünyada dershaneciliği yasaklayan hiçbir ülke yoktur. Dershaneciliğin bir dönem yasaklandığı Güney Kore’de kısa bir zaman sonra yasak kaldırılmıştır. Dershaneleri kapatma girişimi anayasa teminatı altındaki teşebbüs hürriyeti ile çelişmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik hukuk ilkesinin altını dolduran hürriyetlerden biri olan teşebbüs hürriyetinin TBMM marifetiyle de olsa gasp edilmesi, kısıtlanması kabul edilemez. Bu açıdan Mili Eğitim Bakanlığı’nın dershaneleri kapatma üzere hazırladığı kanun taslağı, Anayasa’nın 48. Maddesi’yle devletin temel amaç ve görevlerini tanımlayan 5. Maddesi’ne aykırıdır. Kanunlar, anayasaya aykırılık teşkil edemeyeceğine göre, MEB’in gece yarısı girişimini TBMM onaylarsa, hukuk devleti ilkesi ağır yara alacaktır.” şeklinde konuştu.

Taslakta ifade edilen, dershaneleri özel okula dönüştürme düşüncesinin fiilen mümkün görülmediğini vurgulayan Zengin, “MEB’in yaptığı araştırmada mevcut 4 bin dershaneden yalnızca 263’ünün dönüşümü mümkündür. Hal böyle iken bu kurumları nasıl dönüştüreceksiniz. Geriye kalan yüzde 80 – 85 ne olacak? Halihazırda özel okulların durumu ortada. Kontenjanlarının neredeyse yarısı boş. Devletimiz özel okulları önemsiyorsa neden bunları desteklemiyor? Kaldı ki dershanelerden bozma okullara destek verildiğinde diğer özel okullar “Biz neden ayrı tutuluyoruz’ demeyecek mi? Deniyor ki dershanedeki öğretmenler kamuya “mülakat ile” alınacak. Türkiye’de şu anda atama bekleyen öğretmenlerin sayısı 250 binden fazla. Madem devletin öğretmene ihtiyacı var, neden yıllardır atama bekleyen öğretmenler atanmıyor? Hal böyle iken dershanelerden gelecek 55 bin öğretmene iş kapısı bulmak imkânsız, neden dershanedeki öğretmenler de tıpkı diğerleri gibi KPSS ile değil de mülakat ile alınıyor? Bu, yıllardır bekleyen öğretmen adaylarına haksızlık değil mi? Kaldı ki mülakatta objektif olunacağı tartışma konusu. Dershanedeki öğretmenler hangi kritere göre kamuya alınacak? Neye göre seçilecek?” diye konuştu.

Yapılması gerekenin, okullardaki eğitim kalitesini artırmak, sınav sistemini gözden geçirmek olduğunu dile getiren Zengin, yasaklarla, kapatmalarla eğitim problemlerini çözmenin mümkün olmadığını savundu. Yöneticilerin bu sese kulak vermelerini istediklerini anlatan Zengin, 75 milyon insanı ilgilendiren düzenlemenin kapalı kapılar ardında değil, konunun muhataplarıyla ve uzmanlarıyla istişarelerde bulunarak düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.